(818 S. K. m. 58) (2709 S. K. m. 125)
Davacı, 18 Mart 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 20 Ocak 1996 tarihinde oturmakta olduğu lojmanın çatısında bulunan kalorifer tesisatına ait tüplerden birinin patlaması sonucu evini su bastığını, bu olay sonucu evindeki tüm mobilyalar, elektronik eşyalar, halılar, eşinin çeyizleri, kitaplar ve kıyafetlerin kısmen veya tamamen kullanılamaz hale geldiğini, mevcut zararı Sarıkamış Sulh Hukuk Hakimliği vasıtasıyla tespit ettirdiğini, yaptığı idari müracaata olumsuz yanıt verildiğini, lojmandan orduevine taşındıkları için aylık masraflarının 30.000.000 TL. sından 60.000.000 TL.sına çıktığını, olay nedeniyle kendisinin ve eşinin manevi yönünden çok yıprandıklarını belirterek, 250.000.000 TL. maddi ve 50.000.000 TL. manevi tazminata olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı tarafından, 18 Mart 1996 tarihinde AYİMde açılan bu davanın, AYİM İkinci Dairesinin 27 Kasım 1996 gün ve E.1996/411, K.1996/1009 sayılı kararı ile görev yönünden reddi üzerine, bu kez 27 Şubat 2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, bu Mahkemenin 25 Eylül 1997 gün ve E.1997/8, K.1997/161 sayılı görevsizlik kararı uyarınca dava dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesine intikal ettiği, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 10 Mart 2003 gün ve E.2003/17, K.2003/16 sayılı kararında; davanın çözümünde askeri idari yargının görevli olduğuna, AYİM İkinci Dairesinin 27 Kasım 1996 gün ve E.1996/411, K.1996/1009 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilerek dava dosyasının Dairemize intikal ettirildiği anlaşılmakla, yargılamaya kalındığı yerden devam edilmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Sarıkamış 9 ncu Topçu Alayı Hafif Uçaksavar Batarya Komutanlığı emrinde görevli olan davacının, Sarıkamış garnizonunda bulunan ve mülkiyeti Milli Savunma Bakanlığına ait bulunan lojmanlarda ikamet ettiği, 20 Ocak 1996 tarihinde davacının oturduğu Batı Lojmanları Papatya apartmanının çatısında bulunan kalorifer sistemine ait imbisat deposunun patlaması sonucu davacının evini sıcak su bastığı, evdeki eşyaları boşaltılan davacının mevcut hasar durumunun tespiti için Sarıkamış Sulh Hukuk Mahkemesine müracaat ettiği, bu Mahkemece 23 Ocak 1996 tarihinde yapılan tespit sonucunda; davacının evinde, 58.000.000 TL. mobilya, 34.500.000 TL. elektrikli ve elektronik eşya, 5.500.000 TL. boya ve işçilik olmak üzere toplam 98.000.000 TL. zararın mevcut olduğunun belirlendiği, davacının bu zararın tazmini istemli 02 Şubat 1996 tarihli dilekçesinin, Sarıkamış 9 ncu Piyade Tümen Komutanlığının 27 Şubat 1996 gün ve PER:6101-1-96/168 sayılı yazısı ile reddi üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu olay bina malikinin sorumluluğu ile ilgili olduğundan, bu hususun incelenmesinde yarar görülmüştür.
Bilindiği üzere, yapı eseri malikinin sorumluluğu Borçlar Kanununun 58 nci maddesinde ifadesini bulan ve kusura dayanmayan bir sorumluluktur. Bu maddeye göre bir binanın ya da inşa eserinin maliki, o şeyin kötü yapılmasından ya da bakım noktasından doğan zararlar ile sorumlu tutulmuştur.
Yapı ya da inşa eseri malikinin sorumluluğu için kusur gerekli olmadığı gibi kurtuluş kanıtı ileri sürülebilme olanağı da kendisine tanınmamıştır. Öyle ki, yapımda en iyi uzmanların kullandığını, bakım için de aynı biçimde davranıldığını, zarar meydana gelmemesi amacıyla tüm özeni gösterdiğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulamaz. Her ne kadar B.K.nun 58 nci maddesinde Muhafaza kusurundan deyimi kullanılmış ise de, burada söz konusu olan bakım noksanıdır. Malikin sorumlu tutulabilmesi için tesis ya da inşadaki bozukluğun ya da bakım noksanının, malikin kusurundan ileri gelmesi gerekli değildir. Bundan ötürüdür ki; malikin yapıdaki eksikliğin nedeni olan özensizliği, kusur derecesini bulmasa bile, meydana gelen zarardan malik sorumlu olacaktır. Bu bakımdan, zarar ile binanın kullanılması arasında illiyet bağının bulunması, sorumluluk için yeterlidir. (Mustafa Reşit KARAHASAN, Türk Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Cilt:1, s.732-734, İstanbul 2003)
Kanun koyucunun, Borçlar Kanununun 58 nci maddesiyle amaçladığı, bozuk yapılan bir yapı eserinden zarar görenlere mümkün olduğu kadar dolaysız olarak zararlarını tanzim imkanı sağlamaktadır. Malik, gerçek kişi olabileceği gibi, özel hukuk veya kamu hukuku tüzel kişisi de olabilir. (Nevzat KOÇ, Bina ve Yapı Eseri Maliklerinin Hukuki Sorumluğu, s.47, Ank. 1990). Söz konusu sorumluğunun şartları şunlardır. (Mustafa Reşit KARAHASAN, a.g.e, s.745-758)
1. Malik niteliğinin bulunması: B.K.nun 58 nci maddesi uyarınca sorumluluk yalnızca malike aittir. Bina kirada dahi olsa yine malik sorumlu tutulur.
2. Zararın meydana gelmesi: Yapı noksanından veya bakımındaki eksiklikten bir zarar meydana gelmelidir. Bu zarar maddi olabileceği gibi manevi de olabilir.
3. İlliyet bağının bulunması: Malikin zarardan sorumlu tutulabilmesi için, zararın, yapı noksanından ya da bakımsızlıktan meydana gelmesi bir başka ifade ile zarar ile yapı noksanı veya bakımsızlık arasında nedensellik bağının bulunması zorunludur.
Bu kısa açıklamalar ışığında dava konusu olayımıza dönüldüğünde, gerçek anlamda mülkiyeti milli emlake ait olmakla beraber, fiilen davalı Milli Savunma Bakanlığı bütçesine konulan ödenekle bu Bakanlığın bakım sorumluluğunda bulunan Sarıkamış garnizonundaki askeri lojmanlarda oturan davacı subayın, lojmanın çatısında bulunan imbisat deposunun patlaması sonucu evini sıcak su bastığı ve bir kısım eşyalarının zarara uğradığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dosyada mevcut teknik raporda, patlamaya elektrik kesintisi sonucu sirkülasyon pompasının devreye girememesi veya bölgenin soğuk iklim koşullarının neden olmuş olabileceği, herhangi bir kasıt ve ihmalin bulunmadığı belirtilmiş ise de; yukarıda da izah edildiği üzere, yapı eseri maliki olan davalı idarece her türlü tedbirler alinmiş olsa, idareye izafe edilebilecek bir kusur bulunmasa dahi, mevcut patlamadan kaynaklandığı şüphesiz olan mevcut zararların kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır. Esasen sözü edilen zararın karşılanması, Anayasanın 125 nci maddesinde yer alan İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür hükmünün de bir gereğidir.
Davacı tarafından, Sarıkamış Sulh Hukuk Mahkemesinin tespit kararı dışındaki zararları somut bilgi ve belgeler ile Mahkememize kanıtlanamadığından, davacının maddi zararının Sarıkamış Sulh hukuk Mahkemesinin 1996/3 D.Is. sayılı kararında tespit edilen 98.000.000 TL. olduğu kabul edilmiştir.
Ayrıca davacının olay nedeniyle duyduğu üzüntüsünü kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın oluş şekli, davacının statüsü ve işleyecek yasal faiz dikkate alınarak takdiren kendisine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi benimsenmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacı .........................a 98.000.000 TL. (DOKSANSEKİZMİLYON TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2- Davacı ......................a takdiren ve istemi gibi 50.000.000 TL. (ELLİMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 20 Ocak 1996 tarihinden 31 Aralık 1997 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 1998 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (YÜZDEELLİ), 01 Ocak 2000 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLŞBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4-1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5- Davacı tarafından peşin yatırılan 3.076.000 TL. (ÜÇMİLYONYETMİŞ ALTIBİN TL.) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 10.600.000 TL. (ONMİLYONALTIYÜZBİN TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
7- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca nispi olarak hesap edilen 14.800.000 TL. (ONDÖRTMİLYONSEKİZYÜZBİN TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca nispi olarak hesap edilen 14.160.000 TL. (ONDÖRMİLYONYÜZALTMIŞBİN TL.) Avukatlık Ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
15 EKİM 2003 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy