(1602 S. K. m. 43)
Davacı vekili, 7 Mayıs 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili Top. Kur. Yb. Namık Kemal Ünalp'in 1.Zh.Tug.1.Mknz.P.Tb.K.nı sıfatıyla görevli bulunduğu OHAL Bölgesi Akçay mevkiinde, bu görevin ifası esnasında ve vazifesi nedeniyle 25.1.1995 tarihinde aynı birlikte vazifeli P.Yzb. Volkan AK'ın silahlı saldırısına maruz kalarak ağır surette yaralandığını, 1. GATA'da muayene kaydı ile 6 ay istirahatı uygundur. 2.C/44 sonunda muayene kaydı ile 6 ay istirahat, 3. Hayati önemi haizdir, 4. Hst.ile ilgili ilaçları iki yıl süreyle kullanması uygundur kararı verildiğini, bu aşamada ilgili sağlık kuruluşlarınca böbrek nakli gereği üzerinde bir karar verilmesinin gündemde bulunduğunu, bu güne kadar uygulanan bir seri ameliyatın müvekkilini sağlığına kavuşturamadığını, devam eden tedavi süresince daha bir çok operasyon geçirmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu ileri sürerek 7.500.000.000.TL. maddi tazminat ile 500.000.000.TL. manevi tazminat olmak üzere toplam 8.000.000.000.TL tazminatın hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Kuruluşumuzca işin esasına girilmeden önce dava şartlarının var olup olmadığı hususu araştırılmıştır. İnceleme konusu davada, mahkemeye ve taraflara ilişkin dava şartlarının gerçekleşmiş olduğu, davanın konusuna ilişkin dava şartlarının gerçekleşmediği görülmüştür.
1602 Sayılı Kanunun 43 ncü maddesi uyarınca bir idari eylemden zarara uğrayan kişi, dava açmadan önce bu eylemin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak hakkının yerine getirilmesini istemek zorundadır. Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre, idari eylemden doğan zararın kesinleşme tarihi ilgi kişi hakkında düzenlenecek kafi sağlık kurulu raporunun onay tarihidir. Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça davacının tedavisine devam edilmekte olduğunu bildirmekte, davalı idare ise ortada henüz kesin işlem niteliğinde bir tıbbi raporun bulunmadığını, davacının tedavisinin sürdüğünü ve görevine devam ediyormuş gibi bütün özlük haklarını aldığını, henüz meydana gelmiş bir maddi zararın bulunmadığını beyan etmektedir. Dava dosyasında bulunan GATA Sağlık Kurulunun 31.10.1996 gün ve 135 sayılı raporundan, davacı hakkında son dönem böbrek yetmezliği teşhisiyle yurt içinde tedavisi mümkün olmadığından, tedavi için üç (3) ay süre ile refakati olarak Moskova/Rusya'ya gönderilmesi uygundur kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle halen TSK. de görevli bulunan ve hakkında kesin işlem tesis edilmediği anlaşılan davacının, zararını kati olarak belirleyen bir sağlık raporu olmaksızın açtığı işbu tam yargı davasının erken açılan dava niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Davacının, kesin raporun alınmasından veya bu raporun ilgili birimler tarafından onaylanmasından itibaren 1602 Sayılı Kanunun 43 ncü maddesi gereğince bir yıl içinde ilgili idareye müracaat ederek ön karar tesisi ile, bu kararın tebliğinden itibaren, 60 gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren 60 gün içinde yeniden tam yargı davası açılabileceği hususunun davacı vekiline hatırlatılması da uygun görülmüştür.
Kesin zarar ortaya çıkmadan açılan davayla ilgili dilekçenin ilk inceleme aşamasında kanuna aykırı görülerek bir karar verilmek üzere Dairemize gönderilmesi ve davanın o safhada reddedilmesi gerekirken düşünceye bağlanıp esastan gönderilmiş olması nedeniyle duruşma yapılmasına rağmen aleyhe vekalet ücretine hükmolunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, zamanından evvel açıldığı tesbit olunan ve bu sebeple de inceleme kabiliyeti bulunmayan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy