(2709 S. K. m. 92) (926 S. K. Ek m. 10) (2453 S. K. m. 1) (2330 S. K. m. 1, 3, 10)
Davacı vekili, 2 Ağustos 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 10 Haziran 1994 tarihinde askeri birlik sahası içinde bir mayına basması sonucu sağ ayağını topuk bölgesinden kaybeden müvekkilinin, nakdi tazminat ödenmesi için davalı idareye yaptığı başvurunun olayın kaçmak istediği sırada meydana geldiği gerekçesiyle reddedildiğini, gerçekte kaçma eyleminin söz konusu olmadığını, aksi takdirde soruşturma açılmasının gerektiğini, müvekkili hakkında soruşturma yada ceza uygulaması bulunmadığına göre kaçma eylemi işlediğinin ileri sürülerek nakdi tazminat verilmesi isteminin reddedilmesinin hukuka aykırı bulunduğu ileri sürerek işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
2453 sayılı Yurt Dışındaki Görevli Personele Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanununun 1 Haziran 1994 gün ve 3994 sayılı kanunla değişik 1 nci maddesinin (b) fıkrasında; Anayasanın 92 nci maddesi veya Türkiye'nin taraf olduğu antlaşmalar uyarınca yada 926 Sayılı T.S.K. Personel Kanununun Ek 10 ncu maddesi gereğince görevlendirilenler ile yabancı ülkeler veya uluslararası sahalarda yapılan eğitim, tatbikat, manevra veya harekat sırasında bu görevin başlangıcından bitimine kadar geçen süre içerisinde ölen, sakat kalan veya yaralananlar hakkında 3 Kasım 1980 gün ve 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
2330 Sayılı Kanununun Amaç başlığı altındaki 1 nci maddesinde Bu kanunun amacı, Barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların bu görevlerinden dolayı yada görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir şeklinde belirtilmiştir.
Kanununun ikinci maddesinde ise, iç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkikle görevlendirilen personelle kimlerin amaçlandığına açıklık getirilerek kanun kapsamında bulunan personel sayılmıştır.
Anılan kanunun 10 ncu maddesinin 1 nci fıkrasında; Kanuna göre verilecek nakdi tazminatların ödeme şekli ile 3 ncü maddenin (b) bendi uyarınca ödenecek tazminat tutarları ile bu kanunla ilgili diğer hususların hazırlanacak bir yönetmelikte düzenleneceği öngörülmüştür.
Sözü edilen yönetmelik Bakanlar Kurulunun 25 Kasım 1992 gün ve 927 3809 sayılı kararıyla 18 Ocak 1993 gün ve 21469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelikle daha önce yürürlükte bulunan 5 Mayıs 1981 gün ve 81/2832 Sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik'in olay tarihinde yürürlükte bulunan 1 nci maddesinde Yönetmeliğin amacı, 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda belirtilen hallerde ölen, yaralanan ve sakat kalanlara bu kanun hükümlerine göre nakdi tazminat verilmesi, aylık bağlanması ve yapılacak diğer yardımların esas ve usullerinin düzenlenmesi olarak belirtilmiştir.
Yönetmeliğin kapsam başlığı altındaki ikinci maddesinde; Yönetmelik kapsamına giren personel tek tek sayıldıktan sonra maddenin devamında söz konusu yönetmeliğin belirtilen personelin bu görev ve yardımlarından dolayı veya görev ve yardımları sona ermiş olsa bile yaptıkları bu görev ve yardımlar nedeniyle yada devlet güçlerini sindirme amacına yönelik saldırı sonucu, derhal veya bu yüzden maruz kaldıklar yaralanma ve hastalık sonucu ölmeleri halinde Kanunda belirtilen hak sahiplerine verilecek nakdi tazminat ile dul ve yetimlerine bağlanacak aylıkların, sakat kalmaları halinde kendilerine verilecek nakdi tazminat ile bağlanacak aylığın, yaralanmaları halinde ise kendilerine verilecek nakdi tazminatın esaslarını kapsayacağı açıklanmıştır.
Yönetmeliğin 19 ncu maddesinde ise; nakdi tazminat ödenmesi aylık bağlanması, öğretim ve sağlık yardımlarıyla ilgili hükümlerin, ölüm, sakatlanma ve yaralanmanın görevin sebep ve tesiriyle olmayıp da görevli kişinin kendi kurusu sonucu meydana geldiğinin idarece saptanması halinde uygulanmayacağı vurgulanmıştır.
Bilahare anılan yönetmeliğin 19 ncu maddesinde 13 Şubat 1996 gün ve 22553 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmak suretiyle yapılan değişiklikle, bu yönetmeliğin nakdi tazminat ödenmesi, aylık bağlanması, öğretim ve sağlık yardımları ile ilgili hükümlerinin ölüm, sakatlanma ve yaralanmanın görevli kişinin kendi kastı sonucu meydana geldiğinin idarece saptanması halinde uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
Açıklanan hükümler uyarınca nakdi tazminat ödenebilmesi için, iç güvenlik ve asayişin korunması, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki konularında görevli olunması, ölüm, sakatlanma ve yaralanmanın belirtilen görevlerin yapılışı sırasında veya görev sona ermiş bulunsa bile görevden dolayı meydana gelmiş olması, ölüm, yaralanma veya sakatlanmanın oluşumunda görevli kişinin kendi kusurunun bulunmaması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Davalı idare tarafından savunma ekinde gönderilen gizli belgelerden, görevli olmadığı halde Rum tarafına firar etmek maksadıyla birliğini terkeden davacının, dikenli tel ve levhalarla belirlenmiş olan ve kendisince de bilinen mayınlı sahadan Rum kesimine geçmek isterken mayınlardan birinin patlaması sonucunda yaralandığı anlaşılmaktadır.
Hizmet ilişkisinin kesintiye uğradığı esnada kendi kusuru sonucu yaralanan davacıya Nakdi Tazminat verilmesini gerektiren yasal unsurlar bulunmadığından, davacının Nakdi Tazminat verilmesine ilişkin isteminin reddine yönelik işlemin tüm unsurları itibariyle mevzuata ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy