(926 S. K. m. 35, 112, 113, 128) (2955 S. K. m. 5) (Gülhane Askeri Tıp Akademisi Yönetmeliği m. 5, 7)
Davacı 20 Şubat 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 12 Ocak 1979 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olup Hava Tabip Teğmen rütbesi ile göreve başladığını, 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 112 nci maddesine göre 15 yıl hizmetle yükümlü bulunduğunu, 1983-87 yılları arasında GATA'da iç Hastalıkları ve 1990-1992 yıları arasında GATA Haydarpaşa'da Kardiyoloji ihtisaslarını yaptığını, 3.1.1995 tarihinde emekli olmak için verdiği dilekçenin, TSK. Personel Kanununun 113/b maddesi gereğince yükümlülük süresini doldurmadığı gerekçesi ile isteminin reddedildiğini, maddenin b ve c fıkralarının ayrı mütalaa edilemiyeceğini, 113 ncü maddenin (c) (a) ve (b) fıkralarından yükümlülüklere eklenecek sürelerin başlangıç tarihlerinin belirtildiğini; 113 ncü maddenin (b) fıkrasına göre ilave yükümlülüğün ancak kadro görevinden ayrılan personele yönelik olduğunu, (c) fıkrasında açıkça bu personelin yükümlülüğünün kadro görevine başladığı tarihin esas alındığını, kendisinin yaptığı ihtisaslar esnasında hiç bir zaman kadro görevinden ayrılmadığını, GATA'nın kuruluş ve kadro şemasına göre Uzmanlık öğrencilerinim kadro görevinde bulunduklarını, uzmanlık öğrenciliği sırasında GATA kadrosunda olmasa idi özlük haklarının, sicillerinin oradan almasının mümkün olamayacağını;
Silahlı Kuvvetlerde yapılan eğitim öğretim ve ihtisaslar ile Silahlı Kuvvetler hesabına yapılan eğitim öğretim ve ihtisasları ayırmak gerektiğini, Silahlı Kuvvetler hesabına tabirinden Silahlı Kuvvetler dışındaki yerlerde yapılan eğitim, öğretim ve ihtisasların kasdedilmekte olduğunu;
Silahlı Kuvvetlerdeki kadro görevine ara veren, hizmete katılmayan bu kişilerle, kadro görevini yerine getirirken uzman olanları bir tutmanın Anayasanın eşitlik ilkesi ile bağdaşmayacağını, Gülhane Askeri Tıp Akademisinde ihtisas yapan kimselere 926 sayılı Kanunun 113/b maddesi uygulanırken Harp Akademileri mezunlarına aynı maddenin uygulanmamasının da Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, konunun Anayasa Mahkemesine götürülerek emeklilik isteminin reddine ilişkin işlemin iptali, öncelikle yürütmenin durdurulması ve yargılamanın duruşmalı olarak yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Yürütmenin durdurulmasına ilişkin istem kurulumuzun 16 3.1995 gün ve 1995/335-6 Gensek-Esas nolu kararı ile reddedilmiştir.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun, genel haklar başlığını taşıyan üçüncü bölümünde yer alan 8 nci madde, subay, astsubay ve askeri öğrencilerin özel kanundaki koşullar altında emeklilik hakları bulunduğuna işaret edildikten sonra, subay ve astsubayların bu kanunda belirtilen yükümlülük sürelerini tamamlamadıkça emekliliklerini isteyemeyecekleri belirtilmiştir. Görülüyor ki yükümlülüklerini tamamlamayan subay ve astsubaylar emeklilik için özel kanun olan T.C. Emekli Sandığı Kanunun da belirtilen süreler kadar hizmet etmiş olsalar bile, yükümlülüklerini tamamlamadan emekliliklerini isteyemeyecekler, isteyecek olurlarsa bu istekleri idarece olumlu karşılanmayacaktır.
Tabip subay olan davacının emeklilik isteminin idarece olumsuz karşılanması üzerine taraflar arasında baş gösteren dava konusu uyuşmazlığın çözümünde bu yüzden 926 sayılı Kanunun yükümlülük ile ilgili hükümlerine, özellikle 113 ncü maddeye verilecek anlam önem kazanmaktadır.
Davacının 14.7.1971 tarihinden sonra askeri öğrenci statüsüne girmiş bulunduğundan yükümlülük süresi onbeş yıldır.
Davacı 31.12.1978 tarihinde tabip teğmen nasbedilmiş, 24.10.1983 tarihinde iç Hastalıkları uzmanlığı öğrenimine başlamış, bu öğrenimi 26.12.1987 tarihinde bitirmiştir. Bu tarihden itibaren 2 yıl 7 ay kadar İç Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapmış, 9.7.1990 tarihinde kardiyoloji öğrenimine başlamış, bu öğrenimi de 5.8.1992 tarihinde bitirmiştir.
Davacı yükümlülük süresini tamamladığını ve TSK'den ayrılmak istediğini belirterek 3.1.1905 tarihinde idareye başvuruda bulunmuş, ancak davalı idarece 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 112 ve 113/b maddelerine göre yükümlülük süresini tamamlamadığından emeklilik işlemi yapılmadığına dair yanıt verilmiş, 20 Nisan 1995 tarihli savunma layihasında ise yükümlülüklerini 29.3.2000 tarihinde tamamlamış olacağı ileri sürülmüştür.
Subay nasbedildikten sonra meslekleriyle ilgili İhtisas yapanların yükümlülüklerinin, buralarda geçen süreler kadar uzatılacağı 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 113 ncü maddesinin (b) bendinin açık hükmüdür. Bu bendin, 499 sayılı KHK. ile değişiklik yapılmış olup, bugün yürürlükte bulunan metni şöyledir. Subay nasbedildikten sonra Silahlı Kuvvetler hesabına yurtiçindeki fakülte ve yüksekokullarda öğrenim yapanlarla, meslekleriyle ilgili ihtisas yapanların yükümlülükleri, buralar da geçen, süreler kadar uzatılır 113 ncü maddenin (b) bendi, 2642, 2870 sayılı Kanunlarla ve 499 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilmiş ise de, bu değişiklikler, yurtdışına daimi görevle atanan subayların yükümlülük sürelerinin buralarda geçirilecek süre kadar uzatılmasına (2642 sayılı Kanun), yurtdışı göreve atananların yükümlülükleri ile ilgili bu hüküm kapsamına astsubayların dahil edilmesine (2870 sayılı Kanun) ve yurtdışı göreve atanmanın ek yükümlülük gerektiren bir durum olmaktan çıkarılmasına (499 sayılı KHK.) ilişkin olup, meslekleriyle ilgili ihtisas yapanların yükümlülüklerinin buralarda geçen süre kadar uzatılması kuralı bu değişikliklerden etkilenmemiştir.
Maddenin, ek yükümlülük sürelerinin başlangıcına ilişkin (c) bendi ise, 926 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu güne kadar hiç değişmemiştir. Bu bent (Kanunda fıkra olarak isimlendirilmiştir) şöyledir.
(a) ve (b) fıkraları gereğince yükümlülüklere eklenecek hizmet sürelerinin başlangıç tarihleri:
Yükümlülük süresini tamamlamadan gidenlerin, yükümlülük süresini tamamladıktan sonra,
Yükümlülük süresini tamamlayarak gidenlerle, yükümlülüklerini bu süre içinde tamamlayanların,
Kadro görevine fiilen katıldıkları tarihten bağlar
Maddede geçen gidenler sözcüğünün, öğrenim veya ihtisas yapanlar açısından öğrenim veya ihtisasa başlayanlar olarak algılanması gerektiği madde metninden anlaşılmaktadır.
(c) bendinin 1 nolu alt bendinde, yükümlülük süresini tamamlamadan uzmanlık; eğitimine başlayanlardan söz edildikten sonra, 2 nolu alt bendin ikinci halinde, yükümlülüklerini bu süre içinde tamamlayanlar denildiğinden, 1 nolu alt bentte belirtilen subayların, tıpta uzmanlık öğrenimine, yükümlülük süresi içinde başlayıp, bu öğrenimlerini yine yükümlülük süresi içinde bitiren subaylar olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu duruma giren subaylar, 112 nci maddedeki yükümlülük süresi içinde uzman unvanını aldıklarından, yükümlülüklerinin geri kalan süresi içinde bu unvanla görev yapacaklar, yükümlülük süresi bittikten sonra da o unvanı elde etmek için gördükleri uzmanlık eğitimi kadar süreyi ek yükümlülük olarak yerine getireceklerdir.
Özetlenecek olursa 113 ncü maddenin (c) bendi uzmanlık öğrenimi yapmaktan kaynaklanan ek yükümlülük süresini ve bunların başlangıcını üç duruma göre düzenlemiştir.
Birinci dunum, uzmanlık öğrenimine yükümlülük süresi içinde başlayıp, yine yükümlülük süresi içinde bitirmektir. Bunların uzmanlık öğreniminden doğan ek yükümlülükleri, asıl yükümlülüklerini tamamladıkları tarihten başlar.
İkinci durum, yükümlülük bittikten sonra uzmanlık öğrenimine başlamak ve bitirmektir.
Üçüncü durum ise, yükümlülük süresi içinde uzmanlık öğrenimine başlamak ve bu öğrenimi yükümlülük süresi tamamlandıktan sonra bitirmektir, ikinci ve üçüncü durumlar için ek yükümlülüğün başlangıcı, yeni görev kadrosuna fiilen katılma tarihidir.
Görülüyor ki, yasa koyucu, bütün bu durumlarda, uzmanlık öğreniminde geçen süreyi bir ek yükümlülük olarak, asıl yükümlülüğe eklemekte ve tam olarak yerine getirilmesini öngörmektedir. Yasa koyucu böylece, uzmanlık öğrenimi yapmasına olanak tanıdığı, bunun sonucu mesleki düzeyinin yükselmesini sağladığı subaya, edindiği yeni formasyonla Silahlı Kuvvetlere hizmet etme zorunluluğu getirmektedir. Bu kural, kamu hizmetlerinin uzman elemanlar vasıtası ile yürütülmesi amacına yönelik olarak konulmuştur.
Yasanın bu bölümünün yandal uzmanlık öğrenimi görenler için de aynen geçerli olduğu kuşkusuzdur. Uzmanlık öğreniminde geçen süreyi, aynen yerine getirilmesi gereken bir ek yükümlülük olarak gören yasaya yandal uzmanlık eğitimi söz konusu olduğunda değişik bir anlam vermek, yandal uzmanlık öğreniminde geçen süreyi, önceki uzmanlık öğreniminin getirdiği ek yükümlülük süresi içinde geçmiş ve onu tüketmiş bir hizmet kabul etmek, yasaya taşımadığı bir anlamı vermek olur. Uzmanlık öğrenimi süresi nasıl tam olanak yerine getirilmesi gereken bir ek yükümlülük süresi ise, yandal uzmanlık öğrenimi süresi de, tam olarak yerine getirilmesi gereken bir ek yükümlülük süresidir. Yasa sadece 112 nci maddeden doğan yükümlülüğün uzmanlık öğrenimi yapılırken tüketilebileceğini öngörmüştür. 113 ncü maddeden kaynaklanan ek yükümlülüğe ise tam olarak yerine getirilecek bir yükümlülük olarak bakmış ve o yolda düzenleme getirmiştir, (c) bendinde yer alan yükümlülüklere eklenecek hizmet süreleri ibaresi bunu açıkça göstermektedir.
Davacı 926 sayılı Kanunun 113/b maddesinde belirtilen ek yükümlülük süresinin kadro görevinden ayrılan personele yönelik olduğunu, Kadro Hazırlama Yönergesinde kontenjan, fiili kadro gibi başka bir kadro çeşidi olmadığını, uzmanlık öğrenciliği esnasında GATA kadrosunda olduğunu, maddede kadro görevine ara vererek Silahlı Kuvvetler dışındaki fakülte ve yüksek okullarda yapılan doktora, ihtisas ve benzeri eğitimlerin hedeflendiğini (bu konuda misaller vererek), 113/b maddesinde bahsedilen kimselerin Silahlı Kuvvetler hesabına yurtiçinde eğitim öğretim ve meslekleriyle ilgili ihtisas yapanlar ve benzerleri olduğunu, bunu iyi anlayabilmek için Silahlı Kuvvetlerde yapılan eğitim, öğretimler ve ihtisaslarla, Silahlı Kuvvetler hesabına yapılan eğitim, öğretim ve ihtisasları ayırdetmek gerektiğini, Silahlı Kuvvetlerdeki kadro görevine ara veren, hizmete katılmayan kişilerle, kadro görevini yerine getirirken uzman olanları bir tutmanın Anayasanın eşitlik ilkesi ile bağdaşmadığını, ilgili yönetmelik ve yönergelerden anlaşılacağı üzere Silahlı Kuvvetlenin ihtiyacı elan mesleklerde eleman yetiştirilmek üzere Fakülte ve Yüksek okullarda eğitim ve öğretim yaptırılan subayların kadro görevinden ayrılarak bu eğitim ve öğretimlerine devam ettiklerini, bunun içindir ki 926 sayılı Kanunun 128/d maddesine hüküm konulduğunu, kendisinin ihtisasını Silahlı Kuvvetler hesabına olmayıp, Silahlı Kuvvetler bünyesinde yaptığını bu nedenle 113/b maddesi kapsamına girmediğini, GATA Kanununun 7/e, g, GATA Yönetmeliğinin 5/4-9, 7/2 maddesi hükümlerinde GATA'nın kuruluş ve görevlerinin ve tıpta uzmanlık eğitiminin Sağlık Bakanlığının tespit ettiği esaslara göre yapılması zorunluğunun belirtildiğini, ancak Sağlık Bakanlığının tespit ettiği esaslara göre ihtisas yapan hekimlere mecburi hizmet yükümlülüğü getirilmediği halde, askeri tabiplere ilave mecburi hizmet yüklenmesinin Anayasanın eşitlik ilkesine uymadığını, davalı idare benzer bir başka davada uzmanlık eğitimi sırasında uzmanlık öğrencilerinin ihtisas eğitimi süresi içinde fiilen görev yapmalarının mümkün olmadığı iddiasında bulunduğunu, halbuki yönetmeliğin 132 nci maddesinde uzmanlık öğrencilerinin görevlerinin neler olduğunun açıklandığını, uzmanlık öğrencilerine ne denli yoğun ve ağır şartlar içinde görev yaptıklarının bilinen bir keyfiyet olduğunu,
TSK. bünyesinde bulunan iki ayrı Akademi olan Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Harp Akademileri öğrencilerine aynı işlem yapılmadığını, GATA'da ihtisas yapanlara 926 sayılı Kanunun 113/b uygulanırken bunun kamu yararından kaynaklandığı bildirilirken, Harp Akademileri öğrencilerine aynı maddenin uygulanmadığını, bunun Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, keza Sağlık Bakanlığı bünyesinde ihtisas yapan bir hekime mecburi hizmet yükümlülüğü getirilmezken askeri tabiplere getirilen bu yükümlülüğün Anayasanın eşitlik ilkesi ile bağdaşmayacağını ileri sürmüş ise de;
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 35 ve müteakip maddeleri uyarınca
Diğer taraftan davacının eşitlik olarak ifade ettiği Anayasanın 10 ncu maddesinde yer alan kanun önünde eşitlik ilkesinin, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olması gerektiği anlamını taşımadığı, bu ilke ile güdülen amacın, benler kurallar içinde olan, özdeş nitelikte bulunan durumların yasalarca aynı işleme tabi tutulmasını sağlamak olduğu, kimi kurum ve kuruluşların, statü farkları nedeniyle, belli bir konuda öbüründen ayrı tutmanın, ayrı düzenlemeye tabi kılmanın yada genel bir düzenlemenin kapsamı dışında bırakmanın, onlara ayrıcalık tanımak olmayıp, durumlarındaki değişiklik gereği olağan bir uygulama olduğu Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında vurgulanmıştır. Bu nedenlerle davacının tüm iddialarına itibar edilmemiş, davacının Anayasaya aykırılık iddialara da kurulumuzca ciddi görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle yükümlülük süresini tamamlamadığından bahisle, davacının emeklilik isteminin reddine ilişkin olarak davalı idare tarafından tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy