(657 S. K. m. 20, 94)
Davacı tarafından verilerek 24 Mart 1997 günü kayda geçen dava dilekçesinde özetle; memuriyetten çekilmiş sayılması dileğiyle başvuruda bulunduğunu, ancak birkaç gün sonra 6 Ocak 1997 günü bu dileğinden vazgeçtiğini ve aynı günlü dilekçesi ile istifa isteminin işleme konulmamasını istediğini, vazgeçme dilekçesinin verildiği tarihten itibaren uzunca zaman amiri tarafından yetkili makamlara gönderilmeyerek 24 Ocak 1997 gününe dek bekletildiğini, 31 Ocak 1997 gün ve PER. 4381-238-97/EMK.Eşl. sayılı onayla istifasının kabul edildiğini, onay işlemi alınmadan istifadan vazgeçtiğinin onay makamı olan Deniz Kuvvetleri K. lığına bildirmesi gerektiğini, işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İstanbul Kuzey Deniz Saha K. lığı Askeri Mahkemesinde aday memur statüsünde, tutanak katibi olarak görevli davacının 2 Ocak 1997 günü verdiği dilekçesiyle Devlet Memuriyetinden çekilme isteminde bulunduğu, dilekçesinin işleme konulduğu, ancak davacının 6 Ocak 1997 günlü verdiği yeni dilekçesiyle memuriyetten çekilme isteminden vazgeçtiğini, 2 Ocak 1997 günlü dilekçesinin dikkate alınmaması ve işleme konulmaması dileğinde bulunduğu, buna karşın davacının çekilme istemli dilekçesi esas alınarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 31 Ocak 1997 gün ve PER. 4381-238-97/EMK.İşl. sayılı onay işlemi ile Devlet Memurluğundan çekilmiş sayıldığının kabul edildiği, sonucun davacıya 10 Mart 1997 günü tebliğ olunduğu ve bu şekilde çıkan uyuşmazlığı davacının yargı yoluna döktüğü anlaşılmaktadır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 20 nci maddesinde, Devlet Memurlarının Kanunda belirtilen esaslara göre memurluktan çekilebilecekleri genel bir hak olarak tanınmış, Kanunun 94 ve müteakip maddelerinde de çekilme hakkının kullanım şekli ve buna bağlı olarak doğacak hukuki sonuçları özel biçimde düzenlenmiştir.
Kanunun 94 ncü maddesinin ilk fıkrasında, Devlet Memurluğunun bağlı bulunduğu kuruma yazılı olarak başvurmak suretiyle memurluktan çekilme isteminde bulunabileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı maddenin 3 ncü fıkrasında çekilmek isteyen memur yerine atanan kimsenin gelmesine veya çekilme isteğinin kabulüne kadar görevine devam eder. Yerine atanan kimse bir aya kadar gelmediği veya yerine bir vekil atanmadığı takdirde, üstüne haber vererek görevini bırakabilir denilmiştir.
Kanunun 98 nci maddesinin (c) bendinde, memurluktan çekilme, Devlet Memurluğunu sona erdiren nedenler arasında sayılmıştır.
Görüldüğü üzere Devlet memurluğundan çekilmek için, memurun kurumuna yazılı başvuruda bulunarak çekilme isteminde bulunması yasal bir gerekliliktir. Şu hale göre, Devlet memurluğundan çekilmenin tek ve ön koşulu yazılı istemde bulunulmasıdır. Devlet memuriyetinden çekilme isteminde bulunulması kaydıyla yetkili makam, kanunen bağlı yetkisi gereği çekilme istemini kabul ederek o yolda işlem tesis etmek durumundadır. Devlet Memurluğundan yazılı çekilme isteminde bulunulmadıkça memurun memuriyetten çekilme isteğinin kabulü yolunda bir işlem tesis edilemez, edilmiş olsa dahi işlem en azından neden öğesi bulunmadığı için hukuka uyarlı sayılamaz.
Devlet memurluğundan çekilme istemi, kişi bakımından, artık bu statüde memur olarak çalışmayacağına ilişkin özgür bir istenç açıklamasıdır. Anayasal bazda herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme özgürlüğüne sahip olup (Anayasa Md. 48), yasalarda öngörülen hallerin dışında kimse zorla çalıştırılamaz. (Anayasa Md. 18) Kişinin yaşamım kendi tercihlerine göre yönlendirme ve dilediği alanda çalışma hakkının doğal sonucu olarak, memuriyetten çekilip çekilmemesi hakkındaki tercihini de kendi özgür istenciyle belirleyecektir.
Davaya konu uyuşmazlıkta, davacı 2 Ocak 1997 günü verdiği dilekçesinde, memurluktan çekilme isteminde bulunmuş ancak davalı idarenin memuriyetten çekilme isteğinin kabul edildiği yolundaki işlemini henüz tesis edemediği aşamada, 6 Ocak 1997 günlü yeni dilekçesi ile bu isteminden vazgeçtiğini ifade ederek ilk dilekçesi üzerine işlem yapılmaması dileğinde bulunmuştur. Davacı ikinci dilekçesiyle Devlet memuriyetinden çekilme isteminden vazgeçtiğine ve bu dilekçesini, çekilme istemli dilekçesine bağlı kalınarak çekilme isteminin kabul edildiği yolunda işlem tesis edilmeden önce ve yetkili makama ulaştırılmasına olanak sağlayacak bir sürede verdiğine göre artık ilk dilekçesindeki Devlet memuriyetinden çekilme isteminin hukuki varlığından ve geçerliğinden söz edilmesi olanaksızdır. Davacının Devlet Memurluğundan çekilme isteminden vazgeçtiği dilekçesini zamanında verdiği cihetle, bu dilekçenin yetkili makama iletilmemesi idarenin kendi iç sorunu olup, uyuşmazlığın özünü ilgilendirmemektedir.
Devlet memurluğundan çekilmiş sayılma işleminin ön koşulu, memurun yazılı istemde bulunmasıdır. Davacı özgür istenciyle bulunduğu memuriyetten çekilme isteminden, ikinci dilekçesiyle vazgeçtiğinden bundan böyle ilk istenç açıklamasının işlemin ön koşulunu oluşturduğu düşünülemez. Bir diğer anlatımla işlemin maddi ve hukuki nedeni olan yazılı olarak istemde bulunma koşulu gerçekleşmeden işlem tesis edilmiştir. Her işlemin mutlaka geçerli bir nedeni olmalıdır. Nedensiz işlem tesis edilemez. Bulunulan ama sonradan vazgeçilen bir istenç açıklaması, tesis edilen işlemin nedeni olamaz. Bu bakımdan idarece tesis edilen işlem, nedensiz tesis edilmiş hukuka aykırı bir işlemdir.
Davacının aday memur statüsünde bulunması ve adaylık süresinde başarısız olması, vazgeçtiği istencine dayanılarak, hakkında Devlet Memurluğundan çekilme isteminin kabulüyle ilgili tesis edilen sakat işleme hukuki sağlık kazandıramaz. Her şeyden önce, Devlet memurluğundan çekilme istemi uyarınca istemin kabulüyle memuriyetin sona ermesi ile aday memurluktan ilişik kesilmesi farklı hukuki durumlar olup, 657 Sayılı Kanunda ayrı ayrı düzenlenmişlerdir. Bu iki hukuki durum üzerine tesis edilecek işlemlerin maddi ve hukuki nedenlerinin farklılığı, doğuracakları sonuçların benzer olmaması esas alındığında, davacının başarısızlığı yüzünden aday memurluktan çıkarılma olasılığının varlığı kabul edilip, vazgeçilse dahi çekilme istemine bağlı kalınarak tesis edilen ve hukuken sakatlığı sabit olan işlemin hukuka uygun bulunmasına, bir bakıma neden ikamesi yapılmasına yönelik öneri haklı sayılamaz. O nedenlerle davalı idarenin savunmalarında öne koyduğu hususlar kabule değer görülmemiştir.
Açıklandığı üzere, neden öğesi yönünden hukuka aykırı işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy