(2709 S. K. m. 125) (2330 S. K. m. 6)
Davacılar vekili 4 Nisan 1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin eşi ve babası P. Kd. ütğm. ..................'un Akçakale 2. Hd. Tb. da görevli bulunduğu 5.4.1994 gecesi çıkan silahlı çatışmada şehit olduğunu, ölüm olayı ile davacıların destekten yoksun kaldıklarını ve manevi zarara uğradıklarım bu nedenlerle müteveffanın eşi .................. için 1.800.000.000. TL. maddi, 100.000.000. TL. manevi, çocuk .................. için 650.000.000. TL. maddi, 100.000.000. TL. manevi tazminatın 1.5.1994 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında bulunan belgelerin incelenmesinden; 20 nci Zh. Tuğ. 5 nci Hd. A. 2. Hd. Tb. 7 nci Bölük Komutanı olarak görevli müteveffa P. Ütğm. ..................'un 4 Nisan 1994 gecesi 'bölüğüne bağlı Gültepe Yavuz Hudut Karakolu sınır bölgesinde kaçakçıların bulunduğunun termal kameradan fark edilmesi bilahare kendisine haber verilmesi üzerine belirtilen yere gitmekte iken o bölgedeki nöbetçiler tarafından kaçakçı zannedilerek ateş açılması sonucu şehit olduğu, olayın bir kamu görevinin ifası sırasında meydana geldiği müteveffanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır,
İdarenin hukuki sorumluluğu, için, bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması içinde zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kalbiz bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de; bir kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden neşet eden eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi gereğince davacının uğradığı zararın davalı idarece karşılanmasının gerekeceği sonucuna varılmıştır. Esasen bu durum Anayasanın 125/son maddesinin gereğidir.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin bir kamu hizmetinin ifası sırasında ölmesi halinde varislerine emekli sandığınca bağlanan vazife malûllüğü aylıkları ve ödenen tütün ikramiyeleri ile bu kimselerin vazife dışı bir nedenle ölmeleri halinde T. C. Emekli Sandığınca bağlanacak dul ve yetim aylıkları arasındaki fark davacılara bu olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edildiğinden bu husus araştırılmış, T. C. Emekli Sandığı Gn. Md. lüğünün 19.3.1996 gün ve 64.691.082 sayılı yazısı ile Genel Müdürlüğünün 6.3.1996 gün ve 49328 sayılı işlemi ile 15.4.1994 tarihinden itibaren eşine 5.525.000. TL. çocuğuna 2.763.000. TL. TSK. Vazife Malûllüğü aylığı bağlandığı, aylıklarının memur maaş katsayısı artışlarına paralel olarak artmaya devamla en son 15.11. 1995 tarihinde eşinin aylıklarının 17.030.000. TL. ye, çocuğunun aylıklarının 8.515.000. TL. ye yükseltildiği, ilgilinin 13 yıl 6 ay hizmetine karşılık eşme 55.165.000. TL. çocuğuna 27.583.000. TL. emeklilik ikramiyesi ödendiği, 3480 sayılı kanun uyarınca 1994 yılı (8,5 aylık) için eşine ve çocuğuna 4.644.000'er TL. baba ve annesine (6 aylık) 3.278.000'er TL. 1995 yılı için eşi ve çocuğuna 17.057.000'er TL. tütün ikramiyesi ödendiği, ilgili görev dışında bir sebepten vefat etseydi sandığa tabi hizmet süresi (13 yıl 6 ay) ne göre 15.4.1994 tarihinden itibaren eşine 2.203.000 TL. çocuğuna 1.102.000. TL. aylık bağlanıp, eşinin aylıklarının en son 15.11.1995 tarihinden itibaren 2.724.000. TL. ye, çocuğunun aylıklarının ise 3.862.000. TL. ye yükseltileceği bildirilmiştir.
Diğer taraftan davacı eşe 48.792.000. TL. davacı çocuğa 146.379.000. TL. anne ve babaya ayrı ayrı 41.822.000'er TL. olmak üzere 24.8.1994 tarihinde toplam 280.500.000. TL. nakdi tazminat ödendiği bildirilmiştir.
2330 Sayılı Nakdi Tazminat Denmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde Bu kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ve bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararlar karşılığıdır... denilmektedir.
Davacı e\'a7 16.10.1995 tarihli dilekçesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21/b maddesi uyarınca 1994 yılı Haziran ayından itibaren devletçe ödenmekte bulunan kira yardımından vazgeçmiş olduğunu bildirmiştir.
Bağlanan aylık, 3480 sayılı kanun uyarınca ödenen tütün ikramiyeleri ve 2330 sayılı kanun uyarınca sağlanan nakdi tazminat yararları ile davacı eş ve çocuğun olay nedeniyle uğradıkları gerçek maddi zararlarının karşılanmış olup olmadığının, karşılanmamış zararları varsa, geriye ne kadar karşılanamayan zararları bulunduğunun tespiti amacı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 27.5.1996 tarihli bilirkişi raporunda; davacı eş ..................'un maddi tazminat hak edişinin 622.220.722. TL., davacı çocuk ..................'un maddi zararlarının maddi yararlarla ve 238.394.205. TL. Fazlasıyla karşılanmış olup, ayrıca 235.060.277. TL. nakdi tazminat yararı bulunduğu ve' maddi tazminat hak edişi bulunmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar vekili 12.6.1996 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiş ise de; desteğin hizmet gelirlerinin hesaplanmasında herhangi bir hata yapılmadığı, itiraz dilekçesi ekinde sunulan hesap tablosunun hesabında tasarrufu teşvikin kesinlere dahil edilmemek suretiyle hata yapıldığı, ikinci çocuğun olacağı varsayımının ve hesapların buna göre yapılmasının mahkememizin yerleşik içtihatları gereği olduğu, bu konuda yapılan bilirkişi hesaplarının mesnedi olup ilk defa Fransa'da ve daha sonra dünyada uygulama alanı bulan PMF tablosunun esasen varsayımına dayalı bir tablo olduğu cihetle davacılar vekilinin dayanaktan yoksun itirazlarına itibar edilmemiş, ilmi verilere, Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun bulunan bilirkişi raporu kurulumuzca da kabul edilerek, bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıların eş ve babalarını kaybetmeleri nedeniyle gerek olay anında duydukları ve gerekse ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacı ile kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir. Ancak davacı çocuğun maddi zararlarının sağlanan yararlarla fazlası ile karşılandıktan sonra ayrıca sağlanan 235.060.000. TL. nakdi tazminat yararı benzer olaylarda davacı çocuklar için takdir edilen manevi tazminat miktarının çok üstünde olduğundan 2330 sayılı kanunun 6 ncı maddesi hükmü göz önüne alınarak bu davacının manevi tazminat isteminin reddi yönüne gidilmiştir.
Davacılar vekili manevi tazminat istemlerine olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isteminde bulunmuş ise de; Kurulumuzca takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar sırasındaki alış gücü esas alınarak belirlendiğinden bu talep kabul edilmemiş, ancak hükmedilen manevi tazminat miktarına karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine hükmedilmiştir.
Bu itibarla, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı Eş ..................'a 622.220.720. TL. (Altıyüzyirmiikimilyonikiyüzyirmibinyediyüzyirmi TL.) Maddi, takdiren 20.000.000. TL. (Yetmişmilyon TL.) Manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2- Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat gözönüne alınarak davacı çocuk ..................'un Maddi ve Manevi Tazminat istemlerinin Reddine,
3- Hükmedilen maddi tazminata vazife malûllüğü aylığı bağlandığı 15 Nisan 1994 tarihinden, hükmedilen manevi tazminata karar tarihi olan 20 Haziran 1996 tarihinden ödeme tarihine kadar % 30 (Yüzdeotuz) Yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy