(5434 S. K. m. 39) (1076 S. K. m. 23)
Davacı vekili, 12.9.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Merzifon Hava Hastanesinde intaniye Uzmanı olarak görev yaparken, kendi isteği ile 30.1.1993 tarihinde emekliye ayrıldığını, müvekkilinin yargı mercilerini de iğfal eden bir iftira sonucu belirtilen suçlardan mahkûm edildiğini, ancak müvekkilinin mahkumiyet ve ihraç kararından önce emekli olarak bu statüye bir müktesep hak olarak geçtiğini, davalı idarenin emeklilik onayının iptali ve ordudan ihraç yolundaki işleminin bu nedenle hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; suç tarihinde Eskişehir Hava Hastanesinde İntaniye Uzmanı tabip subay olan davacının, aynı hastanede hasta olarak yatmakta olan bir kadın ile refakatçisi olan annesine karşı, hastanede içinde bulundukları hasta psikolojisinden yararlanarak, muayene edeceği görünümünü verip onları mukavemet edemeyecek hale getirmek için birtakım telkinlerde bulunduktan sonra, şehvet hissi ile cinsel organlarını okşamak suretiyle ırza tasaddi suçunu işlediği iddiası ile hakkında kamu davası açıldığı, yargılaması devam ederken ve Merzifon Hava Hastahanesinde Tbp. Yb olarak görevliyken 30.1.1903 tarihinde isteği üzerine emekliye ayrıldığı, uzun süren yargılama süreci ve bozmalardan sonra, 1. Taktik Hv. K. K. lığı As. Malı. nin 31.6.1984 tarih ve 1904/334284 Esas ve Karar sayılı kararı ile iki ayrı ırza tasaddi suçundan toplam olarak 4 yıl 12 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine ve ordudan ihracına karar verildiği, bu hükmün Askeri Yargıtay 1. Dairesinin 19.4.1995 tarih ve 1995/270269 Esas ve Karar sayılı ilâmı ile onanmak suretiyle kesinleştiği, akabinde de 24.8.1995 tarih ve 9544480 sayılı üçlü kararname ile davacı hakkındaki 30.1.1993 tarihli emeklilik onayının iptal edilerek ordudan ihracına ve yedeklikte 1111 sayılı Kanun hükümlerine tâbi tutulmasına, 5434 sayılı Kanunun 39/e maddesi gereğince re'sen emekliye şevkine karar verildiği, bu işlemin 3.7.1995 tarihinde davacıya gönderildiği, davacının 13.7.1995 tarihinde tebellüğ ettiği bu işlemin iptali iğin vekili marifetiyle 12.9.1995 tarihinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının 30.1.1993 tarihinde, hakkındaki ceza yargılaması devam ederken isteği üzerine emekli olmasıyla, yedek subaylık statüsüne geçtiği kuşkusuzdur. Ancak, davacı bu statüsünü muhafaza edebilmek için, aynı zamanda 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 23 ncü maddesinde belirtilen haller kapsamı içinde olmamak durumundadır. 1076 Sayılı Kanunun 23 ncü maddesinin (a) bendinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir suçtan (yedeklik statüsünde iken) mahkum olanların yedek subaylık statüsüne son verileceği ve haklarında 1111 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı ifada edilmektedir.
Davacının yedeklik statüsünde iken 4 yıl 12 ay hapis cezası ile mahkûm edildiği ve ordudan ihracına karar verilerek bu cezanın kesinleştiği maddi bir vakıa olduğuna göre; davalı idare, yasadan doğan bu bağlı yetkisi uyarınca, davacının yedekte subaylık statüsüne son verme ve bu doğrultuda işlem tesis etme mecburiyetindedir. Bunun yolunu ise 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 39/e maddesi göstermiş ve subayların askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca resen ilişiklerinin kesileceğini hüküm altına almıştır. Aynı madde (39) uyarınca, ilgili subay esasen emeklilik statüsünü kazanmışsa, kendisine emekli aylığı bağlanacağı tabiidir.
Davalı idare de, usulde paralellik ilkesi gereğince, davacı hakkındaki Askeri Mahkeme kararının gereğini yerine getirirken, üçlü kararname ile davacı hakkındaki 30.1.1993 tarihli istekle emeklilik onayını iptal ederek, davacının ordudan ihracına ve yedeklikte 1111 sayılı Kanun hükümlerine tâbi tutulmasına ve re'sen emekliye şevkine karar vermek süratiyle, kendisine düşen görevi hukuka uygun şekilde yerine getirmiştir. Bu işimle davacı vekilinin iddia ettiği gibi, davacının herhangi bir müktesep hakkının ihlâli söz konusu değildir. Esasen, davacının burada yasadan doğan yegâne müktesep hakkı emekli aylığı olup; bu işlemle emekli aylığına herhangidir halel gelmiş değildir. TSK. Emekli subay kimlik kartı, silah taşıma izin belgesi vs. gibi haiz olduğu haklar ise, tamamen subay lık statüsüne sıkı sıkıya bağlı haklar olup; yedekte subay statüsünü yitirerek 1111 sayılı kanun hükümlerine tâbi olan davacının, bunları müktesep hak olarak iktisap etmesi söz konusu olamaz. Bu nedenle, davacı vekilinin bu yöndeki beyanlarına iştirak edilememiştir. Diğer bir deyişle, davacının, hakkındaki yargılama devam öderken isteği üzerine emekli olması, kendisinin ceza yargısı sonuçları dışında kalmasına yol açamaz.
Dolayısıyla, davacı hakkında tesis edilen işlemin, bütün unsurları itibariyle hukuka uyarlı olduğu kanısına varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacının yedek subaylık statüsünde iken emeklilik onayının iptali ile ordudan ihracına ilişkin idari işlemde hukuka aykırı herhangi bir yön görülmediğinden, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy