(926 S. K. m. 10, 55, Ek m. 17) (657 S. K. m. 36) (ANY. MAH. 21.09.1993 T. 1993/21 E. 1993/30 K.) (ANY. MAH. 15.02.1995 T. 1994/89 E. 1995/10 K.) (ANY. MAH. 27.06.1995 T. 1994/90 E. 1995/22 K.)
Davacı 24.1.1997 tarihinde Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği 30 Ocak 1997 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; Dz. K.K. lığı bağlısı Dz. Eğt. ve Öğt. K. lığı emrinde Genel İdare Hizmetleri sınıfında devlet memuru olarak görev yaptığını, 15 Temmuz 1993 tarih ve 21638 sayılı resmi gazetede yayımlanan 486 sayılı KHK. nin 14 ncü maddesi ile 926 sayılı TSK Personel Kanununun Ek-187 nci maddesine eklenen fıkra ile belli merkez karargahlarında görevli olan G.İ.H. sınıfında bulunan sivil memurlara ek özel hizmet tazminatının ödenebileceğinin hükme bağlandığını, Milli Savunma Bakanlığının 7.4.1995 gün ve MLY 5625-39-93 MALİ YNT. (6) 298 sayılı uygulama emrinin Dz. Eğt. ve Öğt. K. lığının kapsam dışı bıraktığını, emrin bu kısmının iptal edilerek ek özel hizmet tazminatından yararlandırılması hususunda vermiş olduğu dilekçesine olumsuz yanıt verildiğini, bu tazminatın verilebilmesi koşullarının 486 sayılı kararnamede belirtildiğini, idarenin yalnızca anılan tazminat miktarının tesbiti konusunda yetkili olduğunu, halbuki idarenin bu yetkinin dışına çıkarak Dz. K.K.lığı Merkez Karargahında sayılan bir görevde istihdam edilmekte olduğu halde sınıfının da Genel İdare Hizmetleri oluşunu gözardı ederek tazminat kapsamı dışında bıraktığını, 486 Sayılı KHK. hükümleri incelendiğinde, idareye Merkez ve Taşra teşkilatlarını belirleme ve yeniden düzenleme yetkisi vermediğinin açıkça anlaşılmakta olduğunu, MSB. lığına bağlı Merkez ve Taşra kurum ve kuruluşlarının belli bulunduğunu ve teşkilat kuruluş şemalarında gösterildiğini, Dz. Eğt. ve Öğt. K. lığının Dz. K. K. lığına ve dolayısıyla MSB. na bağlı bir askeri kurum olduğunu, 926 Sayılı Kanunun EK-17 nci maddesinin (c) fıkrasındaki ... Merkez karargahları... Kelimelerin Anayasanın başlangıç bölümündeki Her Türk Vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanması ilkesine, 10 ncu maddesindeki kanun önünde eşitlik ilkesine ve 55 nci maddesindeki ücretle adalet sağlanması ilkesine aykırı olduğunu, ortada ağır bir biçimde hukuka aykırı ve sakat bir işlem bulunduğu belirterek ek özel hizmet tazminatının verilmemesi işleminin iptaline karar verilmesi talep ve dava ettiği anlaşılmaktadır.
Dava, davacının 926 Sayılı TSK Personel Kanununun EK-17 nci maddesine, 486 Sayılı KHK. ile eklenen fıkra uyarınca belli Merkez Karargahlarda 657 Sayılı D.M.K. na tabi olarak G.İ.H. sınıfına ait kadrolarda görevli memurlara verilmesi öngörülen ek özel hizmet tazminatından yararlandırılmamasına ilişkin işlemin iptal istemiyle açılmıştır.
Davalı idare davacının ek özel hizmet tazminatından yararlandırılmaması işleminin sebebini görev yaptığı Dz. Eğt. ve Öğt. K. lığının Dz. K. K. lığı Merkez Karargahı içinde bulunmamasını göstermiştir.
Dava konusu yapılan Ek Özel Hizmet Tazminatı 926 Sayılı TSK Personel Kanununun Ek-17 nci maddesine 15 Temmuz 1993 tarih ve 21638 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 486 Sayılı, KHK. nin 14 ncü maddesi ile eklenen fıkra ile düzenlenmiştir. Bu fıkra aynen: Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik komutanlığı Merkez karargahlarında 657 Sayılı D.M.K. nuna tabi olarak G.İ.H. sınıfına ait kadrolarda görevli memurlara 657 Sayılı D.M.K. na tabi en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil brüt tutarının %15 ini geçmemek üzere aylık derecelerine, görev unvanlarına, görev yer ve özelliklerine, öğrenim durumlarına, çalışma şartlarının zorluğuna göre Milli Savunma Bakanlığının teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine belirlenen miktar, esas ve usuller dairesinde, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmadan Ek Özel Hizmet Tazminatı Ödenir hükmünü taşımaktadır.
Milli Savunma Bakanlığınca, Kanunun bu hükmüne dayanılarak Ek Özel Hizmet Tazminatının ödenmesine ilişkin esas, usul ve tazminat oranlan tesbit edilmiş, Maliye Bakanlığının uygun görüşünün alınmasından sonra 4.8.1993 tarihinde yayımlanmıştır.
Ek Özel Hizmet Tazminatı Ödenmesine İlişkin Esaslar başlıklı düzenlemenin 2 nci maddesinde; kapsama dahil personel belirlenmiş ve Ek Özel Hizmet Tazminatı Ödenecek Personele ait kurum ve kuruluşlar EK (l) sayılı cetvelde gösterilmiştir.
3 ncü maddesinde, kapsama dahil personele (EK {II) sayılı cetvelde gösterilen oranlarda Ek Özel Hizmet Tazminatı Ödeneceği öngörülmüştür.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre, T.S.K.leri kadrolarında 657 sayılı D.M.K. na tabi olarak görev yapan memurların 486 Sayılı KHK. de öngörülen ek özel hizmet tazminatından yararlanabilmeleri için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ille Sahil Güvenlik Komutanlığı Merkez Karargahlarında görevli bulunmak, ikincisi; sayılan karargahlarda 657 Sayılı D.M.K. na tabi olarak G.İ.H. sınıfına ait kadrolarda bulunmaktır.
Davacının, Dz. Eğt. ve Öğt. K. lığında 657 Sayılı D.M.K. na tabi olarak Genel İdare Hizmetleri sınıfına tabi kadrolarda görevli bulunduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Çözümlenmesi gereken husus, davacının görev yaptığı İstanbul Dz. Eğ. ve Öğt. K. lığı Dz. K. K. lığı Merkez Karargahı içerisinde bulunup bulunmadığının tesbitidir. Zira ek özel hizmet tazminatı ödenecek personele ait kurum ve kuruluşları gösteren (II) sayılı cetvelde Dz. Eğt. ve Öğt. K. lığı Dz. K. K. lığı Merkez Karargahı içerisinde gösterilmemiştir.
Davacının görevli bulunduğu Dz. Eğt. ve Öğt. K. lığı Merkez Karargahı içerisinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin tesbiti bakımından Kurulumuzca Dz. Eğt. ve Öğt. K. lığı TMK. kadrosu ile bu kadronun Dz. K. K. lığına bağlantısını gösteren çizelgeler incelenmiştir.
TMK. ların incelenmesinden Dz. Eğt. ve Öğt. K. lığı belli bir silsile ile Dz. K. K. lığına bağlı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının görevli bulunduğu askeri kurum belli bir silsile yolu ile Dz. K. K. lığına bağlı ise de, Merkez Karargahı değildir. Zira Dz. K. K. lığı bağlı tüm kurum ve kuruluşların Dz. K. K. lığı Merkez Karargahı kapsamında değerlendirilmesi imkansızdır. 486 Sayılı KHK ile MSB bağlı tüm kurum ve kuruluşlar amaçlanmış olsaydı, Merkez Karargahında görevli deyimine yer verilmez Dz. K. K. lığına bağlı kurum ve kuruluşlarda görevli sivil memurlar denirdi. Davacının görevli bulunduğu Dz. Eğt. ve Öğt. K. lığı Merkez Karargahı dışında olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı açtığı davada uygulanan kanun hükmündeki kararnamenin, Anayasanın eşitlik hükmüne aykırı olduğunu öne sürmektedir. Anayasa Mahkemesinin birçok kanununda uygulandığı gibi Anayasanın 10 ncu maddesinde öngörülen yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez.
Yasaların uygulanmasında dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmesi ve bu nedenlerle eşitsizliğe yol açması Anayasa katında geçerli görülemez. Bu mutlak yasak, birinin aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulamasını ve ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Kimi yurttaşları, haklı bir nedene dayanarak, değişik kurallara bağlı tutulmaları, eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Özellikle, ayrılıklara dayandığı için haklı olan nedenler ayrı düzenlemeyi aykırı değil, geçerli kılar. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme aykırılık oluşturur. Anayasanın amaçladığı eşitlik, eylemli değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında yasalara konulan kurallara değişik uygulamalar yapılamaz. Durumlardaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklar, kamu yararı yada başka haklı nedenlere dayanılarak, yasalarla farklı uygulamalar getirilmesi durumunda, Anayasanın eşitlik ilkesinin çiğnendiği sonucu çıkarılamaz. Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarına göre, eşitliği bozduğu iddia edilen kural, haklı bir nedene dayanmakta veya kamu yararı amacıyla yürürlüğe konulmuş ise, bu kuralın eşitlik ilkesini zedelediğinden söz edilemez... (Anayasa. Mahkemesinin 21 Eylül 1993 gün ve E. 1993/21, K. 1993/30 sayılı 15 Şubat 1995 gün ve E. 1995/89, K. 1995/10 sayılı 26 Haziran 1995 gün ve E. 1994/90, K. 1995/22 sayılı kararları.)
Davacı 657 Sayılı D.M.K.nun 36 ncı maddesi uyarınca Genel İdare Hizmetleri sınıfına mensup devlet memurudur. G.İ.H. sınıfına dahil memurların bir kısmına söz konusu tazminatın ödenmemesi, kanun koyucunun genel takdir yetkisine dayanarak, idareye düzenleme yapma yetkisi tanınması yolunda getirdiği kuralın Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılığı düşünülmez.
Dz. K. K. lığı Merkez Karargahında görevli bulunmayan davacının 486 Sayılı KHK ile 926 Sayılı Personel Kanununun EK-17 nci maddesine eklenen fıkra uyarınca ödenmesi öngörülen ek özel hizmet tazminatından yararlandırılmasına yasal imkan bulunmamaktadır. KHK de bu tazminattan kimlerin yararlanacağı açıkça belirtilmiş olup davacı lehine yorum elverişli bir hükmede yer verilmemiştir. Bu nedenle Kurulumuzca davacı hakkında tesis olunan ek özel hizmet tazminatından yararlandırılmama işleminde mevzuata ve hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davacı gibi Merkez karargah dışında görevli bulunan memurların söz konusu ek özel hizmet tazminatından yararlanabilmeleri ancak kanun veya KHK ile yapılacak bir düzenleme ile mümkün olabileceği kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun bulunan Ek Özel Hizmet Tazminatı Ödenmemesine ilişkin işlemin iptaline yönelik davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy