(1005 S. K. m. 1)
Davacı vekili 22.9.1995 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkilinin 19.10.1973 tarihinde acemi birliğine katıldığını, daha sonra Şubat 1974 tarihinde Çubuk'ta usta eğitimini tamamlayarak Ankara Merkez K. lığı emrine katıldığını, Nisan 1974 tarihinde Kıbrıs'a gönderildiğini, oradan terhis edildiğini, Barış Harekatlarına katıldığını belirterek 3761 sayılı yasadan yararlandırılmaması işleminin iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
28.8.1991 tarihli 3761 sayılı Kanunla 1005 sayılı Kanunun 2943 sayılı Kanunla değişik 1 nci maddesinde değişiklik yapılarak, Milli Mücadeleye ve Kore Savaşlarına iştirak edenlerle 1974 yılında Temmuz 1 nci ve Ağustos 2 nci Barış Harekatına Kıbrıs'ta fiilen görev alarak katılanlara hayatta bulundukları sürece Vatani Hizmet Tertibinden 1500 gösterge rakamının her yıl Bütçe Kanunu ile tesbit edilen memur maaş katsayı ile çarpılmasından bulunacak miktarda aylık bağlanması öngörülmüştür.
20.2.1968 tarihli 1005 sayılı Kanunun iki maddesinin değiştirilmesi ve Kanuna iki geçici madde eklenmesi amacıyla çıkarılmış olan 2943 sayılı Kanunun gerekçesi incelendiğinde; Kore'de savaşanlarla, Kıbrıs'ta savaşanlar arasındaki eşitsizliğin giderilmesi maksadıyla 1974 yılında Temmuz 1 nci ve Ağustos 2 nci Barış Harekatına Kıbrıs'ta fiilen görevli olarak katılan Türk Vatandaşlarına da benzer imkanların sağlanmasının hedeflendiği görülmektedir. 1005 sayılı Kanunu değiştiren 27.4.1976 tarihli 1985 sayılı Kanun, 1950-1953 yılları arasında Kore'de fiilen savaşa katılanların tümünü kapsamakta olduğuna göre, bu kanundan yararlananlarla, Kıbrıs'ta savaşanları eşit statüye getirmeyi amaçlayan 2943 sayılı Yasadaki 1974 yılında Temmuz 1 nci ve Ağustos 2 nci Barış harekatına Kıbrıs'ta fiilen görev alarak katılmış olan Türk Vatandaşları ibaresi ile, kanun koyucunun 1974 yılında Kıbrıs'ta icra edilen Barış Harekatının birincisine veya ikincisine yada her ikisine birden fiilen iştirak etmiş olma şartını kastettiği kuşkusuzdur. Bunun aksini düşünmek kanunun gerekçesinde belirtilen sosyal amaca ters düşeceği gibi, 1 nci Harekata fiilin katılma ancak, yaralanarak Türkiye'ye tahliye edildiği için İkinci Harekata katılmayan veya 1 nci harekatta şehit olan bir personelin yerine 1 nci harekatın sonunda tayin olan ve ikinci harekata katılan bir kişinin de yasanın getirdiği haklardan yararlandırılmaması gibi bir sonuç doğurur ki buda büyük bir eşitsizliğe neden olur.
3761 Sayılı Kanunun getiriliş amacı da aynı olduğuna ve yararlanabilmek için yeni şartlar getirilmediğine göre bu kanundan yararlanmak için Kıbrıs'ta birinci yada ikinci harekata katılmanın yeterli olacağı açıktır.
Mahkememizin yerleşmiş kararlarıyla, Birinci Kıbrıs Barış Harekatına 20-21-22 Temmuz 1974, İkinci Barış Harekatının da 14-15-16 Ağustos 1974 tarihlerinde yapıldığı kabul edilmekte olup 2943 sayılı kanun ve onu değiştiren 2761 sayılı kanundan yararlanabilmek için bu tarihlerde fiilen Kıbrıs'ta görev almış bulunmak gerekmektedir.
Kıbrıs Barış Harekatının yalnızca Kıbrıs'a giderek savaşanların mücadelesi ile sınırlı kalmadığı, çok sayıda askeri birlik ve kurumun etkinliği ile gerçekleşebildiği, Ülkemizin genel yaşam düzenine de yansıyan pek çok yönünün bulunduğundan kuşku yoktur. Bu yönüyle Kıbrıs Barış Harekatı sırasında birçok askeri birliğin Güney Bölgemizde çeşitli yerlere intikal ettiği ve oralarda üstlendiği, buralara intikal eden birliklerini eski karargahlarında kalan personelin de mesaisini Kıbrıs Barış Harekatına yönelik olarak harcadığı bir vakıadır. Keza harekatın Türkiye'den yönlendirilmesinin gerektirdiği Kıbrıs'a görevli gidiş dönüşlerin olduğu da bir gerçektir.
Ancak Türkiye'de de bulunup zaman zaman Kıbrıs'a gitse, doğrudan Kıbrıs'ta görev de alsa, 2943 sayılı kanundan yararlanabilmek için Kıbrıs'ta 20-21-22 Temmuz 1974, 14-15-16 Ağustos 1974 tarihlerinde fiilen görev yapmış olma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu tarihlere tekabül etmeyen Kıbrıs'a gidiş-dönüşler, yada bu tarihler dışında kalan tarihlerde yapılan görevlerden dolayı 2943 sayılı kanundan yararlanmak mümkün görülmemektedir.
Barış harekatına özel görevler verilmiş personelin bulunduğu da bilinmektedir. Eğer bu personelin Kıbrıs'ta görev yaptığı süreler 20-21-22 Temmuz 1974 yada 14-15-16 Ağustos 1974 tarihlerini yada bu tarihlerin tamamını kapsamış ise bu personelin de 2943 sayılı kanundan yararlanabileceği kuşkusuzdur.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin tetkikinden, davacının 19 Ekim 1973 tarihinde Isparta 40 ncı P.A.K. lığı emrine sevk edildiği, 21 Ekim 1973 tarihinde aynı birliğin 2. Tb. 1. Bl. K. lığı emrine katıldığı, eğitimini tamamladıktan sonra 9.2.1974 tarihinde As. İz. ve Trf. Tb. 3. Trf. Bl. K. lığı emrine dağıtım olduğu, 19 Haziran 1975 Girne As. İz. ve Trf. Bl. K. Ilgınca terhis edildiği, dosyasının şubesince imha edildiği, terhis çizelgesinin Lodumlu Arşiv Müdürlüğüne gönderildiği anlaşılmaktadır.
Davalı idare savunmalarında, davacı hakkında Kıbrıs Barış Harekatına katıldığına dair bir kayıt bulunmadığı hususunu ileri sürmüş, davacının iddiaları yönünden yazılan ara kararlarına da davacı hakkında yapılan araştırmalarda bir kaydın tesbit edilemediğini belirtmiştir.
Dosyada mevcut Sungurlu As. Şb. nin yazısı davacıya ait nüfus cüzdanının muazzaflık devrine ait sütün ve davacının dilekçesine eklediği fotoğraflar birlikte değerlendirildiğinde, usta birliğinde eğitimini tamamlayan davacının Kıbrıs'tan terhis edildiği açıktır. Davalı idare davacının hangi tarihte neden Kıbrıs'a gönderildiğine dair hiçbir kayıt tutmamıştır. Davacının şahsi dosyası da imha edilmiştir. Davalı idare Asker kıyafetli ve arkadaşları ile çektirdiği muhtelif fotoğraflarını ibraz ederek Kıbrıs'ta görev yaptığını, harekata katıldığını beyan eden davacının iddiasını karşılayacak bir savunma yapamamış ve belge de ibraz edememiştir. Bütün bu hususlar dikkate alındığında davacının Kıbrıs'ta askerlik hizmetini ifa ettiği, harekatlara katıldığı, daha sonrasında 19 Haziran 1975 tarihinde terhis edildiğinin kabulü gerekmiştir.
Davalı idarenin OBİM kayıtlarını düzenli tutmaması idarenin ihmalinden kaynaklanmıştır. Davalı idarenin askerlikle ilgili kayıtları düzenli olarak tutması ve onu muhafaza etmesi görevi olup, bu husus düzenli idare olmanın gereğidir. Bu görevi gereği gibi yerine getirmeyen davalı idarenin bu kusurlu davranışının zararlı sonuçlarından davacıyı sorumlu tutmak mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı Cengiz Karateke'nin Kıbrıs'ta Barış Harekatlarına fiilen katıldığının tesbitine, 1005 Sayılı Kanunu değiştiren 2943, 3688 ve 3671 Sayılı Kanunlardan yararlandırılmamasına ilişkin İŞLEMİN İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy