(2709 S. K. m. 125, 129) (1602 S. K. m. 21) (211 S. K. m. 113) (926 S. K. m. 12) (1462 S. K. m. 5) (1632 S. K. m. 162, 171) (Harp Okulları Yönetmeliği m. 15, 16)
Davacı tarafından verilerek 30 Ocak 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ve duruşmada özetle; 1991-1992 eğitim-öğretim yılında Kara Harp Okulunda askeri öğrenci olarak öğrenime başladığını, dördüncü sınıfta beş dersten bütünlemeye kaldığını, Yönetim Bilgi Sistemleri dersinin öğretmeni Öğ.Bnb. Ercan Gürsel'in kendi inisiyatifinde olduğu halde 20 kanaat notu vermediğini, bütün dördüncü sınıf öğrencilerine bu notu verdiği halde salt kendisinden esirgediğini, 3 Temmuz 1995 günü yapılan bütünleme sınavında başarılı olamadığını, zira öğretmen binbaşı Ercan Gürsel tarafından kopya işlemi gördüğünü, sınav sırasında adı geçen binbaşının kendisi ve Tarık Demirci dışında herkese toleranslı davrandığını, 3 Temmuz 1995 günü yapılacak tek ders sınavlarının 3 Ağustos 1995 tarihine ertelendiğini, 3 Ağustos 1995'te yapılan sınavda da başarı gösteremediğini, zira sonuçların 50 puanlık bölümünün müfredat dışından geldiğini sınavda klasik cevaplama gerektiren soruların karşılığını tam olarak veremediğini, test sorularından biri hariç dokuzunu doğru yanıtladığını, matematik modelleme dersinin sınavına dört arkadaşının daha girdiğini, ilkin Murat Kurnaz adlı öğrenci hariç diğerlerinin başarılı olamadıklarının söylendiğini, daha sonra ise kendisi dışında tüm öğrencilerin başarılı olduklarının belirtildiğini, Öğ.Kd.Alb. Mehmet Kocaoğlu'nun oğlu Sinan Kocaoğlu'nun da bütünleme ve tek ders sınavlarına girdiğini, Ağustos'un 3 ncü haftasında sınıfta kaldığı tebliğ edilmesine karşın nasıl olduğunu bilemediği bir şekilde sınıfını geçtiğini, 22 Ağustos 1995 günü kendisine yeni bir sınav hakkı tanınmasını okul idaresinden istediğini, tek ders sınavının uygunsuz yapıldığını bildirdiğini, kendisine kopya çekmeseydin denildiğini, 3 Temmuz 1995 tarihindeki fiilinden aldığı cezası karşılığında disiplin puanının -21'e düştüğünü, hemen o tarihlerde Okul Yüksek Disiplin Kuruluna sevkedilmediğini, 25 Eylül 1995 günü yeni öğretim yılı için okula geldiğini, Yüksek Disiplin Kuruluna ancak 29 Eylül 1995'te çıkarıldığını, esasen Harp Okulları Disiplin Yönergesine göre bir gün sonrasında başlayacak yeni öğretim yılı disiplin notunun +42 olacağını, bir günün kendisinden esirgendiğini, oysa devre arkadaşlarının 30 Ağustos 1995'te teğmenliğe nasbedildiğini ve rütbe taktıklarını, kendisinin sınıfta kaldığını ve önceki eğitim-öğretim yılında kırılan 124 disiplin notunun yarısının disiplin notu olarak geriye iadesini hakettiğini, ayrıca mezun olan arkadaşlarının dördüncü sınıfta kırılan disiplin notlarım 1/2'nin 30 Ağustos 1995 de kendilerine iade edildiğini, bunun yanında Kara Harp Okulu birinci sınıfından itibaren aldığı cezalarda usulsüzlükler ve kanuna aykırılıklar bulunduğunu, örneğin: 9.1.1992 tarihinde yatak altında bir şey bulundurmak fiilinin iki gün izinsizlik iken, kendisine dört gün izinsizlik cezası verildiğini, 10.1.1992 günü işlediği iddia edilen bilerek doğru söylememek gibi bir eylemde bulunmadığını, o günü sınıfa giren öğretmene dikkat komutu vermediği için öğretmen tarafından Bölük Komutanını görmeye gönderildiğini, kendisinin lavaboya gittiğini, dönüşte Bölük Komutanı odasının önüne gelince Bölük Komutanının kendisini görerek nereden geldiğini sorduğunu, kendisinin lavabodan diye karşılık verdiğini, öğretmenin mi gönderdi dediğinde ise evet dediğini dersten sonra öğretmenin olayı Takım Komutanına anlattığını ve bunun üzerine komutanlarınca durumun anlaşıldığını, kendisinin zaten işin gerçeğini takım komutanına anlatmayı düşündüğünü, ama fırsat bulamadığını, yalancı muamelesi gördüğü için bu olay nedeniyle savunma yapmadığını, bu suçtan kendisine on gün oda hapsi cezası verildiğini, suç ve ceza çizelgesinde bu suçun cezası yedi gün oda hapsi olarak gösterildiğini, keza 24 Şubat 1992 günü işlediği sakal traşı olmamak suçunun 2 gün izinsizlik cezasını gerektirdiğini, buna karşın kendisine 4 gün izinsizlik cezası verildiğini, 15 Nisan 1992 günü emri lakaydı karşılamak eyleminden ismi karşısına attığı imzanın beğenilmemesi yüzünden şiddetle tevbih cezası ile cezalandırıldığını, karşılığında bir disiplin notunun kırıldığını, 28.12.1992 günü amirlerine karşı ciddiyeti bozmak suçunu işlemediğini, o günü Okul Komutanının sinema salonunda yaptığı konuşmayı elini yanağına koyarak dinlemediğini, konuşmayı askeri öğrenciye yakışan ciddiyetle dinlediğini, kaldı ki suç ve ceza çizelgesinde böyle bir suç ve böyle bir suçun karşılığı gösterilmiş ceza olmadığını, 6.6.1993 günü giydiği spor ayakkabısının elbiselerine uygun giden bir ayakkabı olduğu halde uygun olmayan sivil ayakkabı giymek eylemi nedeniyle 2 gün izinsizlik cezası ile cezalandığını, 4 ncü sınıfta öğrencinin 181 disiplin notu kırılmıştır ifadesinin yanlış olduğunu, aslında kırılan notunun 180 olduğunu, 1-2-3 ncü sınıflarda Bölük Komutanlığını yapan P.Yzb. Ahmet CANBAZ'ın kendisini sevdiğini, ancak devamlı suç işlemeye yatkın bir Harbiyeli olarak gördüğünü, en küçük basit hareketleri için dahi ceza verdiğini, bu yüzden normal davranışlarını bile önyargı ile yaklaştığını, hiç affedici olmadığını, dokuz yıl beş aydır askeri öğrencilik yaptığını, 3 Ağustos 1995 günü yapılan Yönetim Bilgi Sistemleri tek ders sınav sorularının müfredata uygun olup olmadığının incelenerek iptali ile bunun sonucuna göre okuldan çıkarma işlemi tesis edildiğinden bu hukuka aykırı işlemin de iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 14.2.1996 gün ve E. 1996/110 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Kara Harp Okuluna 1991-1992 eğitim.öğretim yılında askeri öğrenci olarak öğretime başlayan davacının, hakkında Yüksek Disiplin Kurulunca Harp Okulları Kanununun 5/a, Harp Okulları Yönetmeliğinin 16/b (2), (b), (3), (4), Harp Okulları Disiplin Yönergesinin 13/a (1), (2) e 14/a (1), d maddeleri uyarınca disiplinsizlikten okuldan çıkarılmasına, Harp Okulları Yönetmeliğinin 167 b (3) ve Harp Okulları Disiplin Yönergesinin 14/d maddelerine binaen hakkındaki karar kesinleşinceye kadar geçici olarak okuldan uzaklaştırılmasına..., karar verildiği, kararın yetkili makam olan K.K. Komutanı tarafından 15.11.1995 günü onaylanarak kesinleştiği dava ile getirtilerek incelenen şahsi dosyasındaki belgelerle saptanmıştır.
Davanın esasının tartışılmasına geçilmeden önce askeri şahıslara işledikleri disiplin suç yada tecavüzlerinden ötürü disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarının idari yargı denetimine tabi tutulup tutulmayacağı sorununa yanıt aranması uygun görülmüştür.
1982 Anayasasının Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturmasında güvence başlıklı 129 ncu maddesinde, memurlar ile diğer kamu görevlilerine savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği, uyarma ve kınama cezaları hariç diğer disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılmayacağı vurgulanarak, maddenin 4 ncü fıkrasında Silahlı Kuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır hükmüne yer verilmiştir.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 2568 Sayılı Kanunla değişik 21 nci maddesinin son fıkrası Cumhurbaşkanının, Yüksek Askeri Şuranın tasarrufları ve Sıkıyönetim Komutanlarının 1402 sayılı kanunda yazılı tasarrufları ile disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır hükmü yazılıdır.
211 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 113 ncü maddesinin (a) bendi Liselerden yukarı okul, yüksekokul ve üniversitelerde okuyan askeri öğrenciler Askeri Ceza ve Askeri Muhakeme Usulü Kanunları ile bu Kanunun tatbikatı bakımından askerlik mükellefiyeti altına girmiş addolunur ve diğer askerler hakkında tatbik olunan hükümler bunlar hakkında da aynen tatbik edilir hükmündedir.
Sözü edilen bu hüküm uyarınca, Kara Harp Okulu 4 ncü sınıf öğrencisi olan davacının, askeri disiplin hukuku yönünden 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu ile 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanuna tabi kişi olduğunda bir duruksama bulunmamaktadır.
Nitekim, 1992-1993 öğretim-eğitim yılında Kara Harp Okuluna giren ve 4 ncü sınıf öğrencisi iken hakkında okuldan çıkarılma kararı tesis edildiği zamana dek davacının işlediği disiplin kabahatleri ve disiplin tecavüzleri nedeniyle askeri disiplin hükümlerine göre cezalandırılmıştır.
Statüsü gereği işlediği disiplin suç ve tecavüzleri nedeniyle, verilen cezalara muhatap olmaması, kendisine disiplin cezaları verilmemesi gerektiği hususunda zaten taraflar arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Mevcut yasal durum ve statüsü esas alınarak davacı disiplin kabahat ve tecavüzleri yüzünden disiplin ceza kararıyla cezalandırıldığına göre bu ceza işlemleri yargı denetimine tabi tutulabilecek midir? Disiplin ceza kararları kamu gücüne dayanılarak tek taraflı tesis edilen ve uygulanır nitelikleriyle kişilerin durumlarında hukuki hüküm ve sonuçlar yaratan irade açıklamalarıdır. Bu özelliğe sahip bulundukları içinde idari İşlem kategorisine dahildirler. Davacı hakkında fiilleri baz alınarak tesis edilen disiplin ceza kararlarıyla verilen cezaları karşılığında ahlak notundan belli düşümler yapılmış, ahlak notunun tamamını bitirmesi durumu doğunca hakkında bu kez askeri öğrencilikten çıkarma ve okulla ilişiğinin kesilmesi kararı tesis edilmiştir.
Görüldüğü üzere disiplin ceza kararları, başlı başına birer idari işlem olarak kişisel hukuki durum ve konumlarda değişik sonuç ve hükümler yarattıkları kadar davamızda olduğu gibi bazen de son işlemin nesnel nedenini oluşturan halka işlem, diğer bir deyişle zincir işlem tiplemesi de gösterebilirler. Uygulama ve öğretide halka işlemlerin münferiden idari davaya konu yapılabilecekleri kabul edilmekte ve hatta neden unsurunu oluşturdukları sonuç işlemle birlikte de yargı denetimine tabi tutulabilecek baskın görüş olarak savunulmaktadır.
Disiplin ceza kararları, idari işlemin klasik tanımı dışında tutulmayacağına göre; işin ideali açısından, hukuk devletinin doğal sonucu olarak, her idari işlem gibi bunların da yargı denetimine tabi olmaları gerektiği söylenebilir. Ne var ki, müsbet hukukta öngörülen genel kurala bazı istisnalar getirildiğine tanık olunabilmektedir. Bunun somut örneklerinden birisini Anayasamızın 125 ve 129/4 ncü maddeleri oluşturmaktadır. Anayasanın 125 nci maddesinin ilk fıkrasında genel kural olarak idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır denilirken, bunun yanında aynı maddenin 2 nci fıkrasında, Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile Yüksek Askeri Şuranın kararları yargı denetimi dışında tutulmuş, 129/4 ncü maddesinde, Silahlı Kuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümlerin saklı oldukları belirtilerek genel kurala istisna getirilmiştir. 1602 Sayılı Kanunun 21 nci maddesinin son fıkrasında açıkça, disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezaların yargı denetimi dışında olduğu hükmen pekiştirilip, askeri disiplin ceza kararlarına anayasal ve yasal bazda güvence sağlanmıştır.
Anayasa ve yasa kuralının buyrultucu, bağlayıcı hükümlerine karşın, işlediği disiplin kabahatleri ile disiplin tecavüzlerinden dolayı, disiplin amirleri tarafından davacı hakkında tesis edilen disiplin ceza kararlarının yargı denetiminden ayrık tutulmaması gerektiği savına katılmak olanaksızdır. Böyle bir görüş ve hal tarzı, açıkça Anayasa ve Yasaya aykırılık oluşturur.
Bu bağlamda disiplin amirleri tarafından verilen disiplin ceza kararlarının kanuna mutlak aykırılıkla malûl olmaları, yok hükmünde bulunmaları halinde ne yapılacağı, nasıl hareket edileceği güncellik kazanabilir. Örneğin: Disiplin ceza kararının tesisine dayanak alınan fiili işlemeyen birisine şahısta hata yapılarak disiplin cezası verilmesi, işlenmemiş bir fiil nedeniyle ceza kararı ihdası, fiilin disiplin kabahati yada disiplin tecavüzü sayılmayacak türden bir fiil olması, yetkisiz birisinin disiplin ceza kararıyla disiplin cezası vermesi, kanunda öngörülmeyen bir cezanın verilmesi, disiplin amirinin yetkisini tecavüz ederek yetkisini fevkinde kasden bir ceza vermesi, disiplin notlarının toplamında ve hesabında maddi hata yapılması savunma alınmaksızın disiplin cezası tayin edilmesi gibi durumlarda, yargı organı salt disiplin ceza kararlarının yargı denetimi dışında tutulacağı kuralına sadakatle sessiz kalabilir mi? Açılacak iptal davası sonucu bir işlemin yetki, şekil, neden, amaç ve konu unsurları bakımından denetlenmesi olgusu ile işlemin hukuken yok hükmünde olduğunun saptanması işlevi birbirine karıştırılmamalıdır. Açılan bir davada işlemin yok hükmünde olduğunun saptanması, işlemin yetki, şekil, neden, amaç ve konu unsurlarıyla denetlendiği anlamı taşımayıp, işlemin kanuna ağır sakatlıkla aykırı, yok hükmünde olduğunun tescilinden ibarettir. İptaline karar verilen bir işlem, iptaline karar verildiği tarihe dek hukuk aleminde var olan, hüküm ve sonuçlar yaratan bir işlemdir. Hukuk aleminden yargısal bir kararla çıkartılarak varlığına son verilmiştir. Yok hükmündeki bir işlem ise esasen hukuk dünyasında var olmayan doğmayan ve haliyle hüküm ve sonuçlar yaratmayan bir özelliğe sahiptir. Yargı kararı işte böyle bir işlemin hükümsüzlüğünü, hiç tesis edilmediğini saptamakla yetinir.
926 Sayılı T.S.K. Personel Kanununun 12 nci maddesinde Harp Okullarının kuruluşu, işleyişi ve bu okullara giriş şartları, yetiştirme usulleri ve diğer hususlar özel kanunlarına göre yürütülür hükmü getirilmiştir.
1462 Sayılı Harp Okulları Kanununun 2218 sayılı kanunla değişik 5 nci maddesinde okuldan çıkarılma halleri düzenlenmiş Harp Okullarında öğrenimde bulunan öğrenciler aşağıdaki hallerde okuldan çıkarılırlar denildikten sonra a) Bu kanun hükümlerine göre çıkarılacak yönetmelikte saptanacak ahlak notunu kaybedenler... hükmü öngörülmüştür.
Kanuna dayanılarak çıkarılan Harp Okulları Yönetmeliğinin 15 nci maddesinde, Harp Okullarına alınan her öğrenciye öğrenimi süresince 160 ahlak notu verileceği, bu notun hangi ceza ve eylemlerden dolayı ne miktar düşüm yapılacağının Harp Okulları Disiplin Yönergesinde belirtileceği açıklanmıştır.
Aynı Yönetmeliği Okuldan Çıkma ve Çıkarılma başlıklı 16 nci maddesinin (b) bendinin 2 (b) alt bendi ahlak (disiplin) notunun tamamını kaybedip Yüksek Disiplin Kurulunca Haklarında okuldan çıkarılma kararı verilenler hükmünü içermektedir.
Harp Okulları Disiplin Yönergesinin 14 ncü maddesinin (a) bendinde, Harp Okulu öğrencilerine okulu kat'i kabullerinin yapıldığı tarihten, mezun oldukları tarihe kadar geçen sürede kendilerine tanınan ahlak notunun tamamını kaybetmeleri halinde disiplinsizlik nedeniyle Yüksek Disiplin Kuruluna sevkedilecekleri ve kurul kararı ile okuldan çıkarılma işlemine tabi tutulacakları, bu işlemin Kuvvet Komutanı tarafından onaylanacağı ifade edilmiştir.
Yönergenin 19 ncu maddesinin (c) bendinde, disiplin amirleri gösterilmiş, bunlar arasında bölük komutanı ile Tabur Komutanına da yer verilmiştir.
Yönergenin 24 ncü maddesinde izinsizlik cezası karşılığında 2 ahlak notu, disiplin amirlerince verilen oda hapsi cezası karşılığında 4 ahlak notu kırılacağı belirtilmiştir.
1991-1992 eğitim-öğretim yılından, dördüncü sınıfta okuldan çıkarılmasına ve geçici olarak okuldan uzaklaştırılmasına karar alındığı 29 Eylül 1995 tarihine dek olan süreçte 31.12.1991 günü dershanede oyun oynamak disiplin tecavüzü nedeniyle 9.1.1992 günü Bölük Komutanı tarafından iki gün izinsizlik cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-4), 31.12.1991 günü Takım Komutanına tekmil vermemek, yasak olan zamanda koğuşta bulunmak, disiplin tecavüzünü işlemekten 9.12.1992 günü Bölük Komutanınca iki gün izinsizlik cezası verildiği ve karşılığında (-4), 9.1.1992 günü yatak altında eşya bulundurmak, bornozunu dolap koluna asmak fiili yüzünden 10.1.1992 günü Bölük Komutanı tarafından dört gün izinsizlik cezası ile tecziyesi karşılığında (-8) 10.1.1992 günü dershanede ve koğuşta uyumak eylemlerinden dolayı Bölük Komutanının önerisi üzerine üst disiplin amiri olan Tabur Komutanı tarafından o 15.1.1992 günü on gün oda hapsi cezası karşılığında (-40), 24.2.1992 günü sakal traşı olmamak eyleminden ötürü 24.2.1992 günü koğuş nöbetine kalkmamak disiplin suçu nedeniyle 27.2.1992 günü Bölük Komutanı tarafından dört gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-8), 15.4.1994 günü ön adını yazmaması, salt yazışmada soy adını kullanmak disiplin tecavüzünden dolayı Bölük Komutanı tarafından 16.4.1995 günü şiddetli tevbih cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-1), 20.4.1992 günü sivil elbise giymek disiplin tecavüzü nedeniyle 21.4.1992 günü Bölük Komutanı tarafından dört gün izinsizlik cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-8), 3.5.1992 günü karyolası altında malzeme bulundurmak disiplin tecavüzü eylemi yüzünden 5.5.1992 günü Bölük Komutanı tarafından iki gün izinsizlik cezası verildiği, karşılığında (-4), 22.7.1992 günü gazinoda sigara izmaritini yere atmak disiplin tecavüzü fiilinden ötürü 4.8.1992 günü Bölük Komutanı tarafından şiddetli tevbih cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-1), 29.7.1992 günü sakal traşı olmamak disiplin tecavüzü eyleminden 4.8.1992 günü Bölük Komutanı tarafından iki gün izinsizlik cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-4) ahlak (disiplin) notunun kırıldığı, Harp Okulları Disiplin Yönergesinin 21 nci maddesinin (d) bendi uyarınca, aldığı disiplin cezaları gereğince kırılan toplam (-90) ahlak (disiplin) notunun 3/4'nün Harp Okulu İkinci Sınıfa geçişte ahlak puanına eklendiği ve davacının ikinci sınıfta (+136) ahlak puanı ile başladığı, ikinci sınıf öğrencisi iken 3.10.1992 günü mutfak kapısından şortla çıkmak disiplin tecavüzü eylemi dolayısıyla 7.10.1992 günü Bölük Komutanınca iki gün izinsizlik cezası ile cezalandırılması karşılığı (-4), 28.12.1992 günü amirine karşı ciddiyeti bozmak ve laubali hareket etmek eylemi nedeniyle Bölük Komutanınca 4.1.1993 günü yedi gün izinsizlik cezası verildiği, karşılığında (-14), 20.1.1993 günü dershanenin şekil ve tertibini bozmak fiilinden dolayı Bölük Komutanı tarafından iki gün izinsizlik cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-4), 7.3.1993 de traş olmamak fiilinden ötürü Bölük Komutanı tarafından 2 gün izinsizlik cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-4), 6.6.1993 günü sivil elbise altına spor ayakkabı giymek disiplin tecavüzünden 7.6.1993 de Bölük Komutanı tarafından 2 gün izinsizlik cezası ile cezalandırıldığı ve karşılığında (-4), 18.7.1993 günü hafta sonu izninde geç dönmek eylemi yüzünden, 20.7.1993 de Bölük Komutanı tarafından dört gün izinsizlik cezasıyla cezalandırıldığı, karşılığında (-8), 21.7.1993 günü verilen komuta uymamak disiplin tecavüzünden dolayı 22.7.1993 günü Bölük Komutanı tarafından dört gün izinsizlik cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-8), 6.8.1993 günü telsizde argo kelimeler kullanarak, küfürlü konuşmak disiplin tecavüzü fiili yüzünden 7.8.1993 günü Bölük Komutanınca iki gün izinsizlik cezası ile cezalandırılması karşılığında (-4) ahlak notunun kırıldığı, üçüncü sınıfı geçişte ikinci sınıfta iken kırılan toplam (-50) ahlak puanının 2/3'nün Harp Okulları Disiplin Yönergesinin 21/d maddesi uyarınca ahlak notuna eklendiği ve davacının üçüncü sınıfta (+120) ahlak (disiplin) notu ile başladığı, üçüncü sınıf öğrenciliği sırasında 9.11.1993 günü işlediği koğuşta sigara içmek fiili yüzünden 15.11.1993 günü Bölük Komutanı tarafından dört gün disiplinsizlik cezası ile cezalandırılması karşılığında (-8), 15.11.1993 de elleri cepte olup bir üst sınıf öğrencisini selamlamamak şeklindeki disiplin tecavüzü eylemi dolayısıyla 22.11.1993 günü Bölük Komutanı tarafından iki gün oda hapsi cezası cezalandırılması karşılığında (-8), 30.11.1993 günü koğuşa vakitsiz çıkmak fiilinden ötürü 2.12.1993 günü Bölük Komutanı tarafından iki gün izinsizlik cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-4), 9.12.1993 günü işlediği derse izinsiz girmemek disiplin tecavüzü fiili nedeniyle 10.12.1993 günü Bölük Komutanı tarafından iki gün oda hapsi cezası nedeniyle (-8), 25.2.1994 günü işlediği kalk borusu ile kalkmamak ve koğuşta yatmak eyleminde ötürü 28.2.1993 günü Bölük Komutanı tarafından iki gün izinsizlik cezası verildiği, karşılığında (-4), 8.4.1994 günü işlediği saçlı gezmek disiplin tecavüzü nedeniyle 8.4.1994 günü Bölük Komutanı tarafından şiddetli tevbih cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-1) ahlak puanının kırıldığı, dördüncü sınıfa geçişte bir alt sınıf öğrencisi iken kırılan (-33) ahlak puanının 1/2'nin iade edildiği ve davacının dördüncü sınıf öğrenciliğine toplam (+104) disiplin (ahlak) puanı ile başladığı, bu sınıfta 26.10.1994 günü konferansta uyumak eylemi yüzünden 7.11.1994 günü Bölük Komutanı tarafından iki gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı ve karşılığında (-8), 17.11.1994 günü derste uyumak fiilinden 21.11.1994 günü Bölük Komutanı tarafından dört gün izinsizlik cezası ile cezalandırılması karşılığında (-8), 28.11.1994 günü arkadaşları ile kavga etmek ten Bölük Komutanı önerisi üzerine üst disiplin amiri olan Tabur Komutanı tarafından 20.12.1994 günü on dört gün oda hapsi cezası ile cezalandırılması karşılığında (-56), 20.3.1995 günü içtimaya izinsiz çıkmamak eylemi yüzünden 22.3.1995 günü Bölük Komutanı tarafından bir gün oda hapsi cezası ile cezalandırılması karşılığı (-4), 18.5.1995 günü derse izinsiz girmemek ten 19.5.1995 günü Bölük Komutanı tarafından üç gün oda hapsi cezasıyla cezalandırıldığı, karşılığında (-12), 13.6.1995 günü sınavda uyumak eylemi nedeniyle 19.6.1995 günü Bölük Komutanı tarafından iki gün oda hapsi cezasıyla cezalandırıldığı, karşılığında (-8), 3.7.1995 günü işlediği kopya çekmek eylemi nedeniyle Bölük Komutanı tarafından 4.7.1995 günü yedi gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı, karşılığında (-28) ahlak notunun kırıldığı ve kırılan not toplamının (-132)ye ulaştığı, davacının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarda kırılan toplam puanının (-181)e vardığı, böylelikle Harp Okuluna girişte tanınan toplam (+160) ahlak notunun tamamını, fazlasıyla kaybettiği, bu yüzden Kara Harp Okulu Yüksek Disiplin Kuruluna okuldan çıkarılması istemiyle sevkedildiği, Yüksek Disiplin Kurulunun 29.9.1995 gün ve 1994/1995 öğretim yılı için 86 sayılı kararıyla Harp Okulları Kanununun 5/a, Yönetmeliğinin 16/b (2)-(b) (3), (4), Disiplin Yönergesinin 13/a (1). (2) ve 14/a (1), (d) maddeleri gereğince disiplinsizlikten okuldan çıkarılmasına ve Yönetmeliğin 16/b(3), Yönergenin 14/ d maddeleri uyarınca geçici olarak okuldan uzaklaştırılmasına karar verildiği, kararın Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından onaylanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ahlak notunun tamamını kaybeden öğrencilerin Harp Okullarından çıkarılacağı hükmünü amir mevzuat hükümleri kaşımda, ahlak notunun tamamını kaybettiği kesinlik kazanan davacının bundan böyle 5 nci eğitim-öğretim yılına intikal edecek bir puanından söz edilemeyeceğinden işlem hukuka uyarlı bulunmuştur.
Yapılan değerlendirmede, davacının dönem içinde işlediği kanıtlanan disiplin kabahatları ve disiplin tecavüzü eylemlerine 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanununun 171 nci maddesinde belirtilen yetkili disiplin amirlerince, mevzuatın tanıdığı ceza verme yetkileri içinde kalınacak şekilde, savunmaları alınarak disiplin cezaları takdir edildiği, davacının işlediği belirtilen fiilleri savunmalarında kabullendiği, ahlak notunun belli miktarlara düşmesi üzerine davacı ve velisine gerekli uyarıların yapıldığı, bu cezalar karşılığında ahlak notundan indirilen kötü ahlak notlarının hesabında maddi bir hata yapılmadığı, ahlak notunun tamamını kaybettiği, böylelikle Kara Harp Okulundan çıkarılma işleminin halkalarını oluşturan disiplin ceza kararlarında kanun ve düzenleyici tasarrufların hükümlerine mutlak aykırılık oluşturan bir sakatlığın bulunmadığı saptanmıştır. Bu yüzden, bazı disiplin suç ve tecavüzlerini işlemediği, savunması alınmadan ceza verildiğine yönelik davacının iddiaları kabul edilmemiştir.
Disiplin amirlerinin disiplin kabahat ve tecavüzlerine ceza verme yetkilerinin hukuki dayanağının, meşru zemininin ne olması gerektiği noktasının karar yerinde irdelenmesi, duyulabilecek kuşkuları gidermek bakımından yararlı görülmüştür.
Anayasanın 38 nci maddesinde suç ve cezaların kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı gibi işlendiği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağırıyla kimse cezalandırılamayacaktır.
Gerçi bu maddenin 8 nci fıkrasında, idarenin kişi özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde bir yaptırım uygulayamayacağı, ancak Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebileceği belirtilmiş ise de, görüldüğü gibi ayrıcalığın dahi kanunla yapılacağı belirtilmiştir.
Disiplin cezalarının kimi yerde kişisel özgürlükleri tehdit ettiği gözönüne alındığında, yasal bir zemine oturmaları gerektiği fikri herhalde üzerinde ittifak edebilecek bir görüştür. Hem bu husus Anayasaya uygunluğun da temelini oluşturacaktır.
Anayasal gerekliliğin yansıması olarak 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu ile 477 Sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanunda disiplin kabahatleri sayılmış, Askeri Ceza Kanununun 162/A maddesinde disiplin tecavüzlerinin tanımı yapılmıştır. Ayrıca belirtilen yasalarda disiplin kabahat ve disiplin tecavüzlerine ceza verme usul ve esasları, disiplin cezaları, disiplin amirlerinin ceza verme yetkileri, denetlenme yolları, disiplin cezalarının infaz şekilleri gösterilmiştir.
İdare tarafından yasal düzenlemelere dayanılarak bu konuda çıkarılan düzenleyici tasarruflarla, hukuki hiyerarşide üstün durumda olan yasal kurallara aykırı hükümler getirilemez. Disiplin amirlerinin yasalardan kaynaklanan yetkilerinden değişiklik yapılamaz, kısıtlama öngörülemez. Düzenlici tasarrufların amacı, tabi oldukları üst normlarla bağdaşmayan aykırı hükümler getirmek değil, kendilerine göre daha genel, daha soyut, daha gayri kişisel ve daha objektif kuralları uygulamaya dönük biçimde açmak, somuta indirgemek ve uygulanışlarında kolaylık sağlamaktır.
Nitekim Harp Okulları Disiplin Yönergesinin 19 ncu maddesinin (a-5) nci alt bendinde Yönergenin IV ncü bölümünde belirtilen disiplin tecavüzleri ve hizalarındaki cezalar, cezaların takdirinde tutamak olmak üzere konulmuş olup, kanuni yetkiler içinde cezalar verilebilir... denilmekle, disiplin amirlerinin yasal yetkilerinin korunduğu ve gerektiğinde bu yetkilere göre ceza verebilecekleri vurgulanarak, belirtilen kabul tarzı doğrulanmaktadır.
Sonuç olarak davacıya yetkili disiplin amirleri tarafından verilen disiplin ceza kararlarının ve bunlara esas alınarak ahlak notundan yapılan düşümlerin yoklukla malûl bulunmadıkları, bu zincir işlemler ile ahlak notunun tamamını kaybetmesi neden alınarak tesis edilen Kara Harp Okulu öğrencilerinden çıkarılma işleminin tüm unsurlarıyla hukuka uygun oldukları sonuç ve kanaatına varılmıştır.
Davacı Yönetim Bilgi Sistemleri dersinden girdiği tek ders sınavında sorulan soruların müfredata uygunluğunun denetlenmesi ve bu dersten kaldı işlemi yapılması ve haliyle bu dersten aldığı notun düzeltilmesini dava yoluyla istemiş ise de, bu ders ile ilgili sınav belgeleri getirtilerek incelenmiş, 3.7.1995 günlü Kopya Tutanağı başlıklı belgede: Davacının 1819 apolet nolu Tarık Demirci'nin arkasında oturduğu, bu öğrencinin sınav cevap şıklarını el işaretiyle davacıya aktardığı ve davacının bu suretle aldığı cevap şıklarını kendi kağıdında işaretlediği açıklanmış ve bu dersten sıfır puan verilmiştir. Harp Okulları Yönetmeliğinin 14/h (9) ile Harp Okulları Sınav ve Değerlendirme Yönergesinin 5/e (3) ncü maddelerine göre, sınavlarda kopya çektiği saptanan öğrenciye o sınavdan sıfır not verileceği ve ayrıca öğrenci hakkında Harp Okulları Disiplin Yönergesi uyarınca işlem yapılacağı yazılıdır. Zaten davacıya kopya çekmesi nedeniyle sıfır not verilmiştir. Bunun yanında bu eylemi nedeniyle Bölük Komutanlığının 4.7.1995 gün ve 7200-178-95 sayılı disiplin ceza kararıyla yedi gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı ve böylelikle Harp Okulu öğrencilerinin başladığı tarihten en son ceza aldığı 4.7.1995 tarihine dek olan evrede aldığı disiplin cezaları nedeniyle kendisine tanınan 160 ahlak puanının tamamını, (-21) puan fazlasıyla kaybettiği anlaşılmaktadır.
Davacının ahlak puanı kalmadığı için ve bu durumda sınıf geçmesi de söz konusu olamayacağından, Yönetim Bilgi Sistemleri dersinin sınav sorularının müfredata uygunluğunun denetlenmesi ve bu dersten kaldı işlemi yapılması ve dersten kaldığı notun düzeltilmesi iddiaları Mahkememizce kabule değer görülmemiştir. Kopya çekme işlemi gören bir sınav cevap kağıdı ve sahibi hakkında ne işlem yapılacağı değinilen mevzuatta açıkça öngörülmüştür. Aldığı disiplin cezaları ve bunların sonucunda ahlak puanının tamamını kaybeden öğrencinin ertesi eğitim-öğretim yılına aktarılacak bir puanından söz etmek hukuken olanaksızdır. O nedenle davacının tek ders sınavına ve geriye puan iadesine yönelik iddiaları kabul edilmemiştir.
Açıklandığı üzere, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy