(1111 S. K. m. 4) (1602 S. K. m. 20) (Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği m. 12, 15, Geç. m. 4)
Davacının vekili tarafından verilerek 10 Ekim 1995 günü kayda geçen dava, davalı idarenin savunması üzerine verilen ikinci dilekçeler ile duruşmada özetle: davacının askerlik hizmetini yaparken sık sık bayılmalar geçirmesi üzerine, Adana Askeri Hastanesine sevk edildiğini, muayenesi sonrasında düzenlenen Sağlık Kurulu raporunda Grand Mal Epulepsi tanılanarak D/12 F 1 Askerliğe elverişli değildir. kararı verildiğini, yapılan bir ihbar üzerine Şişli Askerlik Şubesi tarafından 30 Kasım 1994 günü kontrol muayenesi için İstanbul Gümüşsuyu Askeri Hastanesine gönderildiğini, 07 Aralık 1994 günlü Sağlık Kurulu raporuyla askerliğe elverişli olduğuna karar verildiğini, Kara Kuvvetleri Sağlık Dairesi Başkanlığınca bu kez hakem muayenesine gönderildiğini, TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin değiştirildiğini ve aradan geçen uzunca sürede tedavi olduğu için bayılma krizlerinin azaldığını, doğal olarak askerliğe elverişli bulunabileceğini ve o yolda rapor düzenleneceğini, önemli olunan ilk raporun düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre sağlık durumunun saptanması ve askerliğe elverişli bulunup bulunmadığının karara bağlanması olduğunu, bunun için Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Profesörler Sağlık Kuruluna gönderilerek iddia ettikleri hususlarda esas alınmak suretiyle durumunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, davacının askere sevki sonrasında önce İstanbul Deniz Hastanesine gönderildiğini, 18 Eylül 1981 gün ve 2900 sayılı raporla: sonradan muayene edilmek üzere 1,5 ay hava değişimi verildiğini, hava değişimi bitince Adana Askeri Hastanesine sevk edildiğini, yatırıldığı sürede bayılmalarının gözlendiğini, kıta anketinde sık sık bayıldığının belirtildiğini, çektirilen elektroda da Epilepsiyi destekler nitelikli fonksiyon bozukluğu saptandığını, sonuçta 10 Kasım 1981 gün ve 5054 sayılı Sağlık Kurulu raporuyla Grand Mal Epilepsi tanısı ve D/12 F 1 Askerliğe elverişli değildir. kararı verildiğini, ihbar üzerine bu rapordan çok sonra İstanbul Gümüşsuyu Askeri Hastanesine gönderildiğini, 07 Aralık 1994 gün ve 2713 sayılı ön raporla askerliğe elverişli olduğunun belirtildiğini, raporun ısrarına karşın tebliğ edilmediğini ve iki rapor arasında farklılık olduğu için Kara Kuvvetleri Sağlık Dairesi Başkanlığınca İstanbul Kasımpaşa Deniz Hastanesine hakem muayenesine gönderilmesine karar alındığını, askerliğe elverişli olmadığına ilişkin ilk raporun, 18 Haziran 1978 gün ve 16320 sayılı Resmi Gazete yayımlanan T.S.K. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Hastalıklar ve Arızalar listesinin 12 nci maddesine göre verildiğini, bu madde incelendiğinde, A diliminde Epilepsinin bulunmadığının, epilepsiler dışında kalan sinir sisteminin hafif derecedeki hastalık ve arızalarının yer aldığının görüleceğini, 12 nci maddenin B dilimine uyan hastalık ve arızanın hiç olmadığını, Epilepsi hastalığının 12 nci maddesinin D diliminde gösterildiğini, bu düzenlemeden, epilepsi hastalığı olan ve bu durumu tanılanan kişiler hakkında hastalığın hafif ya da ağrına bakılmaksızın ve duraksamadan askerliğe elverişli değildir. kararlı rapor verilmesi gerektiğinin anlaşılacağını, hastanede yattığı süre içinde davacının bayılmalarının gözlendiğini ve çekilen EEGsinin epilepsiyi destekler nitelikte bulunduğunu ve davacı hakkında Yönetmelik hükmü uyarınca rapor verildiğini, bu Yönetmeliğin 24 Kasım 1986 gün ve 19291 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Yönetmelikle yürürlükten kaldırıldığını, sonradan yürürlüğe giren Yönetmeliğin 12 nci maddesi A diliminde, klinik ve laboratuar bulguları normal olan ancak EEGde belirgin bulgular gösteren epilepsilere yer verildiğini, aynı Yönetmeliğin geçici 4 ncü maddesinde, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce askerliğe elverişli değildir kararlı rapor alanlardan, herhangi bir nedenle sonradan yapılan muayenelerinde bu Yönetmeliğe göre aynı arıza ve hastalık yüzünden Askerliğe elverişlidir kararı verilenlere hiçbir işlem yapılmayacağının belirtildiğini, davacıya kontrol muayenesi sonunda klinik ve laboratuar bulguları normal bulunduğunda yeni Yönetmeliğin A/12 F 1 madde ve fıkrasına göre askerliğe elverişlidir. kararı verileceğini ve bu durumda Yönetmeliğin 4 ncü maddesi uyarınca davacının hakem muayenesine gönderilmemesi gerektiğini, bundan da önemlisinin, epilepsi nöbetlerinin tedavi ile artık kontrol altında tutulabildiğini, beş yıl süren düzenli bir tedavi sonunda hastalığın tümü ile ortadan kalkabildiğini, davacının uzun süredir İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalında Epilepsi tedavisi gördüğünü, bu klinikçe verilen belge ile EEG ve raporun örneklerini dava dilekçesiyle birlikte sunduklarını, uzun süre tedavi gördüğünden kontrol muayenesi için gönderildiği İstanbul Gümüşsuyu Askeri Hastanesinde Nörolojik bulgulara rastlanmayabileceğini, ancak davacı için önemli olanın, 14 yıl önceki sağlık durumu ve o zaman yürürlükteki kurallara göre durumunun ne olduğunun saptanması olduğunu, kontrol muayenesiyle bu durumun belirlenmeyeceğini, kontrol muayenesinde hali hazır sağlık durumunun tanılanarak şu andaki Yönetmelik hükümleri uyarınca karar alınacağını, davacı yönünden eski Yönetmelik dönemindeki sağlık durumunun açıklığa kavuşturulabilmesi için TSK. de en yetkin sağlık kuruluşu olduğunda kuşku bulunmayan Gülhane Askeri Tıp Akademisi Profesörler Sağlık Kuruluna sevk edilmesinin uygun olacağını ve ilk raporun alındığı tarihte Askerliğe elverişli olup olmadığının bilimsel olarak saptanmasını bu hususlar nazara alınmadan, davacının sevki ile şu andaki durumuna göre kontrol muayene raporu alınmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek iptaline, yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 25 Ekim 1995 gün ve E. 1995/881 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Grand Mal Epilepsi hastalığı bulgulanıp Adana Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunun 10 Kasım 1981 gün ve 5045 sayılı raporu ile D/12 F 1 Askerliğe elverişli değildir kararı verilen ve bu raporu onaylanarak terhis işlemi yapılan davacının, bir ihbar nedeniyle İstanbul Şişli Askerlik Şubesi Başkanlığınca kontrol muayenesi için İstanbul Gümüşsuyu Askeri Hastanesine sevk edildiği, adı geçen bu Hastane Sağlık Kurulunun 07 Aralık 1994 gün ve 2713 sayılı raporunda sağlam olduğu tanılanarak hakkında Askerliğe Elverişlidir kararı alındığı, ilk sağlık kurulu ile kontrol muayenesini yapan sağlık kurulunun raporları arasında gerek tanı ve gerek karar yönünden aykırılık bulunduğundan davacının, bu kez Kara Kuvvetleri Sağlık Dairesi Başkanlığınca hakem muayenesine tabi tutulması için İstanbul Kasımpaşa Deniz Hastanesine sevk edildiği, davacının hakem muayenesine sevkiyle ilgili işlemin iptali istemiyle yargı yoluna geldiği görülmüştür.
1111 Sayılı Askerlik Kanununun 41 nci maddesinde, Askere elverişli olmayanlardan idarece lüzum görülenler, askeri hastaneye sevk edilirler. Askeri hastane sağlık kurullarınca yeniden yapılan muayeneleri sonunda askerliğe elverişli oldukları anlaşılanlar asker edilirler. hükmü yazılıdır.
Bunun gibi Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin geçici 4 ncü maddesinde de, Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce askerliğe elverişli değildir kararlı rapor alanlardan, herhangi bir sebeple sonradan yapılan muayenelerinde bu Yönetmeliğe göre aynı arıza ve hastalık yüzünden askerliğe elverişlidir kararı verilenlere hiç bir işlem yapılmaz denilmektedir.
1994 yılı içerisinde davacının sağlam olduğu halde askerliğe elverişli değildir raporu aldığına yönelik ihbarda bulunulması üzerine, davalı idarenin kontrol ve hakem muayenesi işlemlerine kalkışmasında ve sağlık kontrolünden geçirilmesi amacıyla sevk işlemleri tesis etmesinde, hukuka aykırılıktan söz edilemez. Kanun ve düzenleyici tasarruf kuralının buyrultucu ve bağlayıcı hükümleri karşısında davacı hakkında davalı idarenin, önce kontrol muayenesine, şayet ilk sağlık kurulu raporu ile kontrol muayenesini yapan hastane sağlık kurulu raporu arasında tanı veya karar arasında bir aykırılık var ise bu kez hakem muayenesine sevk için karar alması zorunlu bulunmaktadır.
Hatta, kişinin sağlığı bakımından eylemli askerlik hizmeti yapmaya ehil, bir diğer deyişle askere sevk edilebilecek kişi durumunda olup olmadığının saptanabilmesi amacıyla hastaneye sevk edilme işleminin, İdare Hukuku alanında idari işlem sayılıp sayılmayacağının tartışılması, haliyle bu gibi işlemlere karşı açılacak iptal davalarının inceleme özelliği bulunup bulunmadığının karar yerinde irdelenmesi üzerinde durulacak önemli bir sorundur. Davacı ve dava yönünden bu değerlendirmeye tabi tutulacak işlem davacıyı hakem muayenesine sevk eden Kara Kuvvetleri Sağlık Dairesi Başkanlığının İstanbul Kasımpaşa Deniz Hastanesine sevke ilişkin 16 Ocak 1995 gün ve LOJ.: 9029-9-95/SAĞ.D.(Rp.Ş.) sayılı işlemi ile bu işlemi dayanak alan İstanbul şişli Askerlik Şubesi Başkanlığının 03 Mayıs 1995 gün ve AS.Ş.:9029-753-95/3.Ks.(1957-1231)-1 sayılı işlemidir.
Öğreti ve uygulamada baskın görüş olarak iptal davalarının ancak, idari işlem tesis etmeye yetkili makamlarca alınan kesin, uygulanabilir, İdare Hukukunda hüküm ve sonuçlar doğuran işlemler hakkında açılabileceği savunulmaktadır. Hakkında dava açılan işlem belirtilen nitelikleri taşımıyorsa, iptal davasına konu yapılamayacağından, açılan dava incelenmeden reddedilmelidir. Bu bağlamda, idarenin belli bir konuda tesis edeceği kesin işleme hazırlık olması için, araştırma, inceleme yapmak, hukuki düzenlemelerde öngörülen durumların varit bulunup bulunmadığını aydınlatmak, belli konularda bilgi vermek, bilgi almak amacıyla tesis ettiği işlemlerin iptal davasına konu yapılamayacakları öne sürülmektedir. Hazırlık işlemleri diye tanımlanan ve hukuk aleminde kesin, yürütülebilir işlem olarak kabul görmeyen işlemlerin idari davaya konu yapılamayacakları görüşüne Kurulumuzca da iştirak edilmektedir. Bu görüş tarzının, müspet hukukça da desteklendiği söylenebilir. Nitekim, 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde iptal davalarının ...idari işlem...ler aleyhine açılabileceği öngörülmüştür. Şu hale göre idari davanın konusunu oluşturacak idari işlemin: yetkili makamca alınmış, kesin, yürütülebilir, hukuki hüküm ve sonuçlar doğuran işlem olması gerekir.
Bu nedenle davacının davaya konu yaptığı Kara Kuvvetleri Sağlık Dairesi Başkanlığı ile İstanbul Şişli Askerlik Şubesi Başkanlığının hakem muayenesine sevkle ilgili işlemlerinin kesin, yürütülebilir, hukuki hüküm ve sonuçlar yaratan idari dava konu yapılabilecek türden bir idari işlem niteliğinde olup olmadıklarının ortaya konulması zorunlu görülmüştür.
1111 Sayılı Kanunun 4 ncü, Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 15, geçici 4 ncü ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personelinin Sağlık Muayeneleri Yönergesi (MY 32 - 2 A)nin İkinci Bölüm 3 ncü maddelerinin bağlayıcı hükümleri uyarınca, davacı hakkında verilen Adana Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunun raporuyla ilgili ihbar söz konusu olduğuna göre, bu raporda önerilen tanı ve sonucun tıbben gerçek olup olmadığının idarece incelenmesi, o yüzden araştırmaya kalkışılması ve davacının kontrol, ilk rapor ile kontrol muayenesi raporunun tanı ve kararda çelişmesi halinde hakem muayenesine sevki idare açısından vazgeçilmez, kaçınılmaz bir görevdir. Değinilen kurallar, bu gibi kişilerin kontrol muayenesine sevk edileceklerini, raporlar arasında tanı ve karar uyuşmazlığının bulunması halinde ilgilinin hakem muayenesine gönderileceğini amirdir. İdarenin kişileri salt kontrol ya da hakem muayenesine sevke yönelik işlemleri, o kişi hakkında raporların sonuçlarına göre asker edilip edilmeyeceği hakkında ileride tesis olunacak işleme hazırlık yapılmasını, sağlığı açısından duyulan kuşku ve belirsizliklerin giderilmesini ve ne yönde sonuç işlem kurulacağına açıklık kazandırılmasını amaçlayan ara işlemler olarak değerlendirilebilir. hakem muayenesine sevkle ilgili işlem, davacının askerlik yükümlülüğü hakkında idarenin gelecekte tesis edeceği kesin ve uygulanabilir nitelikteki işlemin hazırlık işlemlerinden birisini oluşturduğu, başlı başına idari davaya konu yapılabilecek İdari işlem karakterinde bir işlem olmadığı söylenebilir.
Bununla birlikte, davacının 1981 yılından bu yana devam ede gelen durumu, bu arada 1986 yılında ve ondan sonra da Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneğindeki değişiklikler ile davacının Adana Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunca verilen raporun düzenleniş tarihi olan 10 Kasım 1981 günü yürürlükte bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin A diliminde, Epilepsiye yer verilmediği halde 24 Kasım 1986 gün ve 1929 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yeni Yönetmeliğin aynı maddesinde Klinik ve Laboratuar bulguları normal olan ancak EEGde belirgin bulgular gösteren epilepsilerin kapsama alınıp askerliğe elverişli sayıldığı iddiası göz önünde tutularak, öncelikle davanın sağlıklı çözümlenebilmesi için Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi Sağlık Kurulunun Sağlam Askerliğe Elverişlidir. kararlı raporun düzenlendiği tarihten başlamak suretiyle, aşama aşama uyuşmazlığın çıktığı zamana dek davacının sağlık durumunun ne olduğunun bilinmesine gereksinim duyulmuş ve davanın taşıdığı bu özellikler esas alındığında genel değerlendirmede belirtilen gerekçe dışında işin esasına girilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu yüzden Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 11 Eylül 1996 gün ve E.1995/881 sayılı ara kararı ile davacının Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Profesörler Sağlık Kuruluna sevkine karar verilmiştir. Ara Kararı ekinde davacının Askerlik Şubesinden getirtilen içeriğinde sağlığıyla ilgili bilgi ve belgeleri içeren şahsi dosyası da gönderilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen Gülhane Askeri Tıp Akademisi Profesörler Sağlık Kurulunun 15 Aralık 1997 gün ve 194 sayılı raporlarında 1. Mustafa KURT, 1981 yılında sevk eri iken bayılma şikayetleri nedeniyle GATA Nöroloji K.de 21 gün süreyle yatırılmış, iki kez konversiyonel (Psikojen-ruhsal) örnekte bayılması görülmüş ancak epileptik örnekte bayılması olmadığından ve epilepsi tanısına büyük ölçüde yardımcı olan ve bu süre içinde 2 kez yapılmış olan EEG tetkiki de normal bulunduğundan 13.04.1981 tarihli ve 3186 sayılı raporla, Sağlam, Askerliğe Elverişlidir. kararı verilmiştir. 2. Bayılma şikayetlerinin devam etmesi üzerine İstanbul Deniz Hastanesinde 73 gün gibi çok uzun bir süre yatırılarak gözlem altında tutulmuş epileptik bayılması olmamış ve yapılan EEG tetkikinde epilepsi hastalığını destekleyecek bulgu saptanmamış ve hastada telaş, panik, terleme, ellerde titreme ve vagotanik baygınlık (bayılma değil) gibi durumların bulunması üzerine 18.09.1981 tarih ve 2900 sayılı raporla Epilepsi iddiası, halen nörovejetatif disteni (vagotonik krizlerle müterafik) C/13 1,5 ay hava değişimi tanı ve kararları almıştır. Bu raporun içinde GATA Nöroloji Kliniğinin B-81-23.02.1981 sayı ve tarihli ve epilepsiyi destekleyen bir EEG raporundan söz edilmektedir. Ancak yapılan incelemelerde adı geçen kişiye GATAda yattığı süre içinde 30.03.1981 ve 06.04.1981 tarihlerinde 2 kez EEG tetkiki yapılmış olduğu ve ikisinde de normal bulunduğu ve bu iki incelemenin dışında hastaya EEG tetkiki yapılmadığı anlaşılmıştır. 3. İstirahatının bitiminde raporun sonunda muayene kaydı bulunmadığı ve acil bir hastalık söz konusu olmadığı halde sevkle Adana As.Hst. ne yatırılmış, epilepsi nöbeti gözlenmiş ve Grand mal Epilepsi tanısı konulmuş ve 10.11.1981 tarih ve 5045 Sayılı raporla D/12 F 1, Askerliğe elverişli değildir kararını almıştır. Bu raporun içinde de bir önceki raporda da sözü edilen ancak var olmayan EEG raporu tanıyı desteklemek için kullanılmıştır. 4. 1985 yılında yapılan bir ihbar üzerine hasta muhtelif nedenlerle ancak 1994 yılında kontrol muayenesi için Gümüşsuyu As. Hst. ne gönderilebilmiş ve 8 gün yatırılmış muayene ve EEG tetkikinin normal olması ve 3,5 - 4 yıldan beri bayılmalarının bulunmadığını ifade etmesi üzerine 07.12.1994 gün ve 2713 sayılı raporla sağlam, askerliğe elverişlidir tanı ve kararını almıştır. 5. Verilmiş olan raporların tanı ve kararları arasındaki çelişki nedeniyle hakem muayenesi için Şişli As. Şb. Bşk.lığınca 03.05.1995 tarihinde İstanbul Dz. Hst. ne sevk edilmiş ancak bu hastaneye başvurmayarak 10.10.1996 tarihinde yürütmenin durdurulması ve GATA Profesörler Sağlık Kuruluna sevk edilme istemleriyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Bu davaya dayanak olarak ta TSK. SYY. nin değişmiş olduğunu ve 1981 yılında hasta olmasına rağmen daha uzun süreli ve düzenli bir tedaviyle nöbetlerinin ortadan kalkmış olduğunu Cerrahpaşa Tıp Fak. Nöroloji ABD. nın 20.09.1995 gün ve 1073 sayılı BELGE sine ve aynı kurumun 19.09.1995 tarihli EEG rapor ve traşesine istinaden ileri sürmüştür. Bu EEG raporunda bu tür traselerin sıkıntılı hastalarda görülebileceği belirtilmektedir ve Epilepsi hastalığını destekleyecek herhangi bir bulgu bulunmamaktadır. Sözü edilen belge de ise ...........un Parsiyel Epilepsi tanısıyla uzun süreden beri ayaktan tetkik ve tedavi edildiği ve ilaçlarla nöbetlerinin halen kontrol altında olduğu ve 5 yıl süreli ve düzenli bir tedaviyle hastalığın ortadan kalkmasının mümkün olduğu belirtilmektedir. 6. Bu durum karşısında olayı daha iyi aydınlatmak ve daha güvenilir bir sonuca varmak için hastanın uzun süreden beri ayaktan tetkik ve tedavi edildiği kuruma başvurularak ayrıntılı bilgi ve belgeler istenmiştir. Uzun süreli ve düzenli izlenen ve tedavi altında tutulan ve 40 yaşına yaklaşmakta olan hastaya ait kayıtlar, makbuzlar, ilaç reçeteleri, çok sayıda kontrol EEG traseleri, ilaç kan düzeylerini gösterir test sonuçları ve BBT/MR incelemeleri gibi çok sayıda bilgi ve belgenin gönderilmesi beklenirken Cerrahpaşa Tıp Fak. Dekanlığının 15.07.1997 gün ve 25 sayılı yazısından Hastanın ayaktan izlenmesi nedeniyle durumuyla ilgili belgelerin ailesinde olduğu bildirilmiş ve ailesinden ise yukarda sözü edilen ve açılmış olan davaya dayanak olarak sunulmuş olan ve dava dosyasında esasen var olan Cerrahpaşa Tıp Fak. Nöroloji Anabilim dalının 20.09.1995/1073 gün ve sayılı BELGEsi ve 19.09.1995 tarihli EEG rapor ve trasesinin fotokopisinden başka yeni bir belge gönderilmemiş ve hastalığın tanısının neye dayanılarak konulduğuna, hastalığın gidişine ve sözü edilen uzun ve düzenli izlemeye ait bilgi ve belgelerden yoksun kalmıştır. 7. Yukarda kronolojik olarak sıralanmış olaylar ve belgeler ve tıbbi bilgilerin ışığı altında varılmış olan kanaatler mahkemenin de sorularına cevap teşkil edecek biçimde ve aşağıdaki maddeler şeklinde düzenlenmiştir. a) Adı geçen kişi halen ilaç kullanmadığını ve bayılmasının bulunmadığını ifade ederek yatmak istemediğinden gözlem altına alınmamış ve ayaktan yapılan muayenesinde, EEG, kan ve idrar tetkiklerinde herhangi bir anormallik saptanmamıştır. dolayısıyla adı geçen kişide şu anda Epilepsi hastalığı mevcut değildir. b) Epilepsi hastalığı tanısı olan bir hasta için TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin maddesi eski ve yeni yönetmenliklerde aynı olup D/12 F 1 dir. c) Uygulanan tedavilerle nöbetlerin arası açılabilir ve ilaç aldığı sürece nöbetler görülmeyebilir. d) Uzun süreli (5 yıl gibi) düzenli ve uygun bir tedaviyle Epilepsi hastalığı geçebilir yani ilaçlar kesildiği halde nöbetler görülmez. e) Adı geçen kişide daha önce Epilepsi hastalığının olup olmadığı hususuna gelince: Epilepsi nöbeti geçirmek o kişide Epilepsi Hastalığı vardır anlamına gelmez. Her 100 kişiden 10 u hayatlarında bir defa Epileptik bir nöbet geçirirler ancak bu 100 kişinin bir veya daha azında nöbetler tekrarlar ve Epilepsi hastalığı gelişir. Ayrıca uzun süre ayakta durma, kan görme, şiddetli ağrı, çeşitli psikolojik ve diğer birçok nedenlerle insanlar bayılabilir ve bu nöbetleri Epilepsiden ayırt etmek mümkün olmayabilir. Bu gibi durumlarda hastalığın zaman içindeki seyri ve EEG tetkiki tanıda yardımcı olur. Hastalığın seyrine bakıldığında hastanın GATA Nöroloji Kl. de yattığı 21 gün ve İstanbul Dz. Hst. de yattığı 73 gün toplam üç aya aşkın süre içinde Epilepsi nöbeti değil ruhsal kaynaklı nöbetler geçirdiği görülmektedir. Adana As. Hst. de yattığı süre içinde gözlenmiş olan nöbetin ise raporda ayrıntılı bir tarifi yoktur ve kimin tarafından gözlendiği belirtilmemiştir. Bu tarihten sonrada hastanın ikinci bir Epileptik nöbet geçirdiğine dair herhangi bir belge bulunmamaktadır. Yani hastanın belgelenmiş bir tek Epilepsi nöbeti vardır ve Epilepsi hastalığı vardır dedirtecek tekrarlayan Epilepsi nöbetleri söz konusu değildir. Epilepsi hastalarında nöbetsiz dönemlerde yapılan EEG tetkiki normal olabilir. Ancak bu ihtimal ilk EEG tetkikinde %50 iken üçüncü EEG tetkikinde % 16 ya dördüncü EEG tetkikinde % 8 e düşmektedir. Bu şahısa ise toplam 5 kez EEG tetkiki yapılmış ve hepsi Epilepsi yönünden normal bulunmuştur. Yani Epilepsi tanısı koyarken bizi destekleyecek anormal bir EEG de bulunmamaktadır. İyileşsin veya iyileşmesin uzun süre ve düzenli ilaç kullanan hastaların hemen her zaman ibraz edebilecekleri muhtelif tarihli reçete, makbuzu, kayıt fişi ve takip edildiği hastaneye ait hasta takip kartı gibi hastalık konusundaki inandırıcı olabilecek dokümanların hiçbiri mevcut değildir. Yukarıdaki satırlarla anlatmaya çalıştığımız nedenlerde davacı.............un 1981 yılında 1 kez Epilepsi nöbeti geçirmiş olabileceği ancak Epilepsi hastası olmadığı, sağlam ve Askerliğe elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. tıbbi görüş ve kanaatine varılarak, davacı hakkında sağlam ve Askerliğe elverişlidir kararı verilmiştir.
Davacının vekili tarafından verilen 02 Şubat 1998 günlü dilekçede, Profesörler Sağlık Kurulu raporunun, Adana Askeri Hastanesi Sağlık Kurulu raporuna esas alınan ve daha önce Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesinde çekilen ve epilepsiyi destekleyen 23 ŞUBAT 1981 günlü EEG raporu incelenmeden düzenlendiğini, zira Profesörler Sağlık Kurulu raporunda 23 Şubat 1981 günkü EEG raporunun bulunmadığının açıkça belirtildiğini, bahse konu EEG raporunun İstanbul Kasımpaşa Deniz Hastanesinde bulunabileceğini, bu raporun getirtilerek inceletilmesini ve inceleme sonucuna göre yeni bir rapor alınmasını iddia etmiş ise de; Gülhane Askeri Tıp Akademisi Profesörler Sağlık Kurulu raporunda, davacının epileptik nöbeti geçirmesinin mutlaka epilepsi hastası olduğu sonucunu vermeyeceğinin, esasen davacının Nöroloji Kliniklerinde gözlendiği toplam üç ayı aşkın sürede epilepsi nöbeti değil ruhsal kökenli nöbetler geçirdiğinin, beş kez yapılan EEG incelemelerinin hepsinin Epilepsi yönünden normal bulunduğunun, Epilepsi tanısı koymak için destekleyici anormal bir EEG bulunmadığının, davacının 1981 yılında bir kez geçirmiş olabileceği Epilepsi nöbetinin Epilepsi hastası sayılmasını gerektirmeyeceğinin açıklanması karşısında kabule değer görülmeyerek reddedilmiştir.
İşlem tün unsurları yönünden hukuka uyarlı bulunmuştur.
Açıklandığı üzere; yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy