(2709 S. K. m. 125)
Davacının 14 Şubat 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 15 Mayıs 1996 tarihinde kayda geçen cevap layihasında özetle, 24.12.1995 tarihinde Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu, idarece bitirdiği fakülte branşı itibariyle ihtiyaç duyulmadığı, gerekçesiyle subay nasbedilmediğini, idarenin red cevabını içeren işlem KKK. lığı Personel Başkanı tarafından imzalandığını, 926 Sayılı Yasanın 14 ncü maddesinin 3 ncü fıkrası gereğince bu mayan TSK. nın Harp Okullarında yetiştirmediği veya yeterince yetiştirmediği sınıflarda koşulu astsubaylara uygulanmaması gerektiğini, bu noktada idarenin takdir yetkisinin olmadığını, 926 Sayılı Yasanın 3 ncü fıkrasında yasa koyucunun bilerek yerleştirmediği bir koşulu diğer nitelikler kapsamı altında Subay Sicil Yönetmeliğinin 113/a maddesiyle yasaya ithal etmek yasanın ruhuna ve sözüne aykırı olması nedeniyle 113/a maddesindeki Silahlı kuvvetlerin ihtiyacı gözönüne alınarak, her sene saptanacak kontenjan oranında ibaresinin iptal edilmesini, idari yargı idari işlemin sadece kanuna uygun olup olmadığını saptamakla yetinmemesi gerektiği işlemin hukuka uygun olup olmadığını da saptaması gerektiği 357 Sayılı Kanunun 2 nci maddesini bu şekilde yorumlanarak astsubaylarında askeri hakim olabileceği kabul edilerek işlemin sebep yönünden iptali gerektiğini, aksi düşüncede 357 sayılı kanunun 2 nci maddesi Anayasanın 5, 10, 11 ve 42 nci maddelerine aykırı düştüğünü dolayısıyla bu hususun Anayasa Mahkemesine gönderilmesini, idareye herhangi bir külfet getirilmeden lisans düzeyinde eğitim alan davacının subay nasbedilmesi kamu yaran yönünde olduğunu ileri sürerek subay nasbedilmeme işleminin iptalini, 357 sayılı kanunun 2 nci maddesinin Anayasaya aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesine götürülmesini, Subay Sicil Yönetmeliğinin 113/a maddesinin iptalini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davanın Konusu: Dört yıllık fakülteyi bitirmesi nedeniyle astsubaylıktan subaylığa geçmek için yaptığı başvurunun kabul edilmemesine ilişkin işlemin iptali isteminden ibarettir.
Dört yıllık fakülteyi bitirmek suretiyle astsubaylıktan subaylığa geçmenin koşulları, 926 Sayılı T.S.K. Personel Kanunu ile bu kanuna göre çıkarılmış Subay sicil Yönetmeliğinde düzenlenmiştir.
926 Sayılı Kanunun 499 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 2 nci maddesi ile değişik 14 ncü maddesinin 3 ncü fıkrasında en az 4 yıl süreli fakülte ve yüksekokulları bitirerek muvazzaf subay olmak için başvuran astsubaylar 30 yaşından, lisansüstü öğrenimini tamamlamış olanlar ise 35 yaşından büyük olmamak. En az 3 yıl astsubay olarak görev yapmış olmak ve Yönetmelikte belirtilecek diğer nitelikleride haiz bulunmak şartıyla Kuvvet Komutanlarının veya Jandarma Genel K. lığının teklifi üzerine kendi sınıflarında veya öğrenimlerinin ilgilendirdiği ihtiyaç duyulan sınıflarda teğmen rütbesiyle muvazzaf subaylığa nasbedilirler hükmü yazılıdır.
Kanunun 20 nci maddesinde ... fakülte ve yüksek okul mezunları ile yedek subaylık hizmetini yapmakta olanlardan istekli bulunanların muvazzaf subaylığa nasbedilmelerinde aranacak nitelikler ve diğer hususlar yönetmelikte tesbit olunur hükmü öngörülmüştür.
Söz konusu Yönetmeliğin 113 ncü maddesinin (a) bendinde, fakülte ve yüksekokulları bitirerek muvazzaf subay olmak için başvuran astsubaylarda aranacak nitelikler sayılmakta ve (1) Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacı bulunduğu sınıflarda görev yapabilecekleri anlaşılan ve bu göreve imkan veren en az 4 yıllık bir fakülte ve yüksekokuldan mezun olmak, (II) müracaat tarihi itibariyle düzeltilmemiş nüfus kaydına göre lisans öğrenimini tamamlamış olanlar 30, lisansüstü öğrenimini tamamlamış olanlar 35 yaşından büyük olmamak, (III) Son iki rütbede almış olduğu sicil notları ortalaması sicil tam notunun %85 ve daha yukarısı olmak, (IV) Hakkında genel kültür, mesleki bilgi, karakter ve ahlak bakımından subaylığa layık bulunduğuna dair nitelik belgesi sıralı sicil üstlerince onanmış olmak, (V) Sağlık bakımından elverişli olmak, (VI) Yapılacak mülakatta başarı kazanmak, hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 114 ncü maddesi Genelkurmay Başkanlığının direktifinde belirtilen % oranları ve tavan yapısı bozulmadan, Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığınca hazırlanacak temin ve yetiştirme planlarında astsubaylıktan subay olacaklar için her yıl Aralık ayının ilk haftasında bir kontenjan tesbit edilir.
Kontenjan tesbiti ile beraber ihtiyaç duyulan sınıflara hangi fakülte veya yüksekokul mezunlarının alınacağı belirtilir.
Bu husus ile meydana gelecek diğer değişiklikler her yıl Aralık ayı sonuna kadar ilgililere duyurulmak üzere yayınlanır hükmünü içermektedir.
357 Sayılı Askeri Hakimler Kanununun 2 nci maddesinde, askeri hakimliğin personel kaynakları gösterilmiş, bunlar arasında astsubay kaynağından muvazzaf askeri hakim kaynağına geçişe yer verilmemiştir. Davacı bu yönüyle, yani astsubay kaynağından askeri hakimliğe geçişe olanak vermeyen 2 nci maddenin Anayasanın devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen 5 nci, eşitlikle ilgili 10, Anayasanın bağlayıcılığıyla ilgili 11, eğitim ve öğretim özgürlüğüyle ilgili 42 nci maddelerine aykırı bulunduğu iddiasını öne sürmüştür.
Davanın esasına girilmeden önce davacının Anayasaya aykırılık iddiasının tartışılması gerekli görülmüştür.
Görülmekte olan bir davada ileri sürülen Anayasaya aykırılık iddiasının Anayasa Mahkemesi önüne götürülebilmesi için 1982 Anayasasının 152 nci maddesi uyarınca: Davacıya bakma görevinin mahkemeye ait bulunması, Anayasaya aykırılığı ileri sürülen kanun yada kanun hükmünde kararname hükmünün görülmekte olan dava hakkında uygulanacak olması ve anayasaya aykırılık iddiasının mahkemece ciddi görülmesi gerekir.
Davanın konusu, fakülte öğrenimi üzerine subaylığa geçme başvurusunu reddeden işlemin iptali istemi oluşturduğuna göre, işlemin 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesinde belirtildiği şekilde, asker kişiyi ilgilendirdiği ve askeri hizmete ilişkin bulunduğu kuşkusuzdur. Asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin olan uyuşmazlıkların görüm ve çözüm yeri, 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesi uyarınca Askeri Yüksek İdare Mahkemesidir.
Davaya bakma görevinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ait bulunduğu Davaya bakma görevinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ait bulunduğu ve Anayasaya aykırılık iddiasının ilk koşulunun var olduğu anlaşılmakla birlikte, aynı durumun diğer koşullar yönünden geçerli bulunduğu söylenemez.
357 Sayılı Kanun, Askeri Hakimlik statüsünü düzenleyen ve bu arada bu statüye hangi kaynaklardan personel alınacağını öngören kurallar bütünüdür. Kanunda astsubaylıktan askeri hakimliğe geçişe yer verilmemiş olmasının ne Anayasanın eşitlik ve ne de diğer hükümlerine aykırılığından söz açılamaz.
Yasa koyucu Anayasaya aykırı olmamak koşuluyla her alanda düzenleme yapma yetkisine sahiptir. Anayasada ne alan ve ne de içerik bakımından yasa koyucunun düzenleme yetkisine bir sınır koyulmamıştır. 357 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinde fakülte bitiren astsubaylara yer verilmiş olmamasının, Anayasanın 5, 10, 11 ve 42 nci maddeleriyle bağdaşmadığı, iddiasının ciddi görülmesi hukuken olanaksızdır. Yasa koyucu takdir yetkisine dayanarak muvazzaf askeri hakimliğe hangi kaynaklardan personel alınacağını belirlemiş, bu belirlemeyi yaparken astsubay kaynağından geçişe olanak sağlamamıştır.
O nedenle davacının anayasaya aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanaatine varılmadığından, iddia oybirliği ile reddedilerek, esasın tartışılmasına geçilmiştir.
Dava dosyasında mevcut belgelerden, İstanbul Üniversitesi dört yıl süreli Hukuk Fakültesini başarı ile bitiren davacının yaş ve diğer koşullara sahip olması nedeniyle 926 Sayılı Kanunun 14 ncü maddesinin 3 ncü fıkrası, Subay Sicil Yönetmeliğinin 113 ve müteakip maddeleri uyarınca astsubaylıktan subaylığa geçme başvurusunun, davalı idare tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığının 13 aralık 1995 gün ve PER. 4089-2-95/Ynt.Ş. (737) sayılı işlemle bitirmiş olduğu fakülte itibariyle ihtiyaç bulunmadığı gerekçe gösterilerek reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdarenin kamu hizmetinin gerekli doğrultusunda teşkilatlanması, hizmetin gereksinme duyduğu personelin sayısal miktarını kadro ve kuruluşunda göstermesi, kamu hizmetinin personeline hangi kaynaklardan, hangi nitelik ve yeterliklere sahip personel eliyle yürüteceğini, örneğin personelin öğrenim, yaş, sağlık gibi koşullarının ne olması gerektiğini öngörmesi ve hizmete alacağı personeli önceden belirlenmiş durum ve kriterlere uyanlar arasından seçmesi en doğal hakkıdır.
İdare kamu hizmetini topluma yararlı şekilde sunmakla yükümlü bulunduğuna göre, hizmeti en iyi hangi nitelik ve yeterliklere sahip personel eliyle yürüteceğini takdir etmek yetkisine sahiptir. Önemli olan bu takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanıp kullanmadığıdır. Davalı idare personel temin ve yetiştirme planlarına göre hukuk öğrenimi gören astsubaylardan 926 Sayılı Kanunun 14/3 maddesine dayanılarak subay kaynağına geçirilmeye ihtiyaç duymadığını dile getirerek başvuruyu reddettiği cihetle, gereksinmesi bulunmamasına karşın var olduğundan bahisle işlemi hukuka aykırı bulmak, Anayasanın 125/4 ve 1602 Sayılı Kanununun 21 nci maddelerinin buyrultucu ve bağlayıcı hükümleri ile bağdaştırılamaz. Değinilen bu maddelerde idari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı tutulmuş, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilmeyeceği vurgulanmıştır. Davalı idarenin açıkça, öğrenim durumuna göre astsubay kaynağından subay kaynağına personel alımına gereksinme bulunmadığını belirtmesi, 926 Sayılı Kanunun 499 Sayılı Kanun Hükmünde kararnamenin 2 nci maddesiyle değişik 14/3 ncü maddesinde bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ihtiyaçtan sözedilemez ve geçirilebilirler denilmiş olması esas alındığında, davacının idarenin ihtiyacı olup olmadığına bakmaksızın koşulları taşıyanları subay kaynağına geçirmekle yükümlü bulunduğu iddiaları kabule değer bulunmamıştır.
Bunun gibi davacının yetki öğesi yönünden işlemin hukuka aykırı olduğu iddiası da kabul edilmemiştir. Gerçi 926 Sayılı Kanunun 14/3 ncü maddesinde işlemi tesis etmeye yetkili makam olarak kuvvet komutanları gösterilmiştir. Davacının sözü edilen başvurusunda yetkili makam olan Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından işlem yapılması gerektiği söylenebilir. Ancak Karargahlarda doğrudan Komutanlara tanınan görev ve yetkilerin, yetki devri suretiyle, komutanın uygun gördüğü ast makamlarca onun adına veya namına kullanıldığı bir gerçektir. Davacının istemi Kara Kuvvetleri Komutanı namına denilerek, Personel Daire Başkanlığınca reddedildiğine göre bu yetkinin komutan adına yetki devri suretiyle kullanıldığını göstermektedir. O yüzden davacının öne sürdüğü tüm iddiaları reddedilmiş, işlemin öğeleriyle hukuka uyarlı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklandığı üzere, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy