(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin 14 Haziran 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müteveffa akşam içtimasında rahatsızlanarak revirde kendisine iğne yapıldıktan sonra çadırında istirahate bırakıldığını, aynı günün gecesi tekrar rahatsızlandığı ve doktor kontrolünden sonra dinlenmeye bırakıldığını, sabahleyinde çadırında ölü olarak bulunduğunu, müteveffa ilk rahatsızlandığı akşam saatinde iyi bir kontrolden sonra hastaneye sevk edilmiş olsa idi hastane imkanları ile tedavisinde tam ve doğru teşhis konarak ona göre de doğru tedavi uygulanabileceğini ileri sürerek anne ve baba için 100.000.000.'er TL. maddi, 50.000.000.'er TL. manevi ve kardeşlere de 50.000.000.'er TL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden; davacıların yakını 5 nci Dağ ve Komd.Tb.K.lığı emrinde askerlik görevini yaparken 28.8.1994 günü akşam içtimadan sonra rahatsızlandığı, birlik doktoru tarafından muayene edildikten sonra Konversif Reaksiyon tanısı ile istirahat ettirildiği, bilahare gece yarısına doğru müteveffanın rahatsızlığının devam etmesi üzerine tekrar birlik doktoru tarafından muayenesi yapılarak Akut Organik Psikoz teşhisi ile çadırında istirahate devam ettirildiği, 29.8.1994 günü saat 06.00 civarında P.Onb.Murat Akdoğan'ın çadırında ölü bulunduğu, 7.Kor.K.lığı Askeri Savcılığınca 30.8.1994 tarihinde yaptırılan otopside müteveffanın beyin ödemi sonucu beyincik tonslerinin berniasyonu sonucu solunum ve dolaşım yetmezliğinden öldüğü, secet üzerindeki bulgulara göre herhangi bir şüpheli ölüm belirtisinin bulunmadığı belirtildiği, Beytüşşebap Cumhuriyet Savcılığı 3.10.1994 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararı verdiği anlaşılmıştır.
İdarenin eylemlerinden dolayı tazminle sorumlu tutulabilmesi için zarar doğuran bir idari eylemin mevcut olması, zararı doğuran idari eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, eylemle zarar arasında illiyet bağının mevcut olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlardan birinin yokluğu idarenin sorumluluğunu kaldırır. Bu nedenle meydana gelen zararın idari eylemle bir ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın nedenini illetini teşkil etmiyorsa ortada illiyet bağı mevcut değilse idarenin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır.
Davacıların yakınının hastalanarak vefat etmesinden dolayı idarenin sorumlu tutulup tutulmayacağının tespiti için davacı vekilinin iddiaları doğrultusunda ara karar verilerek olayla ilgili belge ve kayıtlar getirilerek, dava dosyası ile birlikte bu belgeler, ekte gönderilerek Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşiruriji Ana Bilim Dalından seçilen 3 öğretim görevlisinden kurulu bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişilerden müteveffayı muayene eden doktorun herhangi bir kusurunun olup olmadığı, ilk muayenede hastaneye sevk edilse idi neticede bir değişiklik olup olmayacağı, hastalığın bünyesel nedenlerden mi meydana geldiği, olayın oluşumunda tabiat şartlarının etkisi olup olmayacağı hususlarını açıklayan rapor istenmiş 1.7.1996 tarihli bilirkişi raporunda; Yalnızca baş ağrısı olan hastada beyin şişmesi teşhisini koymak kolay olmayacağı, baş ağrısının yüzlerce sebebi olabileceği, olayın tam teşekküllü hastanelerin beyin cerrahisi kliniklerinde de olabileceği düşünülerek müteveffayı muayene eden doktorun bir kusurunun olmadığı, beyin ödemi tanı ve tedavisinin zorluğu gözönüne alınırsa neticede bir değişikliğin olabileceğini söylemek zor olduğu, muhtemelen olmayacağı, söz konusu olayın çok nedeni olabileceği, doğrudan doğruya görevi ile ilgili olmadığı kanaatine varılmıştır denilmektedir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekilince; müteveffanın tam teşekküllü bir hastaneye şevki yapılarak morn cihazlarla teşhis ve tedaviye devam edilebileceği, tedavinin olumlu sonuçlanıp sonuçlanmaması ayrı tedaviye başlanması ayrı bir olay olduğu, olumlu sonuçlanma ihtimali zayıf diye tedavi yapılmaması sadece netice açsından değerlendirmek kanaatimizce teselli mahiyetinde olduğu, olay müteveffanın dağlarda açık arazide yüzlerce çadırda kalmasını sağlayan bir ortam içerisinde meydana geldiği, bu hususun raporda değerlendirilmediği, açıklanarak rahatsızlığın sebepleri ile müteveffanın içinde bulunduğu görev şartları birlikte değerlendirilerek yeni bir rapor için dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmesine karar verilmesi yönünden itiraz edilmiş ise de; bu konuda ihtisas sahibi olduğunda tereddüt bulunmayan bilirkişiler tarafından düzenlenen rapordaki görüşlere göre olay değerlendirildiğinde, davacıların yakının ölümünde idare ajanlarının bir kusuru bulunmadığı, beyin ödeminin tanı ve tedavisinin tıbben güç olduğu, müteveffanın ölümüne neden olan hastalığın oluşmasında kimsenin katkısından söz edilemeyeceği, hastalığın hizmetle ve görevle doğrudan ilgili olmadığı sonucuna varılmıştır. Ortada ölüm olayı nedeniyle bir zararın bulunduğu maddi vakıa olarak sabittir. Ancak Murat Akdoğan'ın ölümünün idari bir idari eylemle ilgisinin bulunmadığı, zararın hizmetle ilintisi bulunmayan bünyesel bir rahatsızlıktan ileri geldiği, davacıların zararından davalı idarenin sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmış olup ilmi verilere uygunluğu görülen rapor uyarınca davacıların tüm itirazları kabule değer bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy