(2709 S. K. m. 10) (357 S. K. m. 2)
Davacının, 18 Mart 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 27 Mayıs 1996 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; 1991 yılında Astsubay Hazırlama Okulu 3. Sınıfında askeri öğrenci iken, Üniversite imtihanına girmesine izin verilen 18 kişilik kontenjanın içinde, İ. Ün. Hukuk Fakültesini kazandığını, J. Gnl. K. lığının 4.9.1991 tarihli emri ile Hukuk Fakültesinde askeri öğrenci olarak okumak üzere gönderildiğini, Seyfi Bulduk, Cengiz Türkol ve Yunus Yılmaz ile birlikte 4 yıl boyunca hakim apoleti taktıklarını, 1995 yılı Eylül ayında fakülteden mezun olduğunu, 4 Kasım 1995 tarihinde Fakülte ve Yüksek Okullar Askeri Öğrenci K. lığında yapılan törende rütbesinin Hakim teğmen olarak okul komutanı tarafından takıldığını, tören nedeniyle ailesine gönderilen davetiyede J. Hak. Tğm. Gürsel Kenar ve ailesi ibaresinin yer aldığını, mezuniyet töreninden sonra hakimlik stajına başlamayı beklerken J. Genel K.lığının 16 Ocak 1996 tarih ve PER. 4120-1-96/Kd.Sic.Ş.Değ.(245) sayılı emri ile J. Öğretmen Teğmen olarak nasbedildiğini öğrendiğini, bu durumun kendisinde, ailesinde ve Fakülte ve Yüksek Okullar Askeri Öğrenci Komutanlığında şaşkınlık yarattığını, kendisi ile birlikte aynı komutanlıkta okuyup mezun olan Cengiz Türkol ve Yunus Yılmaz'ın hakim teğmen olarak nasbedildiğini, aynı eğitimi görmüş 4 askeri öğrenciden ikisinin öğretmen, diğer ikisinin hakim olarak nasbedilmesinin izahını yapmakta zorluk çektiğini, kendisinin J. Genel Komutanlığının 4 Eylül 1991 tarihli emri ile hukuk branşında eğitim görmek üzere gönderildiğini, bu emirdeki hukuk branşı teriminin kendisinde askeri hakim olarak okutulduğu kanısını uyandırdığını, hukuk fakültesinde öğretmenlik yapabilmek için pedagojik formasyon dersleri verilmediğini, Fakülte ve Yüksek Okullar Askeri Öğrenci Komutanlığında hukuk fakültesinde askeri öğrenci olarak okuyan öğrencilerin istinasız hakim teğmen olarak mezun olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığının 17 Ocak 1994 tarihinde Tebliğler Dergisinde yayınlanan kararında hukuk fakültesi mezunlarına pedogojik formasyon dersi verilmediğini, şahsına yapılan muamelenin Anayasanın ruhuna ve özüne hakim olan ve 10. maddesinde de açıkça belirtilen eşitlik ilkesine uymadığını, 357 sayılı Kanunun 2. maddesinin B bendinde açık olarak Silahlı Kuvvetler adına hukuk fakültesinde öğrenim görenlerin hakim olacağının belirtildiğini ve idareye takdir yetkisi tanınmadığını, bu nedenle idari işlemin bu maddeye açıkça aykırı olduğunu, yine Milli Savunma Bakanlığının yayınlamış olduğu Askeri hakim Adaylarının Seçimi ve Yetiştirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğin 19. maddesinde de Hukuk Fakültesini Askeri öğrenci olarak bitirenlerin Hakim Adaylığı stajına başlamadan önce askeri eğitime tabi tutulacağının öngörüldüğünü, bu hükümden dolaylı yoldan Hukuk Fakültelerini askeri öğrenci olarak okuyanların askeri hakim olarak nasbedileceğini gösterdiğini, ayrıca TSK. Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinin 3. maddesinin hükmü gereğince 4 yıl Hukuk Fakültesinde okuyan ve mezun olan kişinin askeri hakim olarak sınıflandırılması gerektiğinin her türlü izahtan vareste olduğunu, kaldı ki KKK. lığının 12 Ocak 1995 gün ve PER. 43 (1.1.1995/Per. DA. PL S. (1) (3) sayılı uzman personel temin ve yetiştirme planı (1995-244) konulu emri ile KKK. lığının Askeri hakim sınıfına olan ihtiyacının belirlendiğini ve 1996 yılında kendi nam ve hesabına hukuk fakültesini bitiren Harp Okulu mezunu subaylardan 9 personelin askeri hakim sınıfına geçirilmesine karar verildiğini, adı geçen emirle idarenin askeri hakim sınıfına olan ihtiyacı açıkça ortada olduğunu, imtihana girmesi kabul edilen 28 subaydan, jandarma sınıfı 3 subayın da yer aldığını, idarenin Silahlı Kuvvetler adına askeri öğrenci olarak okumuş personeli askeri hakim olarak atamayıp bu ihtiyacını değişik yollardan karşılamaya çalışmasının izahının güç olduğunu, idare savunmasında kontenjanda hukuk fakültesi bulunmadığından J. öğretmen teğmen olarak atandığını belirtmekle çelişkiye düştüğünü çünkü kontenjanın öğretmenlik branşının da bulunmadığını, ayrıca idarenin daha sonra kendisini hukuk fakültesinde okutma kararını vermekle kontenjana hukuk fakültesini de eklemiş olduğunu, 1991 yılında kendilerinden başka askeri okul kaynaklı 2 öğrencinin İstanbul Hukuk Fakültesinde 3 öğrencinin ise Ankara Hukuk Fakültesinde okumakla TSK. leri tarafından tanınmış kontenjan uyarınca okuttuğunu ve bu şahısların hakim teğmen nasbedildiğini, idarenin kendisi ile birlikte Seyfi Bulduk'u hukukçu personel olarak ihtiyacı için okuttuğu gerekçesinin de, Jandarma Okullarında Anayasa dersi olmaması ve diğer hukuk bilgisini gerektiren derslerde aynı derecede jandarma bilgisinin de gerekmesi ve hukuk dersleri kadrosunun jandarma olarak gösterilmesi nedeniyle geçerli olmadığını, jandarma okullarındaki hukuk derslerine hukuk fakültesinde okuyan öğrencilerin girdiğini, mezun olmanın şart olmadığını, ihtiyacını bunlarla karşılandığını idare kendi hesabına hukuk fakültesinde okuyan subayların öğretmenliğe geçmesini kabul etmediği gibi, kendi hesabına okuyan astsubayların da subaylığa geçme isteklerini kabul etmediğini, bu nedenle idarenin çelişki içinde bulunduğunu, 357 sayılı kanun uyarınca hukuk öğrenimi görmüş tüm subayların mutlaka hakim sınıfına geçirileceği hakkında hüküm bulunmadığının doğru olduğunu, ancak idarenin takdir hakkının subay olduktan sonra kendi hesabına hukuk fakültesinde okuyan subaylar için geçerli olduğunu, kendisi gibi askeri öğrenci olarak okuyanlar için idarenin takdir hakkının bulunmadığını, idarenin takdir hakkının onun okutulup okutulmaması konusuna münhasır olduğunu, Harp Okulu mezunu olmadığı için askeri hakimlik sınavına girme hakkının bulunmadığını, Harp Okulu mezunu olup kendi hesabına hukuk fakültesini bitiren subayların askeri hakimlik sınavına girip askeri hakim olabildiklerini, bu durumun Anayasanın ruhuna ve özüne hakim olan ve 10. maddesinde açıkça zikredilen eşitlik anlayışıyla bağdaştırmanın mümkün olmadığını, idarenin iki öğrencinin (davacı ve Seyfi Bulduk) un öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla okutulacağının hangi şekilde tarafına duyurulduğu konusunda bir açıklama yapmadığını, idarenin kendisini hukuk fakültesinde okutma kararının tek taraflı bir işlem olarak düşünülmemesi gerektiğini, kendisinin iradesinin de önem taşıdığını, kendisinden bir üst sınıfta olan İstiklal Akkaya isimli öğrencinin hukuk fakültesini kazanması üzerine okumasına müsaade edilmediğinden tazminat ödeyerek askeri okuldan ayrıldığını, açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun haksız işlemin iptaline karar verilmesi istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden, davacının 1990-1991 eğitim ve öğretim yılında J. Astsb. Hazırlık Okulu 3. sınıfında okumakta iken J. Gn. K. lığınca ÖSS ve ÖYS. sınavlarına girmesi uygun görüldüğü davacının bu sınavlara girerek İst. Ünv. Hukuk Fakültesini kazanması üzerine, Jandarma Okullar Komutanlığının 26 Ağustos 1991 gün ve HRK. 0530-104-91/7802 sayılı yazıları ile J. Gn. K. Iığının 14 Kasım 1990 tarihli emrinde kontenjan verilmemesine rağmen Jandarma Okulları ve Jandarma Teşkilatı için hukukçu personele ihtiyaç duyulduğu ve her geçen gün bu ihtiyacın artacağı göz önünde bulundurularak İstanbul Hukuk Fakültesini kazanan Gürsel Kenar ile Seyfi Bulduk'un askeri öğrenci olarak okutulmasının yararlı olacağı değerlendirildiği belirtilerek Jandarma Genel K. lığına önerildiği, Jandarma Genel K. lığının 4 Eylül 1991 gün ve HRK. 4126-1-91/Ok. Ş. (575) sayılı yazısı ile aynı dönemde kontenjan verilen diğer branşlarda Üniversite imtihanını kazanan öğrenciler gibi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanan Gürsel Kenar ile Seyfi Bulduk'un hukuk branşı için askeri öğrenci olarak okutulmaları uygun görüldüğü ve davacının İstanbul Hukuk Fakültesine kaydının yapılarak 4 yıl boyunca askeri öğrenci olarak okuyup Eylül 1995 tarihinde hukuk fakültesini bitirmesi üzerine J. Gn. K. lığının 16.1996 tarihli emri ile 30 Eylül 1995 tarihinden geçerli olarak Jandarma Öğretmen Teğmenliğe nasbedildiği anlaşılmıştır.
Davacının dava dilekçesindeki J. Genel K. lığının 4 Eylül 1991 tarihli emri ile Hukuk Branşında eğitim görmek üzere gönderildiği beyanı karşısında, davacının hukuk fakültesine gönderildiği sırada hukuk branşında öğrenim görmek için gittiğini bildiği görülmüştür.
2308 Sayılı Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanununun 13/2 nci maddesinde Jandarma Subay ve Astsubayların duyulan ihtiyaca göre Genelkurmay Bşk. lığının onay alınmak kaydıyla sınıflara ayrılacağı belirtilmiştir. Bu hükme dayanılarak Genelkurmay Başkanlığının 16 Aralık 1983 tarih ve Per: 3958-26-83/Per. Ynt. Ş. (4) sayılı onayı ile Jandarma sınıfları arasında askeri hakim sınıfı çıkartılmıştır. Bu itibarla 1983 tarihinden itibaren J. Gn. K. lığı sınıfları arasında askeri hakim sınıfı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarenin kendi bünyesinde bulunmayan hakim sınıfı için öğrenci olarak eleman yetiştirmeyi düşündüğü iddia edilmeyeceğine göre davacıyı hakim sınıfı dışında hukukla ilgili başka bir biçimde istihdam amacıyla hukuk fakültesinde yetiştirdiği aşikardır. Bu hususta yukarıda izah edilen Jandarma Okullar Komutanlığının önerisi ve Jandarma Genel Komutanlığının Hukuk Fakültesine gönderme nedeni açıktır ve bunu da davacı baştan beri bilmektedir.
Jandarma Genel K. lığının 14 Kasım 1990 tarih HRK.: 0530-34-90/Ök. Ş. (980) sayılı yazısı ile J. Astsb. Hzl. Okulu 3 ncü sınıfında başarılı 18 öğrencinin 1991 yılı ÖYS sınavına girmeleri ile diş tabibi, inşaat mühendisliği, mimar, mühendisliği, kimyager, bilgisayar programcısı, beden eğitim öğretmeni ve bando branşlarını kazanmaları halinde okullara kayıtlarının yapılması belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak kontenjan verilmemesine rağmen davacı dahil 2 öğrencinin İstanbul Hukuk Fakültesini kazanmaları üzerine bu öğrencilerin J. Okullarında okutulmakta olan T.C. Hukuku, İdare Hukuku ve İdari, Kanunlar, İç Hizmet ve Askeri Ceza Kanunlarındaki öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla hukuk fakültesinde yetiştirildikleri dava dosyasındaki belgelerden anlaşılmıştır.
Davacı hukuk fakültesinde 4 yıl askeri öğrenci olarak beraber okuduğu askeri öğrencilerin hakim teğmen nasbedilmesi karşısında kendisinin keyfi olarak öğretmen teğmen nasbedilmesinin TSK. de böyle bir haksızlığın emsali bulunmadığı yolunda itiraz etmiş ise de, TSK. nin diğer Kuvvetlerine mensup öğrencilerin statüleri dava konusuna emsal teşkil edemeyeceği, J. Gn. K. lığına mensup öğrencinin ise davacı gibi öğretmen teğmen nasbedilmesi karşısında davacının bu itirazlarına da itibar edilmemiştir.
Kendi nam ve hesaplarına hukuk fakültesini bitiren J.Subay ve J. Astsb. larının öğretmen sınıfına geçirilmek için yapmış oldukları müracaatlara idarece ihtiyaç olmadığı belirtilerek red edilmiş olmasına rağmen davacı aynı yıl içinde öğretmen nasbedilmiş olduğunu ileri sürmekte ise de; davalı idarenin önceden planlayarak ihtiyacını karşılamak üzere davacı gibi yetiştirdiği elemanları mevcut bulunurken j. subay ve astsubay statüsündeki istekli personelin önceden öğretmen statüsüne geçirmemesinde hukuka aykırılıktan söz edilemeyeceği şüphesizdir.
Davacının kendiliğinden hakim apoleti takması ve bu şekilde bir çok etkinliğe katılması kendisine bir hak kazandırmayacağı gibi ne eşitlik ne de hakkaniyet ilkelerine aykırı bir yön bulunmaktadır.
Hakim sınıfı KKK. lığı, Hv. KK. lığı, Dz. KK. lığı için söz konusu olup, davacı yönünden hakim sınıfında subay nasbedilmesi için öncelikle Genelkurmay Başkanlığının onayı alınıp hukuk fakültesinde öğrenciliğe başladığı aşamada belirtilen kuvvetlerden birine geçirilmesi durumunda kazanılmış bir hakkından söz edilebileceği, oysa işin başlangıcında böyle bir kuvvet değişikliğinin söz konusu olmadığından, ancak, öğrenimine uygun şekilde J. Genel Komutanlığına ait sınıflardan birisinde subay nasbedileceği gözönüne alınarak davacının öne sürdüğü tüm iddiaları kabule değer görülmemiştir.
357 Sayılı Kanununun 2 nci maddesine göre Askeri hakim Savcı Kaynakları arasında Askeri Liseleri bitirip sonra hukuk fakültelerine gönderilip öğrenimlerini başarı ile bitirenler sayılmış olması, her hukuk fakültesini bitiren personelin hakim statüsüne geçirileceği anlamına gelmez. İdare ihtiyacını belirleyerek öğretmen yapmak amacıyla hukuk fakültesinde öğrenci yetiştirmesine mani bir hüküm olmadığı gibi 1991 yılında davacı ile beraber 2 astsubay öğrencisini hukuk fakültesinde yetiştirerek öğretmen teğmen nasbedilmesinde hukuka aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Davacının hukuk fakültesini bitirdikten sonra öğretmen nasbedilmesi işlemi yetki, şekil, konu, neden ve amaç yönlerinden hukuka uyarlı bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklandığı üzere yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy