(2803 S. K. m. 5, 21) (325 S. K. m. 1)
Davacı tarafından verilerek 24 Aralık 1996 günü kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1995 yılı genel atamalarında Milli Savunma Bakanlığı Seferberlik Dairesi Başkanlığı Jandarma Genel Komutanlığı Mal ve Hizmet Seferberlik Şubesi Kaynak Tesbit Subaylığı kadro görevine Jandarma Genel Komutanlığınca atandırıldığını, 2803 Sayılı Kanunun 21 nci maddesinin 547 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirildiğini, Jandarma Genel Komutanlığında görevli ibaresinin kaldırıldığını, yerine Jandarma Genel Komutanlığı fiili kadrolarına atanmış ifadesinin getirildiğini, kendisine emsal oluşturan bir jandarma subayı tarafından açılan davada, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 11 Ekim 1996 gün ve E. 1996/687, K. 1996/970 sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiğini, bunun üzerine davalı idareye başvurarak asayiş tazminatının tarafına da ödenmesini istediğini, isteminin reddedildiğini, esasen atandırıldığı kadronun Jandarma Genel Komutanlığına tahsisli bir kadro olduğunu, kadroya atama işleminin Jandarma Genel Komutanlığınca yerine getirildiğini ve atamanın bu Komutanlıkça yapıldığını, haliyle atandığı kadronun Jandarma Genel Komutanlığının fiili kadrosundan sayılması gerektiğini, emsal bir olayda verilen yargı kararının bu durumu doğruladığını, aynı durumda olan bir subaya yargı kararıyla da olsa asayiş tazminatı ödenirken kendisine ödenmemesinin, eşitlik, hakkaniyet ilkeleriyle bağdaştırılamayacağını, işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının Jandarma Genel Komutanlığı personeli olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Zira, Jandarma sınıfında Muhabere Yüzbaşı rütbesindedir. 1995 Genel atamaları ile Milli Savunma Bakanlığı Seferberlik Dairesi Başkanlığına ait olup Jandarma Genel Komutanlığına tahsisli bulunması nedeniyle personel gereksinimi bu Komutanlıkça karşılanması Mal ve Hizmet Seferberlik Şubesi Kaynak Tesbit subaylığı kadrosuna atandırılmıştır. Asayiş tazminatı ödenmesi için davalı idareye başvurmuş, istemi görev yaptığı kadronun Jandarma Genel Komutanlığının fiili kadrosu olmadığından Milli Savunma Bakanlığı Seferberlik Dairesi Başkanlığının 19 Aralık 1996 gün ve ŞEF.: 1996-18-96/İD.Ş.(859) sayılı işlemi ile reddedilmiştir. İşlemin iptali için işbu dava açılmıştır.
Uyuşmazlığın esası, asayiş tazminatının ödenmesi usul ve esaslarının, kimlere ödenmesi gerektiğinin ve davacının görevli olduğu kadronun Jandarma Genel Komutanlığının fiili kadrosu sayılıp sayılmayacağının irdelenmesi sonucu oluşacak kabule göre çözümlenebilecektir. İşlemin hukuka uygunluğu veya aykırılığı da bu tartışma sonucuna göre beklenebilecektir.
2803 Sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunun 21 nci maddesinde Jandarma Genel Komutanlığına mensup veya bu Komutanlık bünyesine atanmış diğer kuvvetler askeri personeline ayrıca emniyet ve asayiş hizmeti muhtelif ücret ödemesi yapılır. Bunun miktarı ile ödeme hal ve şartlan her yıl Bütçe Kanununda belirtilir. denilmiştir.
Madde, 486 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 18 nci maddesi ile değiştirilmiştir. Bu kez Jandarma Genel Komutanlığında görevli subay, astsubay ve uzman jandarma ve uzman erbaşlara; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil): a) Komando veya sınır birliklerinde %15, b) diğer karargah, birlik ve kurumlarda %13 tutarını geçmemek üzere İçişleri Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre fazla çalışma karşılığı asayiş tazminatı ödenir. hükmü yazılıdır.
Madde 547 Sayılı Kanun hükmünde Kararname ile tekrar değiştirilmiş, en son Jandarma Genel Komutanlığı fiili kadrolarına atanmış subay astsubay ve uzman jandarma ve uzman erbaşlara 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil):
(a) Komando ve sınır birliklerinde %15,
(b) Diğer karargah, birlik ve kurumlarda %13.
Tutarını geçmemek üzere İçişleri Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre fazla çalışma karşılığı asayiş tazminatı ödenir. Bu tazminattan damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz. şeklini almıştır.
Görüldüğü gibi, asayiş tazminatı subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaş statüsündeki personele ancak, Jandarma Genel Komutanlığı fiili kadrolarına atanmış olması, koşulu ile ödenebilecektir.
Kamu kurum ve kuruluşlarının görev, yetki sorumlulukları yanında, bu hususları yerine getirebilmek, üstlendiği görevleri topluma arzedebilmek için örgütlenme (teşkilatlanma) biçimleri de mevzuatında gösterilmiştir. Örneğin 2803 Sayılı Kanunun 5 nci maddesinde: Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatının, görevin özelliğine ve Türk Silahlı Kuvvetlerindeki esaslara göre kendi kuruluş ve kadrolarında gösterileceği hükme bağlanırken, 325 Sayılı Milli Savunma Bakanlığı Görev ve Teşkilatı Hakkında Kanunun 1 nci maddesinin 2 nci fıkrası, Bakanlık teşkilatının Genelkurmay Başkanlığı ile koordineli olarak saptanıp, Silahlı Kuvvetler kuruluş ve kadrolarında gösterileceğini öngörmektedir.
Her kurum ve kuruluş üstlendiği kamu görevini topluma düzenli ve kesintisiz olarak arz etmekle yükümlüdür. Kamu hizmetinin toplum yararına olacak biçimde düzenli, kesintisiz, en iyi ve verimli götürülebilmesi için o kurum ya da kuruluşun yürüteceği hizmetin gereklerine göre örgütlenmesi ve bunun içinde hizmetin aracı durumundaki personel ve malzemeyi kadrolarında göstermesi, bir diğer anlatımla hizmet gereksinmesini esas alarak teşkilatlanması gerekir. Kısacası kadro bir kurum veya kuruluşun, hizmet gereklerine göre gereksinme duyduğu personel ve malzemenin gösterildiği hizmet cetveli olarak tanımlanabilir.
Milli Savunma Bakanlığının kadroları topluma arz edeceği kamu hizmetinin gereklerine göre belirlenmiştir. Davacının atandırıldığı Milli Savunma Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı Mal ve Hizmet Seferberlik Şubesi Seferberlik Subaylığı kadrosu da, Bakanlığın yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine özgü olacak şekilde konulmuş bir kadrodur. Bakanlığın sorumluluğunda olan kamu hizmetinin gereksinimi esas alınarak konulan bir kadronun, o kadro göreviyle ilintisi bulunmayan bir diğer kamu kurumunun kuruluşunun kadrosu olarak kabulü, kadro kavramının genel felsefe ve mantığıyla bağdaştırılamayacağı kadar, hukuken de olanaksızdır. Nitekim Jandarma Genel Komutanlığının Seferberlik hizmetlerinin yürütülmesi için kendi kuruluşu içinde ona göre örgütlendiği görülmektedir. Davacının atandırıldığı kadro ise Milli Savunma Bakanlığının görev ve sorumluluğunda olan bir kamu hizmeti için verildiğine göre kadronun bu Bakanlığa ait olduğunun kabulü gerekir. Kadronun personel gereksiniminin Jandarma Genel Komutanlığınca karşılanması, o kamu görevinin adı geçen Komutanlığın görev sorumluluğunda yürütüldüğü anlamına gelmeyeceği gibi kadronun Jandarma Genel Komutanlığına ait olduğu sonucunu da yaratamaz. Kadro personelinin Jandarma Genel Komutanlığınca karşılanması, kamu görevinin ve görev kadrosunun Komutanlığı ait bulunmasından değil, Milli Savunma Bakanlığının Türk Silahlı Kuvvetleri yönünden müşterek bir hizmet kuruluşu ve müşterek bir karargah olmasından kaynaklanmaktadır. Müşterek karargahın bir özelliği, bazı kadro görev yeri personelinin, hizmet verdiği diğer birimlere tahsislenmesi ve kadro görev personelinin tahsis edildiği kurum veya kuruluşça karşılanmasıdır. Bu uygulama bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Zira müşterek karargahlar yürütmekte yükümlü bulundukları hizmetler nedeniyle gereksinme duydukları bazı personeli başka yollarla karşılama ve yetiştirme olanağına sahip değildirler. Hizmet nedeniyle hizmetin gerektirdiği özellik ve nitelikleri taşıyan personel ancak müşterek hizmet birimiyle ilişkili diğer birimler tarafından desteklenir ve karşılanır. Müşterek hizmet biriminin personel gereksinimi yönünden kadrolarının diğer bazı birimlerce destekleniyor olması, tahsisli kadrolara personel atamakla ödevli birimlerce personel atandırılması, destek sağlanan kadroların destekleyicisi durumundaki kurum veya kuruluşa aidiyetini göstermez. O yüzden Milli Savunma Bakanlığına ait olup Jandarma Genel komutanlığına tahsisli kadroyu ve Komutanlıkça davacının atandırılması, kadronun Komutanlığın fiili kadrosu sayılmasını gerektirmeyeceğinden, asayiş tazminatı ödenmesi istemiyle yapılan başvuruyu reddeden işlem tüm yönleriyle hukuka uygun bulunmuştur.
Jandarma Genel Komutanlığına mensup personelden, Genelkurmay Başkanlığı kadrosunda aynı şekilde görevli personele asayiş tazminatı ödenmesi, Kanunun açık ve bağlayıcı hükmü karşısında davacı yönünden emsal alınamaz. Keza Dairemizin sözü edilen karamda gösterilen gerekçelere çoğunlumuzca iştirak edilememiştir.
Açıklandığı üzere, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE.
KARŞI OY GEREKÇEMİZ
Jandarma Asayiş Tazminatını 547 Sayılı KHK. çıkmadan önce sadece Jandarma Genel Komutanlığında görevli olanlar almakta iken, 09.03.1995 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 547 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesi ile 2803 Sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 21 nci maddesinde değişiklik yapılarak Jandarma Genel Komutanlığı fiili kadrolarına atanmış tüm personele bu tazminatın verilmesi sağlanmıştır. Davacıya bu tazminatın verilmemesinin nedeni, davacının Milli Savunma Bakanlığı fiili kadrolarında bulunan Seferberlik Daire Başkanlığına atanması gösterilmektedir.
1325 Sayılı Milli Savunma Bakanlığı Görev ve Teşkilatı Hakkında Kanunun 1 nci maddesinin 2 nci fıkrası Bakanlıkça, Genelkurmay Başkanlığı ile koordineli olarak düzenlenecek bu teşkilat Silahlı Kuvvetler kuruluş ve kadrolarında gösterilir. hükmünü amirdir. J.Mu.Kd.Yzb. olan davacı Jandarma Genel Komutanlığı fiili kadrosunda görevli iken Milli Savunma Bakanlığına ait Seferberlik Şubesi Kadrosuna atanmıştır. Bu kadro Jandarma Genel Komutanlığına tahsis edilmiş bir kadro olup Jandarma Genel Komutanlığının fiili kadrosu mesabesinde bir kadrodur. Bu nedenle davacıya Jandarma Asayiş Tazminatı ödenmesi gerekirken Jandarma Genel Komutanlığı fiili kadrosunda bulunmadığı gerekçesiyle bu tazminattan yararlandırmaması işlemi sebep ve maksat unsurlarıyla hukuka aykırı olduğu, işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan aksi görüşteki çoğunluk görüşüne katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy