(818 S. K. m. 61, 62, 63, 64, 65, 66)
Davacı, 17 Haziran 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 8 nci Kor. As. Mahkemesinde Zabıt katibi kadrosuyla çalıştığını, bu nedenle % 41 oranında Adalet Hizmetleri Tazminatı aldığını, Mart 1995 tarihli düzenleme ile Kadroları Diğer Hizmet sınıfında Bulunanlara % 36 oranında özel hizmet tazminatı verildiğini, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak Silahlı Kuvvetler bünyesinde hizmet vermesi nedeniyle bu tazminatın 15 Ocak 1996 tarihinden itibaren kendisine de verildiğini, bu tazminatın verilmeyeceğine ilişkin idari işlemin iptali gerektiğini, % 36 oranındaki tazminatın ödenmesinin uygun olmadığı sonucuna varılması halinde idarenin dava açmadan tek taraflı bir işlem ile özlük haklarında kesinti yapması mümkün olmadığından bu yöndeki işlemin iptali gerektiğini, hatalı ödemenin memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi sonucu olmayıp idarenin hatalı tu-tumandan doğduğunu ileri sürerek diğer işlemi ile hatalı olarak ödendiği bildirilenlerin maaşından kesinti yapılarak geri alınması işleminin iptalini, yürütmenin durdurulmasını dava ve talep etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 10 Temmuz 1996 gün ve 1996/526 esas sayılı kararı ile yerinde görülerek yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın konusu, Elazığ 8. Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinde Zabıt Katibi kadro görev yerinde çalışan davacıya % 41 oranındaki Adalet Hizmetleri Tazminatı ile birlikte Kadroları Diğer Hizmet Sınıfında Bulunanlara ilişkin % 36 oranındaki tazminatın ödenip ödenmeyeceği, hatalı olarak ödenenlerin davacının rızası dışında yargı kararına dayanmaksızın aylıktan resen kesinti yapmak suretiyle geri alınıp alınmayacağı hususundadır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ve aynı Kanunun Ek Geçici 9 ncu maddesi kapsamına giren kurumlardan aylık alanlara 15.4.1995 tarihinden itibaren ne miktarda zam ve tazminat verileceği 30.3.1995 tarih ve 95/6707 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiş ve söz konusu karar 6.4.1995 gün ve 22250 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararına ekli 1 sayılı cetvelde hangi görevler için ne miktarda İş Güçlüğü, İş Riski, Temininde Güçlük ve Mali Sorumluluk Zammı ödeneceği, il sayılı cetvelde hangi görevler için ne oranda Özel Hizmet Tazminatı ödeneceği, III sayılı cetvelde Diğer Tazminatlar, IV sayılı cetvelde Teknik ve Sağlık Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolarda bulunan personelle öncelikli yörelerde verilecek ek zam ve tazminatların belirlenmesinde esas alınacak yerleşim birimlerinin dereceleri, V sayılı cetvelde ise ilave eğitim-öğretim tazminatı ödenecek Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki ve Teknik Okul ve Kurumlarının listesi gösterilmiştir.
Davacının da dahil olduğu III sayılı cetvelin (F) bölümünde Adalet Hizmetleri Tazminatı düzenlenmiş, görevli personelin unvanlarına, görev yerlerine ve derecelerine göre ne oranda tazminat alacakları ayrı ayrı belirtilmiştir.
III Sayılı Cetvelin (G) bölümünde ise 657 Sayılı D.M.K. nunda belirtilen hizmet sınıflarında çalışıp özel hizmet tazminatı ile bu cetvelde sayılan tazminatlardan yararlanmayan personelden;
a) Kadroları yardımcı hizmetler sınıfında bulunanlara 33
b) Kadroları diğer hizmet sınıflarında bulunanlara 36 oranında tazminat ödeneceği öngörülmüştür.
Bahse konu Bakanlar Kurulu Kararı hükümleri incelendiğinde, ili sayılı cetvelin (G) bölümünün II ve III sayılı cetvellerden hiçbir şekilde yararlanmayan personeli kapsadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle zabıt katibi kadro görevinde çalışan ve II sayılı cetvelin (F) bölümünde öngörülen Adalet Hizmetleri Tazminatından yararlanan davacının aynı cetvelin (G) bölümünde belirtilen tazminattan da ayrıca yararlanması mümkün değildir. Bu itibarla davacıya 15.4.1995 tarihinden itibaren sehven ödenmeye başlanan Kadroları Diğer Hizmet Sınıfında Bulunanlara ait % 36 oranındaki tazminatın bilahare ödenmemesi işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Kamu görevlilerinin aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği (Anayasa madde 128/2) ilkesi, aynı zamanda özlük haklarında yapılacak kesintilerin kanuniliği prensibini de beraberinde getirmiştir. Bu durum kamu görevlileri güvencesinin bir gereğidir. Kamu görevlilerinin aylık ve diğer özlük haklarından kanunlarda (193 sayılı Gelir Vergisi kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, 488 Sayılı Damga Dergisi Kanunu, 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kanunu v.b.) özel hüküm bulunan haller ile kesinleşmiş yargı kararları üzerine kesinti yapılabilir. Kanunlarda gösterilen haller ile yargı kararı dışında şu ya da bu nedenle ve çeşitli gerekçelerle ilgililerin rızaları dışında özlük haklarına el atılması, devlet alacağına mahsubet kesinti yapılması hukuki sayılmaz. Bu şekilde yapılan bir kesinti olsa olsa kamu otorite ve gücüne dayanılarak yapılan usulsüz bir tahsil olur.
657 Sayılı D.M.K.nunun 2670 Kanunla değişik 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında devlet memurlarının kasıt, kusur, ihmal ve tedbirsizliği sonucu idarenin zarara uğraması halinde zararın ilgili memura ödettirileceği, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise belirli bir limiti (zararın meydana geldiği tarihte en alt derecenin 1 nci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısı) geçmeyen zararların memurun kabul etmesi halinde idarece tahsil edilebileceği belirtilmiştir. Memurun rıza göstermemesi durumunda ise yargı yerinde hüküm alınması zorunludur.
Devlet memurunun haksız fiil ile idareyi zarara uğratması halinde devlet alacağının rızası veya yargı kararı ile tahsili esasının benimsendiği hukuk düzenimizde idareyi yanıltıcı bir hareketi, kusuru, ihmali veya tedbirsizliği bulunmayan devlet memuruna sehven yapılan fazla tazminat ödemesi nedeniyle idarenin alacağını kendiliğinden ve aylıktan kesinti yapmak suretiyle geri alabilmesini kabul etmeye imkan bulunmamaktadır.
Ancak, bir kamu görevlisine yanlış tahakkuk sonucu aylığının, tazminatının veya yan ödemesinin fazla ödenmesi gibi durumlarda fazladan ödenen paranın idari dava açma süresi geçtikten sonra o kamu görevlisinden istenemeyeceğini söylemenin hukuku ve mantıki dayanağı yoktur. Kanuna uygun olmayan ödeme sonucunda kişiler kendilerine ait olmayanı geri vermek, zorundadırlar. Bu düşünce sebepsiz zenginleşme müessesesinin temelini oluşturur. (B.K. 61-66) davalı idare, davacıya sehven ödediği fazla tazminat miktarını Borçlar Hukukunun sebepsiz zenginleşme kurallarına dayanarak adliye mahkemelerinde açacağı dava ile isteyebilecektir. Aksine bir düşünce tarzı idarenin kamu görevlilerine yapmış olduğu hatalı ödemeleri gerek ödeme yapılan kişilerden gerekse ödemeyi yapan görevlilerden geri alamayacağı gibi bir sonuç doğurur. Bu durum ise idareyi işlemez ve iş göremez bir hale koyar ki bu tür bir sonucun hukukça savunulması mümkün değildir.
Diğer taraftan idarece ilgililere hatalı olarak yapılan ödemelerin, yasalarda öngörülen istisnalar dışında (ilgilinin rızası olmaması halinde dahi) dava açma süresi içerisinde geri alınması mümkündür. Anılan süre yasalarımızda 60 gün olarak öngörülmüştür. Bu itibarla idare dava açma süresine tekabül eden hatalı ödemeler dışında kalan ödemelerin tahsilini ilgilinin rıza göstermemesi halinde ancak yargı yoluna başvurmak suretiyle ve yargı kararına istinaden geri alabilir.
Açıklanan Nedenlerle;
1. Davacının Kadroları Diğer Hizmet Sınıfında Bulunanlara Ödenen özel hizmet tazminatından yararlandırılmaması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istemin REDDİNE,
2. Davacının aylığından resen kesinti yapılması işlemi yönünden;
a) Sehven fazla ödenen ve idarece ilk kez 14 Mayıs 1996 tarihinde farkına varılan fazla ödemenin bu tarihten geriye doğru 60 günlük süreyi kapsayacak biçimde davacının aylığından resen kesinti yapmak suretiyle geri alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığından bu yönden davacının isteminin REDDİNE,
b) Hatalı ödemenin farkına varıldığı 14 Mayıs 1996 tarihinden itibaren geriye doğru 60 (altmış) gün gidilerek 14 Mart 1996 tarihinden daha önceki süreyi kapsayan ödemeler yönünden aylıktan resen kesinti yapılması yönündeki işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy