(2709 S. K. m. 125)
Davacıların vekili tarafından verilerek 19 Temmuz 1994 tarihinde davalı idarenin savunmasına karşılık verilen ve 30 Eylül 1994 tarihlerinde kayda geçen dava ile ikinci dilekçeler, duruşmada ve kararın düzeltilmesi isteminde özetle; davacıların yakını Hv.PIt.Yzb. Hakan Tüngür'ün 07 Ocak 1994 günü beraberinde Hv.PIt.Ütğm. Ali İdinak ile atış görevi yapmak için uçarlarken, uçağın kumanda almaması ve düşmeye başlaması üzerine uçağı terkederek paraşütle atladığını, ancak paraşütünün açılmaması sonucu şehit olduğunu, davacılara olay nedeniyle tazminat ödendiğini, aylık bağlandığını, bununla birlikte zararlarının karşılanmadığını, karşılanmayan zararın davalı idarece tazmini gerektiğini, olayın kamu hizmetinin görülmesi sırasında meydana geldiğini, hizmet kusuru yüzünden olayın kaynaklandığını, davacıların yakını ölmese idi kamu konutlarında oturabileceklerini, şimdi ise kirada oturduklarını bu durumun maddi zararın hesabında gözönünde bulundurulması gerektiğini talep edilen maddi ve manevi tazminatın fahiş sayılamayacağını, iddia ederek, davacı eş için 1.850.000.000. TL. maddi, 50.000.000. TL. manevi, davacı kız Gökçe Tungur için 550.000.000. TL. maddi, 50.000.000. TL. manevi, davacı oğul Baturay Tungur için 700.000.000. TL. maddi, 50.000.000. TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Kararın esasına girilmezden önce tarafların karşılıklı kararın düzeltilmesi istemlerinin tartışılıp karara bağlanması yerinde görülmüştür.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 66 ncı maddesine göre, Daireler ile Daireler kurulunca verilen kararlar bir defaya mahsus olmak üzere, ilamın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde;
a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması,
b) İlamda birbirine aykırı hükümlerin yer alması,
c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması sebepleriyle kararın düzeltilmesi istenebilir.
Davalı idarenin hükmedilen maddi tazminatın, fahiş ve nedensiz zenginleşmeye yol açtığına yönelik iddiaları, bilirkişi incelemesi ile davacıların gerçek zararlarının saptanması ve davacıların yakının müterafik kusuru esas alınarak hükme varılması karşısında yerinde görülmediği gibi, düzeltilmesi istenen karar da Kanun ve Usule uygun bulunduğundan; kararın düzeltilmesi isteminin REDDİNE.
Davacıların ileri sürdüğü iddianın haklılığı gözetilerek, hukuka aykırı AYİM. İkinci Dairesinin 10 Nisan 1996 gün ve E. 1994/1616, K. 1996/407 sayılı kararının kaldırılmasına, yargılamaya devam edilmesine OYBİRLİĞİ ile karar verilerek, esasın tartışılmasına geçildi.
Davacı Ülker Tüngür'ün kocası, diğer davacılar Baturay Tungur ile Gökçe Tüngür'ün babaları Hv.PIt.Yzb. Hakan Tüngür'ün 07 Ocak 1994 günü Eskişehir 1 nci Ana Jet Üs 111 nci Filo Komutanlığında, beraberinde Hv.PIt.Ütğm. Ali İdinak olduğu halde 77-0294 Nolu F-4 E uçağı ile hava yer atışı yapmak için uçuşa geçtikleri, bomba dairesini karşılamak için 60-70 derece ile dönüşe girdiklerinde uçağın sağa tahditleme yaptığı ve anormal duruma geçtiği, davacıların yakını ve Hv.PIt.Ütğm. Ali İdinak'ın uçağı terkettikleri, Hv.PIt.Yzb. Hakan Tüngür'ün paraşütünün açılmadığı ve yaşamını yitirdiği dava dosyasında mevcut belgelerden anlaşılmıştır.
Olayın kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayın oluşumunda davacıların yakınının ön karpit uçucusu olarak, yatışın önce 45 derece, daha sonra 60-70 derece artmasına, bu sırada tırmanış varyosunun devam etmesine, uçaktaki bu artan yatış nedeniyle G faktörünün artmasına ve uçağın süratinin daha da düşmesine, uçağın hem sağa yatışının ve hem çekiş düşük süratte sağdan burun aşağı kaparak anormal duruma girmesine karşın, son ana kadar müdahalede bulunmadığı, uçağın anormal duruma girdiğini hissettiğinde pas geçiyoruz ikazını yaptığı, haliyle koordineli kumanda kullanmaması sonucu uçağı anormal duruma soktuğu, müdahalede geç kaldığı, ikinci dönüş sonunda atlama kumandasını verdiği, ejection öncesi sağ iç ve dış uçağı çabuk terketme kolunu çektiği, bunun sonucunda paraşütünün açılmadığı, bu müterafik kusurlu eylemlerinin olayın oluşumunda ana neden olarak rol oynadığı, ölümün paraşütün açılmaması sonucunda meydana geldiği müşterek kanaat raporu ile kanıtlanmıştır.
İdarenin, eylemlerinden dolayı tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın bulunması, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Nedensellik bağının kesilmiş sayılması içinde, zararın tümüyle idare tüzel kişiliğine ve hizmete yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Müşterek Kanaat Raporunun incelenmesinden, idareye yüklenebilir bir kusur bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Ancak, olayın bir kamu hizmeti sırasında meydana geldiği gözönüne alındığında, hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerek öğretide ve gerekse yargı kararlarında kabul edildiği üzere, özellikle Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen bazı hizmetlerle, hizmetin ifasında kullanılan uçak, helikopter, silah, top, bomba, mayın gibi araç ve gereçler yapıları gereği hem ilgililer hem de üçüncü kişiler için tehlike arzederler. Bunların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir alarak önlemek mümkün olamaz, işte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerle araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl ki bunların sahibine ait oluyor ise, doğan zararlarda onların sahibine ait olmalıdır, şeklinde de ifade edilebilecek olan risk ilkesinin bir gereği olarak davacıların uğradığı zararların hizmetin sahibi idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik kararlarıyla T.C. Emekli Sandığınca olay dolayısıyla bağlanacak harp malûllüğü aylığı ile ödenen tütün ikramiyesi davacıların saptanacak maddi zararlarından düşüleceğinden, maddi tazminat isteyen davacılara bağlanan harp malûllüğü aylığı ile ödenen tütün ikramiyesinin miktarları ve şayet davacıların yakını görev dışında herhangi bir nedenden ötürü eceliyle ölse idi yine davacılara bağlanacak emekli aylıklarının miktarları sorulmuş, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 07 Temmuz 1995 gün ve B.07.1.EMS.10.01.01/61.167.010 sayılı yazıları ile: 15 Ocak 1994 tarihinden itibaren davacı eşe 4.201.000. TL. davacı kızı Gökçe Tungur ve dava oğul Baturay Tüngür'e 2.101.000.'er TL. harp malûllüğü aylığı bağlandığı, 01 Nisan 1994'te eşin aylığının 4.726.000. TL. na kız ve oğulun aylığının 2.363.000.'şer TL. na, 01 Temmuz 1994'te eşin aylığının 4.945.000. TL. oğul ve kızınkinin 2.478.000'er TL.ye yükseltildiği, 25 Temmuz 1994 günü anne Nezahat Tungur ve baba Yaşar Tüngür'ün kendilerine de aylık bağlanması istemiyle başvurdukları, 01 Eylül 1994 tarihinden itibaren eşin aylığının 3.963.000. TL.ye oğul ve kızın aylığının 2.148.000'şer TL.ye, 01 Ocak 1995 tarihinden itibaren anne ve babaya bağlanan aylıkların 4049 Sayılı Kanun uyarınca kesildiği ve eşin aylığının 6.241.000. TL. ye, oğul ve kızın aylıklarının 3.121.000.'er TL.ye, 01 Nisan 1995'te eşin aylığının 5.582.000.TL.ye, oğul ve kızınkinin 2.791.000.'er TL.ye, 15 Nisan 1995 tarihinde eşin 8.257.000. TL.ye oğul ve kızın aylığının 4.126.000.'er TL.ye yükseltildiği, davacıların yakınlarının başka bir nedenle eceliyle ölmesi halinde toplam 22 yıl 11 ay 24 günlük hizmetine karşılık 15 Ocak 1994 tarihinden itibaren eşe 2.063.000. TL. oğul ve kıza 1.032.000.'er TL. aylık bağlanacağı, bu aylıkların 01 Nisan 1994'te eş için 2.321.000. TL.ye oğul ve kız için 1.161.000.'er TL.ye, 01 Temmuz 1994'te eşin aylığının 2.450.000. TL.ye, oğul ve kızın 1.225.000.'er TL.ye, 01 Ekim 1994'te eşin 2.687.000. TL.ye, oğul ve kızın 1.344.000.'er TL.ye, 01 Ocak 1995 tarihinde eşin 3.108.000. TL ye, oğul ve kızın 1.554.000.'er TL.ye, 01 Nisan 1995'te eşin 3.357.000. TL.ye, oğul ve kızın 1.679.000.'er TL.ye, 15 Nisan 1995'te eşin 3.993.000. TL.ye, oğul ve kızın aylığının 1.997.000.'er TL.ye yükseleceği, bunlara ilave olarak 3480 sayılı kanun gereği 1994 yılı için davacı eş, oğul ve kıza onbirbuçuk aylık karşılığı 3.824.000'er TL. tütün ikramiyesi ödendiği, 5434 Sayılı Kanunun EK-20 nci maddesine göre de ikramiye farkı olarak davacı eşe 66.098.000. TL. oğul ve kıza 33.049.000.'er TL. emeklilik ikramiyesi ödendiği açıklanmıştır.
Davacılara ayrıca 2629 sayılı Kanuna göre 18 Ocak 1994 tarihinde 416.500.000. TL. tazminat ödenmiştir.
Davacı eş ve çocukların maddi zararlarının belirlenmesi için re'sen seçilen bilirkişi tarafından 19 Ekim 1995 tarihinde düzenlenerek mahkememize ibraz edilen bilirkişi raporunda davacı eş ve çocuklara sağlanan yararlar ile zararların esas alınarak yapılan hesaplara göre davacı eşin karşılanamayan maddi zararının 1.350.846.881. TL. davacı kızın 260.838.093. TL. davacı oğlun 471.136.069. TL. olduğu açıklanmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna süresi içinde olacak şekilde davacıların vekili tarafından itiraz edilmiş, zarar hesabında 15 Kasım 1995 tarihinden itibaren uygulanan aylıklarla ilgili rakamların esas alınmadığı, dönemsel artışların %5 olarak kabulünün az olduğu, eşin evlenme şans oranının %10 olarak belirlenmesinin yüksek bulunduğu ileri sürülmüştür.
Bilirkişi tarafından yeniden yapılan inceleme sonucunda düzenlediği 05 Ocak 1996 günlü raporda davacı eşin sağlanan yararlara karşın karşılanamayan maddi zararının 2.325.706. TL, davacı kızın 456.294.259. TL. davacı oğlun 821.061.546. TL. olduğu bulgulanmıştır.
İkinci bilirkişi raporu da taraflara tebliğ olunmuş itiraz edilmemiştir. Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunan 05 Ocak 1996 günlü bilirkişi raporu doğrultusunda, müteveffanın müterafik kusuru da gözönüne alınarak hükme varılmıştır.
Davacıların olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla davacılara uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı vekili manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de; Kurulumuzca davacıların ölüm olayı nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen karşılamak için takdir edilen manevi tazminat miktarları, paranın karar tarihindeki alım gücü esas alınarak saptandığından, olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesine yönelik istem reddedilmiş, ancak takdir edilen manevi tazminatlara karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı idarenin yerinde görülmeyen karar düzeltilmesi isteminin REDDİNE, 1602 Sayılı Kanunun 67/4, 71, 89 ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 442 nci maddeleri uyarınca 300.000. TL. para cezasının davalı idareden alınmasına,
2- Bilirkişi raporu ve müteveffanın müterafik kusuru gözönüne alınarak davacı eş Ülker Tüngür'e 1.740.000.000. TL. (Birmilyaryediyüzkırkmilyon Lira) maddi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
3- Davacı eş Ülker Tüngür'e müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak takdiren 50.000.000. TL. (Ellimilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
4- Davacı kız Gökçe Tüngür'e bilirkişi raporu ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak 342.000.000. TL. (Üçyüzkırkikimilyon Lira) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
5- Davacı kız Gökçe Tüngür'e müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak, takdiren 50.000.000. TL. (Ellimilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
6- Davacı oğlan Baturay Tüngür'e bilirkişi raporu ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak 615.000.000. TL. (Altıyüzonbeşmilyon TL.) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
7- Davacı oğlan Baturay Tüngür'e müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak takdiren 50.000.000. TL. (Ellimilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
8- Davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihinden ödeme tarihine dek yasal faiz uygulanması yolundaki davacı istemlerinin reddine, ancak karar tarihi olan 10 Nisan 1996 tarihinden ödeme tarihine dek %30 (Yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
10- Davacılar tarafından peşin yatırılan 29.368.000. TL. (Yirmidokuzmilyonüçyüzaltmışsekizbin Lira) harcın Harçlar Kanununun 31 nci maddesi uyarınca istek halinde davacılara İADESİNE,
11- Davalı idare harçtan muaf olduğundan aleyhine harca hükmedilmesine YEROLMADIĞINA,
12- Davacılar tarafından peşin yatırılan ye sarf edilen 3.500.000. TL (Üçmilyonbeşyüzbin Lira) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
13- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 465.000. TL. (Dörtyüzaltmışbeşbin Lira) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
14- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca hesap edilen 28.197.000. TL. (Yirmisekizmilyonyüzdoksanyedibin TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
15- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri üzerinden hesap edilen 11.810.000. TL. (Onbirmilyonsekizyüzonbin TL.) avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy