(1602 S. K. m. 20, 45)
Davacı vekilleri 15 MAYIS 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; davacının oğlu ...............in Deniz üsteğmeni iken, Yabancı bir kadınla evlendiği gerekçesiyle, 926 Sayılı Kanun gereğince istifa etmiş kabul edilerek, yükümlülük süresinin eksik kısmıyla orantılı olarak, kendisine yapılmış olan öğrenim ve görüşün olduğu eğitim masraflarının 4 katının tazminat olarak ödettirilmesi ve hakkında 5434 Sayılı Kanunun uygulanması, kararının infazı sırasında, davacının da sorumlu görülerek kendisine ödeme emri çıkarıldığını, davacıdan sadece oğlunun öğrenimi sırasında Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulunda geçecek süre bakımından kefalet senedi alındığını ve sorumluluğunun belli bir miktarla sınırlandırıldığını oysa davacıya gelen ödeme emrinin Uçuş okulu sırasında ...............e yapılan eğitimi masrafları ile ilgili olup davacının bu masraflara karşı ne bir taahhütname imzalamadığı gibi kendisini sorumlu tutacak bir yükümlülük altına girmediğini, davacının oğlu .................in reşit olup sorumluluk varsa bu şahsa ait olması gerektiğini, davacının imzaladığı taahhütnamedeki miktarın 1.480.000 TL. olduğunu iddia ederek işbu davayı açmıştır.
1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesine göre; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bulunan idari eylem ve işlemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece çözüm yeri olarak denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen görevi yapmakla yükümlü bulunmaktadır.
Bu Kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaktadır.
Bu hüküm karşısında bir davaya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için;
a) Davacının asker kişi olması veya uyuşmazlığın askerlik yükümlülüğünden doğmuş olması,
b) Dava konusu idari işlem ve eylemin askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesi zorunludur.
Davacı baba ................. asker kişi olmadığından bu iki şart bir yada gerçekleşmemiştir.
Öte yandan davacı asker kişi olsaydı örneğin dava Ütğm. ................. tarafından açılmış olsaydı dahi davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi mümkün olmazdı. Çünkü davacının yükümlülüğünden doğan hazine alacağının tahakkuk ve tahsiline dair işlerle, idari işlem değildir. Zira idari işlem; genel olarak, idari makam ve mercilerinin kamu hukuku alanında, kamu gücünü kullanarak tesis ettikleri tek taraflı ve doğrudan uygulanabilir nitelikteki tasarruflar olarak tamamlamaktadır.
Silahlı Kuvvetlerden çıkarılan bir subaydan yada astsubaydan gerek öğrenci iken gerekse daha sonra kendisine Devletçe yapılan masrafla istenmesinde İdare, kamu gücünü kullanmamakta, alacağını tek taraflı olarak tespit edip Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanuna göre tahsil edememektedir. Yaptığı masrafın tahsili için o kişiye ödeme konusunda ödeme emri çıkarmakta, muhayyer süre tanımakta, tanınan süre için de ödememesi halinde tahsil için adliye mahkemesinde dava açmak zorunda kalmakta, adliye mahkemesinin ilamına dayanarak ve icra iflas Kanunu hükümlerine göre alacağının tahsili yoluna gitmektedir.
Görüldüğü gibi İdare, personelin yükümlülükten doğan masraflarının tahsili işlemini yürütürken bir özel hukuk tüzel kişisi gibi hareket etmektedir. Bu itibarla masrafların istediği kişi ile arasındaki ilişki bir özel hukuk ilişkisidir.
Davacı hakkında da İdarenin aynı şekilde hareket etmesi tespit ettiği alacağının ödenmesini özel hukuk hükümlerine göre istemesi gerekirdi. Davacı yada kefillerinin ödememesi halinde İdare, tahakkuk işlemini tek taraflı olarak icra edemeyecek mutlaka bir yargı kararı alması gerekecektir. Oysa tahakkuk işlemi bir idari işlem olsaydı İdare, yargı kararına gerek olmadan bu işlemini icra edecekti.
Bu bakımdan kurulumuz, uyuşmazlığın adli yargı mercileri önünde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen nedenlerle;
1602 Sayılı Kanunun 20 ve 45/A maddeleri gereğince adliye mahkemelerinin görevine giren davanın GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, 188.500 TL. başvurma harcı ile 124.500 TL. maktu harcın toplamı olan 313.000 TL. harcın peşin yatırıldığı 541.500 TL. harçtan mahsubu ile artan 228.500 TL. (iki yüz yirmi sekiz bin beş yüz)TL. harcın istek halinde DAVACIYA İADESİNE, sarf olunan posta pulu giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy