(2709 S. K. m. 125) (353 S. K. m. 105, 107)
Davacılar vekili 14 MART 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri .......ve ........... oğlu, diğerlerinin kardeşi .............ın Diyarbakır iline bağlı, Çınarlı İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde er olarak askerliğini yapmakta iken 27.06.1996 günü elinde el bombası patlaması sonucu öldüğünü, zararın askerlik hizmetinin ifası sırasında meydana geldiğini ve olayda kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince idarenin sorumlu olduğunu, ölüm ile davacı anne ve babanın destekten yoksun kaldığını, tüm davacıların derin üzüntü duyduklarını, bu nedenlerle davacı baba .............. davacı anne ...............ın ayrı ayrı 500.000.000ar TL. maddi, 500.000.000.ar TL. manevi, davacı kardeşler Necmettin, Fazlı ve Asiye için ayrı ayrı 250.000.000ar TL. manevi tazminat istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacıların yakını J.Komd.Er .............ın ölümü nedeniyle adli ve idari soruşturma yapıldığı, 7 nci Kolordu Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonunda 27.12.1996 gün ve 1996/1658 Esas, 1996/1476 Sayı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Karar verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararında 26.06.1996 tarihinde REŞAN deresinde yapılan operasyondan saat 17.00 sıralarında dönerek operasyon için götürdükleri ağır silah ve mühimmatı üst kattaki mühimmat deposuna koyan aralarında sanık ve mağdurlarında bulunduğu komando bölük personelinin ertesi günü öğle saatlerine kadar sürecek istirahate çekildikleri 27.06.1996 günü saat 08.30 sıralarında ............., ............. ve ............... Çınar İlçe Jandarma Komutanlığı yemekhanesinde televizyona yakın yerde bir masada otururlarken J.Komd.Er ................ın yanlarına geldiği kısa bir süre sonra kalkıp kantine gittiği oradan bir şeyler aldıktan sonra tekrar yemekhaneye geldiği saat 09.00 sıralarında televizyonun yakınında ayakta iken nereden aldığı belli olmayan bir el bombasıyla oynamaya başladığı el bombasıyla oynadığını gören arkadaşlarının kendisine .......... onunla oynama şimdi bir şey olacak biçiminde uyardıkları ...........in bu sahte bomba bundan bir şey olmaz diyerek oynamaya devam ettiği,eliyle bombanın pimine asıldığı, pimin çıkmasıyla şaşırıp durakladığı pime bakıp öylece kaldığı pimin çıkmasından yaklaşık 5 (Beş) saniye kadar sonra önce çat sesi ardından patlama olduğu bombanın parça etkisiyle ..........in yere düştüğü vücudunun muhtelif yerlerinin kanla kaplandığı olay yerinde öldüğü, patlama sırasında yemekhanede bulunanlardan J.komd.Erler .........., ............, .............. ve...........inde muhtelif yerlerinden yaralandıkları, olayın tamamen J.komd.Er ..............ın tedbirsizliği dikkatsizliği emir ve talimatlara riayetsizliği sonucu meydana geldiği kendi ölümünde ve J.komd.Erler ...........,..............,..............., ...............ın yaralanmalarında başka kimsenin kasıt, ihmal yada kusurunun bulunmadığı,............., .............., ............, ............., .............e ait ifade tutanakları, olay yeri krokisi, tutanaklar, olay yeri tespit ve ölü muayene tutanağı, tutanaklar, birliği komutanlığının yazıları gibi belgelerden anlaşıldığından 353 Sayılı Yasanın 105 ve 107 nci maddeleri gereğince Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verildiği denilmektedir.
Dava dosyasının Dairemize intikali üzerine 08.10.1997 tarihli ara kararımızla davacı idareden getirtilen Nakdi Tazminat Komisyonu dosyası,7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığından getirtilen adli soruşturma dosyası ve dava dosyasının incelenmesinden;
Davacıların yakını müteveffa J.Er ..............ın 22.05.1995 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılan silah kazalarına karşı alınacak önlemlerle ilgili emre göre kendisine ait olmayan silahları hiç bir suretle almaması, emredilen yer ve zaman dışında başka bir yerde bulundurulmaması, keza müşterek tebellüğ belgesi ile kendisine de tebliğ edilen Çınar İlçe Jandarma Komutanlığının 02.10.1995 tarihli kazaları önleme emrinde, her seviyedeki personelin kullandığı araç., silah ve yakıcı aletlerin teknik özelliklerinin, yanlış yerde kullanıldığında ne gibi zararlara sebebiyet vereceklerinin müteveffaya da anlatılmış ve bu konuda kendisine gerekli ve yeterli eğitimi verilmiş olmasına rağmen, bir gün önce akşam üzeri operasyondan dönüldükten sonra ağır silah, silah ve mühimmatlarının mühimmat deposuna konulup deponun kilitlenmesinden sonra, bölük olarak ertesi günü öğlen saatine kadar sürecek istirahate başlandığı, 27 HAZİRAN 1996 sabahı saat 08.30 sıralarında yemekhaneye gelen müteveffanın kısa bir süre sonra kantine giderek bazı yiyecek maddeleri alıp yemekhaneye döndüğü ve eline aldığı el bombasını kurcalamaya ve elini piminin halkasına takıp bombayla oynamaya başladığı, orada bulunan birkaç er tarafından kaza olur, el bomba ile oynama, bomba ile şaka olmaz diye ikaz edilmesine rağmen bu sahte bomba bir şey olmaz, korkmayın diye karşılık verdiği ve el bombasının pimini çekmesi üzerine bombanın infilak ettiği, kendisinin öldüğü J.Komd.Er ............, .........., ...........ın muhtelif yerlerinden yaralandıkları anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Tüm dosyalarda bulunan tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu davacıların yakını müteveffanın olay günü sabahı bombaların bulunduğu dolaptan aldığı el bombasını kendisine tebliğ edilen müteaddit emre rağmen yemekhanede yanında oturan erlerin arasında kurcalamaya başlaması, tüm erlerin bombayla oynamaması konusundaki ısrarlı ikazlarına rağmen, bombanın sahte olduğunu söylemek suretiyle ikazlara aldırmaksızın pimini çekip patlamasına kendisinin ölümüne sebebiyet verilmesi olayında hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan, dolayısı ile idareye izafesi kabil bir hizmet kusurunun bulunmadığı gibi zararlı, bu sonucun idarenin bir eyleminden ve ajanın kusurlu davranışlarından kaynaklanmadığı, tamamen müteveffanın kendi eyleminden meydana geldiği Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair verilen kararda ki açıklamalar karşısında da hizmet ile zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, bu itibarla olayda idarenin tazmin borcunun bulunmayacağı sonucuna varılmıştır.
Patlayan el bombasının bölgede operasyonlarda elde edilen, tim komutanının kilitli dolabında muhafaza edilmekte olan ve tim komutanının haberi olmadan dolaptan alınmış olduğuna dair 27.06.1996 tarihli olay yeri inceleme tutanağı, bomba ve mühimmat türü patlayıcı maddelerin tim komutanları odasında bulunan ve anahtarı tim komutanında olan dolapta muhafaza edilmekte olduğuna ilişkin 01.11.1996 tarihli tutanak, müteveffanın makinalı tüfek nişancısı olup operasyonlara giderken yanında el bombası da taşıdığı, 1975/1 tertip asker olup bombayı çok iyi tanıdığı, silah ve bomba eğitimini yapmış el bombası konusunda eğitimli ve tecrübeli el bombası ile atışlar yapmış bir personel olduğuna dair tanık ifadeleri diğer taraftan kıta K.lığı, muhakkik ve Askeri Savcı tarafından tanık olarak dinlenen pek çok kimsenin bu konuda hiç bir beyanı bulunmadığı halde tanık Er ............ C.Savcı tarafından alınan 27.6.1996 tarihli ifadesinde malzemelerin konulduğu dolap kilidinin muhkem olmayıp, ufak zorlama ile açılabildiğini beyan etmiş ise de, dolap anahtarının kendisinin muhafazasında oluşundan dolayı, kendisine sorumluluk yüklenmesi endişesi ile bu şekilde beyanda bulunmuş olabileceği, dinlenen pek çok tanıktan bu tanık dışında kimsenin böyle bir beyanda bulunmaması, bu konudaki diğer bilgi, belge ve tutanaklar karşısında davacılar vekilinin olayda davalı idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğu bulunduğuna ilişkin tüm iddialarına katılma olanağı bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE
KARŞI OY GEREKÇEM
El bombası gibi tehlikeli bir silahın idarece çok güvenli bir şekilde muhafaza edilmesi gerekirken, kilidinin hafif bir zorlama ile açılabildiği dolapta muhafaza edilmesi nedeniyle idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, müteveffanın bu kilidi hafifçe zorlayarak buradan el bombasını alması ve el bombası ile oynamaması gerekirken pimini çekmek suretiyle el bombasının patlamasına neden olan eylemleri illiyet bağını kesecek nitelikte olmayıp, ağır müterafik kusurlu kabul edilerek davacıların zararının giderilmesi gerektiği kanısında olduğumdan çoğunluk görüşüne katılamadım. 04.02.1998 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy