(1602 S. K. m. 35, 42) (926 S. K. m. 125, 129, 131)
Davacı 15 Nisan 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1995 yılında TCG Berk Kom. lığı emrinde görev yaptığını, aynı yıl içerisinde yasal yıllık izninden sadece 20 günü kutlandığını, geriye kalan 25 günlük kısmını kullanmak için müteaddit defalar müracaatta bulunmasına rağmen amirlerinin kasıtlı olarak şahsını mağdur etmek maksadıyla yasal olan bu iznini vermediklerini, 1996 yılı yıllık izninin 1-30 Ocak 1996 tarihleri arasında planlanarak yetkililerce onaylandığını, 09 Ocak 1996 tarihinde istekle emekli olmak için müracaatta bulunduğunu, amirlerince bir ay içinde TSK.nden ayrılacağı bilindiği halde izninin verilmediğini, bu durum üzerine 15 Ocak 1996 tarihinde AYİM'de işlemin iptali istemiyle dava açtığını, AYİM İkinci Dairesince Yürütmenin Durdurulmasına karar verildiğini, amirlerinin bu karara rağmen sözkonusu izinlerini vermediğini nihayet 15 Şubat 1996 tarihinde istekle emekli olarak TSK. lerinden ayrıldığını, yasal izinlerinin amirlerince zamanında verilmeyerek programlı bir şekilde elinden alındığını, yasal izinlerinin amirlerince zamanında verilmeyerek programlı bir şekilde elinden alındığını, kendisiyle birlikte eşinin, çocuklarının ve ailesinin cezalandırıldığını bu durumun şahsında ruhi ve manevi yönden ağır çöküntüye neden olduğu, bu nedenle 50.000.000. TL. manevi tazminata dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hükmedilmesini dava ve talep ettikleri anlaşılmaktadır.
Dava, davacının 1995 yılına ilişkin izninin bir bölümü ile 1996 yılı planlı izninin verilmemesi nedeniyle duyduğu üzüntüye karşılık olmak üzere manevi tazminat istemiyle açılmıştır.
Davalı idare ilk savunmasında usule ilişkin olarak davacının işlemden doğan tam yargı davasını iptal davası ile birlikte açmadığına göre artık bu davanın sonuçlanmasından sonra açabileceğini, iptal davası için gerekli olan 60 günlük dava süresinin geçmesinden sonra ancak iptal davası devam ederken, tam yargı davasını açamayacağını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olduğundan, kurulumuzca bu talep için esasına geçilmeden değerlendirilmiştir.
İşlemden doğan iptal ve tam yargı davalarında dava açma süresi 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 42 nci maddesinde açık bir biçimde düzenlenmiştir.
1602 Sayılı Kanunun 42 nci maddesi aynen İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. hükmünü amirdir.
Davacının 1995 yılında yıllık izninin kullanmadığı kısmının verilmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle 15 Ocak 1996 tarihinde AYİM'de iptal davası açtığı, bu dava henüz sonuçlanmadan ancak 60 günlük dava süresi geçirildikten sonra 14 Mayıs 1996 tarihinde AYİM'de doğrudan tam yargı davası açtığı, ilk açtığı iptal davasının 05.06.1996 tarihinde sonuçlandığı ve davacıya 19.07.1996 tarihinde tebliğ edildiği dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır.
İdari işlemlerden doğan tazminat davaları 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 42 nci maddesinde belirtildiği gibi ya doğrudan doğruya iptal davasının tabip olduğu süre içerisinde açılır ya iptal davası ile birlikte açılır ya da ilk önce iptal davası açılır bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde açılır. Davacı bu şıklardan sonuncusunu tercih ederek öncelikle yıllık izninin verilmemesi işleminin iptali istemiyle 15 Ocak 1996 tarihinde AYİM'de dava açmış ancak bu dava derdest iken 14 Mayıs 1996 tarihinde AYİM'de bu kez aynı işlem nedeniyle tam yargı davası açmıştır. Bu durumda, davacının iptal davasının sonucunu beklemesi bu kararın kendisine tebliği üzerine tam yargı davasını açması gerekirken, kararı beklemeden tam yargı davası açtığına göre davanın zamanından önce açıldığı gerekçesiyle reddinin gerekeceği düşünülebilir. Ancak Kurulumuz davacının ilk açtığı iptal davasının harara bağlanması üzerine davacının tam yargı davası açma hakkı bulunduğundan zamanından önce açılan tam yargı davasının erken açıldığı gerekçesiyle reddi yoluna gidilmemesi, iptal davası sonuçlanıncaya kadar davaya bakılmaması, bunun bekletici bir mesele sayılmasının uygun olacağı sonucuna varılmış, bu arada davacının ilk açtığı iptal davasında 05 Haziran 1996 tarihinde karara bağlandığı görülmekle davalı idarenin usule ilişkin itirazına itibar olunmayarak dosyanın esastan incelenmesine geçilmiştir. Bu görüşe Üye Hak.Kd.Alb. İrfan Erdinç katılmamıştır.
926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 125 nci maddesi; Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup subay ve astsubayların barışta her yıl 45 gün izin almaya hakları vardır. Bu müddete yol dahil değildir. Bu iznin 15 gününü mazeret izni olarak kullanılır. hükmünü, 129 ncu maddesi; Yıllık izinlerin süresi içinde kullanılması esastır. Ancak, hizmet sebebiyle izinlerini kısmen veya tamamen kullanamayanların izinleri müteakip sene içinde verilebilir. Bu müddet hiçbir suretle 60 günü geçemez. hükmünü ve 131 nci maddesi Savaş ve olağanüstü hallerde ve sıkıyönetim müddetince Genelkurmay Başkanının göstereceği lüzum üzerine, Milli Savunma Bakanının teklifi ve Milli Savunma Bakanı ile Başbakanının imzalayacakları ortak kararnameyle izin süreleri kısaltılabilir veya kaldırılabilir. hükmünü amirdir.
Aynı hususlar, TSK. İzin Yönetmeliğinde belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi yıllık izinlerin verilmesi hususunda Kanun idareye bir takdir yetkisi tanımamıştır. Ancak izinlerin verilme zamanı ya da bölünerek verilmesi konusunda bir taktir yetkisi tanımıştır. İdarenin subay ve astsubaylara senelik izinlerini hizmet gerekleriyle de olsa hiç vermeme gibi bir takdir yetkisi yoktur. Ancak savaş, olağanüstü hal ve sıkıyönetim hallerinde izinler kaldırılabilir veya izin süreleri kısaltılabilir.
Davacının 1995 yılına ilişkin izninin bir bölümü ile 1996 yılı planlanmış yıllık izninin, AYİM. İkinci Dairesinin 24 Ocak 1996 gün ve E.: 1996/72 sayılı yürütmenin durdurulması kararına rağmen davacının emekliye ayrıldığı 15 Şubat 1996 tarihine kadar verilmediği sabit olup bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. İznin verilmemesinin sebebi idarece hizmet ihtiyacı olarak gösterilmiş ise de, yukarıda belirtilen yasa hükümleri ve Dairemizin Yürütmeyi durdurma kararı karşısında davacının yıllık izinlerinin verilmemesi işleminin hukuka aykırı bulunduğu, davacının yıllık izinlerini hukuka aykırı olarak vermeyen idare ajanlarının kusurlu davranışları nedeniyle hizmetin iyi işlemediği, yıllarca Silahlı Kuvvetlerde hizmet eden davacının tam emekli olduğu sırada bu tür bir işleme maruz kalması nedeniyle duyduğu üzüntü, tedirginlik ve endişe sebebiyle uygun miktarda manevi tazminat verilmesine karar verilmiştir.
Davacı manevi tazminat istemine dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de takdir edilen manevi tazminat miktarı paranın karar anındaki alım gücü sosyal ve ekonomik koşullar esas alınarak tesbit edildiğinden davacının talebinin reddi cihetine gidilmiş ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz verilmesi kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Takdiren davacı Ahmet Karakuş'a 10.000.000. TL. (Onmilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2- Manevi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz verilmesi isteminin REDDİNE, ancak karar tarihi olan 04 Aralık 1996 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (Yüzdeotuz) yasal faiz VERİLMESİNE.
KARŞIOY GEREKÇEMİZ
Davacıya 1995 yılı yıllık iznin o yıl içinde, 1996 yılı iznini ise 1-30 Ocak 1996 günleri arasında planlamasına karşın, planlandığı dönemde kullandırılmaması yüzünden uğradığı manevi zararın tazmini istemiyle açtığı davada, davalı idarenin tazminle yükümlü tutulmasına çoğunluk kararıyla hükmedilmiş ise de; davacı TCG Berk Komutanlığı emrinde görevli olup görevli olduğu yer Silahlı Kuvvetlere ait bir savaş gemisidir. Kamu hizmetinin gemide verilecek olmasının yarattığı güçlükler ve hizmet koşullarından kaynaklanan nedenler esas alınarak, söz konusu izinlerin salt hizmetin aksatılmadan yürütülmesi amacıyla zamanında verilemediği gözönünde tutulduğunda, idarenin bu yolda hareket etmesinin ağır hizmet kusuru oluşturduğunu söylemek olanaksızdır.
926 Sayılı Kanunun 125 nci maddesinin 2 nci fıkrasında, yıllık izinlerin, verilmesi, zamanı ve süresinin hizmetin aksatılmaması esas alınarak, kıta, karargah ve kurum amirince düzenleneceği öngörüldüğüne göre, gemi ile hizmet verilmesinin yarattığı değişik ortamda ve sırf hizmetin aksamadan verilebilmesi için izin verilmemesinin zarardan sorumlu tutulmayı gerektirecek ağrı hizmet kusuru içinde olduğuna ve zarardan sorumlu tutulması gerektiğine esas alınamayacağı, haklılık oluşturmayacağı görüş ve kanaati ile çoğunluk kararına katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy