(Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 317)
Davacının 1.9.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; 5.5.1995 tarihinde hamile olan eşi Raife Yenmez'in acilen rahatsızlanması üzerine en yakın Doğumevi Hastanesine götürdüğünü ve derhal sezeryanla ameliyata alındığını acil durumunun 15.5.1995 tarihinde sona erdiğini aynı gün Sivas Askeri Hastanesine sevk evrakı almak için başvurduğunu, sağlık fişine Kadın Doğum Uzmanının şevki uygundur yazıp imzaladığını Askeri Hastane Baştabip yardımcısı parafını attığını, idari kısımda yazıyı hazırlattığı sırada Kurban Bayramı tatilinden dönen asıl Baştabip vekili Tbp.Yb.Erdem Toprak şevki yazdırmayıp önce bir soru formatı vererek bunu Doğumevine doldurtmasını söylediğini, cevaplan getirdiğinde kabul etmeyip yeniden istediğini, tekrar Doğumevinde istenilen cevapları getirdiğinde, istediği cevapların uygun olduğunu ancak sevk yapmayacağını bildirdiğini, bu nedenle doğum evinde yapılan ve ödenen 8.000.000 TL. masrafını alamadığından 8.000.000 TL. maddi zarara uğradığını ayrıca Baştabibin yazışmalar uygun ama sevk yapmayacağını demek suretiyle ağır şekilde üzüldüğünden bu üzüntüsüne karşılık 20.000.000 TL. manevi tazminatın hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı idare savunmasında davacının Eşi Raife Yenmez'in Ord.Hemşire olması nedeniyle davanın davacının eşi Raife Yenmez tarafından açılması gerektiği, davacının dava açma, ehliyetinin bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddinin gerekeceği ileri sürülmüş ise de, Türk toplumunda evlilik birliğinin yapısı ve dava konusunda olduğu gibi bir doğum olayında doğum yapan kadın kadar kocasının da maddi sıkıntıları tamamen üslendiği, doğumun sıhhat ve sonucuna göre büyük sevinç ve acılar yaşama olasılığı ile karşı karşıya bulunduğu malûm bir keyfiyet olduğundan davacı koca Eyüp Yenmez'in açmış olduğu işlemden doğan tam yargı davasında dava ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılarak davalı idarenin usule yönelik itirazına itibar edilmeyerek davanın esas yönünden incelenmesine karar verilmiştir.
İç Hizmet Yönetmeliğinin 317 nci maddesinde subay, askeri memur, astsubayların ve ailelerinin askeri hastane bulunan mahallerde, diğer sağlık kurumlarında muayene ve tedavilerinde nasıl hareket etmeleri gerekeceği acil olmayan haller ile acil haller olmak üzere ayrı ayrı düzenlenmiştir.
Acil haller; bizzat veya bir yakını vasıtasıyla tedavi bakımından duruma en elverişli bir resmi sağlık kurumuna müracaat eder. Bu kurumca tedaviye başlamış ve hastanın durumu hasta veya hastanın yakınları tarafından, yoksa müracaat edilen sağlık kurumu Baştabibince süratle o mahaldeki askeri hastaneye bildirilir. Bilgi verilen Askeri Hastane Baştabibinin hastanın tedaviye alındığı sağlık kurumu ile derhal temas kurarak: a) rahatsızlığın acil müdahaleyi gerektirecek bir rahatsızlık olup olmadığı, b) hastanın sağlık kurumuna sevk edildiği andaki sağlık durumunun o anda bir askeri hastaneye şevkine müsait olup olmadığının, c) hastanın askeri hastaneye şevkini engelleyen sakıncanın hangi tarihte sonu ereceğini belirten bir rapor tanzimini talep eder.
Müdavi tabibce rahatsızlığın acil ve hastanın askeri hastaneye naklini engellediğine dair bir rapor düzenlendiği ve bu rapor müdavi tabibin bağlı bulunduğu baştabib tarafından onaylandığı takdirde, askeri hastaneye nakil imkanı doğuncaya kadar hastanın tedavisine devam olunur. Bu süre içerisinde hastanın muayene ve tedavisi ile ilgili olan ve hastanın tedavi edildiği sağlık kurumu baştabipliğince onaylanan fatura veya kasa fişi ile belgelenen bütün masraflar Milli Savunma Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı bütçesinden ödenir" hükmünü içermektedir.
Dava dosyasında mevcut Sağlık Bakanlığı Doğum ve Çocuk Bakımevi Baştabibliğinin 16.5.1995 gün ve 9900/603 sayılı yazısında, davacının eşi Raife Yenmez'in; a) 5.5.1995 tarihinde sezeryan ameliyatı olduğu ve 15.5.1995 tarihinde taburcu olması nedeni ile acili yetinin devam ettiği, b) Dekolman plasenta'nın acil müdahaleyi gerektiren bir durum olduğu, c) hastanın, hastaneye müracaat anında iç kanama nedeni ile proşok durumunda olduğu ve hemen ameliyata alınmasının elzem bulunduğu, anne ve çocuğun hayatı bakımından askeri hastaneye sevkinin mümkün olmadığının belirtildiği ve yine dosyada mevcut hasta sağlık fişi 31 nci sahife fotokopisinden, askeri hastane kadın doğum uzmanı Tbp.Atğm.Özkan Özverim'in de, hastanın doğumevine şevkinin uygun olduğu görüşünde bulunduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda izah edilen belgelerden davacının eşinin acil rahatsız olarak ve resmi sağlık kuruluşu olan Sivas Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesinde sezeryanla 5.5.1995 tarihinde doğum yaptığı ve aciliyetinin taburcu edildiği 15.5.1995 tarihine kadar devam ettiği bildirildiğinden, davacının eşi için Sivas Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesinde yapılan 8.000.000.TL. masrafı 18.5.1995 tarihli vezne alındı makbuzu ile kanıtladığından davacının ödediği bu 8.000.000.TL yukarıda izah edilen İç Hizmet Yönetmeliği gereğince davacıya ödenmesi gerekeceği sonucuna varılmıştır.
Davacı dava dilekçesinde Askeri Hastane Baştabibliğince, sevk işleminin yapılmayarak manevi zarara uğradığını, bu nedenle 20.000.000.TL. manevi tazminata hükmedilmesini de talep etmiş ise de, sevk işlemenin yapılmamasından davacının toplum içindeki itibarında bir zedelenme söz konusu olamayacağı gibi, başka türlü ve manevi zarar doğuracak tarzda acı ve üzüntü duyması da mümkün görülmediğinden davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacı Eyüp Yenmez'e 8.000.000.TL (Sekizmilyon TL) maddi tazminat VERİLMESİNE.
2- Davacı Eyüp Yenmez'in manevi tazminat isteminin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy