(1111 S. K. m. 1, 2) (2709 S. K. m. 72) (2510 S. K. m. 3, 4, 38) (403 S. K. m. 16)
21 Haziran 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının babası Hüseyin Zamani'nin İran Azeri Türklerinden olup, Kazakistan'a göç ederek kazak uyruklu bir bayanla evlenerek Kazakistan'da yerleştiğini, daha sonra Rus mezaliminden kaçarak Türkiye'ye sığındığını ve Bakanlar Kurulunun 24.07.1971 gün ve 7.2847 sayılı kararı ile göçmen olarak Türk Vatandaşlığına alındığını, dolayısıyla oğlunun da velayet nedeniyle Türk Vatandaşı olduğunu, Baba Hüseyin Zamani'nin Türkiye'ye gelirken davacı ile annesini Rusların engellemesi yüzünden orada bırakmak zorunda kaldığını, müvekkilinin tahsilini Seçenov Birinci Moskova Tıp Fakültesinde tamamladığını ve 2 sene süre ile askerlikle ilgili bütün programları uygun olarak tamamlandığını, davacının Hacettepe Tıp Fakültesinde ihtisasını tamamlayarak 25.01.1993 tarihinden buyana da Selçuk Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalında Öğretim Üyesi olarak görev yaptığını, müvekkilinin çifte tabiiyetli olmasına, askerliğini Rusya'da ifa etmesine, müteaddit defa yazılı ve sözlü olarak Çankaya Askerlik Şubesine durumu bildirmesine rağmen müracaatlarının kabul edilmeyerek hakkında askere sevk için yoklama kaçağı suçundan arama, vatandaşlıktan ihraç için Bakanlar Kuruluna teklif, çalışmakta olduğu Selçuk Üniversitesindeki işine son verilmesi için yazılar yazılma yoluna gidildiğini, yapılan işlemlerin tamamen hatalı olduğunu, Birden Fazla Tabiiyetli Vatandaşların Askerlik Yükümlülüklerini Yerine Getirmiş Sayılmalarına Dair Esaslar'a dair Bakanlar Kurulu Kararının 3 ncü maddesinin .... bulundukları diğer ülkede askerlik yapmış olduklarını belgelemek kaydıyla mükellefiyetlerini yerine getirmiş sayılırlar. hükmünü amir olduğunu, davacının ise Rusya'da askerlik yaptığının Noter marifetiyle kanıtlandığını, kaldı ki aynı maddenin son cümlesinin Bunların 38 yaş sonuna kadar askerlikleri ertelenmiş kabul edilir... denildiği halde 1960 doğumlu olan davacının daha iki yıllık hakkı bulunmasına rağmen Çankaya Askerlik Şubesinin ısrarla müvekkilini mağdur ettiğini, aynı kararın 5 ve 9 ncu maddelerinde gösterilen hususları belgelediklerini hal böyle iken Bulgaristan, Romanya v.s. yerlerden gelen göçmen ve muhacirlere tanınan hakların müvekkiline de tanınmasının iktiza ettiğini zira Göçmen Muhacerat ve Yerleşim Yasası'nın kıyas yoluyla müvekkiline de teşmilinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle müvekkilinin askerliğini Rusya'da yapmış sayılmasının saptanmasını, Türkiye'deki askere celp ve sevk işleminin iptalini, yürütmenin durdurulmasına karar verilmesinin dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin Yürütmenin Durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemi AYİM. Nöbetçi Dairesinin 07.08.1996 gün ve 1996/70 Esas sayılı kararı ile kabul edilerek Yürütmenin Durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava davacının askere sevk işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Davacı çifte tabiiyetli olduğunu askerliğini Rusya'da yaptığını 1111 Sayılı Kanunun son fıkrası, Birden Fazla Tabiiyetli Vatandaşların Askerlik yükümlülüklerini Yerine Getirmiş Sayılmalarına Dair Esaslara ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan esaslar uyarınca askerlik mükellefiyetini yerine getirmiş sayılması gerektiğini iddia etmekte, davalı idare ise davacının zikredilen Kanun ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan esasların kapsamında bulunmadığını savunmaktadır.
Dava dosyası ve ekindeki Askerlik dosyasının incelenmesinden; Davacının İran uyruklu olan Babası Hüseyin Zamani'nin Bakanlar kurulunun 24.07.1971 gün ve 7.2847 sayılı kararıyla Türk Vatandaşlığına geçirildiği, 1960 Kazakistan doğumlu ve Rusya Vatandaşı olan oğlu Adil Zamani'nin de babasından dolayı Vatandaşlık Kanununun 16 ncı maddesi gereğince Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığına alındığı, bu tarihte 11 yaşında olan davacının Çankaya Nüfusuna kaydedildiği ve davacının kimliğinin Çankaya Nüfus Müdürlüğünün 30.05.1979 tarihli yazısı ile Çankaya Askerlik Şubesine bildirildiği, davacı Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümünde 1 nci sınıf öğrencisi olduğundan askerliğinin öğrenci durum belgesine istinaden 31.10.1980 tarihine kadar ertesi yıla terk edildiği ve kendisinin bu tarihe kadar yurtdışına çıkmasında askerlik işlemleri açısından bir sakınca bulunmadığına dair belge verildiği, davacının bu belge üzerine kanuni rüşt yaşını bitirdikten sonra Rusya'ya gittiği 01.09.1980 tarihinde 1. Moskova Tıp Enstitüsü 1. Sağlık Fakültesi 1 sınıfına kaydını yaptırdığı Tıp Fakültesini bitirdiği ve bu esnada Rusya'da iki sene süre ile askerlikle ilgili programları tamamladığı, 01 Kasım 1980 tarihinden itibaren yoklama kaçağı olarak aranan davacının 25.01.1993 tarihinden bu yana Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinde Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yaptığının tesbit edilerek askere sevk işlemine başlandığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 72 nci maddesinde vatan hizmetinin her Türk'ün hakkı ve ödevi olduğu, bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği belirtilmiş, 1111 sayılı Askerlik Kanununun 1 nci maddesinde de, Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkeğin işbu kanun mucibince askerlik yapmaya mecbur olduğunu vurgulanmıştır.
1111 Sayılı Askerlik Kanununun değişik 2 nci maddesinde Birden Fazla Tabiiyetli Türk Vatandaşlarının, muhacirlerin ve muhacir tanınmayan mültecilerin ve ecnebilerin askerlik mükellefiyetini ne şekilde yerine getirileceği düzenlenmiştir.
Öncelikle davacı davasını, 1111 Sayılı Kanunun değişik 2 nci maddesine 3801 Sayılı Kanunla eklenen fıkraya dayandırdığından, Rusya ve Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olan davacının durumunun bu fıkra kapsamında bulunup bulunmadığı hususu incelenmiştir.
21.06.1997 tarihli ve 1111 Sayılı Askerlik Kanununun değişik 2 nci maddesine 3802 Sayılı Kanunla eklenen fıkra aynen; Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek esaslara göre; yurtdışında doğan ve ikamet edenler ile kanuni rüşt yaşına kadar yabancı bir ülkeye gitmiş olanlardan bulundukları ülke vatandaşlığını da kazanan Türk Vatandaşları, talepleri halinde, durumlarına uyan ve Kanunun öngördüğü askerlik statülerinden biri içerisinde askerlik mükellefiyetlerini 38 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar yerine getirebilirler veya tabiiyetinde bulundukları diğer ülkede askerlik yapmış oldukları belgelemek kaydıyla mükellefiyetlerini yerine getirmiş sayılırlar. Bunların 38 yaş sonuna kadar askerlikleri ertelenmiş kabul edilir. hükmünü taşımaktadır.
Birden Fazla Tabiiyeti Vatandaşların Askerlik Yükümlülüklerini Yerine Getirmiş Sayılmalarına Dair Esasların yürürlüğe konulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının 25.07.1993 tarihli Resmi Gazetede yayımlandığı, Esasların amaç başlıklı 1 nci maddesi; Bu esasların amacı; yurtdışında doğan ve ikamet edenler ile kanuni rüşt yaşına kadar yabancı bir ülkeye gitmiş olanlardan, bulundukları ülke vatandaşlığını da kazanan Türk Vatandaşlarının askerlik mükellefiyetini yerine getirmelerine ilişkin esas ve usulleri belirlemektedir. hükmünü kapsam başlıklı 2 nci maddesi; Bu esaslar, askerlik yükümlülüğünü yerine getirmemiş, bir fazla tabiiyetli Türk Vatandaşları ile bunların askerlik işlemlerini yapacak kurum ve kuruluşları kapsar. hükmünü, Genel ilke başlıklı 3 ncü maddesi; Yurtdışında doğan ve ikamet edenler ile kanuni rüşt yaşından önce yabancı bir ülkeye gitmiş olanlardan bulundukları ülke vatandaşlığını da statülerinden biri içerisinde askerlik mükellefiyetlerini 38 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar yerine getirebilir veya tabiiyetinde bulundukları diğer ülkede askerlik yapmış olduklarını belgelemek kaydıyla mükellefiyetlerini yerine getirmiş sayılırlar. Bunların 38 yaş sonuna kadar askerlikleri ertelenmiş kabul edilir. hükmünü amirdir. Yine esasların 5 nci maddesinde vatandaşlığını kazandığı ülkeye kanuni rüşt yaşından sonra gitmiş olanların bu ülke silahlı kuvvetlerinde yaptıkları askerlik hizmetinin yükümlülükten sayılmayacağı hüküm altına alınmıştır. Esasların 6 ncı maddesinde; birden fazla tabiiyetli yükümlülerden hangilerinin hangi ülkelerde yaptıkları askerliğin muvazzaflık hizmetinden sayılacağı, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarının görüşleri alınarak Milli Savunma Bakanlığınca belirleneceğinin öngörüldüğü, MSB. lığının 27.03.1995 günlü emri ekinde yayınlanan askerlik hizmeti kabul edilen ülkeler içerisinde Rusya'nın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda özetlenen mevzuat hükümlerinden Askerlik Kanununun 2 nci maddesine 3802 Sayılı Kanunla eklenen son fıkradan yararlanabilmek için mükellefin öncelikle Türk Vatandaşı olmak, sonra yabancı ülkede doğmak ve oturmakla veya kanuni rüşt yaşından önce yabancı ülkeye giderek o ülkeninde vatandaşlığını kazanmış olması gerekmektedir. Davacımız ise 1960 Alma-Ata doğumlu olup Rus Vatandaşı iken babasının Türkiye'ye gelip 1971 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.C. Vatandaşlığına alınması nedeniyle babasından dolayı vatandaşlık kanununun 16 ncı maddesi uyarınca sonradan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığını da kazanmıştır. Başka bir ifade ile davacı yurt dışında doğan ve ikamet eden bir Türk Vatandaşı olmadığı ve bu nedenle Rusya Vatandaşlığını kazanmadığı gibi Kanuni Rüşt yaşından önce Rusya'ya giderek Rusya Vatandaşlığını da kazanmamıştır. Bu nedenle davacının Rusya'da yaptığı askerlik hizmetinin askerlik yükümlülüğünden sayılması mümkün değildir. Kaldı ki Esasların 6 ncı maddesi uyarınca Rusya askerlik hizmeti kabul edilen ülkelerden sayılmamıştır.
Diğer taraftan muhacirlerin ve mültecilerin askerlik hizmetleri ve askerlik muafiyetleri Askerlik kanununda farklı olarak düzenlenmiş bulunduğundan davacının statüsü üzerinde de durulmuştur. 2510 sayılı İskan Kanununun 3 ncü maddesine göre Türkiye'ye yerleşmek maksadıyla dışarıdan gelen Türk soyundan ve Türk Kültürüne bağlı kimseler muhacir olarak tanımlanmış ve kimlerin ve hangi memleket halkının Türk Kültürüne bağlı sayılacağı İcra Vekilleri Heyeti Kararı ile tesbit olunacağı belirtilmiştir. Mülteci ise yine aynı maddede Türkiye'ye yerleşmek maksadıyla olmayıp bir zaruret ilcasite muvakkat oturmak üzere sığınanlara denileceği, aynı kanunun 4 ncü maddesinde yazılı sebepler bulunmayan mültecilerin istemleri halinde haklarında muhacir muamelesi yapılacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 38 nci maddesinde muhacir ve mültecilerin askerlik muafiyetleri düzenlenmiş maddenin (H) fıkrasında ise; Kanunen muhacir tanınmayan mülteciler ve ecnebilerden Türk Vatandaşlığına girenler, vatandaşlığa alındıkları tarihte hangi yaşta iseler o yaştaki yerli efrat gibi askerliklerini yaparlar hükmünü taşımaktadır.
Bu hüküm daha sonra 21.06.1997 tarihli ve 1111 Sayılı Askerlik Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkındaki 2850 Sayılı Kanun ile sözkonusu Kanunun 2 nci maddesine aynen eklenmiştir.
Alma-Ata 1960 Doğumlu davacının İran uyruklu babasının 1971 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Türk Vatandaşlığına geçirilmesi nedeniyle babasından dolayı 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 16 ncı maddesi uyarınca Türk Vatandaşlığına geçirildiği ve vatandaşlığa geçirildiği tarihte 11 yaşında bulunduğu, mülteci statüsünde olan davacının Askerlik Kanununun 2 nci maddesi uyarınca aynen yaşıtı Türk Vatandaşları gibi işleme tabi tutulması mevzuat hükmü olduğundan daha sonraki bir tarihte Rusya'da askerlik yapmış olmasının Türkiye'de yapmakla yükümlü bulunduğu askerlik hizmetine bir etkisi olmadığı, davalı idarece tesis olunan işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davacı hakkında tesis olunan askere sevk işlemi mevzuata ve hukuka uygun bulunduğundan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy