(2709 S. K. m. 120, 125)
Davacı vekili 23.10.1995 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; davacıların yakını P. Kom. Çvş. Nihat Karadaş'ın askerlik hizmetini ifa ederken 20.3.1995 tarihinde yasa dışı terör örgütü elemanlarınca şehit edildiğini, Endüstri Meslek Lisesi Mezunu olan müteveffanın imam nikahlı eşi, anne ve babası ile kardeşlerin maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek davacı eşe 1.000.000.000 TL. maddi, 75.000.000 TL. manevi, anneye 35.000.000 TL. manevi, babaya 15.000.000 TL. manevi, kardeşlere 25.000.000'ar TL. manevi tazminatın, maddi tazminata desteğin yeniden gelir sağlayacağı, manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiz ile birlikte hüküm altına alınması istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacıların yakını olan Nihat Karadaş'ın bir kamu hizmeti olduğunda kuşku bulunmayan askerlik hizmetini 1. Kbm. Tuğ. Hava indirme Tb. 1. Bölük K.lığı emrinde ifa ederken Şırnak ili Altınyayla bölgesinde 20.3.1995 tarihinde yapılan operasyon esnasında yasa dışı terör örgütü mensuplarıyla çıkan silahlı çatışmada şehit olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bilindiği gibi Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşan terör eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiştir. Olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve asker kişi şehit olmuştur.
Taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden dolayı meydana gelen zarardan idarenin sorumlu tutulup tutulmayacağı, idare sorumlu tutulacak ise sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
İdarenin sorumluluğunu düzenleyen Anayasanın 125 nci maddesinin son fıkrasında idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür denilmektedir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiştir. Esasların belirlenmesi ve meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır.
Zararın meydana gelmesinde idarenin bir kusuru bulunmadığından davacıların zararının doktrin ve mahkeme kararıyla gelişen Kusursuz Sorumluluk ilkesine göre davalı idarece karşılanması gerektiği Kurulumuzca kabul görmüştür.
Mahkememiz yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığı tarafından davacılara bağlanacak aylık ve ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar olduğundan ve bu miktarların davacıların gerçek zararlarından indirilmesi gerektiğinden bu husus araştırılmıştır. T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 5.3.1996 tarih ve 74.923.007 sayılı yazısında davacı eş Rabia Karadaş'a resmi evlilik bağı olmadığından aylık bağlanamadığı, baba Abdülbaki Karadaş'tan ise çalışarak hayatını kazanamayacak derecede malûl olduğuna dair sağlık kurulu raporu, muhtaçlık, mal bildirimi ve kimlik belgeleri istenildiği bildirilmiştir.
Davacı vekilinin 13.3.1996 tarihli dilekçesine akli olarak verdiği bel geden, davacı babanın Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tohum Sertifikasyon Test Müdürlüğün'de 18.320.000 TL. aylıkla çalıştığı anlaşıldığından davacı babaya T.C. Emekli Sandığınca olay nedeniyle gerekli şartları taşımadığından aylık bağlanmayacağı kabul edilmiştir.
Davalı idarenin 24 Kasım 1995 günlü savunma yazısının ekinde bulunan belgelerden davacı baba ve anneye ayrı ayrı 18 Ekim 1995 tarihinde 104.234.000'er TL. nakdi tazminat ödendiği anlaşılmaktadır. 2330 Sayılı Kanunun 6. maddesinde bu kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararlar karşılığıdır... denilmektedir.
Her ne kadar davalı idare imam nikahlı eşin destekten yoksun kalması için müteveffa ile birlikte yaşamaları gerektiğini, bu hususun araştırılması ile durumun aydınlanacağını ileri sürmüş ise dosyada mevcut doğum bölgesi ve vukuatlı nüfus aile tablosu dikkate alındığında davalı idarenin bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.
Davacıların desteklerinin ölümü nedeniyle uğradıkları gerçek zararın 2330 sayılı kanuna göre ödenen nakdi tazminatlarla karşılanıp karşılanmadığının tespiti amacı ile gerekli talimatlar verilen ve re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenen 22.4.1996 tarihli bilirkişi raporunda davacı eşin herhangi bir yararının olmadığı gibi zararının 1.515.703.956 TL. olduğu, davacı babanın 131.334.840 TL. yararına karşın 112.564.281 TL. ücret zararının olduğunun bildirildiği görülmüştür,
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna suresi içinde itiraz edilmediğinden ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, kabul ettiği kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Bilirkişi raporundan da anlaşılacağı gibi davacı imam nikahlı eşe idarece bir yarar sağlanmadığı, gerçek maddi zararının bulunduğu anlaşıldığından maddi ve manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı annenin karşılanamayan zararı bulunmakla birlikte sadece manevi tazminat talep ettiğinden talebin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı babanın gerçek zararı mevcut olmamakla birlikte idarece ödenen nakdi tazminatın maneviye tekabül eden kısmını Mahkememizce takdir olunan emsal tazminat miktarlarının altında kaldığından manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı kardeşlerin gerek olay anında ve gerekse ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacılar vekili manevi tazminata olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isteminde bulunmuş ise de; takdir edilen manevi tazminat miktarları paranın karar sırasındaki alış gücü esas alınarak tespit edildiğinden bu istem kabul edilmemiş, ancak hükmedilen manevi tazminatlara karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Bilirkişi raporu uyarınca davacı eş Rabia Karadaş'ın istemine bağlı kalınarak 1.000.000.000 TL. birmilyar TL.) maddi tazminat, takdiren 70.000.000 TL. (yetmişmilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
Takdiren ve istemine bağlı kalınarak davacı anne Nurhan Karadaş'a 35.000.000 TL. (otuzbeşmilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
Takdiren ve istemine bağlı kalınarak davacı baba Abdülbaki Karadaş'a 15.000.000 TL. (onbeşmilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
Davacı kardeşler Aynur Öz (Karadaş), Güler Karadaş, Mehmet Karadaş ve Ahmet Karadaş'a takdiren ve ayrı ayrı 22.000.000'ar TL. (yırmiikimilyonar TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
Hükmedilen maddi tazminata desteğin yeniden gelir sağlayacağı tarih olan 26.1.1996 tarihinden ödeme tarihine kadar, manevi tazminatlara karar tarihi olan 29.5.1996 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy