(2709 S. K. m. 120, 125) (818 S. K. m. 47)
Davacılar vekilinin, 18 Ocak 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; J.Kom. Er Tahir Ok'un İkizce J.Kom. Tb.K.lığı emrinde askerlik görevini yaptığı sırada 28 Haziran 1993 tarihinde Bölücü Teröristlerle çıkan çatışmada boynundan aldığı kurşun yaralarından sonra boynundan altının tamamen felç olduğunu, yeme, içme, tuvalet ve tüm ihtiyaçlarını kendi başına yerine getiremediğini, devamlı bir bakıcıya ihtiyacı bulunduğunu, ayrıca erkeklik ve üreteme fonksiyonlarını da kaybettiğini, bu durumun eşi Şerife Ok içinde doğrudan doğruya maruz kalınan bir zarar niteliğinde olduğunu, bu nedenlerle davacı Tahir Ok için 4.500.000.000.TL maddi, 1.000.000.000.TL. manevi eşi Şerife Ok için 500.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden; J.Kom. Er Tahir Ok'un Şırnak, İkizce J.Kom. Tb. K.lığı emrinde askerlik yaptığı sırada 28 Haziran 1993 tarihinde Teröristlerle çıkan çatışmada teröristlerin açtığı ateş sonucu yaralandığı yapılan tedavileri sonunda GATA Sağlık kurulunun 20 Ekim 1994 gün 19550 Sayılı raporu ile boynundan aşağı felç olacak şekilde sakat kaldığı ve vücut fonksiyonlarındaki kayıp oranının %100 olduğu, idrar ve gaita his kontrolünün bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda davacının Tahir Ok'un hiçbir kusuru olmadığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık olmamakla birlikte olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi sakat kalmış veya şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememiz gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakla, idarenin Anayasa ve yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan umulmadık haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağandışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece tazmini gereken bir zarar olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle davacıların zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına göre T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce olay sebebiyle bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri davacıların tesbit edilen maddi zararlarından düşüldüğünden maddi tazminat isteyen davacı Tahir Oka aylık bağlanıp bağlanmadığı hususu sorulmuş, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 02 Ağustos 1995 gün ve 73.531.104 sayılı yazılarından Genel Müdürlüğün 15 Şubat 1995 gün ve 17174 sayılı işlemi ile davacıya 01 Aralık 1994 tarihinden itibaren 6.890.000TL. vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, aylığın 15 Nisan 1995 tarihinde 11.501.000.TL ye yükseltildiği, 1994 yılı için bir aylık 1.093.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı Tahir Oka 2330 Sayılı Kanun gereğince 09 Mart 1995 tarihinde avans olarak 9.946.000.TL 23 Mayıs 1995 tarihinde ise 1.047.935.000TL. Nakdi Tazminat ödenmiştir. 2330 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminat nakdi tazminatı alanın maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacı Tahir Ok'un boynundan itibaren felç olması nedeniyle tam asgari ücret üzerinden bakıcı gideride dahil maddi zararlarının tesbiti için re'sen seçilen bilirkişinin 06 Eylül 1996 tarihinde tanzim ettiği bilirkişi raporunun tetkikinden davacının Nakdi Tazminat yararı da dahil tüm yararlarının mahsubuna rağmen karşılanmayan maddi tazminat hak edişinin 8.084.035.716.TL. olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idarece PMF yaşam tablosuna göre ortalama ömrün 65 yaş ile sınırlı olması nedeniyle zarar hesabının 65 yaş sonuna kadar yapılması gerekirken 66 yaş sonuna kadar yapılmasının hatalı olduğu yolunda itirazda bulunulmuş ise de; bilirkişi raporundan da anlaşıldığı gibi PMF tablosunda davacının yaşına göre ömür sonu 2039 olduğundan davalı idarenin itirazına itibar edilmemiştir.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmış ancak davacı Tahir Ok'un istemine bağlı kalınmıştır.
Davacı Tahir Ok'un vücut fonksiyonlarını tamamen kaybetmesi nedeniyle seks gücünü tamamen kaybedip üreme fonksiyonlarını yitirdiğinden eşi Şerife Ok için manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Borçlar Kanununun 47 nci maddesine göre manevi tazminat cismani zarara maruz kalan kişiye veya öldüğü takdirde ölenin ailesine ödenebilecektir. Maddenin bu düzenleniş biçiminden cismani zarar halinde, olaydan dolayı zarar görenlere başka bir ifadeyle olaydan yansıma suretiyle zarar görenlere tazminat ödenmeyeceği anlaşılmaktadır. Ancak bir olayda kocanın erkeklik gücünü tamamen kaybetmesi halinde evlilik birliğinin doğal sonucu olan bu zararın kanısı içinde doğrudan gerçekleşmiş bir zarar olduğu açıktır. Burada evli kadının manevi zararları, duyacağı üzüntü, mahrum kalacağı şeyler, yansıma suretiyle oluşan zararlar değil doğrudan doğruya maruz kaldığı zararlardır. Bu nedenlerle Kurulumuzca davacı Tahir Ok'un eşi olan Şerife Ok a bu olay sebebiyle duyduğu ve ileride duyacağı üzüntülerini kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı Tahir Ok'un olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla davacıya uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacılar vekili manevi tazminatlara da olay tarihinden itibaren yasal faiz verilmesini talep etmiş ise de, Kurulumuzca davacı Tahir Ok'un boyundan aşağı felç olacak şekilde sakat kalması olayı nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını karşılamak üzere takdir edilen manevi tazminat miktarı paranın karar sırasındaki alım gücü esas alınarak tesbit edildiğinden davacılar vekilinin olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi talebinin reddi cihetine gidilmiş, ancak takdir edilen manevi tazminat miktarlarına karar tarihi olan 13 Kasım 1996 tarihinden faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı Tahir Ok a 4.500.000.000.TL. (dörtmilyarbeşyüzbinlira) maddi tazminat VERİLMESİNE.
2- Takdiren davacı Tahir Ok a 250.000.000.TL. (ikiyüzellimilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Takdiren davacı eş Şerife Ok a 100.000.000.TL (yüzmilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
4- Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacı Tahir Ok'un yeniden gelir elde edeceği kabul edilen 20 Aralık 1994 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (yüzdeotuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmesi yolundaki taleplerin reddine, ancak karar tarihi olan 13 Kasım 1996 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (Yüzdeotuz) yasal faiz YÜRÜTLMESİNE,
6- Dava adli yardımlı görülmüş olup davalı idare harçtan muaf olduğundan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YEROLMADIGNA,
7- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 2.000.000.TL. (ikimilyon TL.) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
8- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 34.000.000.TL (Otuzdörtmilyon TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy