(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 24 Şubat 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve 21 Nisan 1995 tarihinde kayda geçen cevaba cevap layihasında özetle; davacıların murisi Hv. Plt. Kur. Yb. Unsal Aksoy'un F-16 tayyaresi ile uçuş hizmeti dönüşünde, meydana ineceği sırada, uçuş kontrol kulesinin başka bir kurye uçağına da aynı anda iniş izni vermesi ve diğer uçağın görülmesi ile birlikte daha büyük bir faciayı önlemek uğruna yaptığı manevra sonucu tayyaresinin düşmeyle 3.1.1994 tarihinde şehit olduğunu, olay nedeniyle davacılara T.C. Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünce vazife maluliyeti aylığı bağlandığını, müteveffanın anne ve babasına da 5434 Sayılı yasanın 72 nci maddesinin 8.6.1994 tarih ve 3997 sayılı yasa ile değişmesi sonucu müracaatları ile kendilerine emekli aylığı bağlandığından davacıların aylıklarının azaldığını bilahare aynı konuda 8.12.1994 tarih ve 4049 sayılı yasa ile 5434 Sayılı yasada yapılan değişiklikle anne ve babaya bağlanan aylığın tekrar kesildiğini, ölüm olayının uçuş kontrol kulesinin görevini yeterince yapmamasından meydana geldiğini, davacılara yapılan söz konusu ödemelerin uğradıkları maddi ve manevi zararları karşılamaktan uzak olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatın hesabında müteveffanın T.C. Emekli Sandığı üyeliğinin 10 yıldan fazla olmasının dikkate alınmasının gerektiğini, davacıların ayrıca OYAK ikramiyesi tasarrufu teşfik fonu gelirleri v.b. destekten yoksun kalma kalemleri yanında ölüm olayı meydana gelmeseydi görev süresince yararlanılacak lojman hizmeti karşılığı gelirden mahrum kaldıklarının değerlendirilmesinin gerektiğini, uğranılan zararda idarenin hizmet kusurunun sebep olduğunu, olmasa bile objektif sorumluluk ilkesi gereğince zararın idarece karşılanmasının Anayasa hükmü olduğunu, olayda murisin kusurunun bulunmadığını, ölenin olabilecek müterafik kusurunu dikkate alınarak davacı eş Aynur Aksoy için 3.100.000.000. TL. maddi 100.000.000. TL. manevi davacı çocuk İncifer Aksoy için 800.000.000. TL. maddi 100.000.000. TL. manevi davacı çocuk Nilüfer Aksoy için 1.300.000.000. TL. maddi 100.000.000. TL. manevi tazminat talep ettiklerini, davacı vekili ayrıca 21.5.1995 tarihinde kayda geçen savunmaya cevap dilekçesinde, davalı idarece olayla ilgili düzenlenen müşterek kanaat raporunda, ana sebep olarak pilotun kusurunun tali sebebi olarak da uçuşla ilgili muhabere ve elektronik sistemlerde etkin bir kullanımının idarenin diğer ajanları tarafından gerçekleştirilmemiş olmasının değerlendirildiğini, muris tecrübeli bir pilot olarak altimetreyi yanlış okumasının mümkün olmadığını, bu durum yüce mahkemece tayin edilecek 3 kişilik bir bilirkişi heyetine olaydaki kusur yönünü araştırılması ile daha doğru bir sonuca ulaşılabileceğini, olayda hem illiyet bağı ve hem de bizmut kusurunun bulunduğunu, bir an için müteveffa pilotun kusurlu olduğu varsayıldığında kusur oranının nisbetinin konusu tarafsız uzmanlar tarafından belirlenmesinin özel önemi belirdiğini, davalı idarenin ortak kusur şeklindeki tavsifinin davacıların yakını pilot dışında idarenin diğer ajanlarının sorumluluğunun kabul ettiği anlamında olduğunu, bu durumda ortak ve müterafik kusuru bir arada olmasının mümkün olmadığını, dava konusu olayda ortak illiyetin bulunmadığının idarenin ağır sorumluluğunun bulunduğunu, müteveffa pilotun davranışının kusur sayılabilecek ve dolayısıyla tazminat tan indirime neden olabilecek nitelikte olmadığının mevcut enflasyonist ortamda dava konusu olayda ele geçecek tazminatın miktarının bir kamu görevlisi için felaketi özenilir hale getirmeyeceğini, aynı yasayı uygulayan diğer mahkemelerce manevi tazminata yürütülen faizin tazminatı tamamlayıcı nitelik tazminat faizi olarak değerlendirirken AYİM'in bunun temerrüt faizi olarak değerlendirerek tazminatın geç ödenmesinin külfeti olarak gördüğünün, bu durumun aynı olayda zarara uğrayanların aynı anda veya başka tarihlerde dava açsalar bile yargılama sürecine göre takdir edilen manevi tazminatın adil ve hakkaniyete uygun olmayan sonuçlara sabit olduğu nedenler ile manevi tazminat olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin gerektiğini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden olayla ilgili olarak Hv. K. K.lığınca 5.5.1995 tarihinde onaylanan müşterek kanaat raporunda Kaza-Kırım; 1. Alçak irtifa Tacan beklemesi yapan kurye uçağının uçuş bilgisinin yaklaşma kontrol tarafından GCA ve alçalma yapan uçaklara bildirmemesinden, 2. IFP li olarak uçan ve GCA ile yaklaşma skobunda 1 et olarak görülmemesi gereken kurye uçağının GCA tarafından tesbit edilmemesinden, 3. Alçalma yapan iki numaranın (düşen uçak) 14 milden sonra derin bir varyo ile alçalarak altı metreyi değerlendirmeyip 3200 feet yerine 2200 feette düz uçuşa geçme yanılgısına düşmesi veya biran önce bulut altı alma çabasından kaynaklandığı değerlendirilmiştir, dedikten sonra çözümleme başlığı altında ana sebep olarak pilotun (müteveffa) bir an önce bulut altı alması ve görerek yaklaşmada ısrar etmesi ve altimetreyi yanlış değerlendirerek 3200 feet yerine 2200 feet de düz uçuşa geçmesi belirtilirken tali sebep olarak da kurye uçağının F-16 uçaklarının yaklaşma hattında alçak irtifa TACA beklemesi yaptığı bilgisinin GCA (Yerden Kontrollü Yaklaşma) ya aktarılmaması ve IPF li uçan kurye uçağının tabi echo dışında olmasına rağmen GCA in ilk yaklaşma skobunda teşhis edilmemesi ortaya kon muştur, 1 nci Taktik Hv. K. K. Askeri Savcılığının 17.6.1994 tarih ve 1994/136-344 esas ve karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararında, 5.5.1994 tarihli müşterek kanaat raporuna atıfta bulunarak olayın meydana gelmesinin pilotun biran önce bulut altı alması ve görerek uzaklaşmada ısrar etmesi, altı metreyi yanlış değerlendirerek 3200 feet yerine 2200 feet düz uçuşa geçme isteğinden kaynaklandığının belirtilmiş bulunması ve söz konusu bu uçağın pilotunun kazada şehit düşmüş olması karşısında olayla ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili, davalı idare tarafından hazırlanan müşterek kanaat raporuna katılmadıklarını kazanın ana sebebinin söz konusu raporda tali sebep olarak sayıldığını belirterek esas kusurun meydan harekat (veya uçuş kulesinde) olduğunu ve tarafsız bir bilirkişi heyeti teşkil edilerek kusur yeniden kazanın yeniden incelenmesini istemiş ise de, müşterek kanaat raporlarının hazırlanmasında esas maksadın olayın hukuki yönünden ziyade teknik olarak kaza kırımın meydana geliş, şeklinin incelenerek Hava Kuvvetlerin pilot ve uçuş birimlerinin eğitimine katkı sağlanması suretiyle kaza-kırımların azaltılması olduğu dikkate alınarak söz konusu müşterek kanaat raporuna itibar edilmiş ve davacıların yakımı müteveffa pilot Kur. Yb. Unsal Aksoy'un kaza-kırımın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Teknolojideki son yenilikleri bünyesinde bulunduran çok girift ve teferruatlı elektronik yapısı bulunan uçak kazalarına idare ve kullanan tarafından her türlü tedbir alınsa bile rastlanmaktadır. Kullanılan aracın hareket kabiliyetinin çok seri olması elektronik aygıtların çeşitliliği ve görülen fonksiyonun niteliği nedeni ile pilotluk mesleği riski bir kamu hizmeti sayılmaktadır. Aynı zamanda görülen faaliyetin bünyesinde mevcut bir tehlikelilik taşıdığından da bahsetmek mümkündür. Bu nedenlerle idarenin herhangi bir kusuru bulunması da bu faaliyet esnasında doğan zararları kusursuz sorumluluk esası uyarınca gidermesi hakkaniyet icabıdır. Ayrıca kaza raporunda pilotun ihmal ya da yanlışlık olarak zikredilen hareketlerinin de meydana gelen zarardan belirtilen ilke uyarınca idarenin kusursuz sorumluluğunu engelleyici nitelikte ve kezafette olmadığı ve idarenin buna rağmen sorumluluğunun varlığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle davacıların zararlarının idare tarafından karşılanmasının idare hukukunun genel ilkeleri, hakkaniyet ve nesafet kuralları gereğidir.
Davacı eş ve çocukların gerçek maddi zararlarının tesbiti amacı ile re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek mahkememize ibraz edilen 25.12.1995 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden eş Aynur Aksoy'un şehitlik tazminatının tümünün mahsubuna rağmen karşılanamayan personel zararın 1.754.547.133. TL. birinci çocuk İncifer Aksoy'un aynı şekilde karşılanamayan parasal zararının 426.933.261. TL. ikinci çocuk Nilüfer Aksoy'un da aynı şekilde karşılanamayan parasal zararının 445.684.590. TL. olduğunun bildirildiği ulaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekili bilirkişi raporunun hesapların kontrolüne imkan vermeyecek ölçüde, simgelere ve sonuçlara dayalı olduğundan bahisle bu durumun Yargıtay'ın içtihatlarına aykırı bulunduğu, yine bilirkişi raporunda müteveffa pilotun net maaşının 57.000.000 TL. olması gerekirken 52.000.000 TL. olarak hesaplanmış olduğu, 2629 Sayılı Yasa gereğince ödenen %30 yasal faiz uygulanarak yararın fazla gösterildiği bakımlarından itiraz etmiş ise de, davacı vekilinin söz konusu itirazları bilirkişi raporunun yeterince açık olduğunu gösterdiği açıktır. Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, Mahkememizce kabul gören kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu benimsenerek bu yönde tatbikat yapılmıştır.
Davacılara olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırapları kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacılar vekili manevi tazminata faiz yürütülmesi isteminde bulunmuş ise de, Kurulumuzca takdir olunan manevi tazminat miktarları paranın karar anındaki alım gücü dikkate alınarak tespit edildiğinden bu istem kabul edilmemiş ancak, hükmedilen manevi tazminata karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle:
Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffa Hv. Plt. Kur. Yb. Ünsal Aksoy'un müterafik kusuru dikkate alınarak davacı eş Aynur Aksoy'a 877.000.000. TL. (sekiz yüzyetmişyedimilyon TL,.), çocuk İncifer Aksoy'a 213.000.000. TL. (ikiyüzonüçmilyon TL.), çocuk Nilüfer Aksoy'a 222.500.000. TL. (ikiyüzyirmiikimilyonbeşyüzbin TL.) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
Hükmedilen maddi tazminatlara davacılara emekli aylığı bağlandığı 15 OCAK 1994 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (yüzdeotuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
Takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacılara ayrı ayrı 35.000.000.-'ar TL. (otuzbeşermilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine yer olmadığına, ancak karar tarihi olan 10 Ocak 1996 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy