(1602 S. K. m. 42) (1776 S. K. m. 1)
Davacı vekili, 07 Mart 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilesinin Diyarbakır 600 Yataklı Asker Hastanesinde Ordu Hemşire olarak görev yaptığını, 7 nci Kor. K. lığı ve bağlıları ile müvekkilesinin görev yaptığı 600 Yataklı askeri Hastane Personelinin 20.11.1995 tarihinden itibaren iç güvenlik harekatı ile görevlendirilmesi üzerine 375 Sayılı KHK. nin 3920 sayılı yasayla değişik 28 nci maddesinin (A) ve (B) fıkralarında belirtilen tazminat ile kuvvetli tayın bedeli almaya hak kazandığını, müvekkilesinin özel harekat timi ve operasyon timi olarak görev yaptığı halde anılan tazminatlardan yararlanamadığını, ordu hemşire ve sivil memurlar hariç hastanede görevli tüm personelin sözkonusu tazminatları aldığını, bu durumun Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkilesine 375 Sayılı KHK. nin 28 nci maddesinin A ve B fıkraları gereği ödenmesi gereken ek tazminatın ödenmemesi, 1776 sayılı Kanun gereğince nakit ödenmesi gereken kuvvetli tayın bedelinin çalıştırılan günle sınırlandırılması işleminin iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı idare savunmasında süre aşımı itirazında bulunduğundan, Kurulumuzca öncelikle davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığı hususu incelenmiştir. Dava konusu işlemlerle ilgili olarak davacının 16 Aralık 1956 tarihli dilekçesi ile yapmış olduğu müracaata idarece 07 Ocak 1997 tarihli yazı ile cevap verildiği, söz konusu yazının davacıya 08 Ocak 1997 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 1602 Sayılı yasanın 42 nci maddesinin öngördüğü 60 gün içerisinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine gönderilmek üzere 07 Mart 1997 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesine verdiği dava dilekçesinin 14 Mart 1997 tarihinde AYİM kayıtlarına intikal ettiği anlaşılmakla davalı idarenin süreye ilişkin iddiasına itibar olunmamıştır.
Davacının, hastanede aynı şartlarda görevli tüm subay, astsubay, uzman çavuş, erbaş ve erlerin ek tazminat ve kuvvetli tayın bedelini nakit olarak almalarına karşın davacıya ordu hemşire olduğu gerekçesiyle ödenmemesinin yasanın özüne, adalet ve hakkaniyete uymadığı, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu yönündeki Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
Dava, Olağanüstü Hal Bölgesi kapsamında bulunan Diyarbakır ilinde Askeri Hastanede Ordu hemşire olarak görev yapan davacının, bir kısım kamu görevlilerine 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ödenen ilave ek tazminatın kendisine ödenmemesi keza Kuvvetli tayın bedelinin tamamının nakit olarak ödenmesi gerekirken, çalışan günle sınırlandırılarak ödenmesi işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Olağanüstü Hal Bölgelerinde görev yapan kamu görevlilerine ilave ek tazminatın ödenmesiyle ilgili koşullar 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenmiştir.
375 Sayılı KHK. nın 3920 Sayılı Kanunla değişik 28 nci maddesinin A bendinde; bu maddede düzenlenen tazminatın Sıkıyönetim veya Olağanüstü Hal ilan edilen bölgelerde Milli Savunma ve İçişleri Bakanlığınca müştereken belirlenecek benzeri kritik yörelerde özel harekat veya operasyon timi olarak görev yapan; Emniyet Genel Müdürlüğü emniyet hizmetleri sınıfı kadrolarında bulunanlar ile sözleşmeli uçuş personeline, subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlara, 285 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 ncü maddesine göre görevlendirilen personel ile Olağanüstü Hal Bölge valisi ile yardımcılarına... 28 nci maddenin B bendinde yer alan tazminata ek olarak fiilen görev yapılan süre ile orantılı olarak ay sonunda ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre söz konusu tazminattan yararlanabilmek için yasada sayılan personel arasında olmak, keza özel harekat ve operasyon timinde görev almak şartlarının bir arada mevcut olması gerekmektedir.
Belirtilen tazminattan yararlanacak TSK Personeli yasada subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaş olarak belirtilmiştir. Ordu hemşire olan davacı sayılan personel içerisinde bulunmadığı gibi özel harekat ve operasyon timinde görev ifa etmediği açıktır. Bu nedenle davacının yasada öngörülen ilave ek tazminattan yararlandırılmaması işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Kuvvetli tayin ile ilgili mevzuat hükümlerine gelince;
1776 Sayılı Kuvvetli tayın Kanunu'nun 1 nci maddesinden bu kanunun çıkarılmasındaki amacı seferde ve sefer mahiyetinde mühim harekat ile büyük manevralarda, fazla beden zayiatını mucip olacak hallerde askerin günlük tayın istihkakının artırılması olduğu anlaşılmaktadır.
Olağanüstü Hal Bölgesinde İç Güvenlik Harekatı ile görevlendirilen birliklerin iaşe hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla 2935 Sayılı Olağanüstü Hal kanununa 18.05.1990 tarihinde 427 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen 2. madde ile bölgede iç güvenlik harekatı ile görevli birliklerin 1776 sayılı Kuvvetli Tayın kanununa göre iaşe edilmeleri imkanı getirilmiştir.
427 sayılı KHK ile 2935 Sayılı Olağanüstü Hal Kanununa eklenen EK-2 nci maddenin birinci fıkrasında Olağanüstü Hal ilan edilen bölgelerde iç güvenlik harekatı ile görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetleri (Jandarma ve Sahil Güvenlik Birlikleri dahil) birlikleri 23.03.1992 tarihli ve 1776 sayılı Kuvvetli Tayın Kanununa göre iaşe edilirler hükmü yer almış, EK-3 ncü maddede ise ek 2 nci madde kapsamında bulunan ve bedelen beslenenlere, 1776 sayılı Kanunda belirtilen ve olağanüstü hal ilan edilen bölgede Genelkurmay Başkanlığınca belirlenecek herhangi bir ilden alınacak rayiç üzerinden hesaplanan tayın bedeli verilir. Bunlar 72.06.1978 tarihli ve 2155 sayılı Bazı Kanun Personeline Tayın Bedeli Verilmesi Hakkında Kanun gereğince ödenen tayın bedelinden ayrıca yararlandırılmaz denilmektedir.
29.08.1996 gün ve 4178 sayılı yasa ile 1776 sayılı Kuvvetli tayın Kanununa eklenen Ek Madde 2'de ise, Bakanlar Kurulunca belirlenecek yaygın ve yoğun bir şekilde terörle mücadele yapılan illerde, terörle mücadeleye yönelik iç güvenlik harekatı ile görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinden Genelkurmay Başkanlığının teklifi üzerine Milli Savunma Bakanlığınca (Jandarma ve Sahil Güvenlik Birlikleri için İçişleri Bakanlığınca) tesbit olunacak birlikleri bu kanuna göre iaşe edilirler. İstihkakın 5700, kaloriyi geçmeyecek şekilde konserve hazır yiyecek olarak verildiği günlerde bu kanunda belirtilen istihkakın iki katına kadar parasal tutarda tabela düzenlenebilir. Yukarıda belirtilen birliklerde görevli erbaş ve erlerden bedelen beslenenlere; bu Kanunda belirtilen tayın bedeli bu madde uyarınca belirlenecek iller arasından Genelkurmay Başkanlığınca seçilecek bir ilden alınan rayiç üzerinden hesaplanarak verilir. Bunlara ayrıca 22.06.1978 tarihli ve 2155 Sayılı Kanun gereğince ödenen tayın bedeli verilmez. Bu madde kapsamında olup, bedelen beslenen birliklerde görevli subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar da birlikle beraber bulunmak zorunda oldukları günler için bu madde hükmüne göre bedelen beslenirler. Bu günler için yine 22.06.1978 tarihli ve 2155 sayılı Kanuna göre peşin ödenen tayın bedeli günlük miktarı düşülerek hesaplanan tayın bedeli farkları ay sonunda ödenir. hükmüne yer verilmiştir.
2528 Sayılı Er Kazanından İaşe Edileceklere İlişkin Kanuna 06.07.1995 gün ve 562 Sayılı Kanun hükmünde Kararname ile eklenen ek fıkrada ordu hastabakıcı, hemşire ve ebelerin erler gibi iaşe olunacakları, bunlardan kazandan iaşelerinin mümkün olmadığı Komutanlık veya kurum amirliğince yazılı belge ile tevsik edilenlerin bedelen iaşe edilecekleri öngörülmüştür.
Dosyada mevcut belge ve bilgilerin incelenmesinden; davacının görev yaptığı Diyarbakır 600 Yataklı Asker Hastanesinin Diyarbakır
.. Kor.K.lığının 29 Kasım ve Mly. but.: 5100-159-95/220 sayılı yazısı uyarınca iç güvenlik harekatında görev alacak birlikler içerisinde gösterildiği ve Hastane Baştabipliğince sivil memurlar dışında hastanede görevli tüm subay, astsubay, uzman erbaş ve erlere Kuvvetli Tayın Bedelinin ödendiği, ordu hemşirelerine ise yasa gereği erler gibi iaşe olunmaları nedeniyle kuvvetli tayın bedeli istihkakının fiilen çalışan gün kadarının iaşe bedeli olarak ödendiği anlaşılmaktadır.
Kuvvetli tayın ile ilgili yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri incelendiğinde; bir birliğin konumu itibariyle iç güvenlik harekatında görev yapacak birlikler arasında gösterilmiş olmasının ve birlik mensubunun kuvvetli tayın istihkakından yararlanması için yeterli olmadığı görülmektedir. Söz konusu istihkaktan yararlanabilmek için iç güvenlik harekatı ile görevlendirilmiş olan birlik mensubunun ayrıca fazla beden zayiatını mucip olacak yahut fazla güç sarfını gerektirecek bir görevi de ifa etmesi gerekmektedir. Karargahta günlük normal mesaisi yürüten bir kişinin kuvvetli tayın hükümlerinden yararlandırılması kanun koyucunun amacına uygun düşmemektedir.
Bu itibarla, kuvvetli tayın istihkakından çalışan günle sınırlı da olsa yararlandığı anlaşılan davacının, esasen kuvvetli tayın bedelinden yararlanamayacak konumda olması nedeniyle kuvvetli tayın bedelinin sınırlandırılarak verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun Davanın REDDİNE.
KARŞI OY GEREKÇEMİZ
427 sayılı KHK ile 2935 Sayılı Olağanüstü Hal Kanununa eklenen Ek-2 nci maddenin birinci fıkrası ile; Olağanüstü Hal ilan edilen bölgelerde iç güvenlik harekatı ile görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinin 1776 sayılı Kuvvetli Tayın Kanununa göre iaşe edilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden Ordu hemşiresi olan davacının görev yaptığı 600 Yt. As. Hst. Baştabipliğinin iç güvenlik harekatında görev alacak birlikler listesinde yer aldığı görülmüştür.
Bu itibarla, davacının kuvvetli tayın bedelinden yararlandırılması dolayısıyla kuvvetli tayın bedelinin sınırlandırılarak verilmesi işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşünde bulunduğumuzda aksi yönde verilen davanın reddine ilişkin karara katılmadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy