(1602 S. K. m. 20, 41, 43, 45)
Davacı Necati Çavdar'ın oğlu Ertan Çavdar'ın 23.3.1990 tarihinde Erzincan Kemaliye ilçesi Başpınar Jandarma Karakolunda askerlik görevini yaptığı sırada meydana gelen kaza sonucu hayatını kaybettiğini, müteveffanın tedbirsizlik, dikkatsizlik sonucu J. Er İsmail Sezer tarafından tabanca ile vurularak ölmesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 4.000.000 TL. maddi, 5.000.000 TL. manevi tazminat istemi ile 6.2.1991 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile Ankara 15 nci Asli ye Hukuk Mahkemesinde içişleri Bakanlığı ile sanık İsmail Sezer hakkında açılan tazminat davasında adı geçen Mahkemece yaptırılan bilir kişi incelemesinde davacının 37.636.365 TL. maddi zararın tespit edildiği ve Ankara 15 nci Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.1993 gün ve 1991/87 Esas 1993/807 Karar sayılı kararı ile talebe bağlı kalınarak 4.000.000 TL. maddi, 5.000.000 TL. manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu kararın Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.5.1994 tarih ve 1994/2939-4519 Esas ve Karar sayılı ilamı ile davanın görüm ve çözüm yerinin Askeri Yüksek idare Mahkemesi olduğu belirtilerek görev yönünden bozulduğu, bozma üzerine bu kere Ankara 15 Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.11.1994 tarih ve 1994-770-1108 Esas ve Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin yüzüne karşı Mahkemenin Görevsizliğine ve istem halinde görevli Askeri Yüksek İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür.
Davacı vekili yukarıda izah edilen dava dosyası temyiz aşamasında iken henüz Yargıtay'dan dönmeden 3.3.1994 tarihinde saklı tutuğu haklar için bilirkişi raporundaki fazlalık olan 33.635.200 TL. nin hüküm altına alınması için Ankara 12 nci Asliye Hukuk Mahkemesinde davalılar içişleri Bakanlığı ile İsmail Sezer haklarında yeniden tazminat davası açtığı bu dava 12 nci Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılamasına devam edildiği sırada, davacı vekili 21.2.1995 tarihinde kayda geçen dilekçesi ile 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve karara bağlanan dava dosyasının kararının Yargıtayca görev yönünden bozulduğundan bu dava dosyası hakkında da görevsizlik kararı verilmesini istediği, Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 21.2.1995 tarih ve 1994/226 Esas 1995/86 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin yokluğunda Mahkemenin Görevsizliğine dosyanın istem halinde kesinleştikten sonra Askeri Yüksek idare Mahkemesine gönderilmesine karar verdiği, davacı vekili 1.6.1995 tarihinde kayda geçen dilekçesinde kararın taraflara tebliği ile görevli Mahkemeye gönderilmesini istediği, bunun üzerine 12. Asliye Hukuk Mahkemesince 5.7.1995 tarihli yazı ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açması gerektiğinin belirtildiği ve bu yazının davacı vekiline 18.7.1995 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı vekilinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde 26.9.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile davalılar iç işleri Bakanlığı ile İsmail Sezer hakkında yukarıda izah edilen her iki davadaki istemleri birleştirerek 37.635.365 TL. maddi, 5.000.000 TL. manevi tazminat istemi ile tam yargı davası açtığı anlaşılmıştır.
Mahkememizde açılan bu dava hem içişleri Bakanlığı ve hem de İsmail Sezer haklarında açıldığından her iki davalı bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
Davacının içişleri Bakanlığı aleyhine açtığı tam yargı davası Mahkememizin görevine girdiğinden yapılan incelemede;
Davacının 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı 4.000.000 TL. maddi, 5.000.000 TL. manevi tazminat istemi ile açtığı ilk davasını ölüm tarihi olan 23.3.1990 tarihinden itibaren 1602 Sayılı Kanunun 43 ncü maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içinde 6.2.1992 tarihinde açtığı anlaşılmıştır.
1602 Sayılı Kanonun 41 nci maddesi Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine giren uyuşmazlıklarda Askeri idari ve adli yargı mercilerine açılan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların ve bunlara karşı kanun yolları varsa süresi içinde olmak şartıyla bu yollara başvurulması üzerine, verilen kararların tebliği tarihinden itibaren 30 gün içinde Askeri Yüksek idare Mahkemesinde dava açılabilir hükmünü amirdir.
15 nci Asliye Hukuk Mahkemesinin davacı vekilinin yüzüne karşı verdiği 10.11.1994 tarihli görevsizlik kararının davacı vekiline tebliğine dair belge bulunmamakla birlikte temyiz edilmediği açıktır. Davacı vekili 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen fazlaya ait hakları ile ilgili ikinci davasının yargılaması sırasında verdiği ve 21.2.1995 tarihinde kayda geçen dilekçesinde 15. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ilk davada görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile bu davada da görevsizlik kararı verilmesini isteyen dilekçesinden, davacı vekilinin 15. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararından en geç 21 Şubat 1995 tarihinde haberdar olduğu kabul edilse dahi bu tarihten itibaren 30 gün içinde ve en bulunmaktadır geç 23 Mart 1995 tarihinde Mahkememizde dava açması gerektiği, ayrıca 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ikinci davada ise 21.12.1995 tarihli görevsizlik kararının 14.6.1995 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, ayrıca 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 5.7.1995 tarihli davacı vekiline Askeri Yüksek idare Mahkemesinde dava açması gerektiği yolundaki yazısının da 18.7.1995 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı lehine düşünülerek 18.7.1995 tarihinden itibaren 30 gün içinde Askeri Yüksek idare Mahkemesinde dava açılması gerekirken bu süre geçildikten sonra 26 Eylül 1995 tarihinde Mahkememizde açılan davanın içişleri Bakanlığı yönünden süresinin geçirildiği sonucuna varılmıştır.
Davacının İsmail Sezer yönünden açtığı tazminat davasında ise; 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesi Askeri Yüksek idare Mahkemesinin görevini belirtmiş olup 24 ncü maddesinde kişiler askeri görevlerle ilgili olan uğradıkları zararlardan ötürü bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, sadece bu mahkemede ilgili kurum aleyhine tazminat davası açabilirler. Kurum genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır denilmektedir. Madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere idari eylem sonucu zarara uğrayanların Askeri Yüksek idare Mahkemesinde ancak ilgili kurum aleyhine tazminat davası açmaları mümkün olmaktadır. Bu bakımdan davalı İsmail Sezer bakımından davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda izah edilen nedenlerle;
Davalı içişleri Bakanlığı açısından süresi geçirildikten sonra açılan davanın 1602 Sayılı Kanunun 41 ve 45/A maddeleri uyarınca süre yönünden REDDİNE,
Davalı İsmail Sezer bakımından Adliye Mahkemesi görevli bulunduğundan, Mahkememizin Görevsizliğine, aynı konuda davalı hakkında Ankara 15 nci Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ankara 12 nci Asliye Hukuk Mahkemelerince de daha önce görevsizlik kararı verilip kesinleştiğinden davacının görev konuşumun çözümlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurusu konusunda muhtariyetine. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy