(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 21.10.1996 tarihinde Sakarya 2. İdare Mahkemesine verdiği ve 24.10.1996 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlu ve kardeşi ................'ın askerlik hizmetini ifa ederken 6.12.1995 tarihinde vurularak hayatını kaybettiğini, soruşturma neticesinde aynı yerde görevli ................'nun pek fena muamelesi ve işkence şeklini alan dövme ve tehditleri sonucu intihar ettiğinin anlaşıldığından, davacıların yakınlarını askere vücut ve ruh sağlığı tam olarak gönderdiklerini, yazdığı mektuplarda Boğazlayan İlçe Jandarma Karakoluna katıldıktan sonra durumunun değiştiğinin anlaşıldığını, olayla zararlı sonuç arasında illiyet rabıtasının bulunduğu belirtilerek 660.000.000. TL. maddi ve 200.000.000. TL. manevi tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava konusu olayla ilgili olarak yapılan idari ve adli tahkikat sonucunda 59.Er. Eğt. Tüm. K.lığı Askeri Mahkemesinin 1.05.1997 gün ve E. 1997/222 K. 1997/228 sayılı hükmü incelendiğinde; Yozgat Boğazlayan İlçe Jandarma K. lığında görevli sanık Astsb. Kd. Çvş. ................'nun çeşitli tarihlerde davacıların yakınında aralarında bulunduğu astlarını dövdüğü, 5.12.1995 tarihinde çıkılan devriye görevinde davacıların yakını Er ................'ı kullandığı aracın kayarak çamura saplanması nedeniyle tekrar dövdüğü ve küfrettiği, ................in sanıkla devriyeye gitmekten korktuğu, olay günü olan 6.12.1995 tarihinde yemekhanede görevli samimi arkadaşı ................'a durumu anlatarak bölük komutanına şikayet edeceğini belirttiği, bir kaç dakika sonra dışarıdan bağrışmaların geldiği, ................'in kendisine zimmetli Land Rover aracının sağ yanında ayaklarının aracın sağ ön kapısının, başı ise sağ arka tekerleri istikametinde başından yaralı olarak bulunduğu, hastaneye götürülmesine rağmen kurtarılamadığı, ................'in kendisine zimmetli silahı ile ateş etmek suretiyle kendisini vurduğunun anlaşıldığı, sanık ................'nun suçu sabit görülerek As.C.K. nün 117/1 maddesi uyarınca cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
İdarenin hukuki sorumluluğunun dayanağı Anayasanın 125 nci maddesidir. Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Anayasa dışında idarenin sorumluluğu 1602 Sayılı Kanunun 21 ve 24 ncü maddelerinde de düzenlenmiştir. Ancak gerek Anayasa da gerekse 1602 Sayılı Kanunda idarenin sorumluluğunun hangi esaslara dayanacağı belirtilmemiştir. Bu meselenin halli doktrin ve yargı içtihatlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkesine dayansın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için, bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten davalı idarenin halin icaplarına ve ihtiyaca göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arz etmesi, kamu hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramaması için gerekli önlemlerin alması zorunludur. Bu zorunluluğun gerektiği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin kanıtıdır. Nitekim olayda bir gün önce çıkılan devriye görevinde aracını kaydırarak çamura saplanmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle müteveffanın J.Astsb. Kd. Çvş. ................ tarafından dövüldüğü, bunun üzerine arkadaşına dert yanan müteveffanın devriye görevine sanıkla birlikte çıkmaktan korktuğunu söylediği, idarenin ajanı olan J.Astsb. Kd. Çvş. ................'nun erleri dövmemesi ve hakaret etmemesi gerekirken ve erlerin kanuna aykırı bir davranışı mevcut ise bunun üstlerine bildirmeden böyle bir davranış içerisine girmesi neticesinde müteveffa J.Er ................'ın 6.12.1995 tarihinde kendisine zimmetli bulunan 67.10.9284 seri numaralı kaleşnikof piyade tüfeğini ateşleyerek yaralandığı ve kurtarılamayarak vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durum idarenin ajanını hizmeti yürütürken kimseye zarar vermemesi için özenli ve dikkatli davranması hususunda tam ve hizmet gereklerine ehil tarzda yetiştiremediğini gösterir. Eğitim eksikliği nedeniyle ajanın hizmeti yürütmede gösterdiği zafiyet sonucunda ölüm olayı meydana gelmiştir. Kamu hizmetinin ayrılmaz unsurları olan ajanları idarenin yürüttüğü hizmetten soyutlamak mümkün değildir.
Bu nedenle davacıların uğradığı zararların karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacılardan anne ve babaya olay nedeniyle aylık bağlanmamıştır. Davacıların uğradığı zararın tespiti için re'sen seçilen bilirkişinin hazırladığı 29.9.1997 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinden davacılardan babanın 375.407.940.TL, annenin ise 388.426.227. TL. işlemiş ve işleyecek zararları bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekili itiraz etmemiş, davalı idare ise anne ve baba için 71 yaş sonuna kadar zarar hesabı yapılması yönünden itiraz etmiş ise de, Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, tesbit ettiği kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğu anlaşılan bilirkişi raporu uyarınca uygulama yapılırken idarenin ajanı olan J.Astsb. Kd. Çvş. ................'nun sabit görülen ve cezalandırılan eylemi dikkate alındığında olayda davacıların yakınının gerçekleştirdiği intihar eylemi sonucu ölüm olayında ağır müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilmiştir.
Davacıların olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla takdir olunan manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, ancak yine davacıların yakınının ağır müterafik kusuru dikkate alınmıştır.
Davacılar vekilinin tazminat miktarlarına tarih belirtmeksizin sadece faiz uygulaması istemi davanın açıldığı tarihten itibaren faiz istemi olarak kabul edilmekle birlikte Dairemizin manevi zarar karşılığı takdir ettiği manevi tazminat miktarı, karar tarihindeki paranın alım gücü dikkate alınarak belirlendiğinden davanın açıldığı tarihten itibaren manevi tazminata faiz uygulaması istemi reddedilmiştir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın ağır müterafik kusuru dikkate alınarak davacılar anne ................ ve baba ................'a ayrı ayrı 100.000.000.'er TL. (Yüzer milyon TL.) Maddi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2. Takdiren müteveffanın ağır müterafik kusuru dikkate alınarak ve istemleri gibi davacı anne ve babaya ayrı ayrı 50.000.000.'er TL. (Ellişer milyon TL.) Manevi Tazminat VERİLMESİNE,
3. Takdiren ve müteveffanın ağır müterafik kusuru dikkate alınarak davacı kardeşler ................ ve ................'a ayrı ayrı 25.000.000.'er TL (Yirmibeşermilyon TL.) Manevi Tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
4. Hükmedilen maddi tazminat miktarına davanın açıldığı 20 Mayıs 1996 tarihinden itibaren manevi tazminat miktarlarına karar tarihi olan 5 Kasım 1997 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar %30 (Yüzde otuz) yasal faiz yürütülmesine, ödeme tarihi 1 Ocak 1998 tarihine kaldığı takdirde 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren ise %50 (Yüzde elli) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE, davacı vekilinin manevi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faizi isteminin REDDİNE,
5. 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, ancak 492 Sayılı Kanunun 13/f maddesi gereğince davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
6. Davacılar tarafından peşin yatırılan 6.010.000. TL. (Altımilyononbin TL.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
7. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 4.980.000. TL. (Dört milyondokuzyüzseksenbin TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
8. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen bilirkişi ücretinin davada haklılık oranına göre 900.000. TL. (Dokuzyüzbin TL.) sının davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE, 2.100.000. TL. (İkimilyonyüzbin TL.) davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
9. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nasbi olarak hesap edilen 32.000.000. TL (Otuzikimilyon TL) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
10. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 38.600.000. TL. (Otuzsekizmilyonaltıyüzbin TL.) avukatlık ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy