(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 8 Haziran 1995 tarihinde kayda geçen dilekçesinde ve savunmalarında özetle; Müvekkilinin 23 Nisan 1992 tarihinde arama tarama görevi ifa ederken terörist tarafından açılan ateş sonucunda sağ kolundan yaralanarak sakat kaldığını, zararlarının karşılanması gerektiğini belirterek kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca, 2.400.000.000 TL. maddi, 100.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihimden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden davacı P. Yzb. Hüseyin Şimşek'in 23. Jandarma Sınır Tugay K.lığı özel Harekat Grup K.lığı emrinde görevli iken 23.4.1992 tarihinde icra edilen operasyon sırasında yasa dışı terör örgütü elemanlarıyla çıkan çatışmada yaralandığı ve sakat kaldığı anlaşılmıştır. Olayın kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.
Bilindiği gibi Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşan terör eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiştir. Olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve asker kişi şehit olmuş veya yaralanarak sakat kalmıştır.
Taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden dolayı meydana gelen zarardan idarenin sorumlu tutulup tutulmayacağı, idare sorumlu tutulacak ise sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
İdarenin sorumluluğunu düzenleyen Anayasanın 125 nci maddesinin son fıkrasında idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür denilmektedir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiştir. Esasların belirlenmesi ve meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır.
İdare, Güneydoğuda ve Doğu Anadolu'da güvenliği sağlamak amacıyla kamu hizmetini yoğun şekilde ifa etmeye çalışmakta ve bu hizmeti ajanları vasıtasıyla yerine getirmektedir, idarenin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığından mücbir sebep olarak kabul edilemez. Bu faaliyetler sırasında kamu hizmetini ifa ederken idare ajanının zarara uğraması ile hizmet arasında nedensellik bağının bulunduğu açıktır.
Zararın meydana gelmesinde idarenin bir kusuru bulunmadığından davacıların zararının doktrin ve mahkeme kararıyla gelişen Kusursuz Sorumluluk ilkesine göre davalı idarece karşılanması gerektiği Kurulumuzca kabul görmüştür.
Mahkememizin yerleşmiş kararlarıyla T.C. Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan aylık, ödenen tütün ikramiyesi ve 2330 sayılı kanun uyarınca ödenen nakdi tazminat miktarları davacının tespit edilen maddi zararından düşüldüğünden, davacıya vazife malûllüğü aylığı bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 9.10.1995 tarih ve 106357 sayılı işlendi ile 15.10.1995 tarihinden itibaren 6. derece TSK. Vazife Malûllüğü aylığı bağlandığı ve en son olarak 1.1.1996 tarihinden itibaren 20.692.000 TL. ye yükseltildiği 186.182.000 TL. emekli ikramiyesi verildiği, 1995 yılı için 4.060.000 TL. tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
2330 Sayılı Kanun gereğince davacıya 20.7.1995 tarihinde 174.555.000 TL. nakdi tazminat ödenmiştir. Aynı Kanunun 6. maddesine göre ödenen nakdi tazminat maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Davacının uğradığı gerçek zararın tespiti amacıyla Mahkememizce tespit edilen kıstaslara göre ve davacının kira yardımından faydalanmayacağı yönündeki taahhüdünü içerir dilekçesi dikkate alınarak bu hususun yarar kabul edilmemesi talimatı verilen re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenen 27.5.1996 tarihli bilirkişi raporunda davacının maddi zararının nakdi tazminatında mahsubuna rağmen 6.166.395.995 TL. olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Bilirkişi raporunun tebliği üzerine davacı vekili itiraz etmeyeceklerini bildirmiş, davalı idare ise PMF tablosuna göre Türkiye'de ortalama ömrün 65 yaş olduğu, buna rağmen 68 yaş sonuna kadar zarar hesabı yapılması ve faizsiz konut kredisi, toplu taşıma araçlarından ücretsiz ve süresiz yararlanma imkanlarının maddi değeri olduğu halde yarar hesabında dikkate alınmaması yönünden itiraz etmiştir.
1962 doğumlu davacının PMF tablosuna göre ortalama ömür sonu 68 yaştır. Ayrıca faizsiz konut kredisi ve toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanma imkanı mahkememizce belirlenen kıstaslara göre yarar kabul edilmektedir.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmayarak mahkememizin yerleşik içtihatlarına ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu uyarınca uygulama yapılmıştır.
Ayrıca davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu sakatlığı nedeniyle duyacağı acıyı kısmen de telafi edebilmek amacıyla talebiyle bağlı kalınarak manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı vekili manevi tazminata da olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de, Kurulumuzca davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı, acı ve ızdırabını karşılamak üzere takdir edilen manevi tazminat miktarı paranın karar sırasındaki alım gücü dikkate alınarak tespit edildiğinden davacı vekilinin bu yöndeki talebinin reddi cihetine gidilmiş, ancak manevi tazminata karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Bu itibarla, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında;
Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı Hüseyin Şimşek'e 2.400.000.000 TL. (ikimilyardörtyüzmilyon TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE,
Takdiren ve istemine bağlı kalınarak davacı Hüseyin Şimşek'e 100.000.000 TL. (yüzmilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
Hükmedilen maddi tazminata vazife malullüğü aylığının bağlandığı 15.10.1985 tarihinden itibaren, manevi tazminata karar tarihi olan 20.6.1996 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar %30 (yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy