(2709 S. K. m. 10, 152, 157) (926 S. K. Ek m. 17) (1602 S. K. m. 20) (657 S. K. m. 36) (547 S. KHK. m. 1) (ANY. MAH. 21.09.1993 T. 1993/21 E. 1993/30 K.) (ANY. MAH. 27.06.1995 T. 1994/90 E. 1995/22 K.)
Davacı (24 Nisan 1996) tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle: 486 Sayılı KHK uyarınca yapılan düzenleme ile kendisine emsali devlet memurları kadar ek özel hizmet tazminatı ödendiğini, ancak 547 sayılı KHK ile Ek Özel Hizmet Tazminatı davanın %15 den %30'a çıkartıldığını, halen 13 yıllık hizmeti karşılığı 7 nci dereceden aylık almakta olduğunu, davalı idarenin yaptığı bir düzenleme ile Genel İdari Hizmetleri Sınıfında görevli emsali Devlet Memurlarına %14 oranında Ek Özel Hizmet Tazminatı ödenirken, kendisine bunların yarısı oranında, %7 Ek Özel Hizmet Tazminatı ödenmekte olduğunu, işlemin hukuka aykırı bulunduğunu, zira davalı idarenin tesis ettiği işlemin 547 Sayılı KHK. nin çıkarılış amacına uygun bulunmadığını, 547 Sayılı KHK. nin 1 nci maddesinin son fıkrasındaki hükmün Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu sorunun öncelikle Anayasa Mahkemesine götürülmesini gerektiğini iddia ederek, Genelkurmay Başkanlığının 9 Şubat 1996 gün ve PER. 4300-18-96/MRK. D.SVL. M.Ş.3298/120-2247 sayılı işleminin iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davanın esasına girilmeden önce, davacının 547 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 nci maddesinin son fıkrasının Anayasanın eşitlikle ilgili 10 ncu maddesine aykırı olduğu, bu nedenle de ön sorun (bekletici mesele, mesele-i müstehire) sayılarak iptali için Anayasa Mahkemesine götürülmesine yönelik iddiasının tartışılması gerekli görülmüştür.
Açılmış bir davada uyuşmazlığın çözümü için uygulanacak bir kanun yada kanun hükmünde kararnamenin hüküm veya hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğunu iddia etme hakkını, Anayasamız davanın taraflarına tanımış bulunmaktadır. Anayasanın Anayasaya Aykırılığın Diğer Mahkemelerde İleri Sürülmesi başlığı altında düzenlenen 152 nci maddesinin 1 nci fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda varacağı karara kadar davayı geri bırakır denilmektedir.
Aynı hükmün 2 nci fıkrası Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciine esas hükümle birlikte karara bağlanır hükmünü içermektedir.
Davacı açtığı davada uygulanacak olan KHK. hükmünün, Anayasanın eşitlik hükmüne aykırı bulunduğu iddiasını öne sürmek suretiyle, bu konuda somut norm denetimi yaptırılması hakkını kullanmış bulunmaktadır.
Anayasanın 152 nci maddesine göre her Anayasaya aykırılık iddiası, Anayasa Mahkemesi önüne götürülemez. Bir Anayasaya aykırılık iddiasının Anayasa Mahkemesine götürülebilmesi için iddianın Anayasa hükmünde belirtilen koşulları taşıması gerekmektedir.
Anılan Anayasa hükmü ve Anayasa öğretisi uyarınca ancak:
a. Önüne dava gelen mahkemenin o davaya bakmakla görevli olması,
b. Anayasaya aykırılığı öne sürülen kanun veya kanun hükmünde kararname kuralının o davada uygulanacak olması,
c. Anayasaya aykırılık iddiasının mahkemece ciddi olduğu kanısına varılması, koşullarının bulunması halinde iddia Anayasa Mahkemesine götürülebilecektir.
Davanın konusu: Genelkurmay Başkanlığı Merkez Karargahında 657 Sayılı D.M.K. tabi olarak G.İ.H. sınıfına ait kadroda görevli olan davacıya 547 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun Ek-17 nci maddesinde değişiklik öngören ve maddenin sonuna bazı fıkralar ekleyen 1 nci maddesine dayanılarak kendisine, Ek Özel Hizmet Tazminatının eksik ödenmesine ilişkin işlemin iptali isteminden ibarettir. Davacı asker kişi olup, iptalini davaya konu ettiği işlemin şahsını ilgilendirdiğinde ve işlemin askeri hizmete ilişkin bulunduğunda bir duraksama söz duyulmamaktadır.
Anayasanın 157/1 ve 1602 sayılı askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddeleri uyarınca asker kişileri ilgilendiren, askeri hizmete ilişkin bulunan işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümü, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girmektedir. Asker kişi olan davacının şahsını ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bulunan işleme dayalı davaya bakma görevinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ait bulunduğu ve haliyle anayasaya aykırılık iddiasının ilk koşulunun bu dava yönünden var olduğu görülmektedir.
Anayasaya aykırılık iddiasının oluşumu yönünden ikinci koşul, Anayasaya aykırılığı öne sürülen yasal nitelikli kuralın davada, bir diğer deyişle uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak olmasıdır. Yukarıda değinilen dava konusu itibariyle, 547 sayılı KHK. nın: 657 Sayılı D.M.K.nün Zam ve Tazminatlar Başlıklı ek maddesine göre Adalet Hizmetleri Tazminatı alan personelden yukarıdaki fıkralar kapsamında bulunanlara Ek Özel Hizmet Tazminatı, bu fıkralarda belirlenen tavan oranlarının yarısını geçemez şeklindedir. 1 nci maddesinin son fıkrası uyuşmazlığın çözümünde doğrudan uygulanacak yasa kuralıdır. Hal böyle olunca, Anayasaya aykırılık iddiasının davaya uygulanacak Kanun Hükmünde Kararname kuralına karşı yapıldığı ve iddianın ikinci koşulu yönünden de uygunluk taşıdığı anlaşılmaktadır.
Anayasaya aykırılık iddiasının ön sorun olarak kabulünün son koşulu, iddianın mahkemece ciddi olduğu kanısına varılmasıdır. Mahkeme ciddi bulunduğu Anayasaya aykırılık iddiasını ön sorun sayarak, dava dosyasını Anayasa Mahkemesine gönderecek, değilse iddiayı reddederek uyuşmazlığı esastan çözümleyecektir.
Anayasaya aykırılık iddiasının, ciddi sayılıp sayılmamasının ölçütü, yasal nitelikli kuralın Anayasa kuralı yada kuralları ile uyum ve uygunluk derecesinin saptanmasına bağlıdır. Mahkeme iddianın gerekçelerinin o konuda kendi düşünce ve kanaatleriyle çakıştığı, esastan yoksun olmadığı sonucuna varır, hukuki bakımdan tartışılmaya değer görür ise bu konuda ya kendi düşünce ve kanaatini da ekleyerek yada kendi kabul tarzında suskun kalarak, gerekçeye eklenti yapmaksızın dava dosyasının Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verecektir. İddianın ciddiliği irdelemesi yapılırken, hiç kuşkusuz mahkeme kendisini Anayasa yargı organı yerine koymayacak, Anayasaya uygunluk denetimi yapmayacaktır. Ne var ki, asılsız ve ciddilikten uzak bulduğu iddiaları da Anayasa yargı organı önüne götürmeyecektir.
Bu perspektif çerçevesinde, davacının anayasaya aykırılık iddiasının ciddi olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Anayasanın eşitlikle ilgili 10 ncu maddesi Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır hükmünü amirdir.
Anayasaya aykırılığı ileri sürülen 547 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 nci maddesinin, son fıkrasında 657 sayılı D.M.K. Zam ve Tazminatlar başlıklı ek maddesine göre Adalet Hizmetleri Tazminatı alan personelden yukarıdaki fıkralar kapsamında bulunanlara ödenecek ek özel hizmet tazminatı, bu fıkralarda belirlenen tavan oranlarının yarısını geçemez hükmü yazılıdır. Davacı bu hükmün Anayasanın eşitlik kuralına aykırılığını iddia etmiştir. Şayet bu kural iptal edilirse, Ek Özel Hizmet Tazminat oranını %15'den %30'a yükselten aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 nci maddesinin 1 nci fıkrasından yararlanabilecektir. Zaten amacı da budur.
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında vurgulandığı gibi, Anayasanın 10 ncu maddesinde öngörülen yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Yasaların uygulanmasında dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmesi ve bu nedenlerle eşitsizliğe yol açması Anayasa katında geçerli görülemez. Bu mutlak yasak, birbirinin aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Kimi yurttaşların haklı bir nedene dayanarak değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler yada topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Özellikle, aykırılıklara dayandığı için haklı olan nedenler ayrı düzenlemeyi aykırı değil, geçerli kılar. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme aykırılık oluşturur. Anayasanın amaçladığı eşitlik, eylemli değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kullara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz. Durumlardaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklar, kamu yararı yada başka haklı nedenlere dayanılarak yasalarla farklı uygulamalar getirilmesi durumunda Anayasanın eşitlik ilkesinin çiğnendiği sonucu çıkarılamaz. Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarına göre, eşitliği bozduğu iddia edilen kural haklı bir nedene dayanmakta veya kamu yararı amacıyla yürürlüğe konulmuş ise bu kuralın eşitlik ilkesini zedelediğinden söz edilemez... (Anayasa Mahkemesinin 21 Eylül 1993 gün ve E. 1993/21, K. 1993/30 sayılı, 15 Şubat 1995 gün ve E. 1995/88, K. 1995/10 sayılı, 26 Haziran 1995 gün ve E. 1994/90, K. 1995/22 sayılı kararları).
Davacı 657 Sayılı D.M.K.nun 36 nci maddesi uyarınca Genel İdare Hizmetleri Sınıfına mensup Devlet Memurudur. Sınıfı itibariyle bu sınıfa giren ve Ek Özel Hizmet Tazminatından yararlanan diğer devlet memurlarından farklı bir konumda olduğu söylenemez. Bununla birlikte adalet hizmeti gören ve fiilen bu işte istihdam edilen birisidir. Eylemli olarak adalet hizmeti ifa etmesi nedeniyle Adalet Hizmetleri Tazminatından yararlanmaktadır. Bu durumu nedeniyle farklı bir konumu vardır. Nasıl ki, aynı sınıf içinde yer alan Devlet Memurları, aylık derecelerine, görev unvanlarına, görev yerlerine v.b. nedenlerle ayrı ve farklı özlük haklarına tabi iseler, bazılarına ödenen ek ödeme ve tazminatlardan diğerleri hiç yararlanamıyor veya farklı oranlarda yararlanabiliyorsa, örneğin: Adalet hizmetlerinde görevli olanlara Adalet Hizmetleri Tazminatı verilirken, Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dahil diğerlerine aynı tazminat ödenmiyorsa, kanun koyucunun genel takdir yetkisine dayanarak, ek özel tazminatı aynı sınıfa mensup olan memurlara farklı oranlarda yansıtılmasını sağlayacak biçimde idareye düzenleme yapma yetkisini tanıması yolunda getirdiği kuralın, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılığı da düşünülemez. Bu nedenle maddenin Anayasaya aykırı olduğu iddiası ciddi bulunamaz.
Bu yüzden davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden OYBİRLİĞİ ite reddedilmiş, davanın esasının tartışılmasına geçilmiştir.
486 Sayılı Memurlar ile Diğer Bazı Kamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 ncü maddesi ile 926 Sayılı Kanunun Ek-17 nci maddesindeki hizmet tazminatı oranları değiştirilmiş ve maddenin sonuna Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı merkez karargahlarında 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak Genel İdare Hizmetleri Sınıfına ait kadrolarda görevli memurlara, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarının %15'ini geçmemek üzere aylık derecelerine, görev unvanlarına, görev yer ve özelliklerine, öğrenim durumlarına, çalışma şartlarının zorluğuna göre Milli Savunma Bakanlığının teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine belirlenecek miktar, oran, esas ve usuller dairesinde, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmadan ek özel hizmet tazminatı ödenebilir hükmü eklenmiştir.
547 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 nci maddesi 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun Ek-17 nci maddesinde hizmet tazminatı oranları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddenin son fıkrasında yer alan %15 oranı %30'a yükseltilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir hükmünü içermektedir.
Aynı maddenin son fıkrası ise 657 Sayılı D.M.K.nun Zam ve Tazminatlar başlıklı ek maddesine göre Adalet Hizmetleri Tazminatı alan personelden yukarıdaki fıkralar kapsamında bulunanlara ödenecek ek özel hizmet tazminatı, bu fıkralarda belirlenen tavan oranlarının yarısını geçemez şeklindedir.
486 Sayılı KHK. nin 14 ncü maddesiyle 926 Sayılı Kanunun Ek-17 nci maddesine eklenen fıkranın verdiği yetkiye dayanarak Milli Savunma Bakanlığınca, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Merkez Karargahlarında görevli memurların görev unvanları, görev yer ve özellikleri, öğrenim durumları, çalışma koşullarının zorluğu göz önünde tutularak hangi oranda ek özel hizmet tazminatı ödeneceğinin usul ve esasları 7 Nisan 1995 gün ve MLY. 5625-15-95/MALİ YNT. (6) M. 158 işlemle saptanmış, Maliye Bakanlığının uygun görüşlerine sunulmuş, öneri, Maliye Bakanlığının 16 Nisan 1995 gün ve B707.0.BMK. 021.01.6784 sayılı işlemi ile uygun bulunmuş ve uygulanmaya başlanmıştır.
Milli Savunma Bakanlığının onaylanarak kesinlik kazanan işleminin 5 nci paragrafında: Adalet Hizmetleri Tazminatı alan personele verilecek Ek Özel Tazminatının II sayılı cetvel ile belirlenen tazminat oranlarının yarısı kadar olacağı vurgulanmıştır. Keza bu işlemin eki olan Ek Özel Hizmet Tazminatı Ödenmesine İlişkin Esaslar ın 4 ncü maddesinde de aynı hükme yer verilmiş ve EK II sayılı cetvelde G.İ.H. sınıfına mensup memurlara ödenecek tazminat oranları kanun hükmünde öngörülen kriterlere dayanılarak belirlenmiştir. Yukarıda değinilen hükümler uyarınca Adalet Hizmetleri Tazminatı alan personel sahip olduğu kriterlere göre II sayılı cetvelde içinde yer aldığı kategoridekilerin yarısı oranında Ek Özel Hizmet Tazminatı alacaktır. Davacı aylık derecesi ve öğrenim durumu itibariyle cetvelde diğer memurlar grubuna girmekte ve emsali durumundaki Devlet Memuru %12 oranında Ek Özel Hizmet Tazminatı alırken kendisine bu tazminat %6 oranında ödenebilecektir.
Görüldüğü gibi idarenin ek özel hizmet tazminatı ödenmesinin usul ve esaslarının saptanmasına ilişkin işlemin yetki, şekil, konu, neden ve amaç öğeleri bakımından hukuka aykırı olduğu düşünülemez. Yetkili makamın şekil öğesine sadık kalarak ve yasal nedenleri gözeterek hazırladığı işlem yine yetkili bir diğer makamın onayı ile kesinlik bulmuş ve davacıya ek özel hizmet tazminatı ödenmeye başlanmıştır. 547 Sayılı Kanun hükmünde kararnamenin 1 nci maddesinin son fıkrasında, Adalet Hizmetleri Tazminatı alanlara ek özel hizmet tazminatının tavan oranının yarısının ödeneceği açıklanmıştır. Kararnamenin aynı maddesinin ilk fıkrasında ek özel hizmet tazminatının tavan oranı %30 olduğuna göre, Adalet Hizmetleri Tazminatı alan personelden ilk gruba girecekler, içinde yer alacağı Genel İdare Hizmetleri Sınıfına mensup memurlara göre %15 oranında Ek Özel Hizmetleri Tazminatı alabilecektir. Bu ölçüt kanun koyucunun öngördüğü bir ölçüttür. İlk grup içinde yer alacak bu iki memur kategorisi arasında yasal olarak öngörülen bu oranın, 486 sayılı KHK. nin 14 ncü maddesi ile 926 Sayılı Kanunun 17 nci maddesine eklenen fıkra hükmünden kaynaklanan düzenleme yapma yetkisine dayanarak idarece diğer gruplardaki memurlar yönünden esas alınmasında ve tesis ettiği işlemde bu durumu öngörmesinde hukuka aykırı bir yan bulunmadığı G.İ.H. sınıfına dahil iki kategoride yer alan Devlet Memurlarından Adalet Hizmetleri Tazminatından yararlananlara hangi oranda Ek Özel Hizmet Tazminatı, ödeneceği yönünden getirdiği 1/2 oranın, kanun koyucunun tavan grubundaki personel için getirdiği kriterin aynısı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Kanun Hükmünde Kararnamenin bir grupta yer alacak memurlar hakkında öngördüğü oranın, diğer gruptaki memurlar için emsal alınmayarak, idarece bu esasa aykırı düşecek şekilde bir düzenleme yapması zaten beklenemez ve beklenmemelidir.
Davacının davaya konu ettiği Genelkurmay Başkanlığının 9 Şubat 1996 gün ve PER: 4300-18-96/MRK.D.SVL.ME.Ş.3298-120/2247 sayılı işleminin tamamen Milli Savunma Bakanlığının 30 Mart 1995 gün ve MLY. 5625-12-95/ Mali Ynt. 146 sayılı uygulama işlemi doğrultusunda ve o işleme uygun olarak tesis edildiği görülmekle, işlemin tüm öğeleriyle hukuka uyarlı olduğu sonucuna varılarak, davacının iddiaları kabule değer görülmemiştir.
Açıklandığı üzere yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy