(2709 S. K. m. 125) (1632 S. K. m. 44, 92) (765 S. K. m. 47, 51)
Davacılar vekilinin 16 Mart 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 15 Mayıs 1998 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; davacılardan ...........in eşi diğer davacının babası olan Hv.Rdr.kad.Bşçvş..............in Hava Kuvvetleri Komutanlığı Elmadağ F/S Mevzi Komutanlığı emrinde görevli iken 21.09.1994 günü nöbet görevi esnasında muhtemelen nöbet görevi ile ilgili bir sebepten dolayı diğer nöbetçi Astsubay ........... tarafından vurularak öldüğünü, müteveffanın 3. derece 1 nci kademesinden aylık aldığını, Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunu olduğunu, davacılara Emekli Sandığınca adi malûl kategorisinde ikramiye ödendiğini ve dul ve yetim aylığı bağlandığını, idarenin objektif sorumluluk esasları çerçevesinde sorumlu olduğunu, olayın ölenin haksız tahriki sonucu meydana gelmediğini, sanık ...............nin akıl hastası olmasından kaynaklandığını, ölenin sanık tarafından seçilmesinin tesadüfü olduğunu olayda nöbetçilerden herhangi birinin de öldürülebileceğini idarenin, ajanlarının haksız fiillerinden sorumlu olduğunu, davacıların desteklerini kaybettiğini ve olaydan çok büyük üzüntü duyduklarını davacı eş için 1.400.000.000.TL., davacı çocuk için 400.000.000.TL. maddi, davacılara ayrı ayrı 100.000.000er TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayı müteakip yapılan adli tahkikat ve yargılama sonunda Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen ve kesinleşen 29.12.1997 tarih ve 1997/375 - 306 sayılı gerekçeli hükmün tetkikinden;
Elmadağ F/S Rd.Mvz.K.lığında Mu.Asb. olarak görevli olan sanık ............nin 1993 yılı Temmuz ayında ............. ile evlenip Etimesgut Hv. lojmanlarına taşındığı, iki kat altlarında oturmakta olan ve kendisinden kıdemli olan aynı birlikte görevli Asb........... ile başlangıçta samimiyeti olan sanığın, paranoid kişiliği sebebiyle giderek zaman içinde ilişkilerinin hafif tartışmalara dönüştüğü, eşini şüpheci ruh hali nedeniyle herkesten kıskanan sanığın 20.09.1994 günü Elmadağ Mvz.K.lığında Astsubaylar ............, ............. ile birlikte Svl.Me............... ile nöbete kaldıkları, saat 21.30 sularında adı geçen şahıslar tarafından 51 tabir edilen iskambil oyununa davet edildiği, ancak ders çalışacağı düşüncesiyle oyuna katılmadığı, yarım saat sonra saat 22.00 sularında oyuna katılan ve 1 nci oyunu bitiren ekipten ...........in ikinci oyunun başlangıcında bu oyunu çömeze sığdırırız şeklindeki takılmasına ve bu defa ............inde katılarak çömeze sığdırırız şekliyle havayı gerginleştirdiği, alıngan yapıya sahip ..........nin sen ne diyorsun başçavuşum, kime ne sığdırıyorsun şeklinde karşılık vererek tartışmaya başladığı, elindeki iskambil kağıtlarını ..........in yüzüne fırlattığı ayağa kalkıp birbirlerine vurmak isteyen ve bu arada ............ye yumruk sallayan ve ancak isabet ettiremeyen ........... ile sanık arasında diğer şahısların girerek olayı yatıştırdıkları, 10 dakika kadar süreyle dışarı çıkan ve tekrar içeri giren sanığın, ...........e sen eşim hakkında ileri geri konuşuyorsun, herkesin dedikodusunu yapıyorsun, eşimin babasına gitmesini dahi tenkit konusu yapıyor, el ele tutuşmamızı sağda solda konuşuyorsun dediği, bu minval üzere devam eden konuşmanın diğer şahıslar tarafından özel konuları tartışmayı bırakmaları şeklindeki yaklaşımla sona erdirildiği, sanıkla maktulün birada kahvaltı yaparak ayrıldıkları, sanığın buradan ayrılarak şef odasına gittiği, ..........nin anlatımına nazaran saat 05.30 sularında .............in yanına gelerek beni dedikoducu olarak anlatıyorsun, ben adamın anasını avradını s.k. ederim şeklinde kendisine hitapta bulunduğu, buna sinirlenen sanığın sabotajlarda kullanılmak üzere mevzide tutulan MP-5 makinalı tabancayı alıp dolu iki şarjörü taktığı, makinalı tabancanın emniyetini açıp seri atış konumuna getirdiği,maktulün yanına giderek 20adet mermiyi.............in üzerine boşalttığı, boşalttığı yirmi mermiden 19 tanesinin .........in vücuduna isabet ettiği, bu eylem sonucu ...........in ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı akciğer, kalp ve karaciğer delinmesi sonucu iç kanamadan vefat ettiği görülmektedir.
Mahkememizin tüm delilleri birlikte değerlendirdiğinde; Maddi vakıanın yukarıda anlatıldığı şekilde seyir izleyip sonuçlandığını kabul etmiştir.
Yukarıda anlatılan şekliyle sübut bulan olayda sanığın maktul .........e karşı kullandığı yirmi merminin 19 adedini isabet ettirdiği, bu mermilerin ...........in As.C.K.nun 91/4.Md.sinde ifadesini bulan haliyle sadece vücutta tahribat yapmakla kalmadığı, ölümün bu fiilden kaynaklandığı ve son derece vahim addedilen bu eylem nedeniyle sanığın anılan madde gereği ölüm cezası ile cezalandırılması gerektiğine karar verilmiştir.
Sanığın olay gecesi müteveffa ile 51 tabir edilen iskambil oyunu sırasında ........in bu oyunu çömeze sığdıralım şekliyle başlayan gerginliğe müteveffada katılmış, bu oyunu çömeze sığdıralım demek suretiyle olayların başlangıcına katkıda bulunmuştur. Fiilin gerçekleştirildiği saatlere yakın zamanda maktulün sanığın yanına giderek sen başkaları hakkında dedikodu yaptığını niye söylüyorsun, ben adamın anasını avradını s.k. ederim şeklindeki sözlerin sarf edildiği sadece sanık tarafından ileri sürülmüştür. Herhangi bir tanıklığa dayandırılmayan bu hususun haksız tahrik uygulamasına yeterliliği üzerinde durulmuş, Mahkeme heyeti her aşamada olayı tam bir açıklık ve kararlılıkla anlatan sanığın ölüm cezası ile mahkumiyeti cihetine gidilirken, ikrarından istifade etmiştir. Mahkumiyet cihetine gidilirken ikrardan istifade edilirken, aksine lehe hükümlerin uygulanması sırasında bu bölümün yok farz edilmesi halinde ikrarın bölünmezliği ilkesine ayrkırı hareket edileceği, sanığın ikrarının aleyhe bölümlerinin kabulü, lehe bölümlerinin reddi gibi bir çelişkiye düşüleceği düşünülmüştür.
Akşam saatlerinde maktul tarafından sanığa bu oyunu çömeze sığdırırız şeklindeki diyalogda nazara alındığında, bu yaklaşımında yani sanığa küfür edilmesinin de mantıki kabul edilmesi gerektiği varsayılmıştır. Tüm tanıklar ortak kanaatlerinde eşi dahil maktulün şakacı, espritüel bir mizaca sahip olduğunu teyit etmişlerdir.
Olay nedeniyle tanık olarak dinlenen sanığın ilk amiri .........da , olayın akabinde olay yerine gider gitmez sanığa olayın nasıl olduğunu sorduğunda, sanığın kendisine maktul tarafından küfür edildiğini, olayın hemen akabinde anlattığını beyan etmiştir.
Bu gerçeklerle sanığa hitaben kullanılan çömeze sığdırırız ve beni dedikoducu olarak anlatıyorsun, adamın anasını avradını s.k. ederim şeklindeki maktulden kaynaklanan sözlerin sanık üzerinde derin bir elem ve gazap doğurduğu kabul edilerek sanığın suç işlediği sırada As.C.K.nun 92. md.si delaletiyle TCK.nun 51/1. md.sinde yazılı haifi haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sanığın suçu işlediği sırada delusyonel (paranoid) bozukluk denilen bir ruhsal hastalığa duçar olduğu, bu hali nedeniyle suçu işlediği sırada şuur ve hareket serbestisinin önemli derecede etkilendiği, GATA Profesörler Kurulu raporu ile belirlendiğinden, ceza As. C.K.nun 44. md. si delaletiyle TCK. nun 47/2. md. ve fıkrası gereği indirilmiştir.
Netice olarak sanığın 10 yıl ağır hapis cezasıyla cezalandırıldığı görülmüştür.
Ölüm olayının sanık ile maktulün nöbet sırasında, nöbet görevine aykırı olarak tüm nöbetçi heyetinin birlikte 51 tabir edilen konken oyunu esnasında bu oyunu da çömeze sığdırırız sözü üzerine ve sanık ile maktul arasında daha önce var olan ailevi sorunların birleşmesi sonucu çıkan tartışma ve Mahkemenin kabulünde belirtildiği gibi maktulün sanığa küfürü neticesinde meydana geldiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekili olayın idareye ait otomatik tabanca ile işlendiğini, olayda müteveffanın tahrikinin bulunmadığını, olayın sanığın akıl hastası olmasından kaynaklandığını, ölenin sanık tarafından tesadüfen seçildiğini, tanık olarak dinlenen nöbetçilerden birinin de sanık tarafından seçilebileceğini ve olaydan idarenin objektif sorumluluk esasları gereğince sorumlu olduğun ileri sürmüş ise de; silahın kıdemli nöbetçi astsubayının sorumluluğunda kilit altında bulundurulması gerektiği düşünülse dahi, olayı meydana getiren sanığında astsubay olup rütbeli şahıs olması nedeniyle silahı kilitli bulunduğu mahalden her an alabilmesinin gerektiği ve sanığın şahsi dosyasının incelenmesinden olaydan önce 15.05.1989 tarihindeki sağlık kurulu raporunda belirtildiği gibi sağlam olarak göreve başladığı ve olaydan önce 30.03.1994 tarihinde anksiete teşhisi ile bir defa hastaneye sevk edildiği sanığa davacılar vekilinin iddia ettiği gibi paranoid bozukluk teşhisinin konulmadığı bu rahatsızlığının olaydan sonra sevki üzerine ortaya çıktığı anlaşıldığından ve ölüm olayının cereyan tarzı itibariyle hizmetle ilişkisi kurulamayan 51 tabir edilen kağıt oyunu esnasında söylenen sözler ile ailevi sebeplerden çıkan tartışma ve daha sonra maktulün sanığa küfür etmesi nedenleriyle meydana geldiği, haliyle idarenin hizmet kusuru ya da objektif sorumluluğunu gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı sonucuna varılarak davacılar vekilinin ileri sürdüğü hususlara itibar edilmemiştir.
İdare Hukuku İlkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için;
1. Bir zararın varlığı,
2. Zararı doğuran işlem ve eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması,
3. Zararlı sonuçla işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması,
şartlarının birlikte tahakkuku gerekmektedir. Bu şartlardan birinin yokluğu, idarenin sorumluluğunu kaldırır. Bu nedenle ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem veya işlemle ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illetini teşkil etmiyorsa, arada illiyet bağı mevcut değilse idarenin tazmin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır. Ortada bir zarar mevcut olmakla birlikte, yukarıda izah edildiği gibi müteveffanın ölümüne sebep olan olayın hizmetle bir ilgisi bulunmamaktadır. Ölüme hizmetin içinden gelen etkenler neden olmamıştır. Ölüme neden olan eylem idareye yüklenebilecek bir eylem değildir. Olayın meydana gelmesinden dolayı idareye izafe edilebilecek herhangi bir kusur da bulunmadığından zararlı sonuç ile idarenin herhangi bir eylemi arasında nedensellik bağı kurulamamıştır. Bu bakımdan idare hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, ölüm olayından idarenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Hukuki dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE,
2. Davacılar tarafından peşin yatırılan 18.401.000.TL. harçtan 188.500.TL. başvurma harcı ile 252.400.TL. ilam harcının toplamı olan 440.900.TL. harcın mahsubu ile arta kalan 17.960.100.TL. (onyedimilyondokuzyüzaltmışbin TL.)harcın istek halinde davacılara iadesine,
3. Sarf edilen posta pulu masraflarının davacılar üzerinde bırakılmasına,
4. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 21.250.000.TL. (yirmibirmilyonikiyüzellibin TL.) avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy