(2709 S. K. m. 120,125) (2330 S. K. m. 6) (1602 S. K. m. 71) (499 S. KHK m. 13)
Davacı vekili 5 Ocak 1996 tarihinde İstanbul 6. İdare Mahkemesine verdiği ve 11 Ocak 1996 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; Müvekkilinin eşi ve babası olan J. Alb. Rıdvan Özden'in Mardin İl Jandarma Alay K.lığı görevini yürütürken 14.8.1995 tarihinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit düştüğünü, bir kusurunun olmadığını olay nedeniyle müvekkillerinin maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek toplam 1.000.000.000 TL. maddi ve 600.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacıların yakını şehit J. Alb. Rıdvan Özden'in bir kamu hizmetinin ifası sırasında vefat ettiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bilindiği gibi Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşan terör eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiştir. Olağanüstü hal uygulaması çok sayıda güvenlik görevlileri ve asker kişi şehit olmuş veya yaralanarak sakat kalmıştır.
Taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden dolayı meydana gelen zarardan idarenin sorumlu tutulup tutulmayacağı, idare sorumlu tutulacak ise sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
İdarenin sorumluluğunu düzenleyen Anayasanın 125 nci maddesinin son fıkrasında idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür denilmektedir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiştir. Esasların belirlenmesi ve meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır.
İdare, Güneydoğuda ve Doğu Anadolu'da güvenliği sağlamak amacıyla kamu hizmetini yoğun şekilde ifa etmeye çalışmakta ve bu hizmeti ajanları vasıtasıyla yerine getirmektedir, idarenin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığından mücbir sebep olarak kabul edilemez. Bu faaliyetler sırasında kamu hizmetini ifa ederken idare ajanının zarara uğraması ile hizmet arasında nedensellik bağının bulunduğu açıktır.
Zararın meydana gelmesinde idarenin bir kusuru bulunmadığından davacıların zararının doktrin ve mahkeme kararıyla gelişen Kusursuz Sorumluluk ilkesine göre davalı idarece karşılanması gerektiği Kurulumuzca kabul görmüştür.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre, T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında vefat etmeleri halinde mirasçılara T.C. Emekli Sandığınca ödenen vazife malûllüğü aylıklar ile bu kişilerin eceli ile ölmesi halinde sandıkça bağlanacak dul ve yetim aylıkları arasındaki fark ve ödenecek tütün ikramiyeleri sağlanan yarar kabul edilmektedir. Bu husus araştırılmış, T.C. Emekli Sandığının 27.5.1996 gün ve 50:515.009 sayılı yazısından Genel Md. nün 21.9.1955 gün ve 99069 sayılı işlemleri ile 15.8.1995 tarihinde eşe 13.706.000 TL. çocuklara 6.853.000'er TL. aylık bağlandığı, adi malûl olsaydı 8.506.000 TL. çocuklara 4.253.000'er TL. aylık bağlanabileceği, 15.11.1995 tarihinde eşin aylığının 26.945.000 TL.ye çocuklarının aylıklarının 13.473.000'er TL. ye yükseltildiği, davacı eşe toplam olarak 527.645.000 TL. çocuklara 263.824.000'er TL. ikramiye ve ikramiye fark) ödendiği, adi malûl olsa idi eşe toplam 446.285.000 TL. çocuklara 223.143.000'ar TL emekli ikramiyesi ve ikramiye farkı toplamının ödenebileceği bildirilmiştir.
2330 Sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesi Hakkındaki Kanun uyarınca davacılara toplam olarak 698.220.000 TL. nakdi tazminat ödendiği anlaşılmıştır. Aynı kanunun 6. maddesi uyarınca ödenen tazminatın hem maddi hem de manevi zararlar karşılığı olduğu açıktır.
Davacılarım zararlarının tespiti için re'sen seçilen davacıların 3713 sayılı kanun uyarınca kira yardımından faydalanmayacaklarına dair dosyada mevcut dilekçeleri nedeniyle ayrıca bu yönde de talimat verilen bilirkişinin hazırladığı 5.9.1996 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden davacılardan eşin 1.716.138.332 TL., çocuk Gönken Sinem'in 64.346.391 TL. karşılanmayan zararlarının bulunduğu, çocuk Didem Özgür'ün 81.880.050 TL. bakiye zararına karşılık 256.376.676 TL. nakdi tazminat yararı sağladığı anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar itiraz etmemiş, davalı idare ise eşin zarar hesabının 70 yaş sonuna kadar yapılması, ayrıca eşin evlenme şansının olmadığı şeklinde kabulün doğru olmadığı yönlerinden itiraz edilmiştir,
1952 doğumlu davacı eşin PMF tablosuna göre muhtemel ömür sonu 70 yaş olduğu ve eşin evlenme şansı dikkate alınsa bile bilirkişi raporu sonucunda davacı eşe çıkan tazminat miktarı için isteminden çok daha fazla olduğunu istemle bağlı kalındığında bu durumun hesaplama sonucunu etkilemeyeceği kurulumuzda kabul gördüğünden davalı idarenin itirazlarına itibar edilmeyerek Mahkememizin yerleşik kararlarına, ilmi verilere uygun görülen bilirkişi raporu uyarınca uygulama yapılmıştır.
Manevi tazminat, davacıların ölüm olayı nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve üzüntüyü kısmen de olsa karşılayabilmek amacı ile Mahkemece takdir olunmakta ve manevi dengenin düzeltilmesi amacını taşımaktadır. Ara Kararımızla getirtilen Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995-432 Esas numarasında kayıtlı olup davacı eş Tomris özden tarafından müteveffa aleyhine açıldığı anlaşılan boşanma davasına ait dosyanın incelenmesinden; Dava dilekçesinin 21.7.19S5 tarihli olduğu, başka bir anlatımla şehit Albay Rıdvan Özden'in vefat ettiği 14.8.1995 tarihinden 23 gün önce boşanma davası açıldığı, Alb. Rıdvan Özden'in 14.8.1995 tarihinde şehit olması nedeniyle davanın takip edilmediği, 24.10.1995 tarihinde davanın işlemden kaldırıldığı, dava dilekçesinde müteveffa için ağır hakaretler teşkil edecek bir üslupla son 5-6 yıldır evi ile ilgilenmediği, mevkii ile mütenasip olmayan kadınlarla beraber olup karı-koca hayatı yaşaması sonucu frengi hastalığına yakalandığı, davacıya yalvarması sonucu tedavisinin davacı tarafından yaptırıldığı, tüm vücudunda yaralar meydana geldiği için AİDS hastalığından şüphe edilerek test yaptırıldığı, AİDS olmayıp frengi olduğunun belirlendiği, aile içinde devamlı kavga ve münakaşalara sebebiyet verdiği bunların sonucu aile birliğini çekilmez hale getirdiği gibi davalının tutumun da bir düzelme olmaması ve evlilik birliğinin devamının da mümkün olmadığı belirtilerek boşanma davası açıldığı belirtilmektedir. Boşanma davası ila ilgili dava dilekçesinin içeriği dikkate alındığında davacı eş Tomris Özden'in evlilik birliğini sona erdirmek amacında olduğu, davacının müteveffa eşi ile tüm manevi bağlarını kopardığı, eşini asrın ve bası olarak da nitelenen AİDS hastası ilan ettiği, esasen şark hizmetine gönderilen eşi ile yeni görev yerine gitmemesinin de eşi ile aralarındaki gönül bağının kopmuş olduğunun bir belirtisi olduğu, davacının boşanma davası sonunda ulaşmak istediği sonucu, eşin şehit olması nedeniyle elde ettiği, asıl amacı eşinden boşanma yoluyla ayrılmak ve böylelikle evlilik birliğini sona erdirmek olan, boşanma davası dilekçesinde yer verilen sözcüklerle eşe kargı bakış açısı duygu ve düşünceleri belli bulunan davacının, objektif hukuk yönünden salt eş statü ve sıfatını taşısa dahi, eşin ölümünden dolayı manevi tazminata esas alınabilecek acı ve elem duymasından söz edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığından manevi tazminat isteminin reddi cihetine gidilmiştir.
Davacılardan Didem Özgür Özdenin sağladığı nakdi tazminat yararı ölüm olaylarında Mahkememizce tespit edilen manevi tazminat miktarından fazla olduğundan davacının manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
Davacı çocuk Görkem Sinem Özden'e olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla takdir edilen miktarda manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacılar vekili hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de Kurulumuzca takdir edilen manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü dikkate alınarak tespit edildiğinden talebin reddi cihetine gidilmiş, ancak takdir edilen manevi tazminat miktarına karar tarihinden ödeme tarihine kadar %30 yasal faiz yürütülmesine karar vermiştir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenlerle;
Bilirkişi raporu uyarınca istemi ile bağlı kalınarak davacı eş Tomris Özden'e 600.000.000 TL. (altıyüzmilyon TL.) maddi tazminat verilmesine, manevi tazminat isteminin REDDİNE,
Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat miktarı dikkate alınarak davacı çocuk Didem Özgür Özden'in maddi ve manevi tazminat isteminin REDDİNE,
Bilirkişi raporu uyarınca davacı çocuk Görken Sinem Özden'e 64.346.391 TL. (altmış dört milyon üç yüz kırkaltı bin üç yüz doksan bir bin TL.) maddi TAZMİNAT ve takdiren 100.000.000 TL. (yüzmilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
1602 Sayılı Kanunun 71. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde BIRAKILMASINA,
499 Sayılı Kanunun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına vazife malûllüğü aylığının bağlandığı 15.8.1995 tarihinden itibaren, hükmedilen manevi tazminat miktarına karar tarihi olan 30.10.1996 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar %30 (yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy