(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 10.06.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili terhisli er Fehim Özgür'ün 16-24 Ekim 1995 tarihleri arasında İstanbul/Davutpaşa kışlasında icra olunan Avcı Birliği Tazeleme Eğitimi ne katıldığını bu eğitim programı çerçevesinde 19.10.1995 tarihinde yapılmakta olan savaş beden eğitimi sırasında meil duvardan geçiş esnasında düştüğünü ve her iki ayağının kırıldığını, yapılan tedavileri sonucunda Gümüşsüyü Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 10.05.1996 tarih ve 653 sayılı raporu ile askerliğe elverişli olmadığına karar verildiği, ancak raporda sakatlık oranının belirtilmediğini, müvekkiline emekli aylığı bağlanması için Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne 22.05.1996 tarihinde müracaat edildiğini ve henüz sonuçlanmadığını, müvekkilinin mobilya ustası evli iki çocuklu bir kişi olduğu iyi niyetle katıldığı bu eğitim sırasında uğradığı bu olay sonucunda sakat kalıp iş yapamaz ve ailesinin ihtiyaçlarının yakınları tarafından karşılanır hale düştüğünü, olayda müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, idarenin hizmet kusurunun tartışmasız olduğunu, kaldı ki hizmet kusuru bulunmasa bile müvekkilinin zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesine göre karşılanmasının gerektiğini, müvekkiline ileride emekli aylığı bağlandığı taktirde ve maddi tazminatı karşıladığı ölçüde bu taleplerinden feragat etmek ve ancak fazlaya ait talep haklarının da saklı tutmak kaydıyla 1.000.000.000.TL maddi 200.000.000.TL. manevi olmak üzere toplam 1.200.000.000.TL. tazminata olay tarihinden itibaren tahakkuk ettirilecek kanuni faiziyle birlikte hükmedilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 4654 sayılı Memleket içi Düşmana Karşı Silahlı Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu ve aynı konudaki Yönetmelik ile 31.01.1995 tarihli başemirle yürürlüğe konulan Avcı Birlikleri Yönergesi Hükümlerine göre 16-24 Ekim 1995 tarihleri arasında İstanbul Davutpaşa kışlasında tazeleme eğitimine tabi tutulduğu, 19.10.1995 günü sabahı yapılan savaş beden eğitimi sırasında meil duvardan geçerken düşerek ayaklarından yaralandığı yapılan tedavilerinden sonra Gümüşsüyü Askeri hastanesi Sağlık kurulunun 10.05.1996 gün ve 653 sayılı raporu ile Bilateral kalkaneus kırık nekahatlisi + sağ ayakta eversiyon ve inversiyon kısıtlılığı teşhisi konularak B/66 F-5 Askerliğe Elverişli değildir kararı verildiği,
01.03.1997 tarihinden itibaren T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce Vazife malûllüğü aylığı bağlandığı, tütün ikramiyesi ödeneceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Yaralanmaya neden olan olayın meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez. Ancak zararın bir askeri hizmetin ifası sırasında meydana geldiği ve olayın meydana gelmesinde de davacının kusurunun bulunmadığı sabit olup hizmet ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğundan zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılmasının adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden davacının zararlarının kusursuz sorumluluk ilkelerine göre karşılanması gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının maddi zararlarının tesbiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 12.09.1997 tarihli bilirkişi raporunda davacının maddi zararının sağladığı maddi yararlarla fazlasıyla karşılanmış olduğundan maddi tazminat hakedişinin mevcut bulunmadığı belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna davacı vekili; T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıkların maddi tazminat hakedişi hesaplamalarında maddi yarar olarak kabul edilmesinin davacıya bağlanan emekli aylığının her yıl belirlenecek sakatlık oranına göre değişebileceği halde bu oranın hiç değişmeyeceği nazara alınarak hesaplamanın yapılması, davacıya henüz tütün ikramiyesi ödenmediği halde ödenmiş gibi hesaplama yapılması, hesaplamanın bir takım farazi ve muhtemel hesaplara dayanılarak yapılması nedeniyle hatalı ve gerçeklerden uzak olduğundan bahisle itiraz olunmuş ise de; T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan davacıya olay nedeniyle bağlanan maluliyet aylığının maddi tazminat hesabında yarar olarak kabul edilmesine, hesaplamanın mevcut maluliyet oranı ve bu orana göre bağlanan mevcut aylık miktarı nazara alınarak yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, tütün ikramiyesinin 1998 yılı ilk üç ayı içerisinde ödeneceğinin T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce resmen bildirilmesi ve hesaplamanın bilirkişiye Dairemizce verilen talimat doğrultusunda yapıldığının anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin itirazlarına itibar olunmayarak ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporu uyarınca tatbikat yapılmıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ileride duyacağı acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Dava duruşmalı görülmüş ise de, davanın açıldığı tarihte davacıya henüz T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce maluliyet aylığı bağlanmamış bulunması maddi zararın bağlanacak aylıkların miktarına göre belirleneceği nazara alınarak Mahkememizin bu yöndeki yerleşik içtihatları uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine ücreti vekalete hükmolunmamıştır.
Davacı manevi tazminat istemine olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de, takdir edilen manevi tazminat miktarı paranın karar anındaki alım gücü sosyal ve ekonomik koşullar esas alınarak tespit edildiğinden davacının talebinin reddi cihetine gidilmiş, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz verilmesi kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacının MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
2- Takdiren davcıya 75.000.000. TL (YETMİŞBEŞMİLYON TL) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Davacının manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması isteminin REDDİNE, ancak karar tarihi olan 22 Ekim 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar %30 (YÜZDEOTUZ) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Dava adli yardımlı görüldüğünden ve davalı idare Harçlar Kanununun 13/f maddesi gereğince harçtan muaf bulunduğundan harca hükmedilmesine YEROLMADIĞINA,
5- Dava adli yardımlı görüldüğünde davalı idare tarafında sarf edilen posta pulu giderlerinin davalı idare üzerinde BIRAKILMASINA,
6- Davacı tarafından peşin yatırılıp sarfedilen 3.000.000. TL. (ÜÇMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7- Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifeleri gereğince hesapedilen 7.500.000. TL (YEDİMİLYONBEŞYÜZBİN TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8- Dava duruşmalı olarak görülmüş ise de, yukarıda belirtilen nedenlerle reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine Avukatlık Ücretine hükmedilmesine YEROLMADIĞINA,
Reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesapedilen (Tarifenin 11 nci maddesi de nazara alınarak) 7.500.000. TL. (YEDİMİLYONBEŞYÜZBİN TL) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy