(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilleri 06.8.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Davacının I.Or.Hv.Alayı L.Helkop Tb.K.lığı emrinde görev yapmakta iken 14.9.1994 tarihinde Tunceli Mrk.Cumhuriyet İlçesi Karaoğlu mevkiinde uçuş görevi sırasında helikopterin kaza geçirmesi sonucu ağır şekilde yaralandığını, yapılan tedavileri sonunda GATA Sağlık Kurulunun 15.3.1996 tarih ve 1575 nolu raporu verildiğini, davacının görevini kazadan önceki haline göre %45 daha fazla efor sarf ederek yerine getireceğinden efor kaybı nedeniyle oluşan 2.750.000.000.TL. maddi, 250.000.000.TL. manevi zararının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
14 Eylül 1994 günü 1 nci Ordu Hava Alayına ait olup 2.Komd.Tug.K.lığı harekat kontrolünde bulunan UH - IH tipi helikopterin mürettebatından olan davacı ile birlikte bazı görevliler de olduğu halde Pülümür İlçesi Palpayam J.Karakolundan hareket ettiği, Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığına inişe geçtiği sırada helikopter pistine 800 m. kala motorunun durduğu, arıza nedeniyle manevra yapıp inmeye çalışırken elektrik hattına takılarak düştüğü, davacının yaralanarak uzun süre tedavi gördüğü olayı müteakip Or.As.Sav.lığı tarafından yapılan soruşturmaya göre kazada pilotaj hatası olmadığı, kazanın tamamen teknik nedenlerden dolayı meydana geldiği olayda herhangi bir kişi ve kurumun bir kusur ve ihmalinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği konusunda bir ihtilaf yoktur. İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir. Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan sözedilemez ise de; bir kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden neşet eden eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğinde davacının uğradığı zararın davalı idare tarafından karşılanması gerekliği sonucuna varılmıştır. Esasen bu durum Anayasanın 125/son maddesi gereğidir.
Olayda yaralanan davacının yapılan tedavileri sonunda; GATA Sağlık Kurulunun 15.3.1996 gün ve 1575 sayılı raporuna göre maksillo tasal travma ve mandibulada defekti nedeniyle arif kemik grefü ile onarım operasyonlusu, sol homerus sağ tibia fibula eski kırıklısı tanısı ile ... toplam fonksiyon kaybı %30 (yüzdeotuz) dur. Durumu A/27 F.1'e uyar Sınıfı Görevini Yapar.... kararı verilmiştir.
Davacı Kr.Hv.sınıfına mensup teknisyen astsubaydır. Geçirdiği kazayı müteakip yapılan tedavileri sonunda sınıfı görevini yapar raporu verilmiştir.
Olaydan önce almakta olduğu aylık ile olaydan sonra almaya devam edeceği aylığı açısından aynı sınıfa mensup emsali astsubaylara göre bir fark yoktur. Ancak geçirdiği yaralanma ve tedaviler sonucunda vücut fonksiyonunda belli bir oranda kayıp ortaya çıkmıştır. Beden gücü kaybına rağmen davacının gelirinde bir eksilme meydana gelmemiştir. Aynı sınıfta göreve devam etmekte ve bu sınıfta emsal astsubayların aldıkları miktarda aylık almaktadır.
Beden gücünün belli oranda yitirilmesi halinde aynı işin yürütülmesi için daha fazla çaba harcanması gerekmesi karşılığı olarak ifade edilebilecek olan efor tazminatı Borçlar Kanununun 46 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı işi sakatlanmasından önceki duruma ve diğer kişileri göre daha fazla bir güç (efor) sarfıyla yaptığı gereğinden hareket edilerek bu kişinin zararlarının, fazladan sarfedilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir.
Davacının maddi zararının (efor tazminatı) tesbiti amacı ile re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Kurulumuza ibraz edilen 11.4.1997 tarihli bilirkişi raporunda maddi zararının 1.526.485.598.TL olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. Her ne kadar davacı hakkında GATA Sağlık Kurulunca düzenlenmiş bulunan 15.3.1996 tarihli raporda davacının toplam fonksiyon kayıp oranının %30 olduğu bildirilmiş ise de; hastanelerce tesbit edilen fonksiyon kayıp oranlarının her hastane tarafından kendi değerlendirmesi esas alınarak tesbit edilmekte oluşu karşısında, bu konuda Türkiye genelinde eşit uygulamayı sağlamak amacı ile SSK.Sağlık İşlemleri Tüzüğünde belirlenen fonksiyon kayıp oranlarına göre hesaplama yapılmasına ilişkin olarak Kurulumuzca bilirkişiye verilen talimat gereği hesaplama yapılmış, ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacının yaralanarak bir dizi operasyon geçirmiş, sınıfı görevine devam eder raporuna rağmen raporda belirtildiği biçimde sakatlığa maruz kalmış bulunması nedeniyle gerek olay anında duyduğu ve gerekse ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacı ile kendisine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı vekili manevi tazminat istemlerine olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isteminde bulunmuş ise de; Kurulumuzca takdir olunan manevi tazminat paranın karar sırasındaki alış gücü esas alınarak takdir edildiğinden bu talep kabul edilmemiş, ancak hükmedilen manevi tazminatlara karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesini hükmedilmiştir.
Davacı vekili maddi tazminata olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isteminde bulunmuş ise de; davacının yaralandığı tarihte sınıfı görevini yapar kararı verilmesine kadar çalışmaksızın aylığını aynen almaya devam etmiş bulunması, çalışmadan aylık almaya devam eden bir kimsenin fazla efor kaybetmesinin düşünülemeyeceği gerçeği karşısında bu isteme katılmak mümkün olmamıştır.
Bu itibarla, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacıya 1.526.485.000. TL (birmilyarbeşyüzyirmialtımilyondörtyüzseksenbeşbin TL) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2- Davacıya takdiren 70.000.000.TL (Yetmişmilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen maddi tazminata sınıfı görevini yapar raporu verildiği 15 Mart 1996 tarihinden itibaren %30 (yüzdeotuz) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Hükmedilen manevi tazminata karar tarihine kadar faiz yürütülmesine yerolmadığına, ancak karar tarihi olan 14 Mayıs 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (yüzdeotuz) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
5- Davalı idare 492 sayılı Harçlar kanununun, 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğundan idare aleyhine harca hükmedilmesine YEROLMADIĞINA,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan 27.500.000.TL (yirmiyedimilyonbeşyüzbin TL.) harcın istek halinde DAVACIYA İADESİNE,
7- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 1.650.000.TL. (birmilyonaltıyüzellibin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8- Davacı tarafından yatırılan ve sarf edilen 4.500.000.TL. bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 2.000.000.TL. (ikimilyon TL)nin davacı üzerinde Bırakılmasına, 2.500.000.TL (ikimilyonbeşyüzbin TL.)nin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
9- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifeleri gereğince nisbi olarak hesabedilen 58.526.000.TL. (ellisekizmilyonbeşyüzyirmialtıbin TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
10- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hesabedilen 58.224.000.TL. (Ellisekizmilyonikiyüzyirmidörtbin TL) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy