(2709 S. K. m. 120, 125)
Davacı vekili, 01 Aralık 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği 26 Ocak 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının eşi olan J.Ütğm. ................'ın 13 Ocak 1995 tarihinde operasyon sırasında içerisinde bulunduğu helikopterin teröristlerce açılan ateş sonucu düşmesi nedeniyle şehit olduğunun, meydana gelen zararın Anayasanın 125 nci maddesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiğini, zararın karşılanması için davalı idareye yapılan başvurunun reddedildiğini ileri sürerek 1.130.000.000. TL. maddi, 70.000.000. TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda müteveffanın kusurunun bulunmadığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eyleminden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Anayasanın 125 nci maddesinde; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu belirtilmek suretiyle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Uygulamada idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk esaslarına dayandırılmaktadır. İster kusursuz sorumluluk ilkelerine, ister hizmet kusuru ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarar ile eylem arasında uygun illiyet bağının bulunması zorunludur.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadolu da yoğunlaşan terör eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri de kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlisi ve asker kişi şehit olmuştur.
İdare, Güneydoğu ve Doğu Anadolu da güvenlik sağlamak amacıyla kamu hizmetini yoğun şekilde ifa etmeye çalışmakta ve bu hizmeti ajanları vasıtasıyla yerine getirmektedir. İdarenin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığından ve mücbir bir sebep olarak nitelendirilmediğinden bu tür faaliyetler sırasında (kamu hizmetin ifa ederken) zarar gören idare ajanının zarara uğramasında, hizmetin kurulmasından ve işletilmesinden doğan, idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından da söz edilemez. Dava konusu zararın doğrudan doğruya idarenin bir eyleminden doğmayıp idarenin dışındaki bir olaydan kaynaklandığı açıktır. Zararlı sonucu doğuran olayla hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın yalnızca zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması adalet, eşitlik ve hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden davacıların zararlarının bu esaslara göre karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca olay sebebiyle T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar olarak kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden, maddi tazminat isteyen davacı eşe aylık bağlanıp bağlanmadığı araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel müdürlüğünün 24 Mayıs 1996 gün ve 68.821.172 sayılı yazısından, Genel Müdürlüğün 13.11.1995 gün ve 118572 sayılı işlemiyle 15 Ocak 1995 tarihinde davacı eşe 10.607.000. TL. Harp Malûllüğü aylığı bağlandığı, bilahare 01 Mart 1995 tarihinde müteveffanın babasının aylığa girmesi üzerine aylığın 7.072.000. TLsine. indirildiği, 01 Nisan 1995 tarihinde 8.169.000. TLsine, 19 Nisan 1995 tarihinde 9.659.000. TLsine, 15 Kasım 1995 tarihinde ise 16.746.000. TLsine, yükseltildiği, ayrıca davacı eşe 51.123.000. TL. emekli ikramiyesi ödendiği, keza 3480 Sayılı kanun uyarınca davacı eşe 1995 yılında 17.867.000. TL. tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklananlara ek olarak davacıya 1619 Sayılı Kanuna göre maddi ve manevi zararlarına karşılık olarak 30 Mart 1995 tarihinde 323.000.000. TL. tazminat ödenmiş bulunmaktadır.
Davacı eşin maddi zararının belirlenmesi için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunan 30 Ekim 1996 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden; davacı eşin toplam 5.163.908.120. TL. maddi zararının sağlanan maddi yararlarla 938.728.824. TL. fazlasıyla karşılandığı ve maddi tazminat hak edişi bulunmayan davacının ayrıca 508.994.167. TL. şehitlik tazminatı yararı sağladığının bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna davacı vekilince 11 Kasım 1996 tarihinde kayda geçen dilekçe ile; bilirkişi raporunun açık olmadığı, Emekli Sandığı Kanununda yer alan on yıldan fazla hizmeti olanlara, 10 yıldan az hizmeti olanlar hakkında aylıklarla ilgili farklı hükümlerin Anayasaya aykırı bulunduğu yolunda itirazda bulunulmuş ise de; Davacı vekilinin Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden ve bilirkişice sunulan rapor Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına uygun bulunduğundan ve yeterince açık olduğundan davacı vekilinin itirazlarına itibar olunmamış, bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, maddi tazminat isteminde bulunan davacı eşin maddi zararları bağlanan aylık, ödenen tütün ikramiyesi ve 2629 sayılı kanun uyarınca ödenen tazminat ile fazlasıyla karşılanmış olup maddi tazminat hak edişi bulunmamaktadır. Ayrıca davacı eşin 2629 sayılı Kanun uyarınca sağladığı tazminat yararı davacının manevi zararlarının karşılığı olarak kaldığından ve maddi tazminat hesabında dikkate alınmadığından, keza manevi zararların karşılığı olarak kalan bu tazminat yararı Mahkememizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarından fazla olduğundan davacı eşin manevi tazminat isteminin de reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı vekilinin Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden REDDİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat miktarı dikkate alınarak davacı ................'ın Maddi ve Manevi Tazminat İSTEMLERİNİN REDDİNE,
3. Davacı tarafından yatırılan ve sarf edilen 3.000.000. TL. (Üç milyon TL.) bilirkişi ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy