(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin 17 Mart 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; davacının Hakkari Dağ Komd.Tug.2.Tb.5.BI.K. lığı emrinde askerlik görevini yaptığı sırada 4.9.1995 günü operasyon sırasında pusuya düşürülerek teröristler tarafından açılan ateş sonucu yaralanarak ömür boyu bir başkasının bakımına muhtaç olacak şekilde sakat kaldığını olayda davacının hiçbir kusurunun bulunmadığını, bakıcı gideri de dahil işgücü kaybı nedeniyle 11.000.000.000. TL. maddi, 500.000.000. TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden, davacının Hakkari Dağ Kom.Tug.2 nci Dağ Komd.Tb.5 nci Dağ Komd.BI.K. lığı emrinde askerlik görevini yaptığı sırada 4.9.1995 tarihinde operasyon görevi esnasında Hakkari Merkez Kavaklı Köyü Altındağlar bölgesi Gecittepe mevkiinde teröristlerle çıkan çatışmada ağır şekilde yaralandığı yapılan tedavileri sonunda GATA Sağlık Kurulunun 3.1.1997 tarih ve 70 rapor numaralı raporu ile belden aşağı felç olacak şekilde sakat kaldığı ve askerliğe elverişli değildir kararı verildiği görülmüştür.
Davacının bir kamu hizmetini yerine getirdiği sırada yaralandığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi sakat kalmış veya şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememizin gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden, bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan umulmadık haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağan dışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece tazmini gereken bir zarar olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle davacının zararının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik kararlarıyla T.C. Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan maluliyet aylığı ve ödenen tütün ikramiyeleri davacının tesbit edilen maddi zararlarından düşüldüğünden maddi tazminat isteyen davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, T.C. Emekli Sandığı Gn.Md. lüğünün 16.10.1997 tarih ve 75.415.086 sayılı yazılarından, Genel Müdürlüğün 25.2.1997 tarih ve 28327 sayılı işlemi ile 1.2.1997 tarihinden itibaren 41.747.000. TL. 1 nci derece Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malullüğü aylığı bağlandığı aylığın 1.7.1997 tarihinde 61.885.000. TL. ye yükseltildiği, 1997 yılı için 11 aylık tütün ikramiyesinin 1998 yılı ilk üç ayında ödeneceğinin bildirildiği görülmüştür.
2330 Sayılı Kanun gereğince davacıya 4.12.1995 tarihinde 27.762.000. TL nakdi tazminat avansı ödendiği ve 18.6.1997 tarihinde de 3.106.338.000. TL. daha nakdi tazminat ödenmiştir. Aynı kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen nakdi tazminat nakdi tazminatı alanın maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacının asgari ücretin 1/2 oranındaki bakıcı ücreti de dahi maddi zararının tesbiti için re'sen seçilen bilirkişinin 17.11.1997 tarihinde tanzim ettiği, bilirkişi raporunun tetkikinden, davacıya bağlanan aylıklar, ödenen tütün ikramiyeleri ile sağladığı nakdi tazminat yararının tamamının mahsubuna rağmen karşılanmayan maddi tazminat hakedişinin 11.678.233.356. TL. olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılmış ancak davacının istemine bağlı kalınmıştır.
Davacıya olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacı vekili manevi tazminata da olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiş ise de, Kurulumuzca takdir edilen manevi tazminat paranın karar sırasındaki alım gücü esas alınarak tesbit edildiğinden bu talebinin reddi cihetine gidilmiş ancak hükmedilen manevi tazminat miktarına karar tarihi olan 10 Aralık 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle:
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı İsmail Cantürk'e 11.000.000.000. TL. (Onbirmilyar TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE,
2- Takdiren davacı İsmail Cantürk'e 300.000.000. TL. (Üçyüzmilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacının yeniden gelir elde edeceği kabul edilen 6 Kasım 1996 tarihinde ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine, faiz oranının 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (Yüzde otuz), 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren %50 (Yüzde elli) olarak UYGULANMASINA,
4- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmesi yolundaki talebin REDDİNE, ancak hükmedilen manevi tazminat miktarına karar tarihi olan 10 Aralık 1997 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine, faiz oranının 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (Yüzde otuz), 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren %50 (Yüzde elli) olarak uygulanmasına,
5- Dava adli yardımlı görülmüş olup, davalı idare harçtan muaf olduğundan, davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 6.00.000. TL. (Altımilyon TL.) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
7- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 85.000.000. TL. (Seksenbeşmilyon TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 18.000.000. TL. (Onsekizmilyon TL.) avukatlık ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy