(2709 S. K. m. 72) (1111 S. K. m. 77, 78) (211 S. K. m. 58, 59)
Davacı vekili 16.06.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin askerlik ödevini yapmak üzere 04.03.1992 tarihinde silah altına alındığını ve 04.06.1993 tarihinde normal 15 aylık askerlik hizmetini bitirerek terhis edildiğini, 08.11.1992 - 03.05.1993 tarihleri arasında izin tecavüzü suçundan yargılanıp beraat ettiğini, aldığı raporların mahkemece hukuka ve hastalığa uygun olarak verildiğinin saptandığını, daha sonra S.Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca müvekkili hakkında memuriyet görevini suiistimal, memuriyet görevini sair hallerde suiistimal, Rüşvete iştirak, rüşvet vaadi kabul etmek, askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak, suçlarından kamu davası açıldığı, bu suçlardan 21.09.1994 - 15.12.1994 tarihleri arasında tutuklu kaldığını, Mahkeme dosyasında mevcut GATA Profesörler Kurulunun müvekkili hakkında verilen raporlar üzerinde yapmış bulunduğu incelemede istirahat sebepleri tanıları uygun bulunup sadece 160/1 Yönergesinin 3.Bölüm2/c maddesine şeklen uygunsuz olduğunun belirtildiğini, idarece müvekkilinin mahkeme kararı ve raporlar hiçe sayılarak 15.06.1995 günü eksik olduğu hizmetini tamamlatmak üzere birliğine sevk edildiğini, bu sevk işleminin usulsüz olduğunu, keyfiyetin Anayasanın 15 nci maddesine ve 1111 sayılı Kanununa aykırı olduğunu, müvekkilinin kardeşinin halen Şırnak Uludere'de görev yapmakta olduğunu, 1111 sayılı Kanun gereği bir aileden iki kişinin birden askerlik görevi için alınmasına imkan bulunmadığını, öncelikle yürütmenin durdurulmasına ve işlemin iptaline karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi davalı idarenin birinci savunması alındıktan işleme mesnet bilgi ve belgelerin incelenmesinden sonra görüşülerek AYİM. Nöbetçi Dairesinin 16.08.1995 gün ve 1995/71 Esas sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması istemi reddedilmiştir.
Dava, askerlik hizmetini tamamlayarak terhis edilen davacının, izni esnasında fasılasız altı kez almış olduğu toplam 115 günlük istirahat raporlarında usulsüzlük olması nedeniyle bu raporlardan ilk 20 günlük raporun askerlik hizmetinden sayılarak diğer tek tabip tarafından verilen 95 günlük istirahat raporlarının askerlik hizmetinden sayılmayarak bu kadar süre noksan yaptırılan askerlik hizmetinin tamamlanması için yeniden askere alınma işleminin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Dosya ve eklerindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının 04.03.1992 tarihinde askere alındığı, Sarıkamış 9.P.Tüm.İs.Svs.Tb.Kh.Srv.Bl.Komutanlığında askerlik görevini yapmakta iken 20.10.1992 tarihinde (2) gün yol süresi verilerek 17 gün süre ile kanuni izine gönderildiği, 08.11.1992 tarihinde izini biten davacının 05.11.1992 tarihinde Elazığ Askeri Hastanesinden (20) gün istirahat raporu aldığı, 25.11.1992 tarihinde istiratı bittiği, bu kez 26.11.1992 tarihinde Karakocan Askerlik Şubesince kendisini Elazığ Askeri hastanesine sevk ettirdiği, aynı gün Askeri Hastanece Elazığ Devlet Hastanesine sevk ettirdiği, 07.12.1992 tarihine kadar ayakta tetkik ve tedavisi yapılan davacının 07.12.1992 tarihinde hastaneye yatırıldığı, 04.01.1993 tarihinde 20 gün istirahatla taburcu edildiği, 15.02.1993 tarihinde istirahatı bittiği, 16.02.1992 tarihinde Elazığ Askeri Hastanesince yeniden Devlet Hastanesine şevkini yaptırdığı, 17.02.1993 tarihinde Elazığ Devlet Hastanesine yattığı, 25.02.1993 tarihinde 20 gün istirahatla taburcu edildiği, 15.03.1993 tarihinde raporu biten davacının 16.03.1993 tarihinde Askeri Hastaneye müracaat ettiği, oradan Devlet Hastanesine sevk edildiği, burada 17.03.1993 - 31.05.1993 tarihleri arasında muayene ve tetkik yaptırdığı, 31.03.1993 tarihinde (20) gün rapor aldığı, 19.04.1993 tarihinde raporu biten davacının son kez 19.04.1993 tarihinde Molla kendi Sağlık Ocağı tabipliğinden (15) gün rapor aldığı ve raporu 04.05.1993 tarihinde bittiği, 03.05.1993 tarihinde kıtasına katıldığı, davacının 08.11.1992-03.05.1993 tarihleri arasında işlediği izin tecavüzü suçundan yargılandığı, 9 ncu P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 27.09.1993 gün ve 1993/900 - 508 Esas ve Karar sayılı ilamı ile davacının raporlarını boşluk kalmayacak şekilde arka arkaya alması, rahatsızlığı nedeniyle izin tecavüzünde bulunduğu, suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraatına karar verildiği, davacıyla ilk raporu veren ve müteaddit defalar Devlet Hastanesine sevk eden Elazığ Askeri Hastanesi Başhekimi Tabip Albay ve 19 sanık hakkında 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 29.09.1998 gün ve 1998/130-636 Esas ve Karar sayılı ilamından davacının askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan Beraatına ...........'ında bu suça iştirakinden beraatına karar verildiği, gerekçede sanık ............'in Devlet Hastanesince davacıya verilen raporları onaylamaması gerektiği, ancak hasta ve iş yoğunluğu içinde bu hususun gözden kaçmış olabileceği, suç kastının bulunmadığının, askerliğini tamamlamak üzere yeniden birliğine sevk edildiği anlaşılmaktadır.
1982 Anayasasının 72 nci maddesinde, vatan hizmetinin her Türk'ün hakkı ve ödevi olduğu, hizmetin Silahlı Kuvvetlerde ya da kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceğinin veya getirilmiş sayılacağının kamunla düzenleneceği belirtilmiştir.
Askerlik hizmetinin yerine getiriliş usul ve esasları, 1111 sayılı Askerlik Kanunu ile 1076 sayılı Yedeksubay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda düzenlenmiştir.
1111 sayılı Askerlik Kanununun 77 nci maddesinde; erbaş ve erlerin izin sürelerinin muvazzaflık hizmetinin her ayı içinde iki gün olarak hesap edileceği ve bu izin süresinin muvazzaflık hizmetinden sayılacağı, bir yıl içerisinde verilen izin sürelerinin toplamının otuz günü geçemeyeceği, aynı Kanunun 78 nci maddesinde; muvazzaflardan tebdil havaya gidenlerin tebdil hava müddetlerinin üç aylık kısmının askerlik hizmetinden sayılacağı, üç aydan dışında kalan sürenin askerlik hizmetinden sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.
211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 58 nci maddesinde, hastalanan askerlerin muayene ve tedavilerinin kendi kıta ve kurumlarının kadrolarında gösterilen tabiplerce yapılacağı, kadroda gösterilen tabiplerin bulunmaması halinde oradaki diğer kıta veya askeri kurumların tabiplerinden biri, yoksa mahalli askeri hastane tabiplerinden biri, askeri hastane bulunmuyorsa sırası ile hükümet, belediye veya resmi vazifeli sivil tabiplerden biri, bunlar da mevcut değilse sivil tabiplerden birinin kıta veya kurum tabibi olarak görevlendirileceği belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 59 ncu maddesinde ise, kıta veya askeri kurumun bulunduğu yerden başka bir yere de hastalanan askerlerin hastalıklarını oranın garnizon veya merkez komutanlığına haber verecekleri, askeri garnizon veya merkez kumandanlığı bulunmayan yerlerde hastalananların mahallin hükümet veya belediye tabibine müracaat edecekleri, bunların muayene ve tedavilerinin, icab ediyorsa hastanın askeri hastaneye, buna imkan yoksa başka hastaneye şevklerinin bu tabipliklerce sağlanacağı, hasta raporlarının garnizon kumandanlıkları, yoksa mahalli mülki amirliklerince hastanın amirine gönderileceği öngörülmüştür.
Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 272 ve müteakip maddelerinde de kanun hükmüne paralel düzenleme getirilmiştir.
TSK. Personel Sağlık Muayene Yönergesi (33-2(A)) Üçüncü Bölümünün 2 nci maddesinin (c) bendinde ilk yirmi güne kadar alınan raporlardan sonra alınacak tüm raporların geçerli olabilmesi için kesinlikle sağlık kurulundan alınması gerektiği açıklanmıştır.
Aynı Yönergenin devlet hastanelerinin rapor verme yetkilerini belirleyen 12 nci maddesinde, yatarak veya acil tedaviyi gerektiren trafik kazası, acil ameliyat veya müdahale ihtiyacı gibi durumlarda makul mesafe içinde hiçbir askeri sağlık kuruluşunun bulunmaması halinde devlet hastanesine başvurularak tedavi sonunda rapor alınabileceği, ancak bu sağlık kurul raporunun 15 gün içinde onaylatılması gerektiği, öte yandan garnizondaki askeri sağlık kuruluşlarında tetkik ve tedavi olanağı bulunmayan hastaların tetkik ve tedavileri için GATA'ya şevkleri esas olmakla birlikte, şayet hastanın tıbbi burumu, pratiklik, sürat ve maliyet gibi faktörlerin gerekli tetkik ve tedavinin garnizondaki bir sivil sağlık kuruluşunda devlet ve üniversite ya da sosyal sigortalar hastanelerinde yapılmasının daha kabili tatbik olacağı sonucunu vermesi halinde, hastanın başvurduğu hastane ve garnizon koordinatör baştabibi ile koordine edilerek sivil sağlık kuruluşlarına sevk edileceği, tedavi sonunda alınan raporun askeri hastanece onaylanacağı belirtilmiştir.
TSK. Personelinin Sağlık Muayene Yönergesinin Birinci Bölümünün 3 ncü maddesinin (o) bendinde, istirahat sürelerinin sağlık izin süresinden sayılacağı hükmüne yer vermiştir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, Türkiye Cumhuriyeti tebası her erkek için bir yükümlülük olan askerlik hizmetinde asker kişilerin muayene ve tedavilerinin özel bir biçimde düzenlendiği görülmektedir.
İstirahat sürelerinin askerlik hizmetinden sayılabilmesi için, istirahati gerektiren rahatsızlığın gerçekten var olması, raporların mevzuatta öngörülen usul ve esaslara uygun olarak alınmış bulunması gereklidir. 20 Ekim 1992 tarihinde memleketine izinli olarak gelen davacının izin bitimine yakın bir tarihte vasıtasıyla Elazığ Askeri Hastanesi Baştabibi Alb. ........'in özel muayenesine giderek ücreti mukabilinde muayene olduğu, 20.11.1992 tarihinde aynı doktordan Askeri Hastaneden (20) gün istirahat raporu aldığı, istirahat bitiminde kendisini (4) kez Askeri Hastaneden Elazığ Devlet Hastanesine sevk ettirdiği ve (20) şer gün istirahat raporu aldığı, son kez Elazığ Mollakendi Sağlık Ocağından (15) gün istirahat raporu aldığı, böylece ısbatı vücut etmeye mecbur olduğu kıt'asına dönmeyerek 115 gün istirahatı memleketinde geçirdiği, bu raporlardan sadece Askeri Hastanesince verilen ilk (20) günlük istirahat raporunun doktorun ihtisası ve konulan tanıya göre usulüne uygun olarak alındığı ve bu sürenin askerlik hizmetinden sayıldığı, geriye kalan (95) günlük tek tabip tarafından verilen istirahat raporlarının yukarıdaki fıkralarda özetlenen mevzuat hükümlerine uygun olarak alınmadığı, her defasında istirahatının son günü yeniden rahatsızlanan değişik tanılarla kendisini Devlet Hastanesine sevk ettirerek buradan tek tabib tarafından istirahat raporları alan davacının konulan tanılara göre istirahatı sırasında birliğine veya tam teşekküllü askeri hastanelere gitmesi mümkün iken gitmemesi, davacının hüsnüniyetli olmadığını askerlik hizmetini memleketinde bu şekilde raporla geçirmeyi yeğlediğini göstermektedir. Davacının izin tecavüzü suçundan beraatına karar verilmesi, daha sonra Tabip Albay .......... ile birlikte yargılandıkları askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan beraat etmeleri bu maddi vakıayı ortadan kaldırmadığı, bu davalarda davacı ve şeriklerinin eylemlerinin ceza hukuku ve suçun unsurları yönünden değerlendirildiği bu durumun idari yargıcını bağlamayacağı bir hakkın sırf gayri izrar eden suiistimalini kanunun himaye etmeyeceğinin medeni kanunun amir hükmü olduğu şüphesizdir.
20.10.1992 tarihinde memleketine izinli olarak gönderilen davacının izin bitiminde art arda tek tabib tarafından verilen 115 günlük istirahat süresinin Askeri Hastanece verilen ilk (20) günlük istirahati askerlik süresinden sayan, mevzuat hükümlerine uygun olarak alınmayan (95) günlük istirahat süresini askerlik hizmetinden saymayarak bu süreyi tamamlatmak üzere 15.06.1995 tarihinde davacıyı yeniden askere alan davalı idare işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy