(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21)
Davacı tarafından verilerek 24 Mart 1997 günü kayda geçen dava ve idarenin savunması üzerine verilen ikinci dilekçelerde özetle: Ankara 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesinde İç Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapmakta iken, Şubat 1994 yılında girdiği sınavı kazanarak Gülhane Askeri Tıp Akademisi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Hemotoloji Bilim Dalı Eğitim ve Öğretim Kısmında Yan Dal Uzmanlık öğrenimi gördüğünü, öğrenimi sonrasında İzmir 600 Yataklı Mevki Askeri Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanlığının bir yan dal uzmanlığı olduğunu, bu yönüyle Gastroenteroloji, Nefroloji ve Onkoloji gibi bilim dallarından bir farkı bulunmadığını, bu dallarda yanda uzmanlık öğrenimi gören arkadaşlarının tamamının kendi öğrenim branşlarının kadro görevlerine atandırıldıklarını, sadece Hematoloji uzmanlarının kadrosunda Hematoloji Uzmanlık kadrosu bulunmayan hastanelere İç Hastalıkları Uzmanı olarak atandırıldıklarını, bunu da hastanelerin TMK. 8-1025 F'sında, hastanelerin iç hastalıkları uzmanı eksik olan hallerde hematologların iç hastalıkları görevini de yapacaklarına ilişkin kadro açıklamasından kaynaklandığını, bu durumun yasalara uygun olmadığını, nitekim 20 Kasım 1996 günü yaptığı başvuruyla kanuna aykırı uygulama ve işlemlere değinerek yanlışlığın düzeltilmesini istediğini, aksi halde yanda uzmanlık öğrenimi süresi kadar yükümlülük süresinin uzatılamayacağını öne sürdüğünü, başvurusunun silsile yoluyla Kara Kuvvetleri Komutanlığına gönderildiğini, dileğinin Kara Kuvvetleri Komutanlığınca reddedildiğini, işlemde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının konuyla ilgili görüşlerinin alındığından söz edilerek yandal uzmanlık öğrenimi gören personelin görüşünün, sorununun yanlış sorulması sonucu bilimsellikten uzak bir görüş olduğunu, Hematoloji Uzmanını, İç Hastalıkları Uzmanlık öğrenimi gördüğü için elbette İç Hastalıkları Uzmanlığı kadro görevini de yapabileceğini, ancak bu durumun idari gerekliliklerle bağdaşmayacağını, önemli olanın, kamu hizmetinin verimliliği ilkesinden hareketle personeli kendi uzmanlık alanında kullanmak olduğunu, hizmet kadrolarının da buna göre personelin yetiştirilme amacına, mesleki ve bilimsel kariyerine uygun olarak hazırlanması gerektiğini, her şeyden önce hizmet yönünden Hematoloji uzmanına gereksinme yok ise personel temin ve yetiştirme planlarında bu uzmanlık alanına yer verilmemesi gerektiğini, gereksinme bulunduğuna ve Hematoloji Branşında uzman personel yetiştirildiğine göre artık bu personelin uzmanlık alanının kadro görev yerlerinde çalıştırılması gerektiğini, bunu idareye güvenin ve idari istikrar ilkesinin doğal bir sonucu olduğunu, İç Hastalıkları Uzmanı olan birisinin iki yıllık ek yükümlülük süresini göze alarak bir üst kariyerde uzmanlık öğrenimi yapmayı, buna karşılık idarenin de o kişiyi yeni uzmanlık alanında istihdam etmeyi zımnen kabullendiğini, idarenin bu yükümünden kaçınamayacağını, idarenin yetişmiş biri şahsı daha alt bir uzmanlık alanında kullanamayacağını, yetişmiş bir personelin yetiştiği uzmanlık alanında istihdam edilmemesinin onun bilimsel yönden gerilemesine ve körleşmesine yol açacağını, kaynak israfına yol açacağını, bu durumu hukuk mantığı bilimsellikle bağdaştırılamayacağını, bilgi birikimi ve deneyimi Hematolog uzmanlığı dalında oluşmuş birisinin, İç Hastalıkları uzmanlığını da yapar varsayımından hareketle daha alt bir branşta çalıştırılmasının haklı bir yanı bulunmadığını, idarenin hastanelerde hematolog kadrosu açma yerine, kadro açıklamasına dayanarak hematoloji uzmanını iç hastalıkları uzmanı olarak, atamasının hukuka uyarlı sayılamayacağını, iç hastalıklarının yan dalı sayılan Gastroenteroloji, Kardiyoloji bölümlerinde yan dalı uzmanlığı yapanlara kadro verilirken, hematoloji yan dalı uzmanlığı için kadro verilmemesinin eşitlik ilkesi ile de bağdaştırılamayacağını, işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İç Hastalıkları Ana Bilim Dalında uzmanlık öğrenimi görerek uzmanlaşan ve Ankara 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesinde İç Hastalıkları Uzmanı olarak görev yaptığı sırada, Şubat 1994'te girdiği sınavı kazanan davacının, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Hematoloji Bilim Dalında Yandal Uzmanlık öğrenimine başladığı, öğrenimi sonrasında, 1996 Ekim ayı içinde İzmir 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesi İç Hastalıkları Servisi İç Hastalıklar Uzmanlık kadrosuna atandırıldığı, 20 Kasım 1996 günlü dilekçe ile idareye başvurduğu, iki yıl öğrenim görerek bilgi ve deneyimini arttırdığı, Türk Silahlı Kuvvetlerine daha yararlı olmak amacıyla özel uzmanlık alanıyla ilgili bir kadronun 600+200 Yataklı Asker Hastanelerinde açılması ve açılan kadroya atandırılması gerektiği dileğinde bulunduğu, bu dileğinin Kara Kuvvetleri Komutanlığının Aralık 1996 gün ve PER: 4031-907-96/ Tay. D.Sağ.Ş. sayılı işlemi ile reddedildiği, dava dosyasında mevcut belgelerden anlaşılmıştır.
Davanın konusu, 600 ve 200 Yataklı Askeri Hastanelere Hematolog kadrosu verilmemesine ilişkin işlem ile bu hastanelerin Teşkilat Malzeme Kadrolarına Hematologları İç Hastalıkları uzmanlık görevini yapacakları yolunda getirilen kadro açıklamasının iptali isteminden ibarettir.
Davacı İç Hastalıkları Ana Bilim Dalının Yan Dalı sayılan Hematoloji Bilim Dalında iki yıl Yan Dal Uzmanlık öğrenimi gördükten sonra, uzmanlaştığı bu alanda değil, önceden olduğu gibi yine İç Hastalıkları uzmanı olarak istihdam edilmesinden ötürü duyduğu memnuniyetsizlik nedeniyle bu istihdam şeklinin görev yaptığı İzmir 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesinin Teşkilat ve Malzeme Kadrosunda Hematoloji uzmanı kadrosunun bulunmamasından ve kadro açıklamasında İç Hastalıkları uzmanı bulunmayan hastanelerde Hematoloji uzmanlarının İç Hastalıkları uzmanı olarak görev yapacaklarına ilişkin kadro açıklamasından kaynaklandığı iddiasıyla iptal davası açmış bulunmaktadır.
Kamu hizmetinin unsurlarından birisi ve en önemlisi hiç kuşkusuz personeldir. İdare hizmeti en iyi ve kesintisiz biçimde kamuya sunmakla yükümlüdür. Bunu başarabilmek için kamu hizmetine nitelikli ve kaç kişiyle, hangi araçlarla yürütüleceğini planlayarak organize olmak durumundadır. Kamu hizmetinin özelliğine göre o hizmet için kaç kişiye gereksinme duyduğunu ve o hizmet için statüye alacağı personelin niteliklerini belirleme görevi mutlak surette idareye ait bir keyfiyettir. Kamu hizmetinin türleri, adlandırılması ve hizmetin gereksinme duyduğu personel miktarı ile personelin nitelikleri kadrolarda, diğer bir deyişle Teşkilat ve Malzeme kadrosunda gösterilir.
Davacının görevli bulunduğu İzmir 600 Yataklı Mevkii Asker Hastanesinin TMK. sında da İç Hastalıkları Servisinde albay rütbesinde İç Hastalıkları Uzmanına gereksinme duyulduğu, buna karşın personel durumu yeterli bulunmaması ve kadroya tanımlanan uzmanlık alanıyla ilgili uzman personel atandırılamaz ise kadro ihtiyacının Hematoloji uzmanlarıyla karşılanacağı, Hematoloji Bilim Dalında Yandal uzmanlık eğitimi görmüş olanların İç Hastalıkları uzmanı olarak atandırılabileceği açıklaması getirilmiştir.
Davacının İç Hastalıkları Ana Bilim Dalında uzmanlık öğrenimi yaptığında ve bu alanla ilgili olarak uzman tabip statüsünde görev yaptığında taraflar mutabık olup aralarında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı aynı zamanda İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Yan Dalı olan Hematoloji Bilim Dalında da Yan Dal Uzmanlık eğitimi görmüş birisidir.
Hizmet gereklerine göre idarenin Teşkilat ve Malzeme Kadrosunda, hizmeti İç Hastalıkları Servisi olarak adlandırıp ona göre kadrolamasında ve Hematoloji Bilim Dalında Yan Dal Uzmanlık eğitimi gören personel yönünden gerektiğinde Hematoloji branşında Yan Dal Uzmanlık eğitim görmüş olan personelin İç Hastalıkları Uzmanı olarak atandırılabileceğine ilişkin olarak TMK. ye açıklama getirmesinde hukuka aykırı bir yan bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Zira Hematoloji dalının Ana Bilim Dalı İç Hastalıkları olup, davacıda zaten o Ana Bilim Dalında uzman statüsünü önceden kazanmış birisidir. Kadro ihtiyacının yeterli personel bulunmaması halinde Ana Bilim Dalında uzmanlaşmış personelle karşılanmasından daha doğal bir şey olamaz.
Öte yandan, idarenin hizmet gereklerine göre organize olma durumuna yargı organlarının müdahalesi, Anayasanın 125 nci maddesinin 4 ncü fıkrası ile 1602 Sayılı Kanununun 21 nci maddesi uyarınca söz konusu olamaz, zira değinilen maddelerde idari yargı denetiminin sınırı çizilmiş, idari yargı yetkisi idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı tutularak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği, yerindelik denetimi yapılamayacağı öngörülmüştür.
Davacı TMK. da olmayan bir kadronun verilmesini, açıkça Hematoloji uzmanlık servisinin kurularak, bu branşta uzmanlaşan personel için kadro verilmesini yargı kararından beklemektedir. Böylesi bir karar, yargı organını kamu hizmetinin yürütücüsü durumundaki idarenin yerine geçirmek demektir ve aynı zamanda idari işlem niteliğinde karar verilmesi anlamına gelir ki bu, yukarıda değinilen yasal kurallar karşısında hukuken olanaksızdır.
İptali istenilen işlemler tüm öğeleriyle hukuka uyarlı olup, davacının öne sürdüğü iddialar, kabule değer görülmemiştir.
Açıklandığı üzere, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy