(2709 S. K. m. 125, 129) (1602 S. K. m. 42)
Davacıların vekilleri tarafından verilerek 29 Aralık 1995 günü kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını olan Top Er ...............in askerlik görevini yaptığı sırada, 13 Ocak 1995 günü birlik yemekhanesinde G-3 piyade tüfeğinin temizliğini yapan Top Er ...........ın tedbirsizliği ve dikkatsizliğiyle silahı ateşlemesi sonucu yaralanarak öldüğünü, olayda müteveffanın kusurlu bir hareketinin bulunmadığını, davacı ...............in müteveffanın medeni nikahlı eşi olmadığını, ancak uzun yıllar birlikte yaşadıklarını ve bu birliktelikten davacı çocuk ...............in dünyaya geldiğini, askerlik dönüşü müteveffa ile evlenmeyi planladıklarını, davacıların desteklerini yitirmeleri nedeniyle maddi, duydukları ve yaşamları boyunca duyacakları acı ve üzüntüleri karşılığında manevi zarara uğradıklarını, zararlarının hizmet kusuru ilkesi uyarınca davalı idare tarafından tazmin edilmesi gerektiğini iddia ederek. ...............in 250.000.000.TL. maddi, 50.000.000. TL. manevi, davacı çocuk ...............e 250.000.000. TL. maddi, 50.000.000. TL. manevi zararlarının davanın açıldığı tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
İçgüvenlik harekatı nedeniyle görevlendirilen 39 ncu Mekanize Tugay Topçu Tb.K.lığına mensup Top Er ...............in birliğiyle birlikte Siirt-Pervari Köprüçay Jandarma Karakolunda bulunduğu sırada, 13 Ocak 1995 günü yemekhanede, G-3 piyade tüfeğinin bakımını yapan Top Er ........ın, tedbirsizliği ve dikkatsizliğiyle silahını ateşlemesi sonucu yaralanarak yaşamını yitirdiği, dava dosyasında mevcut belgeler ve Adana 6 ncı Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 24 Aralık 1996 gün ve E.1996/97, K.1996/888 sayılı kararından anlaşılmıştır.
Olayın kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda davacının kusurlu bir eyleminin bulunmadığında taraflar mutabıktırlar.
İdarenin eylemlerinden dolayı tazminle sorumlu tutulabilmesi için tazmini gereken bir zararın bulunması, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zarar ile eylem arasında nedensellik, illiyet bağının bulunması gerekir. Nedensellik bağının kesilmiş sayılması içini zararın tümüyle idare tüzel kişiliğine ve hizmete yabancı unsurlardan doğması şarttır.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten idarenin, halin icaplarına, gereksinmelere göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arz etmesi, hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi, hizmetin amacına uygun biçimde işlemediğini, yeterli önlem alınmadığını gösterir. Davalı idarenin, ajanlarının kamu hizmetinin ifası sırasında ve hizmetin ifasından dolayı hizmetten ayrılması söz konusu edilemeyen fiillerinden kaynaklanan zararlardan sorumlu olacağı Anayasanın 129/5 ve 125/son maddelerinin amir hükümleri gereğidir.
Nitekim olay günü idarenin ajanı durumundaki Top Er ..........ın gördüğü eğitimlerle canlı hedeflerin bulunduğu ortamlarda, dolu ve emniyete alınmamış silahın bakımının yapılmayacağını bilmesi, ona göre tedbirli ve özenli davranması gerekirken, hizmet gereklerine uyumsuzluğu yeterince eğitilmediğini, dikkatsizliği ve acemiliğiyle olaya neden olduğunu göstermektedir. Ajanın idarenin yürüttüğü hizmetin ayrılmaz bir parçası olduğu, bunun hizmetin yapısal özelliğinden kaynaklandığı esas alındığında, hizmetin ajan tarafından da olsa düzenli ve sağlıklı biçimde işletilmemesinden doğan zararların, hizmet kusuru ilkesi uyarınca davalı idare tarafından karşılanması gerekir.
Davada önem kazanan hususlardan birisi, davacı ...............in müteveffa ile medeni nikahla evli bulunmaması yüzünden desteğini kaybetmiş sayılıp sayılmayacağıdır. Dosya içeriğinde mevcut vukuatlı aile nüfus kayıt örneğinde, davacı çocuk ............... müteveffanın nüfusunda kayıtlıdır. Bir diğer deyişle davacı çocuğun babası, olay nedeniyle yaşamını yitiren ...............dir. Aynı nüfus kaydında davacı çocuğun anası olarak ........ yazılıdır. Davacı ............... ile müteveffanın birliktelikleri ve bu müşterek yaşamlarından davacı çocukları ...............in Dünyaya geldiği nüfus kaydı ile kanıtlanmıştır. Davacı ............... müteveffa ile medeni nikahla evli olmasa da, onunla olan müşterek yaşamlarından davacı çocuk ............... doğduğuna ve bu çocuk babanın nüfusuna anası Saadet adıyla kaydedildiğine göre, fiili yaşamın ileride medeni nikahla evliliğe dönüşeceği iddiasının içtenlik taşıdığını ve evliliğin ileride mutlak gerçekleşeceğini kabul etmek gerekir. Medeni Kanunu gereği evlilik bağı kurulmamış olsa bile karı koca diye birleşen, bu amaç ve duygu ile yaşamlarını sürdüren kadın için, bakım edimini yerine getiren erkek destek sayılmalıdır. Kaldı ki davacı ...............in müteveffa ile olan ilişkisi, hukuki evliliğe dönüşeceğine mutlak gözüyle bakılan bir ilişki düzeyindedir. Zira davacı ...............in, müteveffa ile karı koca gibi birleşmesi, bu amaç ve duygu ile yaşamını sürdürmesi yanında, müşterek beraberlikten müşterek çocukları ...............in dünyaya geldiği, çocuğun davacının adıyla babanın nüfusuna kaydedildiği gerçeği karşısında, fiili ilişki döneminde yaşamını yitiren müteveffa nedeniyle desteğinden yoksun kaldığı herhalde kabul edilmelidir. Bu yüzden davacı ...............in fiili ilişki evresinde, karı koca gibi yaşamını birleştirdiği ...............i kaybettiğinden ötürü, desteğinden yoksun kaldığı haliyle zarara uğradığı kabul edilmiştir.
Davacıların yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle uğradıkları maddi zararın boyutunun saptanması davada önem kazandığından, zararın miktarının yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi gerekmektedir.
Bilirkişi incelemesine ve maddi zararın hesabını esas olmak üzere davacılara Devletçe sağlanan maddi yararlar bulunup bulunmadığı, ...............e ölmese idi muhtemel terhis tarihi, asker edilmezden önce sigorta primi ödemek koşuluyla bir işte ya da memuriyette çalışıp çalışmadığı veya vergilendirilmiş serbest bir kazancı olup olmadığı araştırılmıştır
Müteveffanın, silah altına alınmadan önce sigortalı bir işte çalışmadığı, kamu görevlisi olmadığı ya da vergilendirilmiş kazanca tabi serbest bir iş görmediği, AYİM. İkinci Dairesinin 8 Mayıs 1996 gün ve E.1996/354 sayılı ara kararına süresinde davacı vekillerinin yanıt vermemesi sonucu kabul edilmiştir.
Mahkememizin yerleşik kararlarında öngörüldüğü gibi müteveffanın asgari ücret düzeyinde bir gelire sahip olduğu göz önünde tutulmuştur. Keza müteveffanın muhtemel terhis tarihi 31 Kasım 1995dir. Yine Mahkememizin yerleşik kararlarına göre terhisinden iki ay sonra gelir getirici iş edinebileceği kabul edilerek, zarar başlangıç tarihine 1 Şubat 1995 esas alınmıştır.
T.C. Emekli Sandığı Genel Md.lüğü 5 Kasım 1997 gün ve B.07.1.Ems.10.01.01/ 74.814.005 sayılı yazılarıyla, olay nedeniyle davacı ...............e resmi evliliği bulunmadığı için aylık bağlanmadığı, davacı çocuk ...............e 28 Temmuz 1997 gün ve 91540 sayılı işlemle 1 Şubat 1995 gününden geçerli olmak üzere 1 nci derece Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malûllüğü aylığı olarak 4.154.000.TL. bağlandığı, bu aylığın 1 Nisan 1995 günü 4.634.000.TL. na, 15 Nisan 1995 günü 5.715.000.TL. na, 15 Kasım 1995 günü 10.493.000.TL. na, 1 Temmuz 1996da 16.037.000.TL.na, 1 Ocak 1997 günü 22.688.000.TL.na, 1 Temmuz 1997 günü 30.943.000.TL.na, yükseltildiği, 3480 sayılı Kanun uyarınca 1995 yılında 11 ay karşılığı 32.488.000.TL., 1996 yılı için 76.245.000.TL. olmak üzere toplam 108.733.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiği bildirilmiştir. Müteveffa öncesinden iştirakçi olmadığı için Devletçe sağlanan bu yararların davacı çocuğun maddi zararlarından indirilmesi gerekir.
Resen seçilen bilirkişi tarafından elde mevcut bu verilere dayanılarak hazırlanan 8 Ocak 1998 günlü bilirkişi raporunda, nikahsız eşin 3.597.480.000.TL. maddi tazminat hakedişi bulunduğu, davacı çocuk ...............in maddi zararının bağlanan aylıklarla fazlasıyla karşılandığı, maddi zararının kalmadığı vurgulanmıştır.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, resen de Mahkememizin yerleşik kararlarında kabul olunan kıstaslara, ilmi verilere uygun bulunmuş, bilirkişi raporu doğrultusunda karar kurulmuştur.
Davacıların yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve üzüntü yüzünden manevi zarara uğradıkları gerçeği ortadadır.
Her ne kadar davacılar manevi zararlarının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tazminini istemiş iseler de, Kurulumuzca davacıların duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve üzüntünün kısmen de olsa karşılanması için takdir edilen manevi tazminat miktarları, paranın karar tarihindeki alım gücü esas alınarak takdir ve tespit edildiğinden davacıların istemleri reddedilmiştir.
Açıklandığı üzere:
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı ...............e 250.000.000. TL. (İKİYÜZELLİMİLYON TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Davacı ...............e istemine bağlı kalınarak takdiren 50.000.000. TL. (ELLİMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Bilirkişi raporu uyarınca davacı çocuk ...............in MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
4. Davacı çocuk ...............e istemine bağlı kalınarak 50.000.000. TL. (ELLİMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
5. Hükmedilen maddi tazminata zararın başlangıç tarihi olan 1Şubat 1995 gününden 31 Aralık 1997 gününe dek (bu gün dahil olmak üzere) % 30 (YÜZDE OTUZ), 1 OCAK 1998 gününden (bu gün dahil) ödeneceği tarihe dek % 50 (YÜZDE ELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
6. Hükmedilen manevi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine ilişkin davacı istemlerinin REDDİNE, ancak karar tarihi olan 11 Mart 1998 gününden ödeneceği tarihe dek % 50 (YÜZDE ELLİ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
7. Davacılar tarafından peşin yatırılan 5.588.500.TL. (Beşmilyonbeşyüzseksensekizbin- beşyüz TL.) harcın, Harçlar Kanununun 31 nci maddesi uyarınca istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
8. Davalı idare harçtan muaf bulunduğundan, aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
9. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 2.550.000. TL. (İkimilyonbeşyüzellibin TL.) posta giderinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACILARA VERİLMESİNE,
10. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 6.000.000. TL. (Altımilyon TL.) bilirkişi ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACILARA VERİLMESİNE,
11. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına göre davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 31.000.000. TL. (Otuzbirmilyon TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
12. Dava duruşmalı görülüp davacı çocuğun maddi tazminat istemi reddedilmiş ise de, bunun davacının maddi tazminat isteminde haksız oluşundan değil, davanın açıldığı tarihte kendisine T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce vazife malûllüğü aylığının bağlanmamasından ve davanın açıldığı tarihten çok sonra bağlanan vazife malûllüğü aylığının maddi zararlarını karşılamış olmasından ve geriye hükmedilecek maddi zararının kalmamasından kaynaklandığı, bu nedenle davasını açmakla haklılığı göz önünde tutularak, davalı idare lehine avukatlık ücreti ödenmesine YER OLMADIĞINA, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy