(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 26.3.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13.5.1994 tarihinde P.Komando Teğmen olarak Diyarbakır Silvan'da görev yapmakta iken, Lice, Dibek mevkiinde, sıcak çatışmada yaralandığını, bu yaralanma sonucu GATA'da muhtelif tarihlerde tedavi gördüğünü, en son verilen 12.7.1995 günlü sağlık kurulu raporunda uzuv zafiyeti ve uzuv tatili yoktur şeklinde görüş bildirildiğini, ancak teşhis bölümünde müvekkilinin sağ gözünden iki kez şaşılık tashih ameliyatı yapıldığı ve sağ gözde görmenin 0,2 tashihle 0,4 olduğunun belirtildiğini bu verilerin sağ gözde %60 oranında görme kaybı olduğunu gösterdiğini, aynı raporda müvekkilinin sınıfı görevini yapar, komando olamaz kararı verildiğini, müvekkilinin %60 uzuv zafiyeti nedeniyle 1.500.000.000.TL maddi, komando olamayan müvekkilinin manevi zarara uğradığını bu nedenle 100.000.000.TL manevi tazminata olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte hükmedilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacının P.Komando Teğmen olarak Silvan'da görev yapmaktayken 13.5.1994 tarihinde Cizre DİBEK mevkiinde meydana gelen çatışmada yaralandığı yapılan muayene ve tedavileri sonunda GATA Sağlık Kurulunun 13.7.1995 gün ve 4436 sayılı raporu ile sağ göz şaşılık tashih ameliyatlısı + korioretim skar haksillo pasial travma teşhisi ile Hayati tehlike geçirmemiştir, çevrede sabit eser mahiyetinde skar mevcuttur. 15 gün iş ve gücünden kalmış iki ayda iyileşmiştir. Hastada fonksiyon kaybı yoktur. Uzuv zafiyeti veya tatili söz konusu değildir. Durumu A/5 F.1'e uyar sınıfı görevini yapar kararlı rapor verildiği, davacının halen görevine devam etmekte olduğu, davacıya 2330 Sayılı Kanun uyarınca Nakdi Tazminat ödendiği, davacı hakkında GATA Sağlık Kurulunun 16.12.1996 gün ve 667 sayılı ek rapor düzenlendiği, Kurulumuzca davacı yeniden GATA Sağlık Kuruluna sevkedilerek son durumu ile ilgili rapor aldırdığı 2.7.1997 gün ve 4118 sayılı bu raporda sağ göz santral koriorefiniskarı + şaşılık tashih ameliyatlısı yüzde eski ASY teşhisi ite A/27 F.2 A5 F.1 - A/9 F.1 sınıfı görevini yapar komando olamaz 25 gün iş ve gücünden kalmıştır. Hastada uzuv zafiyeti mevcuttur. Çehrede sabit eser kalmıştır. Vücût fonksiyon kayıp oranı %23'dür. Hayati tehlike geçirmemiştir kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacının asayişle ilgili bir görevin ifası sırasında sağlık kurulu raporunda belirtildiği biçimde yaralanarak sakatlandığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı idarenin ilk savunmasında belirttiği gibi davacı halen görevini sürdürdüğü aylık aldığı, tedavi giderlerinin devletçe karşılandığı anlaşılmakta ise de, sağlık kurulu raporuna göre komando olamayan ancak sınıfı görevini yapabileceği belirtilen davacının bu görevini sakatlık oranı nisbetinde emsallerinden daha fazla efor sarf ederek yapacağından davacının görevde kaldığı süreye münhasır olmak üzere sarf edeceği fazla efora karşılık bir maddi zararının olduğu şüphesizdir. Zararı doğuran olayın meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez. Zarar doğrudan doğruya idarenin bir eyleminden doğmayıp idarenin dışındaki bir olaydan kaynaklandığı açıktır. Zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden davacının zararlarının bu esaslara göre karşılanması gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Efor tazminatının tesbiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 21.11.1997 tarihli bilirkişi raporunda davacının nakdi tazminat miktarının mahsubuna rağmen karşılanamayan maddi zararının 4.200.713.734. TL olduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna taraflarca süresi içerisinde itiraz olunmamış olup ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun olacak düzenlenen bilirkişi raporu uyarınca tatbikat yapılmıştır.
Davacımın olay nedeniyle duyduğu ve ileride duyacağı acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de, takdir edilen manevi tazminat miktarı paranın karar anındaki alım gücü sosyal ve ekonomik koşullar esas alınarak tesbit edildiğinden davacının talebinin reddi cihetine gidilmiş ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz verilmesi kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve davacının istemine bağlı kalınarak 1.500.000.000.TL (birmilyarbeşyüzmilyon TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2- Takdiren davacıya 80.000.000.TL (seksenmilyon TL) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen maddi tazminat miktarına 15 Temmuz 1995 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE, faiz oranının 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (yüzde otuz), 1 OCAK 1998 tarihinden itibaren %50 (yüzde elli) OLARAK UYGULANMASINA,
4- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi İSTEMİNİN REDDİNE, ancak karar tarihi olan 24 Aralık 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE, faiz oranının 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (yüzde otuz), 01 OCAK 1998 tarihinden itibaren %50 (yüzde elli) OLARAK UYGULANMASINA,
5- Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçları muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan 14.823.800. TL (ondörtmilyon sekizyüzyirmiüç bin sekiz yüz TL.) harcın istek halinde DAVACIYA İADESİNE,
7- Peşin yatırılan sarfedilen ve sarfedilecek olan 1.500.000.TL (Birmilyonbeşyüzbin TL.) posta pulu ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 9.000.000.TL. (Dokuzmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
9- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesapedilen 59.500.000 TL. (Ellidokuzmilyonbeşyüzbin TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
10- Dava duruşmalı görüldüğünden red olunan manevi tazminat miktarı üzerinden hesapedilen 2.000.000. TL. (İkimilyon TL) avukatlık ücretinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy