(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 25 Ocak 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin çocuğu Isparta Dağ Komando Okulu Eğitim Merkezi Kurslar Taburunda kursiyer P.Tğm. ................'in 28 Eylül 1994 tarihinde TRT Televizyon programında yayınlanacak Komanda birliklerinin ve Özel Kuvvet Komutanlığı Eğitiminin Tanıtılması adlı programın televizyon çekimleri sırasında helikopterden sarkan ipten kurtularak, göle sert bir şekilde çarpma sonucu geçirdiği iç kanama ve dolaşım yetmezliği nedeniyle şehit düştüğünü, ölüm olayının düzenlenen idari tahkikat raporunun aksine müteveffanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ölüm olayı ile davacıların desteklerini yitirdiklerini, derin acı ve elem duyduklarını, bu itibarla davacı baba için 200.000.000. TL. maddi, davacı anne için 300.000.000. TL. maddi, her ikisi için ayrı ayrı 500.000.000.'er TL manevi tazminat istemi ile (fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla) işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Ölüm olayı nedeniyle Isparta 58 nci Er Eğitim Tümen K. lığı Askeri Savcılığınca yapılan hazırlık soruşturması sonunda 4 Nisan 1995 gün ve 1995/9206 esas ve karar sayısı ile verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli iken Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığında 7 nci dönem komando kursuna katılan, TRT. nin TSK. saati programında gösterilmek üzere yapılacak çekimler için 28 Eylül 1994 tarihinde Helikopterle suya atma ve sudan kurtarma eğitiminde görevlendirilen, ancak helikoptere bağlı olan dağ ipinden düşerek göl yüzeyine çarpan, düşmeye ve çarpmaya bağlı olarak yaygın iç kanama neticesi girdiği hipovolamik şoktan kaynaklanan dolaşım yetmezliği sonucu öldüğü belirlenen P.Tğm. ................'in mezkûr ölüm hadisesi hakkında savcılığımızca yürütülen soruşturma neticesinde; Komando Birliklerinin ve Özel Kuvvetler Komutanlığının eğitim faaliyetlerinin T.S.K. Saati Programında tanıtılması için hazırlanan taslak senaryo metinlerinin görüşülmesi maksadı ile 22 Ağustos 1994 günü saat 09.00'da Genelkurmay Başkanlığı Disiplin ve Moral Şubesinde yapılan toplantıya katılan çekim ekibinin ve uygulama ekibinin Helikopterle suya atma ve sudan kurtarma eğitiminin yapılması ve bunun film halinde çekilmesi hususunda mutabakata vardıkları, bu eğitime katılabilmek için yüzmeyi iyi bilmenin yanı sıra kondisyon bakımından kuvvetli olmanın gerektiği, ayrıca bir kurs veya eğitime ihtiyaç olmadığı çünkü öğrenme eğitiminde yine helikopterle birlikte göl veya denizde yapıldığı, olay tarihinde bu eğitim ve gösteride görevlendirilen müteveffanın ise yüzme ve kondisyon eğitimini tamamlayıp, bedeni kabiliyet ve spor test senaryo gereği gölden personelin sadece 34 sn. lik bir süre zarfında su yüzüne çıkarılması filme alınacağı için dağ ipinin kullanılmasında herhangi bir ihmalkarlık bulunmadığı, keza eğitim öncesi verilen brifinge personelin sudan vücudu çıkaracak kadar bir yüksekliğe eriştikten sonra 34 sn. içerisinde alçak mesafeden suya atlamayacağı hususunun belirtildiği ayrıca pilot tarafından da personelin göle bırakılacağı zaman helikopterin alçalacağı ve ikaz da bulunulacağı hususunun bildirildiği, video kasetteki görüntüler itibarı ile merhumun helikopterle suya bırakıldıktan sonra helikopterden sarkıtılan dağ ipini yorgunluk nedeni ile istenilen şekilde tutamadığı ve ayaklarında bulunan ancak yüzme kolaylığı yönünden gerekli olan paletler yüzünden dağ ipini tam sıkıştıramadığı, kendisine verilen zaman süresi içinde atlamadığı tahmin edilen merhumun ellerinin ıslak olması ve dağ ipini ayaklarında tam olarak sıkıştıramaması nedeni ile vücudunun bütün ağırlığının kollarına yüklenmesi sonucu kramp ve yorgunluğun da etkisi ile suya düştüğü ve buna bağlı olarak yaygın iç kanama neticesi girdiği hipovolomik şoktan kaynaklanan dolaşım yetmezliği sonucu öldüğü, gerek senaryo çalışması gerekse fiilen çekim icrası esnasında müteveffanın ölümü sonucunu doğacak şekilde herhangi bir personele kusur izafe etmenin mümkün görülmediği, helikopteri sevk ve idare eden uçuş ekibindeki pilotlara eğitimin ve çekimin yapılması konusunda görevlendirilen personelden herhangi birine veya bir kaçına belli bir yüzde ile ifade edilebilecek herhangi bir kusur yüklenmesini gerektiren bir bulguya rastlanılmadığı, olayın kusur izafe edilebilecek kişisinin ancak müteveffa Tğ. ................ olabileceği şeklinde kanaate varıldığı, tanık beyanları, ölü muayene ve otopsi tutanakları, olay yeri krokisi ve tutanakları, vs video kasetindeki görüntüler, taslak senaryo metinleri, ilgi emirler ve bilirkişi raporu ile diğer dosya münceratından anlaşıldığından; mezkur hadise hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Karar verildi denilmektedir.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği göz önüne alındığında, hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen hizmetlerde gerek hizmetin kendisinin, gerekse hizmetin ifasında kullanılan silah, bomba, uçak gibi araç ve gereçlerin yapıları gereği hem ilgililer ve hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. Bunların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir almak ve tehlikeyi önceden önlemek bazı ahvalde mümkün olamaz. İşte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerde, hizmetin kendisinden veya araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl ki bunların sahibine ait oluyor ise, doğan zararlar da onların sahibine ait olmalıdır, şeklinde ifade edilen risk ilkesinin bir gereği olarak davacıların uğradığı zararın hizmetin sahibi idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim davacıların yakınının TRT tarafından yayınlanmakta olan Türk Silahlı Kuvvetleri saati isimli programda gösterilmek üzere Helikopterle suya atma ve sudan kurtarma eğitiminin yapılması ve bunun film çekimleri sırasında görevlendirildiği, helikopterle suya bırakıldıktan sonra helikopterden sarkıtılan ipi istenilen şekilde tutmaması, yüzme kolaylığı bakımından ayaklarında bulunan paletler nedeniyle ipi tam sıkıştıramaması sonucu verilen zaman süresi içinde atlayamadığı daha sonra yüksekten suya düştüğü ve buna bağlı olarak oluşan iç kanama ve dolaşım yetmezliği sonucu öldüğüne göre müteveffanın ölümünün tamamen vazifenin sebep ve etkisinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle davacıların zararlarının hizmetin sahibi tarafından karşılanmasının idare hukukunun genel ilkeleri, hakkaniyet ve nesafet kuralları gereğidir.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre davacı anne ve babaya bu olay nedeniyle bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edildiğinden bu husus araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünün 12 Ağustos 1996 gün ve 71.273.018 sayılı yazısında T.C.Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünün 22 Haziran 1995 gün ve 66223 sayılı işlemi ile davacı anne ve babaya 15 Ekim 1994 tarihinden itibaren 2.143.000.'er TL. aylık bağlandığı, aylıkların memur maaş katsayısına paralel olarak artmaya devamla 1 Temmuz 1996 tarihinden itibaren 9.120.000.'ar TL ya yükseltildiği, ayrıca ilgilinin 5 yıl 4 ay 8 gün hizmetine karşılık anne ve babasına 31.818.000. TL. ikramiye ödendiği, 3480 sayılı kanun gereğince 1994 yılı için (2,5 aylık) anne ve babasına 31.818.000.TL. ikramiye ödendiği 3480 sayılı kanun gereğince 1994 yılı için (2,5 aylık) anne ve babasına 1.366.000.'er TL., 1995 yılı için 17.057.000.'er TL. tütün ikramiyesi ödendiği, şayet adı geçen görev dışında bir sebepten dolayı vefat etmiş olsa idi, sandığa tabi hizmeti dikkate alınarak ilgililere aylık bağlanmasına imkan bulunmadığı, ancak 5434 sayılı kanunun 82 nci maddesi gereğince toptan ödeme yapılabileceği bildirilmiştir.
Davacı anne ve babanın olay nedeniyle uğradıkları gerçek maddi zararlarının bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri ile karşılanmış olup olmadığının, karşılanmayan zararları varsa miktarının tesbiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 14 Kasım 1996 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı annenin 419.802.634. TL olan toplam maddi zararlarının T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyeleri yararı toplamı olan 1.477.946.406. TL. ile tamamıyla ve 1.058.143.771 TL fazlasıyla, davacı babanın 305.819.746. TL. olan toplam maddi zararının, aylıklar ve tütün ikramiyeleri yararı toplamı olan 1.331.609.746. TL. olan toplam maddi zararının, aylıklar ve tütün ikramiyeleri yararı toplamı olan 1.331.609.525. TL. ile tamamıyla ve 1.025.789.779. TL. fazlasıyla karşılanmış olup, davacı anne ve babanın 2629 sayılı kanun uyarınca ayrı ayrı 325.398.665.'er TL. tazminat yararı sağladıkları bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş, ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan bilirkişi raporu Kurulumuzca kabul edilerek rapor doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacı anne ve babanın oğullarının ölümü nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacı ile kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, ancak bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere maddi zararları fazlası ile karşılanan davacı anne ve babaya 2629 Sayılı Kanun gereğince sağlanan ve bu kanuna göre maddi ve manevi zararlar karşılığı olan, maddi zararları fazlası ile karşılandığı için tamamen manevi zarar karşılığı kalan 324.398.665'er TL. yararları Mahkememizce benzer olaylarda anne ve baba için takdir olunan manevi tazminat miktarının çok üstünde olduğundan, davacı anne ve babanın manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında:
Bilirkişi raporu uyarınca ve 2629 Sayılı Kanun gereğince ödenen tazminat miktarı göz önünde bulundurularak davacı anne ................ ve davacı baba ................'in maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy