(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacı, tarafından verilerek 30 Mayıs 1996 tarihinde kayda geçen daya ile davalı idarenin savunması üzerine verdiği ikinci dilekçelerinde özetle; İskenderun 200 Yataklı deniz Hastanesi Sağlık Kurulunun Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz kararlı raporu üzerine, K.K., Sosyal Moral Yardım Sandığınca tarafına 28 Mart 1996 tarihinde 75.000.000.TL ödeme yapıldığını, oysa bu yardımın 175.000.000 TL. olması gerektiğini, zira hakkındaki raporun Milli Savunma Bakanlığı Sağlık ve Veteriner Daire Başkanlığınca onaylandığı tarih esas alınarak, o tarihteki yardım miktarı üzerinden ödeme yapılması gerektiğini, kesinlik kazanmayan ne hukuken ne işlem göreceği belirlenmeden rapor tarihine göre o yılın yardım miktarının ödenmesi yolunda işlem tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, oysa hakkındaki raporun onay makamınca onaylanarak kesinleşmesi ve yardıma hak kazanıp kazanmayacağı belirginleştikten sonra ve yıl için öngörülen yardım miktarı kadar ödemede bulunulması gerektiği, Sağlık Kurulu raporunun 05 Nisan 1995 günü onaylandığını ve kesinlik kazandığını, 1995 yılı için ödenecek yardım miktarının 175.000.000.TL olduğunu kendisine 75.000.000.TL. ödendiğini, işlemin hukuka aykırı bulunduğunu iddia ederek, iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununa göre, görev konusu davanın esasına girilmeden ilk inceleme sırasında incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Zira görev kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir. Bu nedenle Kurulumuzca bu davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olup olmadığı hususu incelenmiştir.
Anayasanın 157, 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddeleri hükümlerine göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için: Dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş bulunması gereklidir.
İdari davalarda tarafların bir idaredir ve idari davanın konusunda, idarenin idare hukukundan doğan işlem ve eylemleridir.
Kara Kuvvetleri Sosyal ve Moral Yardım Sandığı yasa ile kurulmuş kamu kurumu niteliğinde bulunmadığı, özel hukuk hükümlerine tabi bulunduğu, bu nedenle üyeleri ile Sandık arasındaki münasebetlerin özel hukuk ilişkisi olduğu tartışmasızdır. Sandığın veya onun yerine bir diğer kuruluşun üyeleri hakkında tesis etmiş olduğu işlemleri, idari istem niteliğinde görmek ve kabul etmek hukuken olanaksızdır. Sandıkla davacı arasındaki hukuki ilişki bir alacak-borç ilişkisinden ibaret olup, hukuki bu yönü itibariyle uyuşmazlığın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir.
Kara Kuvvetleri Sosyal ve Moral Sandığı Yönergesi (KKK. 42-1)'nın 5/a-1 maddesinde Muvazzaf Subay ve Astsubaylar Sandığın asil üyesi sayılır. Üye olmak istemeyen subay ve astsubayların verecekleri dilekçeler silsileler yoluyla Kara Kuvvetleri Komutanlığına gönderilir. Yedek subaylar, sivil memurlar, Harp Okulu, Fakülte ve Yüksekokul öğrencileri ile Astsubay Sınıf Okulu öğrencileri İsteğe Bağlı olarak verecekleri dilekçe ile Sandığa üye olurlar.
Yönergenin 5/a-6 maddesinde Genelkurmay Başkanlığında ve Milli Savunma Bakanlığında 1984 yılında kurulmuş olan yardım sandıkları da faaliyetlerini aynen sürdüreceğinden, bu karargahlarda görevli Kara Kuvvetleri mensubu olan personel arzu ettikleri takdirde Kara Kuvvetleri Sosyal ve Moral Sandığına üye olabilir. denilmektedir.
Üyelikten çıkma başlıklı 5/b maddesinde de Emeklilik, istifa gibi nedenlerle personelin TSK. den ayrılması ve Kendi İsteği ile Sandıktan çıkması hallerinde üyelikleri sona erer.
5/b-3 maddesinde de Kendi isteği ile üyelikten ayrılma durumunda üyelik, personelin dilekçesinin ilk amiri tarafından kayda alındığı tarihte son bulur. hükümlerini taşımaktadır.
Yönerge hükümlerinden de anlaşılacağı üzere Kara Kuvvetleri Sosyal ve Moral Yardım Sandığına girmek ve Sandıktan ayrılmak Subay, Astsubay, Harp Okulu, Fakülte ve Yüksekokul öğrencileri ile Astsubay Sınıf Okulu Öğrencileri ve Sivil Memurların tamamen kendi arzu ve takdirlerine bağlıdır.
Bu açıklamalardan Sandığın tamamen özel hukuk hükümlerine tabi olarak işletilmekte olduğu ortadadır.
Bilindiği üzere idarenin özel hukuk hükümlerine dayanarak yaptığı işlemler iptal davasına konu olamazlar. Genellikle bu gibi işlemlerden doğan davalara adli yargı yerlerinde bakılır: Açıklanan nedenlerle özel hukuk hükümlerine tabi olarak işletilmekte olan Kara Kuvvetleri Sosyal ve Moral Yardım Sandığı ile davacı arasındaki uyuşmazlığın çözüm yeri Adliye Mahkemelerine ait olduğundan davanın görev yönünden REDDİNE.
KARŞI OY GEREKÇEM
Davanın görev yönünden reddi kararı; Kara Kuvvetleri Sosyal ve Moral Yardım Sandığının özel hukuk hükümlerine tabi bulunduğu, kamu kurumu niteliğinde bulunmadığı, üyeleri ile Sandık arasındaki münasebetlerin özel hukuk ilişkisi olduğu, çıkacak ihtilafların idari yargı yerinde değil, adli yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesine dayanmaktadır.
Her ne kadar Kara Kuvvetleri Sosyal ve Moral Yardım Sandığı yasa ile veya yasanın açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulmuş olmadığı açık ise de; bu Sandık idare tarafından kamu gücü kullanılarak, kamu hukukuna dayanılarak tek yanlı irade açıklaması ile kurulmuştur. Sandığın amacı Kara Kuvvetleri Sosyal ve Moral Yardım Sandığı Yönergesinin 1 nci maddesinde Kara Kuvvetlerine mensup Subay, Astsubay, Harp Okulu ve Fakülte Yüksekokul öğrencileri ile Astsubay Sınıf Okulu öğrencileri ve Sivil Memurlar arasında sosyal Yardımlaşma ve dayanışmayı temin etmek, vefat eden mensuplarının aileleri ile sakat kalan personelin gelecekteki yaşamlarına yardımcı olacak ilave imkanlar sağlamaktır. şeklinde açıklanmıştır. Görüldüğü gibi Sandık idarece mensupları arasındaki sosyal yardım ve dayanışmayı temin etmek amacı ile kurulduğu, sosyal yardım ise bir kamu hizmeti olduğu kuşkusuzdur. Kara Kuvvetleri Personeli arasındaki moral ve dayanışmayı sağlamak amacıyla kurulun bu sandığın idaresinin fiilen idarenin ajanlarına bırakılması, hesaplarının idarenin bir birimi tarafından tutulması ve kontrolü, ana ast komutanlıklara ve maaş mutemetliklerine bu konuda direktif ve görevler verilmesi karşısında Sandıkla ilgili doğabilecek uyuşmazlıkların askeri açıdan değerlendirilebilecek yönü bulunmakla, askeri nitelikli idari işlemden doğan uyuşmazlığın adli yargıda değil idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan çoğunluğun davanın görev yönünden reddine ilişkin kararına karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy