(3682 S. K. m. 8)
Davacı tarafından verilerek 15 Mayıs 1936 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin E. 1989/28, K. 1989/16 sayılı kararı ile Askeri Ceza Kanununun 152 nci maddesi aracılığıyla T.C.K.'nun 423/1, 59/2, 647 Sayılı Kanunun 4/1 ve 6 ncı maddeleri uyarınca neticeten 45.000 TL. ağır para cezasına mahkum edildiğini, Adli Sicil Kanununda belirtilen sürenin geçmesi ile bu cezasının Adli Sicil kayıtlarından çıkartıldığını, nitekim Ankara Adli Sicil istatistik Genel Müdürlüğünün 8 Şubat 1995 günlü, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının Adli Sicil Bölge Müdürlüğünün 23 Ocak 1995 günlü, Oltu Cumhuriyet Başsavcılığının 14 Şubat 1995 günlü yazılarıyla Adli Sicilde sabıka kaydının bulunmadığının bildirildiğini, 3682 Sayılı Adli Sicil Kanununun 8 nci maddesinde de mahkumiyet hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren geçecek beş yıl sonrasında yeniden suç işlenmemesi koşuluyla Adli Sicil kayıtlarından silineceğinin hükme bağlandığını, sabıkasının Adli Sicilden silinmesine karşın hükmün Kara Kuvvetleri ve Kıtası Komutanlıklarında bulunan özlük dosyalarında hala muhafaza edildiğini ve çıkartılmadığını, bunun da her konuda mağduriyetine ve bazı hakları kullanamamasına neden olduğunu, bu yüzden ast subaylıktan subaylığa geçmek için yaptığı başvurunun sırf bu nedenle reddedildiğini, yine yabancı dil sınavlarına bu mahkumiyetinden dolayı giremediğini, mahkumiyet hükmünün özlük dosyalarından çıkartılması için hüküm mahkemesine başvurduğunu, isteminin Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 27 Şubat 1995 gün ve Evrak No. 1995/ 2109, Karar 1995/5 sayılı kararı ile reddedildiğim, Adli Sicilden silinen ve bundan böyle hiçbir hukuki değeri kalmayan bir kararın özlük dosyalarında tutulmasının ve zaman zaman hakkında aleyhine iskan tesis edilmesine esas alınmasının hukuka uygun düşmeyeceğini, Anayasanın eşitlik ilkesi ile bağdaşmayacağını, işlemin hukuka uygun bulunmadığını iddia ederek iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Evlenmek vaadiyle 1983 Ağustos'unda mağdure Emel Çamdalı'nın kızlığını bozmak suçunu işleyen davacının, hakkında açılan dava sonucu İzmir Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin E. 1989/28, K. 1989/16 sayılı hükmü ile Askeri Ceza Kanununun 152 nci maddesi aracılığıyla TCK. nun 423/1, 59/2 ve 647 sayılı kanunun 41/1 ve 6 ncı maddeleri uyarınca neticeden 45.000 TL. Ağır Para Cezasına mahkum edildiği, mahkumiyet hükmünün Askeri Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Sicil Bölge Müdürlüğünün 23 Ocak 1995 günlü, Ankara Adli Sicil Müdürlüğünün 8 Şubat 1995 günlü ve Oltu Cumhuriyet Başsavcılığının 14 Şubat 1995 günlü yazılarıyla Adli Sicilde sabıka kaydının bulunmadığının bildirilmesi üzerine İzmir Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesine başvurarak, mahkumiyet hükmünün Kara Kuvvetleri ve Kıt'ası Komutanlıklarında bulunan özlük dosyalarından çıkartılmasına karar verilmesini istediği, isteminin adı geçen Mahkemenin 27 Şubat 1995 gün ve Evrak No.: 1995/ 2109, Karar No.: 1995/5 sayılı kararı ile reddedildiği, davacının adli sicilden silinen mahkumiyet hükmünün özlük dosyalarından çıkartılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
3682 Sayılı Adli Sicil Kanununun Adli Sicilden Kaydın Çıkartılması başlıklı 8 nci maddesinde, karar verilen ceza cinsinden bir cezaya yada daha ağır bir cezaya mahkum olunmaması halinde maddede gösterilen suçların niteliğine göre cezanın çekildiği, ortadan kalktığı veya düştüğü tarihten itibaren başlayan sürelerin geçmesi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince duruşma yapılmaksızın adli sicildeki kaydının silinmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Davacının kızlık bozmak suçundan ötürü hakkında verilen mahkumiyet cezasının kanun maddesi uyarınca adli sicil kaydından çıkartıldığı, davacının mahkumiyet hükmünün kıta özlük dosyası ile Kuvvet Komutanlığı özlük dosyasından da çıkartılması dileğiyle girişimlerde bulunduğu, dileği doğrultusunda bir sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlığı yargı yoluna döktüğü görülmektedir.
Davacının özlük dosyalarında bulunan mahkumiyet kararı gerek ceza hukuku ve gerekse idare hukuku bakımından hüküm ve sonuçlar doğuracak nitelik ve yeterlikte olan karar özelliği taşımadığı, bir diğer deyişle davacı hakkında işlediği bir suç nedeniyle yapılacak bir ceza uygulamasında göz önünde bulundurulamayacağı gibi yine davacı hakkında bir konuda tesis edilecek idari bir işlemede dayanak yapılamaz. Açıkçası davacının işlediği bir suç nedeniyle yapılacak yargılamasında, hakkında tekerrüre esas alınamaz, iyi halli olmadığına ve buna göre hakkında yapılacak uygulamaları, engel sayılamaz. İdari işlemler yönünden de, bir işlemin nesnel nedenini oluşturamaz, işlemin tesisine gerekçe yapılamaz. Bunların nedeni, davacının şahsi dosyalarında bulunan mahkumiyet hükmünün, aradan geçen süre nedeniyle hiç vaki olmamış sayılması ve adli sicil kaydından çıkartılması nedeniyle davacının suç işlememiş yani sabıkasız duruma gelmiş olmasıdır. Bundan böyle, söz konusu mahkumiyet hükmü, belli bir konuda davacı hakkında alınacak bir idari karar için dayanak oluşturamaz. Bu karara dayanılarak alınacak bir idari karar ve işlem en azından neden öğesi yönünden hukuka uyarlı sayılamaz, hukuken vaki olmamış sayılan bir kararın, hüküm ve sonuçlarını devam ettiriyormuş ve hayatiyetini koruyormuşçasına bir idari işleme esas alınması o idari işleme hukuki geçerlik kazandıramaz. Hukuki değeri ve geçerliği kalmayan bir hükmün, davacının özlük dosyalarından çıkartılma sının davacı yasaklayacağı pratik bir yarardan da söz edilemez. İdarenin böylesi bir yararı davacı hakkında tesis edeceği idari işlemler için gerekçe ve dayanak yapamayacağını bilir olması karşısında, hukuken yok hükmünde bulunan bir mahkumiyet kararının özlük dosyalarından çıkartılmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
İdarenin aksine bir tutumla, bu kararı bir işleme dayanak alması halinde, o işlemin iptali için yargı yoluna gelinebileceği göz önünde bulun durularak, hükmün davacının özlük dosyalarından çıkartılmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı görülecektir.
Bu nedenlerle, davacının tüm iddiaları kabule değer bulunmamıştır. Açıklandığı üzere, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy