(1076 S. K. m. 3) (1111 S. K. m. 5, 9)
Davacının 23 Mayıs 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile vekili tarafından verilen ve 31.7.1995 tarihinde kayda geçen cevap layihasında, askerlik süresinin uzatılması işleminin iptali istemi ile açtığı davanın reddine karar verildiğini, her ne kadar iptal davası reddedilmiş olsa bile idare hukukunun genel esasları gereğince yasal bir işlem sonucu kişilerin hak ve menfaatleri ihlal edildiği takdirde buna ilişkin olarak tam yargı davası açılabildiğini, mesleği olan serbest avukatlığa askerliğin uzaması nedeni ile 3 ay geç başladığını, 1994 yılı için belirlenen asgari yaşam şartları gereğince 55.000.000. TL. maddi zarara uğradığını, bu geç başlamadan manevi sıkıntı içine düştüğünü askerlik hizmetini sivil hayattan ayrı maddi ve manevi sıkıntıları bulunduğunu 3 ay uzatılması nedeniyle manevi zarara uğradığını, idare hukukunda kusursuz sorumluluk ilkesinin çok geniş bir uygulama alanı bulan sorumluluk türü olduğunu, kaldı ki Anayasanın 125 nci maddesi de idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekte yükümlüdür, hükmünü getirdiğini, davacının serbest avukatlığa 3 ay geç başlamak durumunda bırakıldığını, 237 nci dönem yedek subaylar 16 ay süre ile askerlik yaptığı halde, davacının bunun yarısı olan 8 ay askerlik yapması gerekirken, 9 ay askerlik görevini ifa ettiğini, kanunun amir hükmüne rağmen 1 ay fazladan askerlik hizmeti yaptırıldığını, açıklanan nedenlerle 55.000.000. TL. maddi 50.000.000.TL. manevi tazminatın 11.7.1994 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile Dairemizin 8 Mart 1995 gün ve Esas No. 1994/1267 Karar No. 1995/271 sayılı hükmünün tetkikinden;
1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 3 ncü maddesinde, Yedek Subayların hizmet sürelerinin Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum üzerine lüzumu kadar uzatılabilip kısaltılabileceğini hükme bağlamıştır.
1111 Sayılı Askerlik Kanununun 5 nci maddesiyle de, 1076 Sayılı Kanuna tabi yükümlülerden, bu yükümlülüklerini istekleriyle veya seçim sonucu yedeksubay adayı olamadıkları için erbaş er olarak yerine getirecekler ile makul bir özrü olmaksızın seçime katılamayanların hizmet sürelerinin aynı celbe tabi olup yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresinin yarısı kadar olduğu belirlenmiştir.
Öte yandan 1111 Sayılı Kanunun 9 ncu maddesinde de, terhis zamanlarının ancak Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar Kurulu Kararıyla kısmen veya tamamen değiştirilebileceği öngörülmüştür.
Celp edilip tetkik edilen belgelerden, davacının askerlik hizmeti bitmeden 1076 ve 1111 Sayılı Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunun 20 Aralık 1993 gün ve 98/5098 sayılı kararına istinaden Türk Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacının devam etmesi nedeniyle 236 ncı dönem sağlık sınıfı yedeksubaylar ile 237 nci dönem karışık sınıf yedeksubayların hizmet sürelerinin 5 ay uzatıldığı 237 nci dönem 6 aylık hizmete tabi erbaş ve erlerin terhislerinin 3 ay durdurulduğu ve bu personelin izinlerinin de aynı şekilde düzenlendiği anlaşılmıştır.
Yukarıda değinilen yasaların açık hükümleri karşısında Bakanlar Kurulunun bu kararında hukuka aykırı bir cihet bulunmamaktadır. Davacının iptalini istediği Genelkurmay Başkanlığının emri de, Bakanlar Kurulu Kararının tekrarından ibaret ve Bakanlar Kurulu kararının yerine getirilmesine ilişkin bir emirdir. Bu itibarla Genelkurmay Başkanlığının bu emrinin de hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği belirtilerek açılmış bulunan işlemin iptali davasının reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davanın konusu fazladan yaptırılan askerliğin zararına neden olması iddiasına dayalıdır. Yukarıda açıklandığı üzere işlem hukuka uygun olup bu konuda açılan iptal davası da reddedilmiştir.
Hukuka uygun bir işlemden dolayı davacının maddi bir zararından ve keza kişisel haklarının ihlali nedeniyle manevi bir zararından söz etmek imkansızdır. Zira maddi ve manevi tazminat davalarının olumlu karşılana bilmesi için a) bir zararın doğmuş olması, b) işlemin hukuka aykırılık unsurunu taşıması, c) zararla işlem arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir.
Dava konusu olayımızda ise idarenin işleminin hukuka aykırı olmadığı konusunda AYİM. İkinci Dairesinin yukarıda belirtilen kararı mevcut olup bu karar kesin hüküm halini almıştır.
Bu itibarla;
Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy