(657 S. K. m. 94/2, 98/c) (AYİBK. 16.12.1947 T. 1947/3067 E. 1947/3641 K.)
Davacının vekili tarafından verilerek 19 Ekim 1995 günü kayda geçen dava, davalı idarenin savunması üzerine verilen 4 Mart 1996 günlü ikinci dilekçeler ve duruşmada özetle; davacının 26 aralık 1994 tarihinde spastik özürlü ikiz kız çocuklarının tedavisi ve bakımlarıyla uğraşmak amacıyla görevli bulunduğu yerde silsileler yoluyla başvurarak aylıksız izin verilmesi isteminde bulunduğunu, durumuyla ilgili olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı nezdinde yaptığı girişimlerde kendisine aylıksız izin onayı verileceğini ilgililerce söylendiğini, durumu görevli bulunduğu ünitenin amiri durumundaki istihkam Kd. Alb. Mehmet Çetintaş'a ilettiğini ve amirin sözlü izin vermesi üzerine de görevinden ayrıldığını, bağlı bulunduğu mutemetlikte sanki izine ayrılmamış, görevde immişçesine özlük haklarının tahakkuk ettirilmesi ve bu durumun soruşturma konusu yapılması nedeniyle ifadesine başvurulması için görevli olduğu birliğe çağrıldığında aylıksız izin onayının verilmediğini öğrendiğini, davacının izinsiz ve kabul edilebilir bir özrü olmaksızın görevini terk edip on günden fazla göreve gelmediği neden alınarak hakkında 657 Sayılı Kanunun 94 ncü maddesi uyarınca görevinden çekilmiş sayılması yolunda işlem tesis edildiğini, işlemin hukuka aykırı olduğunu, her şeyden önce davacının bakıma muhtaç spastik özürlü ikiz kız çocukları bulunduğunu ve izine ayrıldığı tarihlerde bu çocukların periyodik tedavilerinin yapılması gerektiğinin ilgili doktor raporlarıyla sabit olduğunu, keza çocukların bir başka kişinin bakımına muhtaç durumda olduklarının kanıtlandığını, dolayısıyla davacının görevini kabul edilebilir bir özre dayanmaksızın terk ettiği yolundaki savunmanın haklı sayılamayacağını, bu anlayışla tesis edilen işlemin hukuka uygunluğunun kabul edilemeyeceğini, bunun yanında davacının görevini izinsiz şekilde de terk etmediğini, yaptığı girişimlerle aylıksız izin onayının alınacağı ümidinin kendisine idarenin ajanlarınca verildiğini, bu durumu amirlerine iletmesi ve o arada çocuklarının tedavilerine başlanacak olması karşısında amirlerinin izine ayrılabileceğini söylemeleri üzerine görevinden izinle ayrıldığını, nitekim Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 16 Aralık 1947 gün ve E. 1947/ 3067, K. 1947/3641 sayılı kararında yetkili olmayan amir tarafından verilen izni görevinden ayrıldığını o yüzden görevinden ayrılışının Kanunun deyimi ile mezuniyetsiz ayrılması yada kurumunca kabul edilebilir bir özre dayanmadan görevin terk edilmesi gerektiğini, davacının ise çocuklarının durumu karşısında hem geçerli, kabul edilebilir bir özre dayalı olarak hem de yetkili amirlerinin izni ile görevinden ayrıldığını, geçen süre içinde ise aylıksız izin onayının geldiği düşüncesiyle görevine gelmediğini, amirleri tarafından da bu konuda bir uyarı almadığını, işlemin hukuka aykırı olduğunu, kişi ve kamu yararı dengeleşimi yapılmadığını, iddia ederek, iptaline, öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 24 Ocak 1996 gün ve E. 1995/914 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
İzmir-Narlıdere İstihkam Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Harekat ve Eğitim Şube Müdürlüğü emrinde görevli davacının, spastik özürlü iki kız çocuğunun tedavilerinin yapıldığı İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanlığının 20 Aralık 1994 gün ve 19075 sayılı raporlarında, 19 aralık 1994 tarihinden itibaren tedavilerinin anne refakatinde altı ay daha devam etmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine, altı ay aylıksız izin verilmesi dileğiyle ve silsileler yoluyla başvuruda bulunduğu, davacının başvurusunun İstihkam Okulu ve Eğitim Merkez komutanlığının 27 aralık 1994 gün ve PER. 4084-648-94/2387 sayıları ekinde atamaya ve aylıksız izin vermeye yetkili makam olan Kara Kuvvetleri Komutanlığına gönderildiği, ayrı özrü yüzünden daha önce birden fazla aylıksız izin kullanan davacının çocuklarının sağlık durumlarından ileri gelen ivedilikle başvurusunun yerinde takibi için Ankara'ya gittiği, Kara Kuvvetleri Komutanlığı nezdinde başvurusuna işlem yapmaya yetkili birimler nezdinde girişimleri sonucu, aylıksız izin isteminin kabul edilebileceği ve onayının alınacağının sözlü olarak yetkililerce bildirildiği, hatta Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Korgeneral İzzettin İyigün'e durumunu bizzat arzettiği, adı geçen kişinin de Kara Kuvvetleri Personel Başkanlığındaki görevlileri arayarak, durumu sorduğu, kendisine istenilen iznin verilebileceğinin ifade edildiği, bu durumu davacıya Korgeneral'in intikal ettirdiği, girişimleri ile aylıksız izin isteminin onayının alınacağı ümit ve intibaıyla görev yerine dönen davacının, keyfiyeti ilk amiri olan İstihkam Yb. Turgut Avanoğlu'na, Erkan Başkanı İstihkam Kd. Alb. Mehmet Çetintaş'a anlattığı, Erkan Başkanı İsth. Kd. Alb. Mehmet Çetintaş'ın 15 Ocak 1995 tarihinden itibaren ücretsiz izine ayrılabileceğine izin verdiği, davacının 15 Ocak 1995 tarihinde verilen izin üzerine görevinden ayrıldığı, 15 Ocak 1995 ile 15 Mayıs 1996 tarihleri arasında görevine gelmediği, bu süre içinde davacının bağlı bulunduğu amirlerince aylıksız izin verilmesi istemiyle ilgili olarak onayın gelmediği, dolayısıyla görevine gelmedi gerektiği yolunda bir çağrı yapılmadığı, davacının da bu durumu araştırmadığı izin verileceğini düşünerek görevine gelmediği, maaş mutemetliğine davacının özlük haklarının tahakkuk ettirilmemesi için bilgi verilmediğinden, mutemetlikçe özlük haklarının tahakkukunun yapıldığı, ancak kendisine fiilen bir ödemede bulunulmadığı, olayın bu yönden soruşturma konusu yapılması üzerine davacının aylıksız izin verilme onayının henüz verilmediğinin böylelikle anlaşılması üzerine 15 Mayıs 1995 günü görevine başladığı, aylıksız izin verilmesi isteminin atamaya yetkili makam olan Kara Kuvvetleri Komutanlığının 31 Mayıs 1995 gün ve Per. 4044-45-95/Tay.D.Svl.Me.İşl. ve İşçi Müna.Ş.1 (Gn.İd.Hiz) sayılı işlemi ile reddedildiği Milli Savunma Bakanlığının 12 Eylül 1995 gün ve 76 sayılı onayı ile de 657 Sayılı D.M.K.nün 94 ncü maddesine göre çekilmiş sayılması ve 97 nci maddesinin (B) bendi uyarınca bir yıl geçmeden tekrar devlet memurluğuna alınmaması yolunda işlem tesis edildiği dava dosyasında mevcut belgelerden anlaşılmıştır.
Davanın Konusu: İzinsiz ve kabul edilen özrü olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin 10 günden fazla devam etmesi nedeniyle çekilmiş sayılma konusunda yazılı başvuru koşulu aranmaksızın, davacının çekilme isteğinde bulunmuş sayıldığı yolunda tesis edilen işlemin iptali isteminden ibarettir.
İstemin hukuki nedeni, 657 Sayılı DMK.nun 94 ncü maddesinin 2 nci fıkrası, maddi nedenini ise davacının spastik özürlü bakıma muhtaç ikiz çocuklarının tedavisine başlanacak olması karşısında, aylıksız izin verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun kabul edileceği, onayının alınacağı düşüncesiyle bağlı bulunduğu amirlerinden izin alarak ayrılmış olsa bile aylıksız izin onayı alınmadan 15 Ocak 1995 gününden itibaren 15 Mayıs 1995'e dek görevine uzunca zaman gelmeme, devam etmeme olgusu oluşturmaktadır.
İşlemin hukuka uygunluk denetimi yapılırken, dayandığı hukuki ve maddi neden yönünden irdelenmesi gerekmektedir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 94 ncü maddesinin 2 nci fıkrasında Mezuniyetsiz veya Kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın, çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır denilmektedir.
Kanunun 98 maddesinin (c) bendinde, memurluktan çekilme, devlet memurluğunu sona erdiren haller arasında gösterilmiştir.
Kanun hükmüne göre memurun devlet memurluğundan çekilmiş sayılmasının koşulları:
a) İzinsiz olarak
b) Kurumca kabul edilebilir bir özre dayanmaksızın,
c) Görevin kesintisiz on gün yada daha fazla süre ile terk edilmesi şeklinde belirlenmiştir.
Davacının spastik serabral palsy hastası Ece Beşer ve Ebru Beşer adlarında ikiz çocuğu olduğu, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında ve Özellikle 19 Aralık 1994 gününden itibaren başlayacak tedavinin anne refakatinde devam etmesi gerektiği 20 Aralık 1994 gün ve 19075 sayılı rapordan anlaşılmaktadır. Çocukların doğum tarihi 1988'dir. Henüz küçük yaşta olmaları ve sahip bulundukları hastalıkları nedeniyle üçüncü kişinin refakatine, bakımına gereksinme duydukları tıbbi bir realitedir. Üstelik, tedaviden beklenilen sonucun elde edilebilmesi için annenin refakatinde yapılması gerektiğinin raporda öngörülmesi karşısında, bir anne olan davacının çocuklarının yanında, onlarla birlikte olmayı sağlamak amacıyla altı ay süreyle aylıksız izin onayının verilmesine yönelik gerekli girişimlerde bulunmasından daha doğal bir şey olamaz. Yaptığı girişimler sonunda, davacının aylıksız izin istemine onay verileceği, istemi işleme koymaya yetkili görevlilerce davacıya bildirilmiştir. Bu husustaki davacı iddiaları, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Korgeneral İzzettin İyigün'ün beyanlarıyla doğrulanmıştır.
Böylelikle davacı isteminin kabul göreceği ve aylıksız izine ayrılacağı yolunda idarece koşullandırılmış, çocuklarının tedavilerinin fiilen başlamış olması nedeniyle görev yaptığı birlikte bağlı bulunduğu amirlerine başvurarak görevinden ayrılmasına izin, Yasanın diliyle mezuniyet verilmesi dileğinde bulunmuş, isteminin Kurmay Yarbaşkanı İstihkam Kd. Alb. Mehmet Çetintaş tarafından kabul edilmesi üzerine görevinden ayrılmıştır. Davacının içinde bulunduğu, bizzat yaşadığı koşullar karşısında izinsiz görevi terk ettiği söylenemez. İdarenin aylıksız izin verip vermeyeceği, takdir yetkisine bağlı bulunmakla birlikte ajanlarınca aylıksız izin istemine onay verileceği yolunda beyanlarda bulunulması üzerine ve bu yönlendirme ile izin verileceğine inanarak döndükten sonra, amirlerine bu durumu ileterek, onların müsaadesiyle görevinden ayrılan davacının, izinsiz ayrıldığı iddiaları kabul edilemez. Aylıksız izin verilmesi isteminin Kara Kuvvetleri Komutanlığının 31 Mayıs 1995 gün ve PER. 4044-45-95/Tay.D.Svl.Me.İş. ve İşçi Müna. Ş.L(Gn.İd.Hz) sayılı işlemi ile reddedilmiş olması önceden aylıksız izin istemine onay verileceği yolunda hem yönlendirilmiş olan ve hem de amirlerinin izin verilmesi üzerine görevinden ayrılma durumunda kalan davacı yüzünden, izin almaksızın görevden kendiliğinden ayrıldığına esas alınamaz. İdare ajanlarının gerekli koordineyi yapmadan ve hizmeti düzenli biçimde yürütememeleri yüzünden davacının görevinden ayrıldığı anlaşılmış olmakla, bu durumun, kendiliğinden de izinsiz olarak görevin terk edilmesi şeklinde kabulü ile davacı hakkında memuriyetten çekilmiş sayılması yolunda işlem tesisine neden alınmasının hukukla bağdaştığı kabul edilemez.
Bunun yanında, davacının çocuklarının üçüncü kişinin bakımına gereksinim duyacak derecede hasta oldukları, tedavi sırasında annenin bulunmasının gerekli bulunduğu tıbben önerilmiştir. Davacı bu öneri nedeniyle, bakım yükümlülüğü olan çocuklarının yanlarında ve yakınında bulunmak amacıyla aylıksız izin verilmesi istemiyle başvurmuş, davalı idarenin istemine onay verileceğini sözlü olarak belirtmesi üzerine, amirlerinden aldığı izinle görevinden ayrılmıştır. Dayandığı özrün, meşru ve geçerli bir özür olarak kabulü gerekir. Davacının en yakını sayılacak çocuklarının tedavisinde hazır bulunması, onların yakınında olması tedavinin amacına ulaşması zorunluluğuyla hareket etmesi esas alındığında, görevden herhangi bir özre dayalı olmadan ayrıldığı söylenemez.
Davacının görevini kendisine aylıksız izin verileceği düşüncesiyle ve amirlerinden aldığı izinle, haklı, kabul edilebilir bir özre dayanarak terk ettiği cihetle, görevini izin almaksızın ve kurumca kabul edilebilecek bir özrü olmaksızın kesintisiz on günden fazla terkettiği nedenine dayalı olarak, hakkında memuriyetten çekilmiş sayılması yolunda tesis edilen 12 Eylül 1995 gün ve 76 sayılı işlemin, neden, amaç ve konu öğeleri yönünden hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu bakımdan davalı idarenin işlemin hukuka uygun olduğunu belirten savunmalarında ileri sürdüğü hususlar kabule değer görülmemiştir.
Açıklandığı üzere, hukuka aykırı işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy