(2709 S. K. m. 125)
Davacının vekili tarafından verilerek 19 Ağustos 1996 günü kayda geçen dava ile davalı idarelerin savunmaları üzerine verilen ikinci dilekçeler ve duruşma da özetle; Davacının yedeksubay öğretmenlikten çıkartılması yolunda tesis edilen işlemin açtıkları dava sonunda AYİM. İkinci Dairesince verilen 19 Haziran 1996 gün ve E. 1996/62, K. 1996/587 sayılı kararla iptal edildiğini, davacının 5 ay 10 gün er statüsünde askerlik hizmeti yaptığını ve bu süre içinde özlük haklarını alamadığını, özlük hakları toplamının 107.000.000. TL. olduğunu, yedeksubay öğretmenlik statüsünden çıkartılmasından sonra geri kalan hizmetin 9 ncu Piyade Tümen Komutanlığı emrinde yapmak için Sarıkamış'a gitmesi gerektiğinden evini öğretmenlik yaptığı Trabzon-Araklı Ayvadere Köyünde bırakmadığını ve memleketi olan Denizli'ye naklettiğini, açılan dava sonunda yedeksubay öğretmenlik statüsünden çıkarılmasına ilişkin işlemin sözü edilen kararla iptali Dizerine de bu kez Denizliden - Trabzon Araklı Ayvadere Köyüne naklettiğini, bu nakiller karşılığında 80.000.000. TL. masraf yaptığını ve toplam 187.000.000. TL. maddi zarara uğradığını, hakkında tesis edilen işlem yüzünden statü kaybedip er olarak hizmete tabi tutulmasının davacının çok büyük acı ve ızdırap duymasına neden olduğunu iddia ederek, 187.000.000. TL. maddi, 500.000.000. TL. manevi zararın faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve bilgilerin incelenmesinden, temel askerlik eğitimi sonrasında askerliğini yedeksubay öğretmen statüsünde yapması için Milli Eğitim Bakanlığı emrine verilen ve Trabzon İli Araklı İlçesi Ayvadere İlköğretim Okulunda öğretmen olarak göreve başlayan davacının, görevinin devamı sırasında hakkındaki arşiv araştırmasının olumsuz çıktığının Kara Kuvvetleri Komutanlığınca Milli Eğitim Bakanlığına bildirilmesi üzerine yedeksubay öğretmenlik statüsüne son verildiği ve kalan askerlik hizmetini er olarak tamamlaması için Sarıkamış 9.P.Tümen Komutanlığı emrine sevk edildiği, davacının söz konusu işlemin iptali istemiyle yargı yoluna başvurması üzerine AYİM 2 nci Dairesince verilen 19 Haziran 1996 gün ve 1996/62 Esas sayılı kararıyla neden unsuru itibariyle hukuka aykırı görülen işlemin iptaline karar verildiği, iptal kararını müteakip davacının öğretmenlikten uzak kaldığı günlere ilişkin olarak maddi ve manevi tazminat istemiyle işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Anayasanın 125 nci maddesinde idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmek suretiyle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Bu hüküm idarenin hem kusura dayanan sorumluluğunu hem de kusursuz sorumluluğunu öngörmekle beraber, idari işlemlerden dolayı idarenin sorumlu tutulabilmesi için kural olarak hizmet kusurunun mevcudiyeti, istisnai bazı durumlar için de kusursuz sorumluluk halleri aranmaktadır.
İdari işlemler sebebiyle kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazminata hükmedilebilmesi için toplum yararına tesis edilen bir işlemden herkes yararlanırken bir veya birkaç kişinin zarar görmesi icabeder. Uyuşmazlık konusu işlemde böyle bir nitelik bulunmadığından idarenin tazminatla sorumlu tutulup tutulmayacağını tayin edebilmek için hizmet kusurunun mevcut olup olmadığını belirlemek gerekecektir.
Yargı organlarınca iptal edilen işlemlerde, idarenin hizmet kusurunun tayininde iptal edilen işlemin niteliği, işlemi tesis edenlerin kamu yararından başka amaçla hareket etmiş olmaları işlemdeki sakatlığın ağırlığı gibi faktörler esas alınmalıdır. Nitekim doktrinde ve yargı kararlarında, işlemdeki sakatlığın ağır ve önemli olması, her idarenin işleyebileceği türden olağan nitelikte, yürütme niteliğini yitirmiş kararın veya yürürlükten kalkmış kanun hükümlerinin uygulanması, kesin hüküm ilkelerinin nazara alınmamış olması, kanunların ve genel hukuk ilkelerinin açıkça ihlali gibi hallerin idarenin tazmin sorumluluğunu doğuracağı kabul edilmektedir.
Davacıyla ilgili olarak Dairemizce verilmiş bulunan yukarıda tarih ve sayısı belirtilen iptal kararında etraflıca açıklandığı üzere, davaya konu yapılan ve iptali istenilen işlemin tesisini gerekli kılacak bir neden bulunmamasına karşın davalı idarenin davacıyı yedeksubay öğretmenlikten çıkartılmasına ve er statüsünde askere sevkedilmesine ilişkin hukuka uyarlı bulunmayan bir işlem tesis etmiş olması idarenin hizmet kusuru olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle davacının iptal edilen işlem sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zararların davalı idarece giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı yedeksubay öğretmen olarak 5 ay 10 gün hizmet verdirilmediğini ve bu süre içinde özlük haklarının ödenmediğini, maddi zararın özlük hakları yönünden 107.000.000. TL. olduğuna iddia etmiş ise de, davacının ne kadarlık bir süre için yedeksubay öğretmen olarak çalıştırılmadığı ve bu süreye ilişkin ödenmeyen özlük hakları toplamının ne olduğu, AYİM. İkinci Dairesinin 05 Şubat 1997 gün ve E. 996/590 sayılı ara kararı ile sorulmuş, davalı Milli Eğitim Bakanlığının 07 Mart 1997 gün ve B.080.PGM.0.23.11.06.97/2403-37342 sayılı yazıları ve ekindeki belgelerle, davacının yedeksubay olarak hizmet vermediği sürenin 5 ay 3 gün ve bu sürede ödenmeyen özlük hakları toplamının 102.427.000. TL. olduğu açıklanmıştır.
Duruşmada davacı vekili davacının çalışmadığı sürenin davalı idare tarafından belirtilen süre kadar ve karşılığında ödenmeyen özlük hakları toplamının da 102.427.000. TL. olduğunu kabullenmiştir.
Davacı statüden çıkartıldıktan sonra evini Trabzon-Araklı Ayvadere Köyünden Denizliye, işlemin yargı kararı ile iptalinden sonrada yedeksubay öğretmenliğe başlaması nedeniyle bu kez Denizliden Trabzon - Araklı Ayvadere Köyüne nakli yüzünden 80.000.000. TL. masrafta bulunduğunu iddia ederek, bu miktarın da tazminini istemiş ise de, bir zararın varlığından söz edilebilmesi için, zararın kanıtlanması gerekir. Davacı masrafta bulunduğunu belgeleri sunamamış, zaten duruşmada sorulması üzerine vekili belirtilen zararla ilgili makbuz, fatura yada benzeri belgelerinin olmadığını beyan etmiştir. Zarar olarak kanıtlanamayan ve salt iddia düzeyinde kalan miktarların tazminata esas alınması olanaksızdır. O bakımdan davacının 80.000.000. TL tutan ev nakli masraflarıyla ilgili miktar tazminat hesabında gözönünde bulundurulmamıştır.
Davacının 5 ay 3 gün süre ile er olarak istihdam edildiği evrede yedeksubay öğretmen statüsünde aklığı özlük haklarından mahsur kaldığı bir gerçek olmakla birlikte, Milli Savunma Bakanlığınca yedirilip giydirildiği, aylık olarak er harçlığı aldığı gerçeği de yadsınamaz. Er statüsünde hizmete tabi olduğu evrede davalı idarenin kendisine yaptığı masraflar soruşturulmuş, belirtilen sürede üç kalem için davacıya 36.158.786. TL. masraf yapıldığı bildirilmiştir. Bu miktarın talep edilen maddi zarar toplamından indirimi, gerçek maddi zararın bulunması yönünden gereklidir. Şu hale göre davacının gerçek maddi zararı: 182.000.000. TL. (80.000.000. TL. kanıtlanamayan ev nakil bedeli + 36.158.000. TL. davalı Milli Savunma Bakanlığınca er olduğu dönemde davacıyı harçlık, yeme ve giyim kuşam karşılığı yaptığı giderler toplamı)= 65.842.000. TL. dir. Maddi zararı bu miktardan ibarettir.
Davacı maddi tazminata yasal faizin yürütüleceği tarihi belirtmemiştir. Maddi zararın faiziyle birlikte tazminini istemiştir. Maddi zarara faizin uygulanacağı tarih özel olarak belirtilmediği için Mahkememizin yerleşmiş içtihatları da esas alınarak faiz isteminin ancak davanın açıldığı 19 AĞUSTOS 1996 gününden itibaren istenmiş olduğu kabul edilerek 19 Ağustos 1996 gününden itibaren yasal faiz yürütülmesi hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan Kurulumuzca takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar sırasındaki alım gücü esas alınarak tesbit edildiğinden takdir edilen manevi tazminat miktarına karar tarihi olan 30 Nisan 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 yasal faiz yürütülmesi karara bağlanmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacıya 65.842.000. TL. (altmışbeşmilyonsekizyüzkırkikibin TL) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemin REDDİNE,
2- Davacıya 100.000.000. TL. (yüzmilyon TL.) manevi tazminat verilmesine fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen maddi tazminata 19 AĞUSTOS 1996 gününden itibaren %30 (yüzdeotuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Hükmedilen manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davanın açıldığı tarihten itibaren tazminine ilişkin davacı isteminin REDDİNE, ancak karar tarihi olan 30 Nisan 1997 gününden itibaren manevi tazminatın ödeneceği tarihe de %30 (yüzdeotuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5- Hükmedilen maddi, ve manevi tazminatın faizle ulaşan miktarından Davalı İdarelerin müştereken ve müteselsilen Tazmine Sorumlu Tutulmalarına, ancak davacının maddi tazminat miktarı salt ödenmeyen özlük haklarından ibaret olduğundan ve mevzuatına göre özlük haklarını ödeme sorumluluğu davalı Milli Eğitim Bakanlığına ait bulunduğundan, şayet maddi tazminat miktarının tamamı yada bir kısmı faiziyle birlikte Milli Savunma Bakanlığınca tazmin olunur ise, tazmin ettiği maddi tazminat miktarı kadar Milli Eğitim Bakanlığınca rücu hakkının saklı tutulmasına, davalı idarelerin manevi tazminatın gideriminden eşit olarak sorumlu tutulmalarına, manevi tazminatın davalılardan birisi tarafından ödenmesi halinde, öbürüne ödediği miktarın yarısı oranında rücuuna,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan 6.559.000.TL (altmışmilyonbeyşüz ellidokuzbin TL.) harcın, Harçlar Kanununun 31 nci maddesi uyarınca istek halinde DAVACIYA İADESİNE,
7- Davalı İdareler harçtan muaf olduğundan, aleyhine harcı hükmedilmesine YEROLMADIĞINA,
8- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen toplam 2.910.000. TL. (ikimilyon dokuzyüzonbin lira) posta ücreti giderinin müştereken ve müteselsilen davalı idarelerden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 16.584.000. TL. (onaltımilyonbeşyüzseksendörtbin TL.) Avukatlık Ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
10- Dava duruşmalı görüldüğünden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına göre hesap edilen 14.115.000. TL. (ondörtmilyonyüzonbeşbin TL.) Avukatlık Ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE,
KARŞIOY GEREKÇEM
1) Davacının er statüsünde bulunduğu süre zarfında yapılan giderlerin (ki bu miktar 28.559.304. TL. tutmaktadır) davacının mahrum kaldığı aylığından düşülmesi özlük hakları kavramına yasaya ve hukuka aykırıdır.
Davacı öğretmen olarak muvazzaf askerlik görevini bitirecekken er statüsüyle görev verilmesi davalı idarenin bir tasarrufudur. Bunda davacının bir istemi söz konusu değildir.
Diğer taraftan, er statüsüyle görev yaptırılan davacıya üniforma, elbise, ayakkabı verilmişse, bu da davacının istemiyle olmamıştır. Atış talimi yaptırılmış, mermi sarf edilmiş ise eğitim alanına, ordugaha askeri amaçla götürülmüşse bölükte kırtasiye masrafları yapılmışsa bunların hiç birinin şahsıyla doğrudan bir ilgisi olamaz. Bu harcamalar kamu hizmetinin gereği ve sonucudur ve tamamen Devlet'in karşılaması gerekli zaruri giderlerdir. 184 gün zarfında yapılan bu giderler toplam 28.254.304. TL. olup bu giderler davacının içinde bulunduğu statünün zorunlu harcamalarıdır. Davalı idare hem sakat bir idari işlem tesis edecek, hem de sana şu kadar tabanca tüfek atışları yaptırdım, ya da elektrik su harcadım deyip mahrum kaldığı öğretmenlik maaşını kesemez, mahsup ettiremez.
Davacı, vatan görevinin bir bölümünü er statüsüyle yapmışsa, gece ve gündüz eğitime çıkmışsa, nöbet tutmuşsa pek tabidir ki diğer erler gibi devlet tarafından iaşe ve ibate edilecektir. Yasa bunu gerektiriyor zira...
Davalı idarenin, davacıyı yedirmeden, içirmeden, yatırmadan, giyindirmeden göreve alması, ona bu hizmetleri yaptırması fiilen ve hukuken mümkün olamayacağına göre, şu kadar tüfekle yahut top, füze, atışı yaptırdım gibi kalemleri gösterip bunları masraf olarak göstermesi ve bu giderleri davacının yararı olarak değerlendirmesi ve hak sahibi olduğu aylığından düşmesi hukukun ana ilkeleri ve yasalarla bağdaşmaktadır.
2) Davacıya er statüsündeyken devlet tarafından yapılan masrafların devletçe geri istenmesinin Askeri Okullardan disiplinsizlik, başarısızlık gibi nedenlerle çıkarılanlardan okul giderlerinin tazmin ettirilmesi olayıyla bir benzerliği de yoktur. Okuldan çıkarma olayında, öğrenciden (velisinden) taahhütname alınmaktadır. Burada okula girmenin isteğe bağlılık yönü vardır. Yine burada Devlet, öğrenciye belirli ve zorunlu harcamalarda bulunmaktadır. Adli Yargıda görülen bu davalarda bile Devlet öğrenciden ısınma, aydınlanma, araç, genel temizlik gibi giderleri alamadığı bilinmektedir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle, çoğunluğun görüşüne ve kararına katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy