(1602 S. K. m. 43, 46) (4616 S. K. m. 1) (2709 S. K. m. 125) (1086 S. K. m. 87)
Davacı vekili, 13.06.1995 tarihinde Ağrı Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilip 19.06.1995 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının Isparta Makinalı Tüfek Er Eğitim Taburu 2. Makinalı Tüfek Bölük Komutanlığında askerlik görevini ifa ederken 14.09.1994 günü Bölük mutfak görevinde görevlendirildiğini, görevinin ifası sırasında personel mutfak görevlisi P.Er ......................... tarafından dövülerek her iki kulak zarının patlatıldığını, kulağında duyu kaybı meydana geldiğini, Dr. ......................... Devlet Hastanesi ve Girne Askerî Hastanesi Tabipliğince verilen raporlardan duyu kaybının meydana geldiğinin anlaşıldığını, davacının asker iken ve askerî görevle görevli iken görevin icrası sırasında asker bir personel tarafından darp edildiğini, idarenin gerekli ihtimamı göstermediğini, sonucun meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, ayrıca kusursuz sorumluluk esasları gereğince idarenin sorumluluğunun bulunduğunu, davacının kulaklarında meydana gelen duyu kaybı nedeniyle yaşamı boyunca maddi zarara uğrayacağı gibi yaşam boyu da manevi ızdırap çekeceğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere bir milyar TL. maddi ve beşyüz milyon TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı idare, davacı hakkında verilmiş kesin bir rapor bulunmadığından erken açılan davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini ileri sürmüş ise de; 1602 sayılı AYİM Kanununun 43/1 nci maddesinde İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler hükmü öngörülmüştür. Davacının askerlik hizmetini yapmakta iken 14.09.1994 tarihinde Bölük mutfak görevinin ifası sırasında P.Er ...................... tarafından dövülmesi sonucu tedavi gördüğü, davacı hakkında kesin Sağlık Kurulu raporu düzenlenmeden dava açılmış olsa da dava dilekçesi ekindeki Girne Askerî Hastanesi ve Dr. ...................... Devlet Hastanesi raporlarından davacının kulağında bir zarar meydana geldiği ve bunun dövülme olayından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Dövülme olayının meydana geldiği 14.09.1994 tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde 14.02.1995 tarihinde idari başvuruda bulunulduğu, cevap verilmemesi üzerine 13.06.1995 tarihinde Ağrı Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatla açılan davanın, usul ekonomisi de gözetilerek erken açılmış dava olarak değerlendirilmesi mümkün görülmediğinden, idarenin bu yöndeki iddiasına itibar edilmeyerek davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Davacının Isparta Makinalı Tüfek Er Eğitim Taburu 2 nci Makinalı Tüfek Bölük komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 14.09.1994 tarihinde Bölük Mutfak görevinin ifası sırasında aynı yerde kadro eri olarak görevli P.Er ...................... tarafından tokatlanarak dövüldüğü ve kulağından kan geldiği, P.Er ...................... hakkında Isparta 58 nci Er Eğitim Tümen Komutanlığı Askerî Savcılığının 09.06.1995 tarih ve 1995/342- 263 Esas ve Karar sayılı iddianamesiyle adiyen asta müessir fiil suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Isparta 58 nci Er Eğitim Tümen Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 10.10.1995 tarih ve 1995/598- 506 Esas ve Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın Isparta 1 nci Asliye Ceza Mahkemesine intikal ettirildiği, bu mahkemenin 01.07.2001 tarih ve 1997/1093 Esas, 2001/90 Karar sayılı kararıyla, yargılama devam ederken 22.12.2000 tarihinde yürürlüğe giren Bazı Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı Yasanın 1 nci maddesinin 4 ncü fıkrası gereğince ...................... hakkında açılan kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği, davacının dövülmesi olayından sonra kulaklarından tedavi gördüğü, Mahkememizin ara kararıyla Sağlık Kurulu raporu düzenlenmesi için GATAya sevkedildiği, GATAnın 13.01.1997 tarih ve 402 sayılı Sağlık Kurulu raporuyla sol açık otit skatrisyel, sağ kapalı otit skatrisyel, sağ körosensöral işitme kaybı teşhisiyle -1. A/21 F1 Askerliğe elverişlidir. - 2. Yedek askerlik görevini yapar. - 3. Sağ kulaktaki arızanın tokatla kulağına vurulması olayına bağlı olup olmadığını ya da bu arızanın ne kadar zamandan beri mevcut olduğunu tıbben söylemek mümkün değildir. Kararı verildiği anlaşılmıştır.
Davacının kulağında meydana gelen arızanın, Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre % 11 olduğu ve bu zararın P.Er ......................ın müessir fiili sonucu meydana geldiği kabul edilmiştir. Zira davacının müessir fiile maruz kalması anında sağ kulağında kanama olduğu ve tedavilerine başlandığı, olayda davacının bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacının müessir fiil sonucu kulağında meydana gelen zararın oluşumunda hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Ancak davacının bir kamu hizmeti olan askerlik hizmetini yapmakta iken Bölük mutfak görevinin ifası sırasında idarenin diğer bir ajanı olan P.Er ...................... tarafından tokatlanmak şeklinde gelişen kasti fiili sonucunda zarara uğradığı, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu, bu nedenle davacının uğradığı zararın kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C.Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında sakat kalmaları halinde Emekli Sandığı Genel müdürlüğünce kendilerine bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyeleri, olay nedeniyle kendilerine sağlanan yarar kabul edilerek maddi zararlarından mahsup edildiğinden bu husus araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 19.07.2001 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.-01/74.911037 sayılı yazısıyla, vazife malulü aylığı bağlanmadığı ve tütün ikramiyesi ödenmediği bildirilmiştir.
Davacının maddi zararının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 30.12.2002 tarihli bilirkişi raporunda; davacının maddi tazminat hakedişinin 9.029.845.640.TL. olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. Ancak davacı vekili 15.01.2003 tarihinde Ağrı Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilip 22.01.2003 tarihinde kayda geçen dilekçesi ile tazminat miktarının bilirkişi raporunda çıkan miktar doğrultusunda ıslahını talep etmiştir.
Islahın konusu, tarafların yapmış olduğu usul işlemlerinin düzeltilmesidir. 04 Kasım 2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı incelendiğinde söz konusu HUMKnun 87 nci maddesindeki kuralın davacıları ikinci kez dava açmaya zorlaması nedeniyle hak arama özgürlüğünü kısıtladığından bahisle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Adli Yargıda zamanaşımı süreleri dikkate alındığında bu süreler içerisinde dava devam ederken bilirkişi raporları sonrasında ortaya çıkan tazminat farkının ikinci bir ek dava ile istenebileceği açıktır. Oysa ki 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde açılan davalarda bir yıllık ve idari başvurudan sonra altmışar günlük dava açma süresi işlemektedir. Bu süreler geçirildikten sonra müddeabihin miktarının değiştirilemeyeceği yine 1602 sayılı AYİM Kanununun 46/4 ncü maddesinin amir hükmüdür. Bu nedenle davacı vekilinin ıslah talebinin yasal süreler geçirildikten sonra yapıldığı, ilk dava dilekçesinde fazlaya ait istemin saklı tutulmasının durumda bir değişiklik yaratmayacağı sonuç ve kanaatine varılarak davacı vekilinin talebinin reddi cihetine gidilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda ve davacının istemine bağlı kalınarak uygulama yapılarak maddi tazminata hükmolunmuştur. Davacıya olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte istemine uygun şekilde manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak Davacı ..................e 1.000.000.000.TL. (birmilyar TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE,
2- Davacı ......................e takdiren ve istemi gibi 500.000.000.TL. (beşyüzmilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
3- Hükmedilen maddi tazminat miktarına, davacının yeniden gelir elde edebileceği varsayılan 12.04.1996 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar yıllık % 30 (yüzde otuz), 01.01.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık % 50 (yüzde elli), 01.01.2000 tarihinden 31.12.2002 tarihine kadar yıllık % 60 (yüzde altmış), 01.01.2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 55 (yüzde ellibeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 14.09.1994 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar yıllık % 30 (yüzde otuz), 01.01.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık % 50 (yüzde elli), 01.01.2000 tarihinden 31.12.2002 tarihine kadar yıllık % 60 (yüzde altmış) 01.01.2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 55 (yüzde ellibeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy