(657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Yer Alan Aylık Gösterge Tablosu İle Ek Göstergelerin Aylık Tutarlarına Çevrilmesinde Uygulanacak Katsayı Ve Memuriyet Taban Aylığı Göstergesine Uygulanacak Katsayının 1993 Yılının İkinci Yarısı İçin Ekte Belirtildiği Şekilde Yeniden Tesbiti ve 28.12.1992 Tarihli ve 92/3922 Sayılı Kararnamenin Eki Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar m. 9)
Davacı Harita Genel Komutanlığında görevli iken Mayıs 1992 tarihinde ARGE Dairesine teknik ressam olarak naklen atanmıştır. Kendisi Meslek Lisesi mezunu olup, halen atandığı bu görev Teknik Hizmetler Sınıfıdır. Görevli bulunduğu idari Şube TMK. sının personel açıklamasında (C 047) çizim atölyesinde görev yapacağı açıkça belirtilmektedir. Bu itibarla davacının 29.12.1993 gün ve 93/5152 sayılı kararnamenin eki kararda değişiklik yapılmasına ilişkin 13.06.1993 gün ve 93/4616 sayılı Bakanlar Kurulu kararının Eki II sayılı cetvelin (C) Teknik Hizmetler Bölümü D/2 sırasında yazılı %31 oranında atölye tazminatı ödenmesi gerekir iken aksine tesis edilen işlemin uyarlı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Esasen AYİM 1 nci Dairesinin 1994/1031641 Gensek ve Esas numaralarında kayıtlı dava ile ilgili olarak yapılan soruşturmalar sırasında da; Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahında desinatör kadrosunda görevli personele %31 oranında atölye tazminatı ödenmekte olduğu K.K.K. lığının 21.07.1994, Deniz Kuvvetleri komutanlığı Karargahında bulunan teknik ressamların TMK. larında (Resim atölyesinde çalışır) kaydı bulunduğundan bahse konu kadrolara atanan teknik ressam unvanlı memurlara yan ödeme kararnamesinde yer alan atölye bölümünden tazminat ödenmekte olduğu Dz.K.K. lığının 26.07.1994, Hava Kuvvetleri Komutanlığında lise dengi Meslek Teknik Okulu mezunu teknik ressamların çalıştıkları yerlerin atölye olarak değerlendirilerek yan ödeme kararnamesinin II Sayılı Cetvelin (C) Teknik Hizmetler Bölümü D maddesi 2 nci fıkra gereği %31 oranında tazminat ödenmekte olduğu, Hv.K.K. lığının 23.07.1994 tarihli yazıları ile bildirilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla davacının kendisine %31 oranında atölye tazminatı ödenmesine ilişkin istemin reddi konusunda davalı idare tarafından hukuka aykırı olarak tesis edilen İŞLEMİN İPTALİNE.
KARŞI OY YAZISI
1. Usul Yönünden;
Askeri Yüksek İdare mahkemesinin görevleri, 1982 Anayasasının 157, 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddelerinde belirtilmiştir. Anılan hükümlere göre, bir idari davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girebilmesi için, dava konusu idari eylem veya işlemin asker kişi yi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarını birlikte taşıması gerekmektedir. Davacının TSK. nde görevli sivil memur olması nedeniyle asker kişi olduğunda şüphe yoktur. Ancak bu şartın yanı sıra gerekli olan işlemin askeri hizmete ilişkin olması şartı bu davada bulunmadığı kesindir. Olayımızda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın atölye tazminatı alamadığını ileri süren örneğin Bayındırlık Bakanlığında görevli bir memurun aynı yöndeki isteğinden ve onun çözümü ile varılacak sonuçtan farklı değildir. Bu nedenle bu davanın Mahkememizce olmayıp Genel İdari Yargı yerinde çözümü gerekmektedir.
Davacı 02 Ekim 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 58 nci Tüm. As. Savcılığının 10 Ağustos 1995 gün ve 1995/765392 sayılı iddianamesi ile hakkında amire hakaret suçundan dava açıldığı için açığa alındığını, amire hakaret olarak nitelendirilen eyleminin amire saygısızlık olarak nitelendirilebilmesi gereken disiplin suçunu dahi oluşturmayacağını amire hakaret olarak nitelendirilen suçunun amirin yüzüne karşı işlenmediğini, Erkan Başkanı tarafından ifadesinin alınması sırasında söylendiğini, açığa alınması için hiçbir sebep bulunmadığı ileri sürülerek işlemin iptali talep edilmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin istemi Dairemizin 22 Kasım 1995 gün ve 1995/980 Esas sayılı kararı ile red edilmiştir.
Dava dosyasındaki belgelere göre; Olay tarihinde Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Eğitim Şube Müdürü olarak görevli bulunan davacının; Haziran 1995 ayı içerisinde, arkadaşlarıyla tartışan ve gürültü yapan er .................'ı birkaç kez tokatla vurmak suretiyle dövdüğü, görevi gereği Okul komutanının makam odasına rahatlıkla ve sık sık girip çıkma imkanına sahip bulunduğu, öte yandan Okul Komutanı Tümg. .................'in odasındaki kitap, belge, dokümanı karargahındaki şube müdürlerinin istifadesine sunduğu, bu amaçla bunların bulunduğu dolaplar ile sicil dosyalarının bulunduğu dolapların anahtarının odada açıkta bırakıldığı, davacının bu iki imkanda istifade ederek rahatlıkla girdiği Komutan odasındaki Karteks dolabını açarak Tümg. .................'in kendisine verdiği sicil notunu öğrendiği, verilen sicilin düşük ve kanaatin menfi olduğunun davacı tarafından öğrenildiği, davacının bu durumu Komutana intikal ettirdiği, daha önce ................. isimli kişi tarafından Komutana gönderilen mektubun davacı tarafından gönderilmiş olabileceği yolunda bir kanaate varan komutanın, odasındaki sicil dosyalarını incelemesi sebebiyle hakkında tahkikat başlatılan davacının Erkan Başkanına verdiği ifadesinde ................. takma adıyla Tümg. .................'e mektup yazan subaya sesleniyorum. Arkadan çok küfür ettim, beni zan altına aldın diye. Şu anda küfürlerimi senden geri alıyorum. Tümg. ................., hakikaten senin mektubunda da belirttiğin gibi adaletsiz bir komutan imiş şeklinde beyanda bulunduğu için 58 nci Er Eğitim Tümen Komutanlığı Askeri Savcılığının 10 Ağustos 1995 gün ve 1995/765395 Esas ve Karar sayılı iddianamesi ile memuriyet nüfusunu suiistimal, Amire hakaret ve asta müessir fiil suçlarından kamu davası açıldığı, bu nedenle davacının 926 Sayılı TSK. Personel kanununun 65 nci maddesi gereğince 11 Eylül 1995 tarihinden itibaren açığa alındığı, davacı tarafından bu işlemin iptali istemi ile dava açıldığı anlaşılmaktadır.
926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 65 nci maddenin ilk fıkrasında açığa alınan subaylar ve askeri memurlar hakkında aşağıdaki esaslara göre işlem yapılır. denildikten sonra (a) bendinde Haklarında ölüm veya ağır hapis cezasını gerektiren veya yüz kızartıcı bir suçtan ya da taksirli suçlar hariç olmak üzere 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren bir cürümden veya emre itaatsizlikte ısrar, üste veya amire fiilen taarruz, üste veya amire hakaret, mukavemet suçlarından dolayı kamu davası açılanlar menpus oldukları bakanlıklarca açığa çıkarılabilirler. hükmü öngörülmüştür.
Davacının üste ve amire hakaret suçundan hakkında kamu davası açılmış bulunması nedeniyle açığa alındığı anlaşılmaktadır. Üste ve amire hakaret suçundan dolayı hakkında kamu davası açılanların mensup olduğu bakanlıkça açığa alınabilecekleri 926 Sayılı Kanunun 65 nci maddesi hükmünden Maddedeki açığa çıkarılabilirler ifadesinden idareye bu konuda takdir hakkı tanındığı kuskusuzdur. Takdir yetkisi genellikle belirli olaylar karşısında idari makamların, şu veya bu kararı almakta özgür olduğu ve bu kararlar arasında seçim hakkına sahip bulunduğu şeklinde tanımlanabilir. İdarenin izleyeceği yol veya vereceği kararın bir hukuk kuralı ile sınırlandırılmadığı zaman takdir yetkisi vardır. Ancak takdir yetkisinin sınırsız olmadığı kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurulması zorunluluğu, bu hak ve yetkinin sınırını oluşturmaktadır. Takdir yetkisinin idarece takip edilen amacı uygun kullanıldığı, bu hak ve yetkinin sınırını oluşturmaktadır. Takdir yetkisinin idarece takip edilen amacı uygun kullanıldığı keyfilikten, kişisel ve duygusal, sübjektif değerlendirmelerden uzak olunduğu objektif kıstaslara bağlı kalındığı sürece yargı denetimi dışında tutulması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Davacı hakkında, 926 Sayılı Kanunun 65 nci maddesinde ki açığa çıkarma işlemi için öngörülen tüm koşulların oluştuğundan hareket eden idarenin, tesis ettiği işlemde hukuki bir zaaf bulunmadığı, işlemin tüm unsurları yönünden hukuka uyarlı olduğu sonucuna varılmıştır.
Esasen davacı hakkında mahal Askeri mahkeme tarafından Asta ve Amire hakaret suçundan dilenilerek tesis olunan mahkumiyet hükmü de Askeri Yargıtay Daireler Kurulunca onanmak suretiyle kesinleşmiş bulunmaktadır. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen iddiaların kabule değer yanı bulunmadığı da ortaya çıkmıştır.
Açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy