(2709 S. K. m. 120, 125)
Davacılar vekili, 11 MART 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin murisi Dr.................ın 14.12.1994 tarihinde görevli bulunduğu Elazığda teröristler tarafından şehit edildiğini, zararın giderilmesi için davalı idareye yapılan başvuruya 60 günlük süre içerisinde cevap verilmeyerek talebin reddedildiğini ileri sürerek eş Güler Pınar ÇIK için 1.500.000.000.Tl. maddi, 100.000.000.Tl. manevi, çocuk ................ için 150.000.000.Tl. maddi, 100.000.000.Tl. manevi, çocuk ................ için 200.000.000.Tl. maddi, 100.000.000.Tl. manevi, baba ................ için 75.000.000.Tl. maddi, 75.000.0000.Tl. manevi, anne Havva ÇIK için 100.000.000.Tl. maddi, 75.000.000.Tl. manevi, kardeş Nihat ÇIK için 75.000.000.Tl. manevi olmak üzere toplam 2.550.000.000.Tl. tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Elazığ Askeri Hastanesinde Diş Tabibi olarak görevli binbaşı ................ın yasadışı DHKP/C örgüt mensupları tarafından Elazığ şehir merkezinde örgüt adını duyuracak bir eylem gerçekleştirilmesi yolunda alınan karar uyarınca 14.12.1994 tarihinde muayenehanesinde silahla ateş edilmek suretiyle öldürüldüğü anlaşılmıştır.
Müteveffa Silahlı Kuvvetler mensubu olup, salt asker kişi olması nedeniyle ifa ettiği görevden dolayı şehit edildiğinde bir kuşku bulunmamaktadır. Olay nedeniyle davacıların bir kısmına 2330 sayılı Kanun uyarınca nakdi tazminat ödenmesi ve T.C.Emekli Sandığı Kanununa göre vazife malûllüğü aylığı bağlanmış olması Diş Tabibi Bnb.................ın vazifeden dolayı şehit edildiğinin göstergesidir.
Her ne kadar ölümü doğuran olayın meydana gelmesinde idarenin herhangi bir kusurundan söz edilemez ise de, Silahlı Kuvvetlerin mensubu olarak ifa ettiği görevler dolayısıyla şehit edilen kamu ajanlarının ölümü nedeniyle doğan zarardan kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarenin sorumlu tutulması gerekir.
İdarenin sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir olması, zararla eylem arasında nedensellik bağının bulunması yeterlidir. Ölüm olayının davacıların yakınının Silahlı Kuvvetlere mensup birisi olduğunu bilen teröristlerce gerçekleştirilen eylem sonucunda ve müteveffanın salt ifa ettiği kamu görevi yüzünden öldürülmesi nedeniyle fiil ve sonuç ilişkisinin idareye yüklenebilir olduğu değerlendirilmiştir.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadoluda yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememiz gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı, bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan umulmadık haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağandışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince zarar olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle davacıların uğradıkları zararların davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Müteveffanın asker kişi olması sebebiyle teröre hedef olması nedeniyle davalı idarenin Milli Savunma Bakanlığının hazım mevkiinden çıkartılarak husumetin İçişleri Bakanlığına yöneltilmesi yolundaki istemi yerinde görülmemiştir.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca olay sebebiyle T.C.Emekli Sandığınca bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar olarak kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden, maddi tazminat talebinde bulunan davacılara aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı genel Müdürlüğünün 17.10.1996 gün ve 58.151.110 sayılı yazısından; Genel Müdürlüğün 23.06.1995 tarih ve 67088 sayılı işlemi ile 15.12.1994 tarihinden itibaren davacı eşe 5.71.000.Tl., davacı çocuklara 2.536.000er Tl. davacı anne ve babaya 1.268.000er Tl. Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malûllüğü Aylığı bağlandığı, müteveffanın toplam 20 yıl 7 ay 28 gün hizmetine karşılık eşine 71.324.000.Tl., çocuklarına 35.662.000er Tl. anne ve babasına 17.831.000er Tl. emeklilik ikramiyesi ile 243 ve 486 sayılı KHKler uyarınca da eşine 12.053.000.Tl., çocuklarına 6.027.000er Tl. anne ve babasına ise 3.014.000er Tl. ikramiye farkı ödendiği, bilahare 4049 sayılı Kanun uyarınca anne ve babanın 01.01.1995 tarihinden itibaren aylıktan çıkması üzerine 01.01.1995 tarihinde eşin aylığının 7.325.000.Tl. ye, çocukların aylığının 3.663.000er Tl. ye yükseltildiği, müteakip yıllarda bağlanan aylıkların memur maaş katsayısı artışına paralel olarak artmaya devamla en son 01.07.1996 tarihinde eşin aylığının 30.014.000.Tl. ye, çocukların aylığının 15.007.000er Tl. ye yükseltildiği, müteveffanın görevi dışında herhangi bir sebepten dolayı ölmüş olması halinde 01.07.1996 tarihinde eşine 12.999.000.Tl., çocuklarına ise 6.500.000er Tl. dul ve yetim aylığı bağlanacağı, emekli ikramiyesinde herhangi bir değişiklik olmayacağı, ayrıca 3480 sayılı kanuna göre 1994 yılına ait 15 günlük tütün ikramiyesi olarak davacı eşe ve çocuklarına 137.000er Tl., anne ve babaya 69.000er Tl., 1995 yılına ait 12 aylık davacı eş ve çocuklara ayrı ayrı 11.371.000er Tl. tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklananlara ek olarak 2330 Sayılı Kanun uyarınca davacı eş ve çocuklar ile anne ve babaya toplam 324.900.000.Tl. nakdi tazminat ödenmiştir. 2330 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminatın, nakdi tazminat alanların maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacıların maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmamış ise karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla Mahkememizce resen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunan 10.03.1997 tarihli bilirkişi raporunda; nakdi tazminatın tümünün mahsubundan sonra kalan maddi tazminat hakedişinin davacı eş için 1.429.895.197.Tl. davacı çocuk ................ için 271.137.925.Tl. davacı baba için 216.917.996.Tl., davacı anne için 295.682.231.Tl. olduğu, davacı çocuk ................ın ise 90.486.337.Tl. maddi zararına karşılık 149.304.680.Tl. nakdi tazminat yararı sağladığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmıştır.
Bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere nakdi tazminat maaşının tümünün mahsubuna rağmen davacıların karşılanmayan parasal zararları davacı eşin 1.429.895.197.Tl., davacı çocuk ................ın 271.132.925.Tl. davacı babanın 216.917.996.Tl. davacı annenin ise 295.682.231.Tl. dır.
Davacı çocuk ................ın ise maddi zararları bağlanan aylık, ödenen tütün ikramiyesi ve nakdi tazminat ile fazlasıyla karşılanmış olup maddi tazminat hakedişi bulunmamaktadır.
Davacıların eş, baba, evlat ve kardeşlerini kaybetmeleri nedeniyle gerek olay anında duydukları ve gerekse ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir. Ancak davacı çocuk ................ın sağlanan nakdi tazminat yararının maddi zararlarını karşıladıktan sonra arta kalan kısmının 2330 sayılı kanunun 6 ncı maddesi uyarınca manevi zararlarından mahsubu cihetine gidilmiştir.
Davacılar vekili tarafından manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması yolunda istemde bulunulmuş ise de; Kurulumuzca takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar anındaki alım gücü esas alınarak belirlendiğinden bu istem kabul edilmemiş, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı eş ...............a 1.429.895.000.Tl. (BİRMİLYARDÖRTYÜZYİRMİDOKUZMİLYON SEKİZYÜZDOKSANBEŞBİN Tl.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE, takdiren ve istemine bağlı kalınarak 100.000.000.Tl. (YÜZMİLYON Tl.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı çocuk ................a 200.000.000.Tl. (İKİYÜZMİLYON Tl.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, takdiren ve istemine bağlı kalınarak 100.000.000.Tl. (YÜZMİLYON Tl.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Bilirkişi raporu uyarınca davacı çocuk ................ın MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE, Nakdi tazminattan arta kalan miktar göz önüne alınarak takdiren 41.181.000.Tl. (KIRKBİRMİLYON YÜZSEKSENBİRBİN Tl.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
4. Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı baba ................a 75.000.000.Tl. (YETMİŞBEŞMİLYON Tl.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, takdiren ve istemine bağlı kalınarak 75.000.000.Tl. (YETMİŞBEŞMİLYON Tl.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
5. Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı anne .................a 100.000.000.Tl. (YÜZMİLYON Tl.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, takdiren ve istemine bağlı kalınarak 75.000.000.Tl. (YETMİŞBEŞMİLYON Tl.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
6. Takdiren davacı kardeş ..............a 60.000.000.Tl. (ALTMIŞMİLYON Tl.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
7. Hükmedilen maddi tazminatlara vazife malûllüğü aylığının bağlandığı 15 ARALIK 1994 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (YÜZDEOTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
8. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi yolundaki davacıların talebinin REDDİNE, ancak karar tarihi olan 09 NİSAN 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (YÜZDEOTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
9. Davacılar tarafından peşin yatırılan 23.376.000.Tl. harcın (YİRMİÜÇMİLYONÜÇYÜZ YETMİŞALTIBİN Tl.) harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
10. 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
11. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 4.500.000.Tl. bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 500.000.Tl.sının (BEŞYÜZBİN Tl.) davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, 4.000.000.Tl. sının (DÖRTMİLYON Tl.) davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
12. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 1.740.000.Tl. (BİRMİLYON YEDİYÜZKIRBİN Tl.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
13. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 84.876.000.Tl. (SEKSENDÖRTMİLYONSEKİZ YÜZYETMİŞALTIBİN Tl.) Avukatlık Ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
14. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 26.588.000.Tl. (YİRMİALTIMİLYON BEŞYÜZ SEKSENSEKİZBİN Tl.) Avukatlık Ücretinin davacılardan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy