(926 S. K. m. 14, 20) (357 S. K. m. 2) (2709 S. K. m. 5, 10, 11, 42, 70)
Davacı, 17 Şubat 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği cevap layihasında özetle; röntgen teknisyeni olarak görev yaptığını, görevli bulunduğu süre içerisinde kendi namına A.Ü. Hukuk Fakültesini bitirdiğini, Askeri Hakim sınıfında muvazzaf subaylığa geçirilmesine ilişkin işleminin reddedildiğini, ret gerekçesinin dayandırıldığı 353 Sayılı Yasada hukuk fakültesini bitiren astsubayların durumuyla ilgili bir boşluk bulunduğunu, yasada aranan koşulları taşımasına rağmen astsubayların hakim ihtiyacının karşılanacağı kaynaklar arasında gösterilmemesinin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek işlemin iptalini dava ve talep etmiştir.
Davacının Yürütmenin Durdurulması İstemi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 26 Mart 1997 gün ve Esas No. 1997198 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacının hukuk fakültesi mezunu olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusu, Denizli II. Tuğ. K. lığı Askeri Hastanesinde teknisyen astsubay olarak görev yapmakla iken Hukuk Fakültesini bitiren davacının astsubaylıktan askeri hakim subaylığa nasbedilip nasbedilmeyeceğidir.
926 Sayılı Kanunun 499 Sayılı KHK. nin 2 nci maddesi ile değişik 14 ncü maddesinin 3 ncü fıkrası; en az 4 yıl süreli fakülte veya yüksekokulları bitirerek muvazzaf subay olmak için başvuran astsubaylarda 30 yaşından, lisansüstü öğrenimini tamamlamış olanlar ise 35 yaşından büyük olmamak, en az 3 yıl astsubay olarak görev yapmış olmak ve yönetmelikte belirtilecek diğer nitelikleri de haiz bulunmak şartıyla Kuvvet Komutanlıklarının veya Jandarma Genel Komutanının teklifi üzerine kendi sınıflarında veya öğrenimlerinin ilgilendirdiği ihtiyaç duyulan sınıflarda teğmen rütbesiyle muvazzaf subaylığa nasbedilebilirler hükmünü içermektedir.
Anılan kanunun 20 nci maddesinde ise; Fakülte ve Yüksekokul mezunları ile yedek subaylık hizmetini yapmakla olanlardan istekli bulunanların muvazzaf subaylığa nasbedilmelerinde aranacak nitelikler ve diğer hususların yönetmelikte tesbit olunacağı belirtilmiştir.
Açıklanan yasa hükümleri genel mahiyette bir düzenleme olup, askeri hakim sınıfına geçirilmeyi kapsamamaktadır.
Askeri Hakimler Kanununun 2 nci maddesi; Askeri Hakim ve Askeri Savcı ihtiyacı aşağıda belirtilen kaynaklardan sağlanır;
A- Muvazzaf subay olan isteklilerden, üniversitelerce aranıyorsa, hukuk fakültelerine giriş sınavlarını ve testlerini kazananlardan bu fakültelere gönderilip öğrenimlerini başarı ile bitirenler,
B- Askeri liseleri bitirerek harp okullarına kabul olunan isteklilerden üniversitelerce aranıyorsa, hukuk fakültelerinin giriş sınavlarını veya testlerini kazananlardan bu fakültelere gönderilip öğrenimlerini başarı ile bitirenler,
C- Kıtada başarı göstermiş ve bir hukuk fakültesi bitirmiş bulunan yedek subaylardan askerlik görevleri sırasında istemde bulunanlar,
D- Üsteğmen veya yüzbaşı rütbesinin ilk üç yılında bulunan Harp Okulu mezunu subaylardan kendi hesabına hukuk fakültesini bitiremeyen. Bu subayların taşımaları gereken diğer özel şartlar yönetmelikle belirlenir.
E- Kendi hesabına hukuk fakültesini bitiren kadınlardan istemde bulunanlar,
F- Liseleri bitirerek hukuk fakültelerine devam hakkını kazanmış olanlar ile hukuk fakültelerinde okudukları sınıfı başarı ile geçenlerden lüzum ve ihtiyaç duyulduğunda askeri öğrenciliğe kabul edilip, öğrenimlerini tamamlayanlar.
Bu kaynaklardan faydalanmaya ilişkin şekil ve esaslar, Genelkurmay Başkanlığının teklifi üzerine, Milli Savunma Bakanlığınca tesbit olunur hükmünü amir bulunmaktadır.
Anılan yasada askeri hakim sınıfına alınacak kaynaklar tek tek sayılmış olup, bu kaynaklar arasında astsubay kaynağı yer almamaktadır. Bu nedenle astsubay olan davacının askeri hakim sınıfına geçirilmesi yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Ortada davacının ileri sürdüğü şekilde bir kanun boşluğu bulunduğundan da sözedilemez. Yasa koyucu astsubay sınıfından hakim sınıfına geçmeyi özellikle uygun bulunmamış ve astsubayları isteyerek askeri hakim kaynakları arasına katmamıştır, idarenin bu konuda olumsuz bir düzenlemesi bulunmaktadır.
Diğer taraftan davacının astsubayların hakim ihtiyacının karşılanacağı kaynaklar arasında gösterilmemesinin Anayasanın 5, 10, 11, 42 ve 70 nci maddelerine aykırı olduğu yolundaki iddiasının da geçerli bulunduğu söylenemez. Yasa koyucu Anayasaya aykırı olmamak koşuluyla her alanda düzenleme yapmak yetkisine sahiptir. 357 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinde hakim sınıfına alınacak kaynaklar arasında astsubaylara yer verilmemiş olmasının Anayasa ile bağdaşmadığı iddiasının hukuken ciddi görülmesi olanaksızdır. Yasa koyucu takdir yetkisine dayanarak muvazzaf askeri hakimliğe hangi kaynaklardan personel alınacağını belirlemiş, bu belirlemeyi yaparken astsubay kaynağından geçişe olanak sağlamamıştır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da işaret edildiği üzere yasa önünde eşitlik demek, benzer durumda olan kişilerin aynı hukuk kurallarına tabi tutulmaları demektir. Yasa önünde eşitlik ilkesi tüm yurttaşların mutlaka her yönden her zaman aynı kurallara bağlı tutulmaları zorunluluğunu getirmez. Astsubay olan davacının subay olanlarla aynı hukuksal durumda olmadığı açıktır. Bu nedenle davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacının askeri hakim sınıfına geçirilmemesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy